• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • Malatya : 3 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İzmir : 9 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Elazığ : 4 °C
  • Adıyaman : 10 °C

Ey Türkoğlu titre!

24.05.2009 20:15
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Size bilmece sormuyorum; bir bildiklerimizin ve de “Dokunulmazlık zırhı”na güvenip, fakir fukara Türk milletinin üç kuruşluk vergilerinden maaşlarını alan ve kendilerini siyasetçi (!) görenlerin sözlerini aynen aktarıyorum:

“- Kürt sorunu ancak terörist başı Abdullah Öcalan ile yapılacak diyalogla çözülebilir.”

“- Hükümet bize PKK"ya ve Öcalan"a mesafeli "dur" diyor. Sen böyle düşünüyorsun diye ben uymak zorunda değilim. Barışın iki tarafı olur ve iki tarafında muhatapları olur. Muhatap PKK ve Öcalan"dır. Biz bu yolda gerekirse canımızı veririz.”

“- Siz benim gibi zindanda olan birini milletvekili yaptınız. Bu iradenizle zindanları ve dağların kapılarını açacağız ve hepsini bu meydanlara indireceğiz. Eğer çözüm isteniyorsa, çözüm "sayın" Abdullah Öcalan"dır.”

“- İyi şeyler olmuyor. Şurada 1 Haziran"a çok az kaldı. PKK 1 Haziran"a kadar çatışmama kararı verildi. Ama buna rağmen 20 kara ve 7 hava operasyonu oldu. Bunun adı arkadan vurma değil de nedir?”

“- Güney Afrika"da Mandela"ya terörist deniyordu. Ama sonra çözüm geldi ve lider oldu. Madem çözüm isteniyor, çözüm İmralı"daki Sayın Abdullah Öcalan ile diyalogdan geçer.”

Yazık ki, yukarıdaki ifadeleri bu sütunlara alarak bilmeden birilerinin ekmeğine yağ sürmüş oluyorum ama ben bu sözleri yazımın başlığında ifadesini bulan Türkoğlu Türklerin uyanması dileğiyle aktarıyorum!

Şimdi bu sözlerin muhatabı kim; bir düşünün?
Biraz buna bakalım!

Sahi ne demişti sayın yetkililerimiz “Kürt açılımı”…

Buyurun size Kürt açılımı...

“Zindanları ve dağların kapılarını açacağız!” demek açılım öyle mi?

Bunun adına açılım diyorsanız, sizler demeye devam edin! Ben bunun adını Türk"e ihanetten başka bir şey koyamıyorum.

Bak, sizler çözüm dedikçe Mehmetçiğimin katili, kundaktaki bebeğimin vampirleri iştahlandıkça iştahlanıyor!

Kelle koltukta bilmediği dağlarda vatan uğruna şehit düşen Mehmetçiğim bile “Arkadan vuran, kalleş…” olarak nitelendirilebiliyor.

Şimdi, “Öğrenci Andı”nın kısa bir hikayesini Prof. Dr. Afet İnan"dan aktarmak istiyorum. İnan, “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler” adlı eserinde (s. 213) Dr. Reşit Galip ve “AND” hakkında şunları yazıyor:

“1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşküne geldiği vakit, Atatürk"ün yanında bana bir kâğıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. "Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir and meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı" dedi:

Bu sözler, Türk çocukları tarafından o yıldan beri tekrarlanmaktadır. Vatanperver Dr. Reşit Galip, evvelâ bir baba olarak bu hisleri duymuş; sonra da Millî Eğitim Bakanı olarak okul çocuklarına bu andı içirmişti.

Öğrenci andında yer alan her sözde ve anlamında Türk Millî Eğitiminin amacının özü vardır. And"da geçen her sözün ve ettikleri yeminin anlamı öğrencilere iyi kavratılmalı. Öğrenciler, okul içinde ve okul dışındaki hayatlarında, her sabah söyledikleri and"a göre hareket ederek “Türküm” diye haykırdıktan sonra “doğru” ve “çalışkan” olmalı. Küçükleri korumalı. Büyükleri saymalı. Yurdunu ve milletini özünden çok sevmeli. Yükselmeyi ve ileri gitmeyi “ülkü” edinmeli. Atatürk"ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürümelidir. Yeri gelince varlığını, Türk varlığına armağan edebilmelidir.

Öğrencilerin okul içinde ve okul dışındaki davranışları, AND"da söyledikleri sözlere ve ettiği yemine uygun olmalıdır.”

Bu feryat dolu yazımı Türkiye Cumhuriyeti Devleti"nin Milli Eğitim Bakanlığı"nın koltuğunda oturanın kaldırılması yönünde tartışmaya açtığı, Dr. Reşit Galip tarafından 23 Nisan 1933"te Türk çocuklarına armağan edilen “Öğrenci Andı”nı hep birlikte bir kere daha okuyarak noktalamak istiyorum:

Türküm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun...

* * *

Uyan büyük Türk milleti, uyan!

  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ali Osman YİĞİT
30 Mayıs 2009 Cumartesi 16:35
Teşekkür
Ağzına yüreğine sağlık.Ah bizim meclise gönderdiklerimiz aslını inkar etmeseler.Titreyip kendimize dönmeliyiz.
Ramazan Durmuş
29 Mayıs 2009 Cuma 00:01
Yorumcularıma...
Önceliğim, yazılarıma gösterilen ilgiye teşekkürdür.
Türk Milletinin hizmetkarlığı uğrunda bir çakıl taşı olmak adına kaleme aldığım yazılarım da benim birer çiçeğimdir.
Türk Milletine yaşatılanlar karşısında uyarılarda bulunmak ise her zaman görevimdir.
Yazılarımdan farklı mesajlar çıkaranlara duyurulur.
Ramazan Durmuş
Bilge Tomrukuk
27 Mayıs 2009 Çarşamba 22:23
Titre ve kendinden geç
Bütün mesele Ötüken ormanından çıktığımız gün başladı. Türk budunu yerini yurdunu terkedip bu gurbet illere gelmeseydi başımıza bu haller gelmeyecekti. Bilge Kagan demişti halbuki. Çin kızlarını almayın. Biz tutup geldik Kürt kızlarıyla evlendik. Malatyalı Fahri de, "Gelini gelini Kürdün gelini" diye türküler yaktı bu kızlara. Sonra da böyle kaşıyla bıyığıyla hiç de Ötüken yıştaki atalarımıza benzemeyen Türk evlatları yetişti. Şimdi bu Kürt Arap kılıklı "Öztürk"ler bize ulusalcılık yapıyorlar...
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim