Murat  Çelik

Murat Çelik

Gazeteci ve Akademisyen

A+A-

Geçtiğimiz günlerde bir dostuma elektronik posta ile gelen iletiyi bana yönlendirmiş, aslında komik buldum ve hatta gazeteci olmasaydım kahkaha atarak gülecektim ama maalesef gönderilen iletiden bende payıma düşeni almıştım.

 

Sizler paylaşmadan edemeyeceğim, buyurun…

 

 

Kriz yüzünden işten çıkarılan bir akademisyen ile bir
gazeteci yurt dışına çıkmışlar. Bir süre yiyip-içip eğlenmişler. Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş.
İş aramışlar ve bir çiftlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar.
Bir süre çalışmışlar, başarılı olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak "Size daha kolay bir iş vereceğim" diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş.
"Bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız" demiş.
Fakat bizimkiler çok yavaş çıkmışlar, "Bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür" tartışmaları ile işleri aksatmışlar.
Onları gözleyen kahya yanlarına gelmiş, "Siz Türkiye'de ne iş yapıyordunuz?" diye sormuş.
Bizimkiler "Gazeteci" ve "Akademisyen" diye cevaplamışlar. Kahya, "Belli belli, sizin Türk aydını olduğunuz belli" demiş. "Çok iyi bok atıyorsunuz ama iyi ve kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz!.."

 

Payıma düşeni aldım dedim almakla kalmayıp  yaklaşık 12 yıllık gazetecilik mazimi değerlendirme gereğini duydum, acaba yapmış olduğum haberlerde ben de .ok atmış mıydım?, iyiyi kötüyü ayırt edebilmiş miydim? Yapmış olduğum muhasebe sonunda çıkmış bir sonuç olmamakla beraber, vicdanen rahat olduğumu, akşamları yastığa başımı koyduğumda uykumu kaçıran ve keşke kelimesini kullanmamı gerektiren konu yaptığım iş ile ilgili olmadı, olmuyor.

 

Peki, bu durumda üstüne alması gereken “Aydın-Gazeteci yok mu?” çok hem de çoook var bildiğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

11 Yorum