• BIST 89.891
  • Altın 144,926
  • Dolar 3,6212
  • Euro 3,9105
  • Malatya : 17 °C
  • Ankara : 17 °C
  • İzmir : 22 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • Elazığ : 17 °C
  • Adıyaman : 18 °C

Devlet taşeronlaşırsa...

13.12.2010 01:38
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Devlet kurum ve kuruluşları “Taşeron” cenneti! Çalışma hayatında “Taşeronlaşma”, 1990'lı yılların başından itibaren çalışma hayatımızda yaygınlaşan bir uygulama. Sağlıkta da taşeronlaşma, temizlikten başladı ve şimdi ameliyathanelere kadar girdi.

Galiba bu işin öncülüğünü de ne yazık ki başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere kent belediyelerimiz yaptı. Ankara, İstanbul, İzmir, Konya, Adana ve diğer büyükşehir belediyelerinde şirketleşmenin getirdiği taşeronlaşma içinden çıkılamaz bir istihdam politikası olarak şimdi önümüze sürülüyor.

Özelleştirme kıskacındaki kuruluşlardaki çalışanların ucuz emekçi haline getirilmesi için önümüze sürülen taşeronlaşmada sıkıntılar vahşi kapitalizmin yüzünü de göstermeye başladı.

Bir lokma ekmeğinin peşinde koşan ucuz emek gücünün kahramanları şimdi kıdemli birer işçi olunca tazminat korkusuna kapılan taşeronlar ve kamu kurum ve kuruluşlarındaki şirketler yeni oyunlar peşinde koşmaya başladı.

Ekonomik krizi gerekçe göster; at ve kadro yenile!

Bir lokma helalinden ekmeğinin peşinde koşan ve “Köle İzaura”ları oynayan binlerce çalışan adına bana ulaştırılan bir elektronik posta ve beraberinde gelen yorumlar beni bu uzun yazıyı yazmaya teşvik etti.

Kadrolaşma dolayısıyla sendikalaşma korkusuyla asgari ücret ile çalıştırmak için sıkça başvurulan taşeronluğun hala yasal mı yasal değil mi tartışması süre dursun gelen yorumları gelin birlikte değerlendirelim.

Dert yükü açıklamaya gelen yorumun birinde taşeronlaşmanın tarihine dikkat çekiliyor ve şöyle deniyor:

“Rahmetli Özal özelleştirmeyi başlattı, fakat bu işin tadı kaçtı. Gide gide birde baktık ki vahşi kapitalizmin dişlileri arasında döner dururuz. Sade işçiler değil birde sözleşmeli memur, sözleşmeli taşeron elemanı müteahhidin adamı yani insan emeğinin masa başlarında satıldığı düzen ortaya çıktı. İster beğen ister beğenme düzen bu! Sen değiştirmesen bak adamlar ne güzel değiştiriyor. Kimseden gık çıkmıyor. Hatta dua edenini bile gördüm bu memlekette!...”

Bir başka yorum da şöyle:

“İyi güzel ama mektup yazan arkadaşa bir sorum olacak; belediyeye nasıl girmiş onu bir açıklarsa çok sevinirim. İşsiz gezen diğer arkadaşlardan onu ayıran özelliğini merak ettim. Hani bir sınavla falan girmişse baş tacı ama eğer birileri sayesinde o işe girmişse zamanında, diyeceğim tek cümle şu; birileri sayesinde gelenler, birileri tarafından da gönderilirler”! Bu olay bu kadar basit! Maalesef güzel Malatya’mızın belediyesi ki bu bütün belediyelerde de geçerli, seçim zamanında akıl almaz şekilde gerekli ya da gereksiz personelle dolduruluyor. Hatırlarsanız Cemal Akın döneminde seçim yakındı ve o zaman yüzlerce personel alındığı haberi bayağı bir dönmüştü Malatya’da. Şimdi ne olacak peki? Mevcut başkanın da iş vermek istediği yakınlarının varlığı kanaatimce muhtemel...

Bir okurum sık sık yenilenen kaldırım işlerini hatırlatıyor ve şunları yazıyor:

“…Evet aynı yollar, kaldırımlar bir taraftan yıkılıyor bir taraftan yapılıyor…

Şu anda yandaşların haricinde kimsenin karnı doymuyor. Çok kötüye gidiyoruz çok... Biraz gözünü açsa insanlarımız, ellerine geçen seçim yatırımı çeklere, gıdalara inanmasalar. Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini düşünebilseler, çocuklarımızın geleceğinin yok olduğunu görebilseler ama heyhat... Başımızı çok duvarlara çarpacağız ama iş işten geçmiş olacak. Uyanın Allah aşkına uyanın. Memleket karış karış satılıyor, bayrağımızı indirmeye çalışıyorlar. Andımızı, İstiklal Marşımızı okutmamayı düşünüyorlar. Bu vatan hepimizin Allah aşkına bu bayrak hepimizin... Sahip çıkalım vatanımıza!”

Belediyecilik anlayışını anlatan bir başka yorumda da şöyle deniliyor:

“…Bugün itibari ile içinde bulunduğumuz durum gerçekten çok vahim. Sadece belediyeler değil Türkiye’nin büyük çoğunluğu bu tehlikeyle karşı karşıya. Çünkü hükümetin yanlış kararları ve tutumu yüzünden para dönüşü kısır. Bakın 1 yıl önce büyük paralar harcayıp yaptırılan yollar ve kaldırımlar daha güzelini yapacağım diyerek sökülüp yenisi yapılıyor. Neden? Çünkü birilerine para kazandırmak lazım. Seçim geliyor para lazım. En kötü idareci bile zarar ve kârı çok iyi bilir. Allah korusun ama bu bir gerçek 5 yıla kadar Yunanistan gibi olacağız. Çünkü devlet daireleri işe yaramaz emeklisi dolmuş insanlarla kaynıyor. Bu hükümet benim adamım senin adamın diyerek koltuğundan ettiği insanlara koltuk veremediği için 30 gün boyunca işe gitmeden maaş alan insanları besler duruma geldi. Ama bu şekilde maaş alanların suçu değil. Kısacası Allahım başımızdakilerin nefislerini doyursun. Allah korkusu içerisinde doğru karar vermeyi nasip etsin...”

Belediyecilik anlayışını anlatan bir başka yorumda da şöyle deniliyor:

“Ne yazık ki bugünkü belediyecilik anlayışında bu tür olaylar çok fazla gerçekleşmekte. Seçim dönemi yüzlerce insanı işe alıp, eski personeli de bir güzel temizleyerek ve kendi yandaşlarıyla belediyeyi doldurarak, sonrasında da yıl sonlarında sözleşmelileri işten çıkararak belediye işleri sürdürülmektedir. Ve yine ne yazık ki tazminat dedikleri de kişinin bir yılını doldurmasına bile müsaade edilmediği için çok cüzi bir miktardır... Türkiye'de böyle kaç kişinin hakkı bu ve buna benzer sebeplerle yenmiştir kim bilir... Allah yardımcıları olsun...

Tüm bunlar bana medya sektöründe yaşadığım acıları hatırlattı. Ben ve benim gibi daha nice basın emektarları 1990’lı yılların ilk çeyreğinde malum basın krizinde tazminatsız bir kenara savrulduk da hala kimse neredesiniz diye sormuyor. Bir kuru ekmeğe muhtaç olan, çocuğunun bir şişe süt parasını düşünerek kahrından ölen arkadaşlarımız oldu ama o insanlar saltanatını sürdürüp gitti. Hem de mazlumları oynayarak...

Konumuz vahşi kapitalizm!

Acı hatıralar dedim de ismini vermeyeyim bir sendika başkanının garip öyküsünü de sizlere nakledeyim.  Basında taşeronlaşmaya karşı mücadele eden bu arkadaşımız patronunun zaferiyle sonuçlanan taşeronlaşmadan sonra şimdi kendisi taşeron oldu! Sendikasının ise hiç yüzüne bakmadı!

Ben başka bir şey demiyorum!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İhsan KALENDER
16 Aralık 2010 Perşembe 00:55
YİNE SİSTEM MESELESİ !
SİSTEMİN ÇARKLARI nasıl ayarlanmışsa öyle çalışır. ÇARKÇIBAŞI değişir, ÇARK yenilenir SİSTEM değişmez ise değişen bir şey olmaz! KAPİTALİZMİ kim getirdi ise onu sorumlu tutmalıyız.Lafı ATATÜRK'e getirmek gerekirse getirelim. Ezberleri ve TABULARI atalım. Laga-luga EDEBİYATINI bırakalım. Gerçekleri görelim. Bu VAHŞİ KAPİTALİZMİN ülkede egemen olmasını sağlayan, bidayeten onu tesis eden kişi ve zihniyeti masaya yatıralım. Artık gerçeği görebilelim. Şimdi belediye reislerini suçlamanın ,TAŞERONLARI taşlamanın faydası olmaz.Eline imkan geçen SİYASİLERİ de suçlamanın faydası olmayacak.Ne yapsınlar yani! Kendi adamı varken elin fakırını düşünecek değiller ya! Madem sistem böyle çalışıyor EKABİRİN suçu ne! KOMÜNİZM iflas ederken KAPİTALİZM de İNSAN fıtratına ters düşme di mi? Öyleyse İSLAMIN ne kötülüğü vardı da bize bu ZULMÜ reva gördüler! Bakınız eninde sonunda sığıncağımız yegane KAPI, ALLAHIN KAPISIDIR. KIYAMET KAPIMIZA dayandı dayanmasına amma, biz hala TABULARI yıkamadık! Yalnızca MÜSLÜMLERİN değil, dünyadaki tüm GAYR-İ MÜSLÜMLERİN İSLAMA ihtiyacı var. Çünkü hakiki ADALET ancak ve ancak İSLAM ile kabil olabilecektir.İSLAMİYETİN EVRENSEL SİSTEM KİMLİĞİ bir kez daha açık-seçik okunmuyor mu?
Zeki Kurt
15 Aralık 2010 Çarşamba 12:30
Bekliyoruz
Sahipsiz Malatyamızda bizde bekliyoruz "Beş Yılda Beş Yıldızı" bu güne kadar yıldızın yarısını göremedik..İnşallah seneye dediğinizi duyar gibi oluyorum da benim ümüdim yok .Malatya da beş yıl boyunca söküp yeniden yapılacak kaldırım çoooooook. Birde yan yana ikili,üçlü kaldırımlar yapılmaya başlandı.Acaba diyorum bölünmüş yollara altarnatif bu olsa gerek..
süleyman turan
15 Aralık 2010 Çarşamba 10:52
son fırsat
insanlar herşeyden şikayet eder oldu önümüzde seçimler var şayet gerçekten şikayetçilerse ne yapacaklaları belli kapitalizme hayır diyecekler demezlersede diyecek birşeyde yok gemisini kurtaran kaptan olur.
Hakan Hekimhanlı
14 Aralık 2010 Salı 13:06
Doğru söze ne hacet!
Vahşi kapitalizmin damarlarımıza kadar sirayet ettiği bugünlerde global dünyaya entegre oluyoruz diye çığırtkanlık yapanların biraz da düşünüp bu entegrasyonun getireceği uyumsuzluk ve adaptasyon hakkında kafa yorması gerekir. Her şeyin rakamlardan ibaret olmadığını, insanların duygularının, geleneklerinin, kültürünün olduğunu hatırlatmak artık şart! İnsanların yaşam standartlarını çay-simit, yumurta hesabı üzerinden yapılmasını pek doğru bulmuyorum. Global dünyaya entegre olmaya mecbursak eğer bunu kendi kültürümüzü yok ederek değil, bu kültürü dünyaya tanıtarak yapmalıyız. Dünyanın 2. büyük ekonomisi Japonya dünyaya sadece markalarını değil kültürünü de yayıyor ve anlatıyorsa bizimde aynı şekilde dünyaya markalarımızın yayında kültürümüzü de ihraç etmemiz şart. Yoksa dünyanın aç gözlü capitalistlerinin avı haline gelen ülkemizde insanımız maddi ve manevi açıdan şamar oğlanına dönecek. Ne olduğunu anlamaya bile fırsatı kalmadan kendini açıkta bulacak. Başta aydınlarımızın, sonraysa devlet erkanımızın gözünü daha fazla açması, eğitime çok daha zaman ve mesai harcaması şart!
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim