• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Malatya : -7 °C
  • Ankara : -1 °C
  • İzmir : 5 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Elazığ : -4 °C
  • Adıyaman : 1 °C

Efendimiz (Sav)’İn Vefası

07.09.2009 10:45
Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

 

Peygamber Efendimiz (sav)"in hayatını ele alan “Errisale” diğer adıyla “çağrı” filmini, dinle diyanetle azbuçuk alakası olanlardan izlemeyen yoktur herhalde.

Bu filmde bir nokta var ki dikkatimi çeker. Bilmem sizin de dikkatinizi çekmiş midir?

Mekke"nin fethinde Efendimiz (sav)  Kâbe etrafına toplanmış düşmanlarına: “Şimdi benden ne yapmamı bekliyorsunuz? Sorusuna onlar:

“Sen kerim oğlu kerimsin. Sen asil bir kimsesin” derler. Bunun üzerine Efendimiz (sav):

Bu gün artık sizler hiçbir şekilde hakir görülmeyeceksiniz; Haydi şimdi dağılın, hepiniz hür ve serbestsiniz. Silahlarını bırakanlar emniyette olacaklardır. Ebu Sufyân"ın evine sığınanlar emniyete olacaklardır.” buyurur.

Neden Ebu Sufyân"ın evi bir sığınak, bir emin mekân olarak gösterilmektedir?

Sebebi hikmeti nedir? Diye zihnimi hep kurcalamıştır.

Bu günlerde tekrar gözden geçirdiğim Muhammed Hamidullah"ın “İslam Peygamberi” adlı eserini okurken sorunun cevabını öğrendim.

Bir gün Ebu Cehil Efendimiz (sav) kızı Fatıma"ya bir tokat atar.

Hz. Fatım"a o zamanlar genç bir kız.

Ebu sufyân Hz. Fatıma"yı yanına alır Ebu Cehil"e bir tokat vurmak için beraber Ebu Cehil"e varırlar.

Allah Resulü bundan son derece memnun kalarak Ebu Süfyan"a medh-ü senalarda bulunur...

O zamanlar Ebu Sufyân Müslüman değildi, aksine İslam düşmanıydı.

 Hani bizde güzel bir söz var... “Ahmak dostun olacağına akıllı düşmanın olsun daha iyidir”

İşte o böyle bir akıllı düşmandır o zamanlar...

Ve Efendimiz bu güzel hasretten dolayı onu medh-ü sena eder.

Güzellik kimden olursa olsun alkışlanması gerektiği dersini veriyor bizlere...

Kötülük gösterene değil, kötülüğün bizatihi kendisine düşman olmamız gerektiği dersini verir bizlere...

Bir diğer gün Resulullah (sav) bir yerden bir yere giderken yolda Ebu Sufyân, zevcesi Hind ve oğlu Muaviye"ye rastlar.

Onlar ayrı ayrı bir bineğe binip gidiyorlar. Resulullah da aynı istikamette yaya gidiyor.

Bunun üzerine Ebu Süfyân oğlu Muaviye"yi merkepten indirip Efendimiz (sav)"in binmesini sağlar.

Birlikte yol aldığı zaman diliminde Resulullah Ebu Süfyân"a İslam"ın faziletini anlatır.

O ise sessiz bir dinleyiş içindedir. Birbirinden ayrılacağı noktaya geldiğinde Efendimiz bineği ona iade ederken teşekkürlerini sunarak müsaadelerini ister.

Ebu Süfyân"ın eşi Hind “Bütün bu nasihatleri dinlemek için mi oğlunu binekten indirdin” deyince Ebu Sufyân:

“Öyle söyleme! O pek asil bir ruha sahiptir” der.

Bir rivayete göre Ebu Sufyân o yıllarda Resulullah"tan yağmur duasında bulunmak için rica ve istirhamda bulunur.

İslam"ın ilk yıllarında işkence ve hakaret, çile ve ızdırab birbirini takip etmektedir.

O günlerde Mekke sokaklarında hakaret, kötü muameleye maruz kalan Allah Resulü Ebu Süfyân"ın evine sığınır.

Bu sığınmayla himaye edilir ve böylece emniyete kavuşmuş olur.

Resulullah kendisini himaye eden o zamanlar azgın İslam düşmanının bu hareketini, iyiliğini unutmayacak Mekke"nin fethinde işte “emin bir sığınak” olarak onun evini gösterecekti...

Bütün bunları neden arz ettim.

Asr-ı saadet öncesini, “cahiliye dönemi” olarak adlandırılır.

O dönemdeki Allah Resulü"nün düşmanları, O"na inanmayanları; inananların gözünde çok kötü olarak resmederiz hep...

Onların inanmasalar da güzel olan insani meziyetlerini göz ardı ederiz…

Bu vermiş olduğumuz örneklerden yola çıkarak rahatlıkla şunu söyleyebiliriz.

O günün Efendiler Efendisine düşman olanları, inanmayanları; bu günün cahilleri ve din ve diyanete cephe alanların yanında zemzem ile yıkanmış gibiler.

O günün Ebu Cehilleri günümüzdeki bazı sözde medeni, demokrat(!) insanların yanında daha vicdanlı idiler.

Efendimiz (sav) kendisine sevgi, takdir hisleri taşıyan Ebu Süfyân"a Mekke"nin fethinde sığınak olarak onun evini göstermesi ne müthiş bir vefa, ne müthiş bir gönül fethi...

Meziyet odur ki düşmanların dahi seni takdir etsin.

Resulullah (sav) peygamberlik gelmeden önce ve geldikten sonra herkes tarafınca takdir edilen bir zat idi zaten.

“Vefa” yı ondan daha güzel resmeden başka bir zat var mıdır acaba?

            Maalesef ne bugün Ebucehilleri Ebu Süfyan, Ebu Cehil kadar insaflı ve ne de bugünün inananları Efendiler Efendisi gibi vefalı, hakperestler…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Gül Dalı
11 Eylül 2009 Cuma 14:04
Teşekkür Ederim
Sayın Yiğit, teşekkür ediyorum. Efendimizin güzel hasletlerini anlatmaya sanıyorum kelimeler ve kalemler yetmez. Ama vefa gibi artık mumla aradığımız güzel özelliği kaleme almanıza memnun oldum. Güzel yazılarınızın devamını diliyorum.
M. Emin YAĞMUR
07 Eylül 2009 Pazartesi 23:33
Vefayı bize sen öğrettin
Düşmanlık yapanlara dostluk elini uzatan Ya resulullah!Günümüz insanlığı bu güzelliğinizi unutmak üzere Ya Rabbi cümlemizi vefa şemsiyesinin altına ilhak eyle!
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim