• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • Malatya : 3 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İzmir : 8 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Elazığ : 4 °C
  • Adıyaman : 10 °C

Gidiş Nereye?

15.05.2010 12:08
Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Ben hep şuna inanırım...

Bu gün ülke olarak bizim her şeyden ziyade erdeme, irfana, ahlâka, hikmete ihtiyacımız var…

İlim, teknik, teknoloji, ekonomik, refah… elbette bunlar olmasın demiyorum…

Bütün bunlar ahlâkla, irfanla, erdemle ancak bir mana ifade eder, demek istiyorum…

Ahlâkın olmadığı yerde, paranın, teknolojisinin, bilginin… bir mana ifade etmesi şöyle dursun; bunlar buhranları derinleştiren birer unsur olurlar…

Türkiye olarak ciddi bir ahlâk buhranı içindeyiz…

İşin kötü tarafı buhrandan çıkış yolları aramak şöyle dursun; buhranda olduğumuzun dahi farkında değiliz…

Belki de bilip de bilmiyormuş gibi yapıyoruz…

İnananıyla-inanmayanıyla, muhafazakârıyla-laikçisiyle, zenginiyle-fakiriyle, köylüsüyle-şehirlisiyle, dindarıyla- ateistiyle…

Hep birlikte bir kör dövüş içindeyiz…

Ölüm uykusundayız…

Akla ne ahlâk, ne değer, ne nesil, ne de insanlık geliyor…

Var yok maddiyat, refah, daha fazla aş, daha fazla iş, daha fazla para ve daha fazla tüketim…

Ahsân-i takvim sırrına mazhar olunmak için yaratılan insan, tüketim kulluğuna kendini kaptırmış…

Maddenin esiri, kölesi, kulu oluvermiş…

Ebedi hayatı kazanmaya namzet yaratılan insan, madde, makam için didişip durmakta…

Düşünüyorum da, iyi ki elli, atmış yıl ömür biçiyor bize yaratıcı…

Ya hafazanallah önceki kimi insanlar gibi bizlere de altı yüz, yedi yüz yıl ömür biçilmiş olsaydı neler yapmazdık acaba?

 Mali, iktisadi, siyasi, Avrupa Birliği için tam üyelik… vesaire… vesaire kanunları, maddelerinden başımızı kaldırıp da; millî ahlâkî değerlerin esamisini bile okuyamaz olduk…

Kimilerinde bu zamanda bu iktidarın millî ve manevi değerler ile ilgilenmesi parti kapatmaya davetiye olacağı inancı…

Kimleri için de maneviyattan, ahlâktan bahsetmenin çağdaş ve laik bir sistemden dönüşün sinyali… 

Kimileri için muhafazakâr bir iktidarın başta olmasının sarhoşluğu…

Kimileri için biraz da biz istifade edelim bu dünya, iktidar nimetlerden aldanışı, gafleti…

Kimileri için din ve dine ait her şeyin afyon oluşu…

Kimileri için gün bu gündür, dünyaya bir daha gelmeyeceğiz ya aldatmacası…

Kimileri için dinin, inancın, ibadetten ibaret kılınması, mabede hapsedilmesi…

Kimileri için zamana ayak uydurmanın mecburiyeti inancı hâkim…

Her birimiz kendimizce bir mantığa bürünmüş ve felakete gözü kapalı, gönüllü olarak gidiyoruz…

Bu günlerde bir siyasi parti liderini istifaya götüren bir süreç yaşandı…

İnsan olarak elbette üzülüyoruz…

Keşke olmasaydı…

Olay bir komplo mu? Şantaj mı, montaj mı?

Dönecek mi, dönmeyecek mi?

Bu istifası bir siyasi manevra mı?

Bunlar beni ilgilendirmiyor…

Benim dikkatimi çeken başka bir nokta var…

Vahim bir değişimin ayak izleri, emaresi olarak okuyorum…

Bir siyasi lider uygunsuz bir görüntüden dolayı istifa ediyor parti başkanlığından…

Bu bir erdemliktir bence…

Ancak ekranlara yansıyan gözyaşlarını anlamak ve açıklamak mümkün değil…

Neden bu insanlar ağlıyor…

Liderlerini çok sevdiklerinden mi?

Bizim kültürümüzde hiç kimse böyle bir isnat, iftira karşısında dahi, -velev ki böyle bir suça karışan evladın annesi bile - gözyaşlarını ceyhun etmez(di)…

Olsa olsa başına gelen bu felaket ve afetten, utancından ağlar(dı)…

Evladı da olsa böyle bir tablo karşısında “şeriatın kestiği parmak acımaz” der, “inadına… inadına…” deyip de sahiplenmez(di)…

Böyle bir isnat, iftiradan kendini aklamadığı müddetçe gidip de boynuna sarılmaz, ağlamaz(dı)…

Böyle bir -şayet iftira bile olsa- şaibe karşısında göğsünü gere gere dışarıya çıkamaz(dı), üzüntüsünden telef olur, yıkılır(dı)…

Evet ama… Niye tuzak kurdular demez, diyemez(di)…

Böyle bir gayri ahlaki bir cürüm işlemek başka, bu cürümü ortaya çıkarmak için kurulan tuzak, komplo başka…

Bu ikisi de gayrî ahlâkî…

Ama bu iki gayrî ahlakî durumdan bir doğru, bir erdem, bir merhamet, şefkat, bir sahiplenmek çıkmaz(dı)…

“Ben bu güne kadar, bu makama gelmek için bunca yıl ömrümü verdim, istifa etmem” deme pişkinliği hiç gösterilemez(di)…

Ve her şeyden daha önemlisi,

Bütün bu olup bitenler gözler önünde cereyan ederken, görüp bakanlar da “yahu ne yapalım kaderde varmış” deyip “inadına… inadına…” demezler(di)…

 İnsanların böyle nahoş olaylara sevinmesi elbette insanlıktan çıkmış olmanın ifadesidir…

Böyle bir vakadan yola koyularak kişiyi ayıplama, taşlama, lanetleme yarışına koyulmak da günah olarak da kişiye yeter…

Ancak olup bitenleri sıradan bir vakıa olarak görüp kabullenmek anlaşılır şey değildir…

Böyle bir duruş ve kabulleniş gerçekten milli ve ahlâkî değerler açışında önümüzde denizin bitmiş olduğunun göstergesidir…

Ekranlara yansıyan gözyaşları ve inadına… inadına… yapılan tezahüratlar ve sahiplenmeler milli ve ahlâki değerlerin ayaklar altına alınmasının sinyali olarak okudum…

Milletleri millet yapan, bir milleti diğer milletten ayıran bazı kendine has değerler vardır…

Onları bitişi, milletlerin felaketi olur…

Napolyon ne güzel söylemiş değil mi?

“Milletler parasızlıktan değil, ahlâksızlıktan çöker”

Münferit bir olayı ballandıra ballandıra veyahut beddua ede ede evirip çevirerek anlatmanın bir manası yok…

Bence her fert şapkasını önüne alıp “gidiş nereye?” diye kendisine sormalıdır…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
adnan er
15 Mayıs 2010 Cumartesi 21:45
bir garip aşk bestesi
tuhafıma giden şu yahu olay sıradanmI bir partinin genel başkanın görüntüleri çıkıyor ne kendisi nede partisinden biri çıkıp arkadaş bu düzmece,montaj,böyle birşey yok demiyorlar bu komplo diyorlar tamam komplo ama sen önce bir yalanla milletini bir inandır sonra bu çıkaranları deşifre etmeye çalış.milletimiz uyanıktır kim doğru kim yanlış en iyisini bilir zaten 5 yılda bir yapılan seçimlerdede anlaşılıyor.eğer yaptığı doğru ise inanın insan olarak kendisine üzülmem bu olayda hiç bir suçu günahı olmayan muhterem eşlerine bu süreci atlatabilmesi için ona sadece dua etmekten başka ben ve benim gibi bir çok insanın elinden başka birşey gelmez.ama şunuda unutmayalım bunu yapanlar hiçte masum değil.maalesef aile yapımız son yıllarda yayınlanan tv dizilerine baktığımız zaman aldıkları reytingle ortada bana ahlak dersi vermek düşmez ama birader konusu amcasını eşiyle aldatan bir yeğen ve yenge dizisi her hafta ilk sırada kime sorsan bu durumu tasvip etmez ama seyreder hemde ailesiyle şuanda 5 yaşındaki çocuğuyla seyrediyorsa o çucuk 20 yaşına geldiğinde varın gerisini siz düşünün...
yazınızın sonunda dediğiniz gibi ekonomimiz çok iyi olabilir ama edep ahlak erdemlik yoksa vay halimize maalesef bu konu için çok karamsarım...
İhsan KALENDER
15 Mayıs 2010 Cumartesi 14:20
AHLAK ANLAYIŞIMIZ SİL BAŞTAN
ZİNA suç ve AYIP olmaktan çıkmıştı. Zaten DEVLET eliyle MEŞRULAŞTIRILMIŞTI bile..!.. NAMUSLU ve NAMUSSUZLUK kavramları silbaştan yeniden YORUMLANMALIYDI..!.. Bana sorarsanız BATI ve BATIL amacına ulaşmıştı. Ne garip ve ne tuhaftır ki; ARSIZLIK ÇADIRLARINDA, AĞIT YAKAN vaveyla koparan GERİ DÖN diye yalvaran bir gurup, belki de milyonların TEMSİLCİSİDİR..!.. Bak NE GÜNLERE KALDIK HAKKI HOCAM.
İhsan KALENDER
15 Mayıs 2010 Cumartesi 14:11
DALLAS BİR ÖRNEK İDİ
Sabahleyin iş yerlerinde DALLAS dizisinin kritiği yapılır , AHLAKSIZLIĞI vurgulanırdı. Amma , yavaş yavaş yorumlar yerini sessizliğe bıraktı. DALLAS bile bu günkü DİZİLERİN yanında masum ve NAMUSLU kaldı.
İhsan KALENDER
15 Mayıs 2010 Cumartesi 14:09
batıl şeylerin tasviri ile
Müstehcen saydığımız bir kısım sahneler artık evlerimize hakim olmuştu. UYUŞTURUCU DOZU giderek arttı. HASTA TEPKİ VEREMEZ hale geldi. Batıl sayılan müstehcen sayılan ahval karşsında SAF ve TEMİZ DİMAĞLAR bozulmaya başladı.
İhsan KALENDER
15 Mayıs 2010 Cumartesi 14:04
TV.ler ve DİZİLERLE BAŞLAYAN AHLAKİ EROZYON
TV-lerin yayın sürecine girdiği ilk aylarda , yabancı diziler haftalık programlanır ve izlenirdi.DALLAS gibi diziler, muhafazakar kesimin tepkisini çeksede giderayak AHLAKSIZ DİZİLER çoğumuzun evine girdi yerleşti.Önceleri DİNDAR ve MUHAFAZAKAR aileler tepkiliydi. Sonraları bu tepki- mepki kalmadı. Giderek yerini VURDUMDUYMAZLIK ve ALDIRMAZLIK aldı. Müthiş bir AHLAKİ EROZYON SÜRECİ başlamıştı bile..!.. Deniliyordu ki; GERİCİLER TV-ye ve TEKNOLOJİYE de karşı çıkıyorlar, asrın nimetlerini tepiyorlar reddediyorlar deniliyordu. Bir tartışma süreci yaşandı ama işe yaramadı. Zayıflar yenildi,KAVİLER azaldı. AHLAK ve NAMUS anlayışımız KORKUNÇ bir şekilde DEJENARASYON dönemi geçirdi.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim