Turan Güzel

Turan Güzel

BİR DEİST'İN KANDİL DUASI

A+A-

Sayın Allah'ım, Af kapılarının sonuna kadar açıldığı, mağfiretin adeta pike yaptığı, (senin gönderdiğin dinde var mıydı, sonradan mı icat edildi, hangi takvimin ayına göre olduğuna ilişkin kafamız azıcık karışık olsa da) günahların affedildiği bu mübarek gecede beni affetmesen de olur. 

Ciddiyim...

Zira biliyorum ki bu gece çok yoğun olacaksın, kapında kuyruk oluşacak. Yılın diğer ayları ve/veya günlerinde/gecelerinde istisnasız her boku yiyen ve yediklerinden aslında pek de pişman olmayan, ellerinde imkan olduğu sürece yine yine yine yiyecek olan kulların kapına gelip af dileyecekler senden. 

Onları affet Sayın Allah'ım. 

Onları affetmezsen eğer, işleri çok yaş; senin affın, rahmetin devreye girmez de nizam teraziye kalırsa yani işleri, sıçtılar valla. 

Sayın Allah'ım;
Şikayet ediyormuşum gibi düşünmeni istemem ama neler yapmadılar ki? 

Mesela; 
15 yaşındaki çocuğu vurup öldürdüler; çocuk toprağa gömüldükten iki gün sonra on binlercesi bir olup çocuğun annesine yuh çektiler. Valla... 

Soma'da 301 madenciyi katlettiler; sonra gidip yüreği yangın yerine dönmüş madenci yakınlarını dövdüler, sillelediler, tekmelediler, tehdit ettiler... 

Ermenek'te 18 madenciyi katlettiler; "sorumlu biziz" diyemediler, tek bir düğmelerinden bile vazgeçmediler. 

Sülalece uğraştıklarında bile sabahtan geceye dek sıfırlayamadıkları kadar çok para çaldılar; "gemi değil, gemicik" deyip milletle dalga geçtiler. 

"İnsanca yaşamak istiyoruz" diyen taşeron işçiyi "nankörlük yapma!" diye azarladılar; tüyü bitmemiş yetimden dişi kalmamış nineye varana kadar, milyonlarca insanın hakkını "milletin a..na koyacağız" (küfür bana ait değil Sayın Allah'ım) diyen iş adamına peşkeş çektiler. 

Sabahtan akşama kadar imanı gevreye gevreye çalışan asgari ücretli işçinin bir aylık ücretinin açlıktan biraz fazla olmasının iş vereni zorlayacağını, bunun vatana ihanet sayılacağını söylediler; bahsettikleri iş verenlere ikinci katın balkonundan havuzun görünmeyeceği villalar sipariş ettiler. 

Her cuma Twitter'dan bir ayet çakıp sana inananları keklediler; özel görüşmelerinde ise bakara-makara diye kitabınla dalga geçtiler.

Can derdiyle kaçıp camiye, senin evine sığınan insanlara "camide bira içtiler" diye iftira attılar; o caminin, "Ben bir din görevlisiyim, yalan konuşamam, bira içtiklerini görmedim" diyen müezzinini sürgün ettiler. 

Kendi kitlelerinden bir kadının linç edildiğini, bebeğinin tekmelendiğini, kadının üstüne çiş yapıldığını söylediler, toplumu birbirine düşman etmeye çalıştılar; yalan konuştukları ayan beyan ortaya çıktığında ise bir "Yalan konuştuk, kusurumuza bakmayın" bile demediler, pişkinliğe devam ettiler. 

Milyar dolarlık sarayda yaşamayı itibar saydılar; bunu yaparken de kendilerine "maneviyatçı", bizlere ise "materyalist" dediler, fakirliğin senin bir ödülün olduğunu söylediler ve bundan daha fenası, o kadar ısrar etmemize rağmen, bunu diyebilmek için ne içtiklerini bize söylemediler. 

Kendi çocuklarını askere yollamayıp, garibanların çocuklarını cepheye sürüp şehit ettirdiler, bunu da matah bir şey gibi o şehitlerin alilerine arsızca yutturmaya kalktılar.

Kuran kurslarında, vakıflarında küçük çocuklara taciz ve tecavüz ettiler, bir kerden bişi olmaz dediler. Şıhları şeyhleri kadınlı erkekli, karılı kocalı ailelere tecavüz ettiler, her sapık fanteziyi yaptılar.

Seçim yapıldı, milletin iradesini, hukuku, adaleti, ahlakı, vicdanı iğfal ettiler.

Evin tapusunu karısına veya kocasına vermeye korkan kullarının epeycesi bizim de malımız olan ülkenin tapusunu bir kişiye verdiler, haklarımızı, umutlarımızı gasp ettiler, çocukların istikbalini ipotek ettirdiler, haramzadelere peşkeş çektiler.

Her iftar sofrasını iftira sofrasına çevirdiler, insanlara hakaret ettiler, kullarının arasına nifak soktular.

İnsanlar bu korona denilen hastalıktan kırılırken, herkese maske mesafe dediler, uymayana ceza kestiler ama kendileri kalabalık salonlarda maske mesafe olmadan lebaleb toplantılar yaptılar, göbek attılar, hastalığı yaydılar.

Evet, bu gece kapına gelecek olanlar, bütün bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını yaptılar ve/veya bütün bunları yapanları alkışladılar, el üstünde tuttular Sayın Allah'ım. 

Kimileri de beka filan ayağına bunlara destek oldu, bu günahları engelleyebilecekken koltuklarını korumak adına bunlara yandaş oldu, iyi niyetli kullarına etmedik küfür ve hakaret bırakmadılar hatta dövdüler.

İhbar etmiş gibi olmayayım, şüphesiz sen bunların hepsini biliyorsun sayın Allah'ım ama daha neler, hangi günahlarını sayayım...

Lütfen affet onları, yoksa çok yanacaklar. Affet, ama bir de ıslah et onları, lütfen, n'olur... 

Islah et ki bir daha yapmasınlar. Lütfen Sayın Allah'ım...

Bana gelince... 
Benimkiler ekseri şahsi meseleler Sayın Allah'ım; tütünün dumanı, kadının dudağı, üzümün suyu gibi şeyler yani...
 
Affetmesen de olur; gelir, takdir ettiğin kadar paşa paşa yanar, cezamızı çekeriz evelallah... 

Kendim için yormak, uğraştırmak istemem seni. Sözlerime burada son verirken, Kandil Geceni en kalbi duygularımla tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum Sayın Allah'ım... 

-Gariban kulun Osman-

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum