• BIST 108.162
  • Altın 151,204
  • Dolar 3,6561
  • Euro 4,3295
  • Malatya : 21 °C
  • Ankara : 21 °C
  • İzmir : 26 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Elazığ : 23 °C
  • Adıyaman : 25 °C
  • Trabzon : 19 °C

2016-2017 Adli Yıl Açılış Töreni

01.09.2016 12:08
2016-2017 Adli Yıl Açılış Töreni
Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, 6723 sayılı Kanun ile Yargıtay'daki üye sayısının 310'a düştüğünü belirterek, "Türkiye nüfus ve hukuk...

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, 6723 sayılı Kanun ile Yargıtay'daki üye sayısının 310'a düştüğünü belirterek, "Türkiye nüfus ve hukuk sistemleri bakımından benzeyen Fransa'da üye sayısı 163, daire sayısı ise 6'dır. Almanya'da üye sayısı ise 133'tür. Bizde periyodik olarak üye sayımız 200'e kadar düşürülecektir. Böylelikle farklı dairelerin aynı konudaki ihtilaflara bakmasına engel olacak ve daireler arasındaki içtihat farklılıkları önlenecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 2016-2017 adli yıl açılış töreninde konuşan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, hukuk eğitimi, yargı ve Yargıtay'ın sorunları, adli kalitenin sağlanması bakımından önemli bir faktörün de hukuk eğitimi olduğunun altını çizerek, "Hem lisans, hem de lisansüstü, meslek öncesi ve meslek içi eğitimde belli bir kalitenin altına düşülmemesi gerekir. Hukuk fakültelerinin sayısında son yıllarda yaşanan olağanüstü artışın adli kalitenin sağlanması bakımından önemli bir risk oluşturduğunu düşünüyorum. Hukuk fakültelerinde lisans eğitiminin beş yıl olması, birinci sınıflarda hukuk sosyolojisi, hukuk felsefesi, hukuk tarihi ve Türkçe dil bilgisi ve gramer derslerinin zorunlu olarak okutulmasının adli kalitenin artırılması bakımından yararlı olacağı kanısındayım. Yargının yıldan yıla aktarılan değişmez sorunlarının başında, yargı mercilerinin baş etmekte zorlandıkları ağır iş yükü gelmektedir. Gerek ilk derece mahkemeleri, gerek bölge adliye mahkemeleri, gerekse de temyiz mahkemeleri, giderek artan ve ağırlaşan iş yükü altındadır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçirilmiş olması, Yargıtay'ın iş yükünün azalması ve gerçek fonksiyonu olan içtihat mahkemesi niteliğine kavuşması Türk yargısının işini kolaylaştıracak mıdır? Şüphesiz kolaylaştıracaktır. Ancak açıkça ifade etmem gerekir ki yargının tüm sorunlarını çözmeye yetmeyecektir. Zira, ülkemizde tüm uyuşmazlıklar ciddi bir sınırlamaya tabi olmaksızın yargıya taşındığından bu düzenlemeler de ilk derecede mahkemeleri ve bölge adliye mahkemelerinin üzerlerine gelmeye devam edecek olan iş yükünü maalesef engellemeyecektir" diye konuştu.

"Karşılaştırılmalı hukuktaki iyi uygulama örneklerinin model alınması yargı reformunun temel amaçlarından birisidir"

Yargı sisteminde adil ve etkin bir fıltreleme sisteminin bulunmadığını vurgulayan Cirit, "Etkin bir fıltreleme sistemi kullanılarak basit nitelikteki bir kısım davaların yargı dışında çözülmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Taraflar arasındaki 1 TL'lik ihtilaftan milyon TL'lik ihtilaflara kadar her konu yargıya taşınmaktadır. Mevzuattaki düzenlemelerin yetersizliğinin de etkisiyle kamu inisiyatif almakta zorlanmaktadır. Böylelikle vatandaş, devletle davalı olmakta ve birbirine benzer binlerce dava yargı üzerine gelmektedir. Bu noktada da kamunun inisiyatifini alarak benzeri bir takım davaları vatandaşı yargıya gitme zorunluluğuna itmeden kendisinin çözmesi gerekmektedir. Yargıya ilişkin tüm kurumların bütünsel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi yapılmadan, gerçek anlamda bir yargı reformundan bahsedilmesi söz konusu değildir. Tüm dünyada yargı sistemleri, benzeri sorunlarla karşılaşmış, kendilerine göre çözüm yöntemleri bulmuşlardır. Küreselleşen dünyada bir anlayış birliği sağlanmasa da ortak sorunlara ortak çözümler bulmak zorunlu hale gelmiştir. Bu bağlamda dünyadaki gelişmiş yargı sistemlerinin iyi uygulama örnekleri alınarak yargı teşkilatımızın işi kolaylaştırılabilir. Bunun yolu da uyuşmazlıkların bir kısmının alternatif çözüm yöntemleriyle sonuçlandırmaktan geçmektedir. Karşılaştırılmalı hukuktaki iyi uygulama örneklerinin model alınarak, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının etkin bir şekilde kullanılması ve uyuşmazlıkların ekonomik, çabuk ve tatmin edici şekilde çözülmesi yargı reformunun temel amaçlarından birisidir" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'de alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin gelişimine ciddi destekler sağladık"

Son bir yıl içinde Yargıtay olarak Türkiye'nin belli başlı adalet aktörleri ile birlikte arabuluculuk konusunda iki büyük uluslararası organizasyon düzenlediklerini söyleyen Cirit şöyle devam etti:

"Bunlardan birincisi 14-17 Ekim 2015 tarihlerinde Antalya'da, Danıştay, Adalet Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile gerçekleştirdiğimiz alternatif "Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu'dur. Türk yargısının çok önemli bir sorunu olan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri genel olarak yabancı uzmanların da katılımı ile bu sempozyumda değerlendirilmiştir. İkincisi ise 25-30 Nisan 2016 tarihlerinde İstanbul'da Adalet Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ortaklaşa düzenlenen "Uluslararası Arabuluculuk Sempozyumu'dur. Bu sempozyumda aralarında dünyanın belli başlı arabuluculuk merkezlerinin yöneticileri de bulunan 12 yabancı konuşmacının katılımı ile Türk arabuluculuğunun geleceği konusunda karar vericilere yönelik ciddi bir değerlendirme yapma fırsatını bulduk. Ayrıca 120 başkan, üye, onursal başkan ve üye ile tetkik hâkimine arabuluculuk eğitimi verdik. Bu şekilde Türkiye'de alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin gelişimine çok ciddi destekler sağladık."

"Türk yargısının uluslararası alanda saygın ve önemli bir yer edinmesi için öncü ve üstün fikirlerle ilerliyoruz"

Yargıtay'da arabuluculuk çalışmalarına da kaynak ayırmak amacıyla mali alt yapıyı güçlendirerek, Yargıtay döner sermayesini 50 bin TL'den 10 milyon TL'ye yükselttiklerini kaydeden Cirit, "Yargıtay'da arabuluculuk konusunda çalışacak uluslararası bir merkez kurulması yönündeki çalışmalarımız devam etmektedir. Bu yıl içinde ticari uyuşmazlıklara ilişkin oldukça teknik ve uluslararası bir çalışmaya ev sahipliği yapacağız. Bu şekilde Yargıtay olarak, Türk yargısının uluslararası alanda da saygın ve önemli bir yer edinmesi için öncü ve üstün fikirlerle ilerlediğimizi gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Toplumun beklentileri ile örtüşen ve şeffaflık ilkesinin bir gereği olan bu tür açılımların bireylerin hukuki güvenlik ve barış içinde yaşamalarına önemli katkılar sağlayacağı ve yargıya olan güveni daha da artıracağı açıktır. Ayrıca şeffaflık, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile yaptığımız projede bir bileşen olarak yer almaktadır. Şeffaflığın sağlanması için kamu kuruluşlarının yanı sıra kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve sivil toplumla olan ilişkilerin dengeli ve düzeyi şekilde yürütülmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda yapılacak çalışmaların önemi dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Öte yandan, iş yükü başta olmak üzere yargının sorunlarının adalet kurumlan ile paylaşılması ve Türk yargısının ortak bir stratejisinin oluşturulması amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla daha yakın işbirliği yapılması ve bunun sonuçlarının kamuoyuna açıklanması hedeflenmektedir. Bu şekilde Yargıtay İletişim Stratejisi de geliştirilecektir" değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye'deki yargı faaliyetleri konusunda önyargısız bir ortam, kamuda artan güven ve sahiplenmenin oluşturulması hedeflenmektedir"

Yargıtay İletişim Stratejisi ile Türkiye'de yüksek mahkemeler, Adalet Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, medya ve ilgili paydaşlarla daha iyi ilişkilerin sağlanmasının amaçlandığını ifade eden Cirit, "Böylelikle Türkiye'deki yargı faaliyetleri konusunda önyargısız bir ortam, kamuda artan güven ve sahiplenmenin oluşturulması hedeflenmektedir. Yargıtay'ın eğitici görevini ve Yargıtay içtihatlarının da objektif işlevini yerine getirebilmesi, tüm kararlarının kamunun erişimine açılmasını zorunlu kılmaktadır. Bunun yanında kararlara erişim, Avrupa İnsan Hakları sistemi içerisinde değil, Birleşmiş Milletler'in temel metinlerinde "şeffaflık" ilkesinin asgari bir standardı olarak kabul edilmektedir. Nitekim, Avrupa Birliği 2015 yılı İlerleme Raporu'nun "Yargı ile Temel Haklar" ana başlığının "Yargının Kalitesi" alt başlığı altında, kararlara erişim konusuna değinilmiştir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki bugüne kadar Yargıtay'ın 1 milyon 700 bin kararı kamuoyu erişimine açılmıştır. Bu çalışmalar hala etkin bir şekilde devam etmektedir. Kararlara erişim konusunda yakın zamanda avukatlar ve hukukçular başta olmak üzere toplumun her kesiminin beklentisini karşılayacak bir memnuniyet düzeyine ulaşacağımıza inanıyorum. Uluslararası çabalarımızın yoğunlaştığı diğer bir konu da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile olan ilişkilerdir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 29 Ocak 2016 tarihinde düzenlenen "terör ve soykırım" suçları temalı adli yıl açılış seminerine katılım sağlanmış, Türkiye'de terör olgusu konusunda AİHM Başkanı ile fikir alışverişinde bulunulmuştur. Bu konuda Yargıtay sunumu, tüm katılımcılara seminer sırasında dağıtılmıştır. Ayrıca, Yargıtay'ın terör suçları konusundaki uygulamasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesindeki standartlarla karşılaştırmalı olarak incelendiği bir kitap Türkçe ve İngilizce olarak basılmış ve dağıtılmış olup, söz konusu çalışmaya Yargıtay'ın internet sitesinden erişilebilmektedir" şeklinde konuştu.

Yargıda Şeffaflık İstanbul Bildirgesi

Yargıtay Başkanlığı'nın Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Türkiye işbirliğinde ev sahipliğini yaptığı "3. Uluslararası Yüksek Mahkemeler Zirvesi'nin 1-4 Haziran 2016 tarihlerinde Bursa ve İstanbul'da yapıldığını hatırlatan Cirit, "Zirveye Türkiye'den ve Balkan ülkelerinden yüksek mahkeme başkanları ve yargıçları ile uluslararası kuruluşların temsilcileri katılmıştır. Zirvede adalet alanındaki diğer konuların yanı sıra, yargı sürecine ilişkin bilgi, deneyim ve en iyi uygulamaların paylaşımı için bir platform oluşturulmuştur. Programda adalete erişim, adaletin sağlanması, toplum katılımı, yargı etiği ve yargıda şeffaflığa ilişkin İstanbul Bildirgesi üzerine tartışma ve değerlendirme başlıklı 5 oturum, uluslararası düzeydeki kolaylaştırıcıların katkısı ile gerçekleştirilmiştir. Zirveler serisinin üçüncü ayağında Yargıtay öncülüğünde yüksek yargıda şeffaflığa ilişkin geliştirilen Yargıda Şeffaflık İstanbul Bildirgesi'nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilmesi için devletler ve uluslararası kuruluşlar nezdindeki çalışmalar devam etmektedir. Yargıda Şeffaflık İstanbul Bildirgesi, şu ana kadar 40 ülkeyle birlikte ortak çalışma yapılmış, tamamlanması durumunda da bizim hazırladığımız bildirge geçerli olacaktır. Bundan sonra atıflar şeffaflık konusunda İstanbul Bidirgesi'ne yapılacaktır" açıklamasında bulundu.

"Üye sayımız periyodik olarak 200'e kadar düşürülecektir"

Yargıtay Dergisi'ni hakimli hale getirdiklerine de değinen Cirit şunları kaydetti:

"Son yıllarda yargıda yapılan ve yapılmaya devam eden köklü değişiklikler, üye sayısındaki önce artış ve sonra azalışlar, bölge adliye mahkemelerinin kurulması ve tetkik hâkimleri ile Yargıtay cumhuriyet savcılarının bölge adliye mahkemelerine tayin edilmeleri, Yargıtay'ın çalışma şeklini ve işleyişini çok derinden etkilemiştir. Özellikle son yıllarda art arda gelen kanun değişiklikleri de Yargıtay Kanunu'nun sistematiğinin uyumunu bozmuştur. 1.7.2016 tarih ve 6723 sayılı Kanun ile Yargıtay'daki üye sayısı 310'a düşmüştür. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ve Yargıtay incelemesinin hukuki denetim yapmakla sınırlandırılması Yargıtay'ın iş yükünü önemli ölçüde azaltacaktır. 516 üyeli ve 46 daireli bir yüksek mahkeme örneği dünyada bulunmamaktadır. Türkiye nüfus ve hukuk sistemleri bakımından benzeyen Fransa'da üye sayısı 163, daire sayısı ise 6'dır. Almanya'da üye sayısı ise 133'tür. Bizde periyodik olarak üye sayımız 200'e kadar düşürülecektir. Böylelikle farklı dairelerin aynı konudaki ihtilaflara bakmasına engel olacak ve daireler arasındaki içtihat farklılıkları önlenecektir. Bu şekilde eşitlik, hukuki güvenlik, istikrar ile hukuki öngörülebilirlik sağlanarak bireylerin yargıya olan güveni artırılabilecektir. Daha önce Yargıtay tarafından hazırlanan tasarının bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonraki ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirilerek kanunlaşacağını ümit etmekteyim."

Son bir yıl içinde üzerinde önemle durulan bir konunun da Yargıtay'ın mali ve fiziksel imkânlarının yetersizliği olduğunu belirten Cirit, "Yargıtay yıllar içinde artan olağanüstü iş yüküne rağmen son yıl da Kızılay'dan aldığımız, Çevre Bakanlığı'nın almış olduğumuz fiziksel binasıyla birlikte artık yeter hale gelmiştir. Bu konuda bizden desteğini esirgemeyen hükümetimize teşekkür ediyoruz. Diğer taraftan 2018 içerisinde bitirilmesi planlanan ve bu yıl içinde temeli atılacağı düşünülen yeni hizmet binasının, Yargıtay'ın fiziksel koşullarından kaynaklanan sorunları kesin olarak çözeceğine inanıyorum. Bu konuda ilgi ve duyarlılıklarının devamı dileğiyle Sayın Cumhurbaşkanımız'a ve hükümetimize teşekkürü bir borç biliyorum. 2016-2017 adli yılının milletimize ve fedakârca görev yapan hâkim, cumhuriyet savcısı ve avukat meslektaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : www.malatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim