• BIST 81.835
  • Altın 146,097
  • Dolar 3,7748
  • Euro 3,9972
  • Malatya : 4 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 13 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Elazığ : 4 °C
  • Adıyaman : 8 °C

Geldiğimiz nokta...

31.05.2015 16:58
Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Geldiğimiz noktaya dair birkaç anekdot…

Son zamanlarda paralel yapı diye adeta terörist olarak gösterilen Hizmet hareketinden bir arkadaşı asgari ücretle kıt kanat geçinen; hakikati, havuz medyasında ve meydanlardaki yalanlardan ibaret gören ablası arar.

Abi bizim oğlanla bir konuşsan…
Hayırdır ne olmuş oğlana.
Yeğeniniz bizi dinlemiyor, evde huzursuzluk çıkarıyor, itiraf etmiyor ama galiba hap kullanıyor. Seni belki dinler biraz kendisiyle konuşsan…
Bu durumda beni değil, ilgili makamları bilgilendirin.
Kimse bir şey yapmıyor ki. Babası ilgili makamlara şikâyetçi oldu, bırakmayınız dedi ama nerdeyse başına bir şey gelirse siz suçlusunuz dercesine babasına imza karşılığında hemen teslim ediverdiler.
Abla ben ne konuşayım. Dediğinize bakılırsa çocuk biraz yoldan çıkmış, serseri, hapçı vs…  Şimdi ben kendisiyle konuşsam terörist olacak. Terörist olmaktansa hapçı olması daha iyi değil mi sizce?

Ablası söyleyecek bir şey bulamaz…

Kardeşi kardeşe düşman ettiren, derdiyle dertlenmez hale getirenlerin söyleyecekleri kardeşlik türküleri, Mısırdan, Suriye’den, Filistin’den, şurdan burdan kardeşlik adına dem vurmaları ne derece samimi olabilir ki?

Yoksa Türkiye’deki kardeşi, kardeş; ümmeti, ümmet; anne-babayı, anne baba olarak görmüyorlar mı acaba diye insan düşünmeden edemiyor?

*                                            *                                            *

Bir diğer anekdot…

Hizmet evlerinden kalan üniversitede okuyan bir yakınım…

Bu olayların başlaması ile çevresinin ve babasının baskısıyla evden ayrılır.

Kendisine Kredi Yurtta yer bulacaklarına dair bazıları devreye girer. Sonra da özel bir yurtta kendisine zar zor bir yer bulur.

Babasına, niçin aldınız çocuğu. Bir yanlışlık, kötülük, ihanet mi gördünüz?

Yok… Ama duymuyor musunuz söylenenleri, fişlemeleri… Yarın öbür gün öğretmen yapmazlar…
Hepsi bu mu?
Evet.

Kıza soruyorum.

Namaz niyazını devam ediyor musun bari?
Tabi cemaatte olduğu gibi düzenli değil. Orada kimse karışmıyor bize. Arkadaşlar da kılmayınca haliyle cemaatteki gibi olmuyor. Ama kılmaya çalışıyorum.

“Yedi yaşına geldiklerinizde çocuklarınıza namazı emredin. On yaşına geldiklerinde gerekirse dövün ve yataklarını birbirinden ayırın.” Hadisi şerifini namaza başlama hususunda bir emir, ölçü olarak görenlerin üniversite çağındaki çocuğu fişlenme, iş vermez kaygılarıyla ibadetinden, namazından, yaşantısından taviz verdirmelerinin vebali kime, kimlere acaba?

Sebeb olan yapan gibidir.

Bir taraftan verilen zarara, kapatılan evlere, kapatılan müesseselere, koparılan insanlara, öğrencilere bakarak zafer kazanmış bir komutan edasıyla sevinirlerken diğer tarafta “bir insanın hidayetine vesile olmak güneşin üzerinde doğduğu battığı her şeyden hayırlıdır” anlayıştan yola koyulup “Altından, zümrütten bir bina yapsanız, sonra da bu bina birisinin hidayetine vesile olsa, ondan sonra da bu müesseseye dozer dayayıp yıksanız yine de israf yapmış olmazsınız. Zira sadece birisinin imanına vesile olmak her şeyden daha üstündür” fehvasında işine, rızaya odaklanan adanmışlıkların duruşu, meseleye yaklaşımı…

Ve geçen yıl yaşanan bir vakıa…

İkindi vakti yeni cami meydanında Mısır mitingi var…

Cuma günü İstiklal Marşı daha biter bitmez safdillerin can simidi olan sloganlar eşliğinde meydana doğru yürür bir grup dindar nesil!

Pazartesi günü mitinge katılan öğrencilere ikindi namazını kaç kişinin kıldığı sorulur.

30 küsur kişiden ikindi namazını kılanların sayısı bir elin parmak sayısını geçmez…

Rabbiyle arasındaki bağı böylesine kopuk ve laubali olan kişilerin çevresiyle, diğer mümin kardeşiyle alakadar olmaları, onların dertleriyle dertlenmelerinin keyfiyetini siz düşünün…

Din buysa ben böyle bir dinden; Müslümanlık bu ise böyle bir Müslümanlıktan Allah’a sığınırım.

Bu nasıl bir Müslümanlık, nasıl bir din algısı, nasıl bir dindarlık…

Her şeyden daha önemlisi “din samimiyettir” diye buyuran Efendiler Efendisinin çizgisinde bu hale nasıl geldik…

Ve geldiğimiz noktada memnun olan, fahırlanan var mı acaba?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Halil Kaleli
07 Temmuz 2015 Salı 01:21
01:21
Aga aga, senin ağzın ne söyliy?! İnsana umut diye bağlanmak hüsrandır. Biz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'a "umut" diye bağlanmadık, bağlanmayız.Kendisine oy veren on milyonlarca insan da asla umut diye bağlanmadı. Vekalet verdik, ülkeye hizmet etmesini istedik.Hamdolsun, mahcup olmadık. Aga, şunu bil ki, Recep Tayyip ERDOĞAN da "etten ve kemikten yaratılmış, bir kul"dur. Asla insanüstü değildir. Yanılabilir, hata edebilir, yanlış yapabilir. Nitekim yanlışı, hatası da olmuştur.Şunu bilelim; hiç bir şey yapmayanlar asla hata yapmazlar. Demek ki, Recep Tayyip ERDOĞAN ve kadrosu ülke için iyi şeyler yapıyor ki, bunun yanında hata da yapabiliyor. 13 yıllık AK PARTİ iktidarında ülkemiz nereden nereye geldi; bunu gör lütfen.6 ay bıyunca bakanlar kurulunun toplanamadığı, fırlatılan anayasa kitapçığıyla ülke ekonomisinin tepetaklak gittiği günleri unutmadık.Ben memur olarak "bu at maaşımı alıp alamayacağımdan" emin değildim.Artık eminim, önümü görebiliyorum. Dindar insanlar bu ülkede "cadı" muamelesi görüyordu.Yaz tatilinde camilerdeki Kur'an Kurslarına gitme yaşı Sayın Devlet Bahçeli'nin imzasıyla 12 yaş öncesine yasaklanmıştı.Okulların önünden başı örtülü kızların polislerce sürüklendiğini gördük.Devlet, kendi vatandaşına "sürek avı" uyguluyordu.Aga, bir düşün ya hu; bu ülkede okumuş-yetişmiş insanımıza kıran mı girmişti de İMF'nin, Dünya Bankası'nın dayatmasıyla Bay Kemal Derviş "müstemleke valisi" gibi ithal edilmişti?O gün iktidarda Ecevit (solun duayeni), Bahçeli (bildiğimiz Bahçeli işte), Mesut Yılmaz (aslanın yerinde yatan tilki misali) iktidarda idi. Batan bankalarla cebinden kaç lira çalınmıştı?!Aga, hep "Güncel Oku", ancak, çarşıya pazara çıkınca sağına soluna da bak. Arada bir Malatya dışına çık, yollara, kentlere, piyasaya bak. Haaa, diyeceksin ki; "Devleti yapmaya talip olmuşlar, elbette yapacaklar." İyi de Aga, daha önce yetki verdiklerimiz niye yapmamışlardı/yapamamışlardı?! Ne, Fethullah mı dedin, Aga?! Ya hu biz onu "adam" sanmıştık. Meğer "adam" değilmiş, "saflığımıza ver" lütfen. İyi ramazanlar Aga!...
Güncel okuru
04 Temmuz 2015 Cumartesi 13:06
13:06
Sayın Kaleli; BOP ve Medeniyetler Arası İttifak projeleri ABD ve İsrail kökenli idi. Bizdeki Eşbaşkanı da sizin hala bel bağladığınız muhterem zat idi. Düşüncelerinizin büyük bölümüne katılıyorum, ama bu günahı işleyenler AKP ve Pensilvanyalıydı. Yıllardan beri Türk ordusu ve vatanını seven insanların dillerinde tüy bitti. Tabi bu arada Türk ordusu da bitirildi. Menfaat çatışması ortakları birbirlerine düşürdü. İlahi Adalet tecelli etti. Herkes işlediği suçun ve günahın bedelini ödemeli. Siz hala suç işleyenlerden medet umuyorsunuz.
İhsan KALENDER
02 Temmuz 2015 Perşembe 20:40
20:40
Unutmayalım ki; MÜMİNLER KARDEŞTİR.
İhsan KALENDER
02 Temmuz 2015 Perşembe 20:40
20:40
PARELEL terör örgütüne bilerek destek veren içimizdeki AKTÖRLERİN sayısı elli kişi ya vardır yazda azdır.Bu nedenle hocaefendiye teveccüh edem muhterem zevatı zemmedemeyiz.
İhsan KALENDER
02 Temmuz 2015 Perşembe 20:37
20:37
Parelel İHANET ve TERÖR örgütünün ardında İsrail ve Batılı şer ittifakının olduğu kesindir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim