• BIST 107.554
  • Altın 151,594
  • Dolar 3,6571
  • Euro 4,3004
  • Malatya : 20 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 25 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Elazığ : 18 °C
  • Adıyaman : 23 °C
  • Trabzon : 18 °C

Baba evinde de koca evinde de şiddet

08.03.2015 10:47
Baba evinde de koca evinde de şiddet
Bugün Dünya Kadınlar Günü... Ancak bu anlamlı gün, "kadına yönelik şiddet günü" olarak anılmaya başlandı.

Sağır duvarların içinde yok olup giden dramlar bazen Ayşe Paşalı cinayetinde dört duvar arasından aile içi şiddet olarak taştı. Bazen töre kisvesine bürünen şiddet, acı yüzünü Güldünya'yı dünyadan koparırken gösterdi. Yaşlı, çocuk, kadın erkek ayırmayan canavarın alıp gittiği Münevver Karabulut daha dün aramızdan ayrıldı gibi. Şiddet, son olarak hortladığı bir dolmuş içinde toplumun gelecek ümidi olan bir genç kızı, Özgecan'ı katletti. Birer Ayşe, Gül, Münevver, Özgecan olmaktan son anda kurtulanlar hayata ikinci tutunuşlarını gazetemize anlattı.

Eşinin kendisini aldatması ve ardından şiddet görmeye başlaması sebebiyle 20 yıllık evliliğini bitirmiş M.T...

Şimdi kadın sığınma evinde şefkat arıyor. "Oysa birbirimize aşık evlenmiştik. Herkes bize imrenirdi. 3-5 sene öncesine kadar örnek gösterilen bir aileydik" diyor ve anlatmaya başlıyor:?"Sonra bir kadın girdi hayatımıza ve şiddet başladı. Çocuklarıma kızıyor, onları dövmeye kalkışıyordu. Engel olduğum zaman beni dövüyordu. Bir defasında yine kavga ettik. Kafama silah dayadı. İkinci kattan aşağıya atladım. Bu sayede hayatımı kurtardım. Sonra komşuya sığındım. Komşu polis çağırdı. Şikayetçi oldum. Ancak şikayetimi geri almazsam beni ve ailemi öldüreceğini içeren bir mesaj attı. Kimseye söyleyemedim. Çünkü emindim, yapardı. Kendim için değil ailem için korktum. O yüzden 'Kocamı seviyorum ayrılmak istemiyorum' diyerek şikayetçi olmadım. Tekrar birleştik. Ancak daha sonra öğrendim ki kadınla birlikte olmaya devam ediyor. Kendimi çok kötü hissettim. Beddua ettim, o da tehdit etti beni. 'Eğer ben geldiğimde o evde olursan seni de çocukları da öldürürüm' dedi. Sonra 183'ü aradım. Yardım istedim."

M.T'nin gelecek planı ise umut dolu: "Bundan sonrası için borçlarım var, onları ödeyeceğim. 16 yaşımdan beri çalışıyorum. Dışarıdan okumaya da devam edeceğim."

3 KOCAM OLDU 3'Ü DE DÖVDÜ

Bir başka yaşanmış hikaye ise F.K.'nınki... Talihsiz kadının başından 3 evlilik geçmiş. Bütün eşlerinden de şiddet görmüş. Gerisini kendisi anlatıyor:?"Evliliklerimden ikisi resmi nikarlıydı, diğeri dini. 'Belki bu defa mutlu olurum' dedim ama 3 evliliğimde de şiddet gördüm. Hepsi de beni dövmek için en ufak bir şeyi bahane ediyordu. Sebepsiz yere şiddet uyguluyordu. En küçük, basit bir şey söylediğimde bile problem oluyordu. İlk eşim hiç çalışmazdı, sorumsuz biriydi. 'Neden bizimle ilgilenmiyorsun?' diye sürekli uyarıyordum. Ailemin desteği çok oldu, onların sayesinde ayakta durduk. İlk eşimde hem sözlü şiddet gördüm hem de fiziksel şiddet. 14 sene boyunca çektim bu şiddeti. Baktım olmuyor boşanmaya karar verdim. Ayrılmak istediğimi söyledim karşı çıkmadı ve ayrıldık. İkinci eşimden de hem sözlü yönden hem de cinsel yönden şiddet gördüm. 'Mutluluğumuza kimseyi karıştırmayacağım' diye sözler vermişti. Ben de ona güvenerek evlendim. Fakat evlendikten sonra ailesi bize karışmaya başladı. Eşimin benim arkamda durmasını bekledim ama öyle olmadı. 3'üncü eşimle dini nikahla evlendik. İki eşimde yaşadığım şiddeti onda da gördüm. Kaçmak zorunda kaldım. Daha sonra buraya geldim"

F.K. da M.T. gibi hayata umutla bakıyor: "Buraya geldiğimde psikolojim çok bozuktu, düzeldi. Arkadaş çevresi kazandım. Kendime güvenim geldi. Çalışıp kendi ayaklarımın üzerinde duracağım ve kendime yeni bir hayat kuracağım. 2 aydır buradayım. İş bulup çalışmayı düşünüyorum. Geleceğe olumlu bakıyorum. Tekrar evlenmeyi düşünmüyorum."

Aileden ne görüyorlarsa aynısını uyguluyorlar

Kadına şiddet arttı mı??Yoksa gerçekler yeni mi gün yüzüne çıkıyor? Sebep ne? Ekonomi mi, kentleşme mi, değişen değerler mi, medya mı? Bu soruları Psikolog Suna Akgün'e sorduk.

Kadına neden şiddet uygulanıyor?

Saldırgan yapıdaki kişiler sadece belli yerlerde ve belli kişilere şiddet uyguluyor. Örneğin evde eşlerini ya da çocuklarını döverken, ne kadar kızgın olurlarsa olsunlar bir polise veya patronlarına saldırmaya kalkmıyorlar. Şiddet çoğu zaman taklit yoluyla öğrenilen bir davranış. En önemli kaynağı ise şiddeti uygulayan kişinin kendi ailesi oluyor. Yetişkinler şiddet içerikli davranışları ile sadece çocuğa kötü örnek olmakla kalmıyorlar. Özellikle erkek çocuğun kız kardeşlerine hatta annesine şiddet kullanması hoş görülüyor. Hatta bazı durumlarda ödüllendiriliyor.

Yani şiddet gören şiddet mi uyguluyor?

Şiddet, öğrenilen bir davranış. Bu yüzden şiddet gören çocukların ileride şiddet uygulama ihtimali yüksek. Bu çocuklar, güven duygularını kaybediyor; iletişim kurabilme özellikleri olmayan, toplum tarafından onaylanmayan davranışları gösteren, suç işlemeye yatkın bireyler haline geliyor. Büyük bir olasılıkla bu çocuklar da büyüdüklerinde şiddet uygulayan kişiler oluyor.

Size gelen durumlarda şiddet uygulayanların bir profili var mı?

Çok büyük bir oranda şiddet gören kadınların şiddet uygulayan bir aileden geldiğini görüyorum. Bunun dışında anti sosyal kişilik bozukluğu ve bazı kişilik bozukluğu olanlar da var.

Medyanın bu duruma etkisi var mı?

Maalesef çocuklar tarafından öğrenilen ve uygulanmaya çalışılan örnekler. Bu sebeple TV, internet, bilgisayar gibi ortamlardaki şiddet içerikli davranışlar denetlenmeli, RTÜK tarafından uygulaması başlatılan akıllı işaretlere dikkat edilmeli.

Türkiye'de şiddet neden yaygınlaşıyor?

Ekonomik yetersizlikler, sanal dünyanın ev yaşantısına girmesi, iletişimsizlikler ve ilgisizlik ve görseldeki şiddet öğelerinin kodlanması ile yayılıyor.

Şiddeti önlemek adına neler yapılabilir?

Eğitim çok önemli. Aileler ve toplum bilinçlendirilmeli. Öfkeli ve şiddet eğilimli genç erkeklerin biran önce baş göz edilmesi yönünde yanlış bir inanç var. Bunlar mutlaka psikolojik destek almalı.

Hukukçulara göre çözüm 'idam' değil

Kanun da var ceza da ama...

Türkiye, Mersin'de üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın katledilmesiyle ayağa kalktı. Ancak Özgecan kurbanlardan biriydi. Sadece geçen yıl 300 civarında kadın yakınları tarafından öldürüldü. Özgecan ile birlikte "hadım etme" ve "idam cezası" tartışmaya açıldı. Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Mehmet Sarı'ya göre, hadım cezasının günümüz evrensel hukuk anlayışı bakımından kabul edilebilir yanı yok. İdam cezalarının da önceden daha çok devlete yönelik siyasi suçlarda kullanıldığına işaret eden Sarı, "Mesele, işin farklı toplumsal ve psikolojik yönlerinin iyice irdelenmesi gerekir. Türkiye'nin Avrupalılaşma süreci söz konusu. Bu tür beyanlarda bulunurken biraz sakin olunmalı" diyor. ANKA Kadın Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Suna Başak "Şiddetin şiddetle önlenmesinden ziyade şiddeti önlemeye yönelik koruyucu tedbirlerin alınması çok önemli" diyerek meselenin eğitimle halledilmesi gerektiğini söylüyor. Ceza kanunlarımızın yeterli olduğunu belirten Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ise şöyle diyor: "Bizim cezalarımız ve yasalarımız var. Bunca kadının öldürülmesine rağmen, cezalar ve toplumun bilinçlendirilmesi konusunda algı geliştirmiyorsunuz."

Prof. Dr. Doğu Ergil: Şiddet, terbiye ve egemenlik aracı

Sosyolog Ergil, toplumumuzda kadına "nesne" gözüyle bakıldığana işaret ederek şunları söylüyor: "Şiddet bizim kültürümüzde hem bir egemenlik hem de bir sorun çözme aracıdır. Çocukları döverek büyütüyoruz. Yani şiddet kişiselleştirilmiştir. Bu yüzden norm-ölçü haline gelmiştir. Bunu engelleyebiliyorsanız eğer, o zaman şiddeti büyük ölçüde engelleyebilirsiniz. Aile içinde terbiye aracı olarak, siyasette yani devlet ve toplum arasındaki ilişkide şiddeti kaldırabilirsek kadına karşı şiddette büyük ölçüde azalacaktır."

HAYATA HAZIRLIK

Yuva sıcaklığı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ile belediyelerin açtığı sığınma evleri şiddet mağduru kadınları yeniden hayata hazırlıyor. Merkeze kabul edilen kadınlarla ilk 24 saat içerisinde bir görüşme yapılıyor. Hayat hikayeleri ayrıntılarıyla dinledikten sonra yapılan analiz sonucunda gerekli psikolojik destek sunuluyor. İki hafta içinde isterlerse okuma-yazma ve meslek edindirme kurslarına gönderiliyorlar. Ya da daha önce çalışmışsa istihdam edilmesi için destek olunuyor. ŞÖNİM'ler 14 ilde faaliyette. Bu iller şöyle: Ankara, Adana, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Malatya, Mersin, Samsun, Şanlıurfa, Trabzon.

RAKAMLAR NE DİYOR?

5 yılda 1188 kadın öldü!

335- 2010 yılında 271 olan öldürülen kadın sayısı, 2011'de 257'ye 2012'de 165'e ve 2013'te 160'a, 2014'te 335'e çıktı. Yani son beş yılda toplam 1188 kadın öldürüldü.

13.005- 162 bin 261 tutuklu ve hükümlüden, 13 bin 5'i cinsel suçlardan dolayı cezaevinde yatıyor.

%75- Sabancı Üniversitesi'nin araştırmasına göre üniversite mezunu çalışan kadınların yüzde 40'ı psikolojik-duygusal, yüzde 35'i sosyal, yüzde 17'si ekonomik, yüzde 8'i de fiziksel şiddete maruz kalıyor. Yani 'okumuş' kadınların yüzde yüzde 75'i en az bir defa şiddetin bir türünü yaşıyor.

4/1- Kadına şiddet sadece Türkiye'nin problemi değil. Avrupa'da da 4 kadından 1'i hayatının bir döneminde şiddet görüyor. Çin'de kadınların yüzde 14'ü, Fransa'da yüzde 18'i, İtalya'da yüzde 21'i, Almanya'da yüzde 38'i, Danimarka'da yüzde 39'u, Avustralya'da yüzde 49'u en az bir defa şiddete maruz kalıyor.

EBRU KARATOSUN

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : www.malatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim