• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • Malatya : -1 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 8 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Elazığ : 3 °C
  • Adıyaman : 8 °C

Gazeteciliğimiz içler acısı durumda!

21.03.2011 16:38
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

 

Yasalar, uygulamalar; gazeteciyi şöyle tarif eder:

“- Gazete yayımlayan kimse; gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi ya da gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse.”

Bakın uygulamalara ve gazeteciliğin esaslarına... Bir de “Biz gazeteciyiz” diyerek sapla samanı karıştıranlara bakın!

Basından şikayet edenler en başta kendileri yasa, yönetmelik dinlemiyorlar. Kevgire dönen Basın Kartları Yönetmeliği ile sanki ulufeymiş gibi sarı basın kartı dağıtılıyor!

Oysa, Başbakanlık basın yayın Genel Müdürlüğü’nün ilgili yönetmeliğinde basın kartı verilme şartı şöyledir:

“- Gazetecilik dışında başka bir işinin bulunmaması şartıyla…”

Yönetmelik, devam ediyor:

“- Gazetecilikle birleşebilen işler dışında, resmi veya özel bir kuruluşta (Değişik ibare: RG-23/10/2010-27738) ücretli veya ücretsiz görev almaması, anonim şirketler ve kooperatiflerde ortaklık hariç herhangi bir kuruluşun sahibi veya ortağı olmaması, şarttır.”

Sonra da çalışma hayatıyla ilgili yasalarda kendinin fareyle oynadığı gibi oynayanlar gazetecilik mesleğini çıkarları için kullananların hışmına uğrayınca ses yüksek çıkar.

Malum, Basın Kanunu’nda gazetecinin tarifi açıktır. Ama yasalar hiçe sayılarak taşeronlaşma teşvik edilince elbet basın kuruluşlarındaki kadrolarda da düzen bozulur!

Gazeteciliği çıkarı uğruna kötü kullanmakla suçlananlar acaba taşeron kadrolarda ya da stajyer statüde çalıştırılıp bırakılacağına daimi kadroda istihdam edilse Türkiye’de bugünkü şikayetler kalır mı?

Çalışma hayatında yaşanan komedilerle ilgili söyledik sözümüzü... Ama yine bir hatırlatma yapalım.

Türkiye’de oldukça fazla sayıda yurt içi dağıtımı nedeniyle adına ulusal(!) denilen gazeteler var. Binlerce de yerel gazete var.

Biliyorum ki, özellikle yerel gazetelerin kadroları, sahipleri tarafından yerli yersiz şişirilmiştir. Eş, dost, ahbap ya da bir yakınını kadrosuna dahil edip hem sosyal güvenceye kavuşturan hem de sarı basın kartı verenler, yaşadığımız erozyonda ne kadar suçludurlar? Yine biliyorum ki, yerel gazetelerde kadroda görünenlerin çoğu sadece basın kartı alabilmek uğruna sosyal güvencelerinin karşılığı olan primleri de kendileri ödemektedirler

Malum, Türkiye basın özgürlüğü yönünden şaibeli ülke. Giden bağırıyor, gelen bağırıyor:

“- Türkiye’de basın özgür değil! Gazeteciler hapiste...”

Böyle böyle diyenlere başta Başbakanımız olmak üzere Hükümet yetkilileri patlıyor:

“- Hayır! Türkiye’6e 68 değil 28 gazeteci mahkum. Muhalefet yüzünden dış ülkeler yanlış bilgilendiriliyor.”   

68 gazeteci mi, 28 gazeteci mi? Önce bunu çözelim! Kime gazeteci denileceğini, kimlere sarı basın kartı verileceğini yukarıda izah ettik.

Siz kalkar önünüze gelene basın kartı dağıtır, önünüze gelene de “gazeteci” ünvanı yapıştırırsanız, daha çok rakam kavgası yapar durursunuz vesselam!

* * *

Bir meslektaşımın gazeteciye basın kartını ilgili dernek ve kurumların vermesi yolundaki önerisi hayli ilginç... Devletin bir kurumunun basın kartı vermesine karşı çıkan bu arkadaşımız; spor yazarlığı, foto muhabirliği, parlamento muhabirliği, ekonomi muhabirliği gibi derneklere hangi şartlarda üye kabul edildiğini de çok iyi analiz etmek mecburiyetindedir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ramazan Durmuş
28 Mart 2011 Pazartesi 12:09
Bilgi
Kıymetli okurum,
Benim derdim o, bu , şu değil aziz vatanım... Bu vatana köle olanın ben de kölesiyim. İddianamelerle yatıp kalkmak bize birşey vermez. Türk milletine ihanet edenlerle Ramazan Durmuş isminin yan yana durması asla bahis konusu olamaz.
Evet, bekleyin gerçekleri siyasilerin ellemediği yüksek yargıdan öğrenelim diyorum. Saygılarımla...
Malatyalı
28 Mart 2011 Pazartesi 05:51
Gazetecilik
Ramazan Bey, yazılarınızı takip ettiğim kadarıyla milliyetci ve vatansever birisiniz. Konu gazetecilikten açılmışken bir iki kelam da ben edeyim. OdaTV konusu gündemde. Medyadan öğrendiğimiz kadarıyla orada ele geçirilen bazı dökümanlar var. Dökümanlardan biri şöyle: Abdullah Öcalan'ı Kürt halkının tek temsilcisi ve sözcusu olarak gösterin. PKK'yı küçük düşürecek haberlerden kaçının. Öcalan'ı önplana çıkarın... Bir diğer bdöküman şöyle: Şehit haberlerini hükümete karşı kullanın. Komutanlar içeride teröristler dağda mesajı verin... Yani iki taraflı oynayın. Hem şehit haberlerini istismar edin, hem de PKK'yı küçük ve zayıf gösteren haberlerden kaçının... Bu nasıl bir iştir? Bunlar da gazeteci. Ama görüyorum ki; milleyetçiliğiniz ve vatanseverliğiniz bu konularda sessizliği tercih ediyor. Bu konularda kaleminizin ucu kör herhalde... Savunmanız hazır? Konu yargıda... Eyvallah yargıda olduğunu ben de kabul ediyorum. Kabul edemediğim bu ihanete karşı sessiz kalmanız. Saygı ve sevgilerimle
İhsan KALENDER
21 Mart 2011 Pazartesi 22:55
ÜZÜLDÜĞÜN ŞEYE BAK
Üstadım, GAZETECİ tanımı ve tarifi ne kadar abes! Densey di ki; BASIN YAYIN ve HALKLA İLİŞKİLER mezunu olamayan her türlü NEŞRİYAT hakkına haiz değildir denilseydi nolacaktı? Öğretmen olmak için gereken neyse GAZETECİ için de gereken odur. Madem öyledir SİSTEMİ kendi haline bırakalım gitsin!
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim