• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Malatya : 31 °C
  • Ankara : 24 °C
  • İzmir : 28 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Elazığ : 30 °C
  • Adıyaman : 30 °C
  • Trabzon : 23 °C

Doktora muayenehane zulmü!

01.09.2010 12:08
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Her gündeme geldiğinde öfkemi yenemez, hekim camiasının boynuna “idam fermanı”nı yapıştırırdım! Medya dünyası içinde hamallık saltanatını sürdürürken haber ajanslarına yansıyan “bıçak parası” haberleri beni çok öfkelendirirdi. Sonra, bir dönemin meşhur “kara deliği” Sosyal Sigortalar Kurumu"na bağlı sağlık kuruluşları başta olmak üzere çeşitli hastanelerdeki usta (!) doktorların “bıçak parası” seremonisinden de tiksinmiştim.
“Devlete gelen hastaları kendine stok yapan zihniyet”ten söz edilirken bu kutsal mesleğin yiğitlerine de leke sürülüyordu. “Özelde muayene et parayı al, ameliyatı devletin imkanlarını kullanarak yap, yok öyle yağma” denip durdu yıllar yılı.
Şanlı(!) medyamızda çıkan daha bir çok doktor havadisinden sonra da AKP zihniyetinin sağlıkta yaptıklarını ilk başta benim gibi tüm kamuoyu “yenilik” olarak değerlendiriyordu! Özellikle Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın inatla ve ısrarla kamuda çalışan doktorlara “muayenehane yasağı” da ilgiyle izliyordu. Bakan, “tüm doktorlara muayenehane yasağı” getirmekte kararlıydı. İlginçtir ki, bir zamanlar kendisi de Erzurum"da anlı şanlı kocaman bir muayenehanenin sahibi idi! Hatta muayenehanesinin tabelasının da yönetmeliklerde belirtilen esaslara (!) uygun olmadığı ve bilboardlar kadar albenili ve büyük olduğu söylenip durmuştu.
Konu ciddi, anlaşılıyor ki yazı uzayıp gidecek. Ama, vicdanıyla hesaplaşamayan, muayenehaneciliğin en etik dışı uygulamalarının içinde boğulanları, Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk"ün güven duyduğu şerefli tüm hekimlerimize “yafta” olarak yapıştırmak da paranoyadan başka bir şey olamaz! Elbette ki, Devletin görevi yasaklama değil denetlemedir. Yapılan her iş suistimal edilebilir ki, bu da onun yasaklanması anlamına gelmiyor, gelmemelidir.
Nitekim, “özel muayenehane yasağı” Danıştay'a çarptı. Karar verildi ve her doktorun muayenehane açabileceği gerçeği Bakan"ın inadına rağmen açıklandı. Danıştay"a göre, Sağlık Bakanlığı'nın özel muayenehanelerle ilgili yasak uygulaması külliyen hukuka aykırı.
Son karardan sonra Bakan Bey boş durmuyor! Bakanlık; sindirmek ve yıldırmak adına muayenehanesi olan doktorlara karşı atağı hızlandırıyor, emirler peşpeşe yağdırılıyor.
Tanıdığım ama çok az sohbet imkanı bulduğum, şerefli bir Türk hekiminin anlattıklarına bakılırsa Bakan Bey; namusuyla, şerefiyle muayenehanesine gelen doktorlara huzur vermemekte kararlı. Oysa, bu doktorlarımıza “Saat 17.00"den sonra muayenehanesine gelebilir” denilse de zulüm devam ediyor. Kıymetli doktorumuz, yıllardır alın teriyle kazandığı helal lokmasının peşinde koşan bir tıbbiyeli. Muayenehanesi ile bağlı bulduğu sağlık kurumunu birbirine karıştırmadığını da sağır sultan biliyor. Ama hakkı olan muayenehanesinde mesleği adına, kariyeri adına çalışmalar yapması çok görülüyor.
Anlaşılıyor ki çok az sayıdaki muayenehaneler üzerinde baskılar hiç bitmeyecek. İşte denetim ekipleri de emir ve talimatların gereği oradan oraya koşturup duruyorlar. Ama görevlerini yaparken düştükleri hata ve yanlışlar da dikkatlerden kaçmıyor.
Saat 17.00"den önce geldikleri muayenehanelerde bağlı bulundukları sağlık kurumunda kutsal görevini yapmaya çalışan doktorları aramaları abesle iştigal. 17.30"da mesaileri bitecek olan denetim ekipleri, muayenehanelerde görevi başında bekleyen sekreter hanımlarla muhatap olup yanlışlara düşüyorlar. Tuttukları raporda, “Doktor yoktu” diye yazıyorlar. Sonra en can alıcı yanlış, doktor ile hastası arasında kalması gereken bilgileri içeren protokol defterinin fotokopilerini almaya kalkışıyorlar. Daha neler neler... Özellikle son moda “teftiş defteri” de bıktırma politikasının son versiyonu. Bu nasıl mantıktır ki, doktor ile hasta arasında kalması gereken bilgiler fotokopi kağıtlarına aktarılmak isteniyor. Tıbbın en öndeki kuralını hiçe sayan şu anlayışa bir bakın?
Şimdi, “Tam Gün Yasası”nı hekimlerimizin, güvencesiz ve giderek düşürülecek ücretlerle, günde 14-15 saat tek bir kurumda çalışmaya mecbur bırakılmasının planlandığı bir tuzak olduğuna inananları ikna etme zamanıdır. Herkes gibi bütün hekimlerimiz gibi ben de Sağlık Bakanlığı"nı Türk insanına ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli bir sağlık hizmeti verme görevini acilen yerine getirmeye çağırıyorum. Yoksa, tüm bu yapılanların adının zulümden başka bir şey olmayacağını ilan edeceğim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Reis Salim Mersin
04 Eylül 2010 Cumartesi 02:20
Kolaylıkmı yoksa zorlukmu karar sizin
Aile hekimliği şöyle eyi böyle verimli dediler başımıza çaldılar kardeşim bu uygulama başlamadan önçe isteyen istediği sağlık ocağında sıra beklemeden zaman kaybı olmaksızın muayene olup ilaç yazdırabiliyordu fakat şimdi mümkün değil bağlı bulunduğun sağlık ocağı ve kendi aile hekimine gidecen yoksa olmaz kuyruklar oluşuyor bağrışmalar çoğalıyor bunun neresi kolaylık ve hizmetmi çilemi gidenler karar versin
Murat Turan
02 Eylül 2010 Perşembe 03:00
Çok Doğru
Yazınızı tebrik ederim, çok güzel anlatmışsınız. Zamanında muaynahanesi vardı şimdi bakan olunca kapatmak güzel geldi.
Ali karaoğlu
01 Eylül 2010 Çarşamba 22:59
tek çatı tamam
Sosyal güvenliktetek çatı elbette güzel şey. Devletin de yapması gereken önemli görevdi. Bu gerçekleştiği için türk insanı mutlu olabilir. Buna yazar da bizler de birşey söyleyemeyiz. Ancaaak, doktora muayenehane açma imkanı verilmişse bunu denetlerken zulme kaçmak da olmaz. Yazarın dikkat çektiği bu olsa gerek.
İhsan KALENDER
01 Eylül 2010 Çarşamba 18:24
SAĞLIK HİZMETLERİNDE DEVRİM
Konuya SİYASETEN bakarsanız renkleri alabora edersiniz! Eskiden HASTA istediği yerde muayene olamaz, gitmesi gereken adrese de varamazdı. Şimdi istediği yerde muayene olmak hakkını ve fırsatını yakaladı. Kimse kimseye sen SSK'lımısın, EMEKLİ SANIĞINA mı tabisin, yada BAĞKURLU'musun diyemiyor! SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFLAR AYRILIĞINI ASLA ESAS ALAMAZ! Sanıyorum bu DEVRİMDEN herkes memnun. Hasta acil kapısındayken bile hangi katagoride olduğu sorgalanırken, şimdi bu SAÇMALIĞA son verilmedi mi! HİPOKRAT YEMİNİ ile LEYLA ZANA'nın MECLİSTE yaptığı KÜRTÇE yemin arasında bir FARK vardır ve olmalıdır! DİL'in kımıldaması ile KALP niyeti farklıdır tabi! NEŞTER PARANIZ yoksa CANINIZA OKURUM HA! diye bir yemin metni olmasada , pratikte CANINA KIYARIM HA! var mı yok mu? Esasen kuyup DOKTOR olmakla iş bitmez! Hani ATATÜRK; * BEN SPORCUNUN AHLAKLI OLANINI SEVERİM * demişti ya! DOKTORUN AHLAKSIZINI niye sevsin ki..!..Bu muayene-hane dalgasına gülüp geçiyorum ben! Asıl olan HİPOKRAT yeminini yeniden yapılandırıp, ilave İNANÇ ve AHLAK kriterleri üzerinden yeni bir metinle DOKTORLARIN KALBİNE yazdırmaktır. O metni KALBİYLE tasdik edip dillendirmeli ki; YEMİN yerini bulsun!
kemal
01 Eylül 2010 Çarşamba 16:38
Sağlık Bakanı iyi işler yapıyor.
Ramazan Bey, Rusya'da doktorlar yırtık çorapla kamu hizmeti görüyorlar ve şifa dağıtıyorlar. Bizde ise pratisyen doktor dahi diplomayı alır almaz altına sıfır klm araba çekmektedir. Doktorların vatandaşa nasıl davrandıkları bilinmektedir. Ya özel ya hastane formülü yerinde bir kanun olup doktorların velinimetleri olan hastalarına tepeden bakmalarına da engel olunması bence yerinde bir uygulamadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : www.malatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim