• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Malatya : 34 °C
  • Ankara : 28 °C
  • İzmir : 32 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Elazığ : 37 °C
  • Adıyaman : 37 °C
  • Trabzon : 25 °C

Karye-i Polat...

03.12.2009 09:26
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

1560'lardaki Polat'ın Osmanlıca terimlerini Türkçeleştirmeye çalıştım ve şöyle bir sonuç çıktı ortaya:

203 erkek kişi,

109 ev,

34 çift,

18 resmi çift,

57 ailesiyle oturan evli erkek evladı

97 tek başına yaşayan, bekar.

Şimdi hep birlikte 240 yıl öncesinin bataklık Polat"ına değil 1500"lü yılların imarlı ve düzenli Polat"ına, araştırmayı gerçekleştiren Handan Arslan"a teşekkür ederek birlikte bir gezinti yapalım:

Malatya il sınırları içinde Doğanşehir ilçesine bağlıdır. Önce Akçadağ"a bağlı olan Polat Kasabası, eski çağlardan beri önemli yerleşim faaliyetlerine sahne oldu.

Polat ile ilgili ilk ve düzenli idari bilgilere; 16. Yüzyıl Kanunî Devri Malatya Tahrir Defterleri"nde rastlanılmaktadır. Daha sonraki idari bilgilere ise 19. Yüzyılda hazırlanış olan Devlet Salnameleri"nden ulaşılabilmekteyiz. 

Bu makalede, Polat"ın sosyo-ekonomik yönden yapılanmasında büyük etkisi olan idari bölümleme tarzı ve bu bölümlemede meydana gelen değişiklikler idari coğrafya - tarihi coğrafya bakımından; cumhuriyet dönemi öncesi ve cumhuriyet dönemindeki idari bölünüşte meydana gelen gelişmeler adı altında iki kısımda ele alınacaktır.

Osmanlı Devletinin idari teşkilat yapısı içinde sürekli olarak değişik bölümlemelere uğrayan araştırma alanımızda Cumhuriyet döneminde de idari açıdan birçok değişiklikler olmuş ve günümüzdeki durumuna ulaşmıştır. Bu değişikliklerin boyutu farklı şekillerde kendini göstermiştir. Sonrasında ise hem ilçenin idari coğrafyasında ve alansal yapısında değişikliklere yol açan, hem de kendi sınırları içerisinde zaman zaman farklı idari düzenlemelerin olduğu idari yapılanmalar tespit edilmiştir.

Bir sahanın beşeri ve ekonomik coğrafya özellikleri incelenirken öncelikle o alandaki yerleşme ve nüfus özellikleri ele alınmakta ve bu çerçevede ekonomik özelliklerden bahsedilmektedir. Yerleşmelerin bu özellikleri incelenirken o sahanın idari coğrafyası göz ardı edilmekte, idari bölünüşte etkili olan faktörlerden hiç bahsedilmemekte ve bu konular genellikle yerleşmelerin tarihi gelişimi içerisinde değerlendirilmektedir. Ancak seçilen çalışma sahası bir idari üniteye karşılık geliyor ise o idari alanda yapılan değişikliklere yerleşme ve nüfus özellikleri bahsinden önce kısaca değinilmektedir. Türkiye"deki coğrafyacıların pek çoğu tarafından dikkate alınmayan idari coğrafyanın sosyo-ekonomik yapılanmanın incelenmesinde ve planlanmasında etkisi büyüktür.

İnsanlar belirli bir yerde uzun süreli yaşamadıkça, göstermiş oldukları faaliyetleri tespit etmek zordur. Doğal çevre ile ilişki halinde bulunan insanların beşeri ve ekonomik faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde inceleyebilmek için, önce onların barındıkları ortamları, yani yerleşme yerlerini tanımak gerekir. Yerleşme yerleri sabit olmayan, devamlı yer değiştiren insan gruplarının faaliyetlerini saptamak güç olmakla birlikte olanaksızdır (Özçağlar,1988:108). Bir yerleşmenin beşeri ve ekonomik faaliyetlerini geçmişten günümüze ve hatta günümüz idari sınırları içinde araştırabilmek için idari bölünüşteki gelişmelerin öncelikle tespiti gerekmektedir.

Araştırmamıza konu olan Akçadağ ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi"nin Yukarı Fırat Bölümü"nde yer almaktadır. Malatya ilinin idari sınırları içinde yer alan Akçadağ ilçesinin bugünkü idari alanı, Eski Çağ"dan beri önemli yerleşim faaliyetlerine sahne olmuştur. Eski yerleşmelerin bakiyeleri olan höyüklere Malatya ve çevresinde fazlaca rastlanmaktadır. Bilimsel anlamda 1932 yılından başlayarak zamanımıza değin bilim adamlarınca yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilere göre, Malatya ve çevresinde çok eski yerleşmelere rastlanılmıştır. (Bu alanda M.Ö. 4000 yılına ait ve insanlar tarafından kullanılan mağaralara da rastlanılmaktadır (Oğuz,1985:7).

Genel olarak Malatya ve çevresinde ilk yerleşmelere dağların arasındaki eşik sahalarda rastlanmaktadır. Malatya'da ilk yerleşme yerinin Cafer Höyük olduğu bilinmektedir. Burada yapılan incelemelerde ilk üretim evresine ilişkin yerleşim yerleri tespit edilmiştir. Ayrıca 1985 yılında Malatya'nın 24 Km. doğusunda Değirmentepe'de yapılan kazılarda, Kalkolitik kültürün yansıması görülmüştür (Esin-1986. s.116 ).

Bu kazılar dışında Akçadağ sınırları içinde birçok höyüğün bulunduğu tespit edilmiştir. Akçadağ'ın güneyinde eski bir şehir kalıntısı bulunmaktadır. Ören Höyüğü, Ören Köyü sınırları içinde Kalkolitik devirden izler taşımaktadır. Ayrıca İkinciler Köyü sınırları içinde bir başka höyüğün Kalkolitik dönemi yansıttığı görülmektedir. Levent Bucağının Kalolar Köyünde, Hunlartepe Mahallesinde bir höyük ve Sakalıuzun Köyünde höyükler bulunmaktadır (Araştırma Raporu,1988 :14).

İnceleme alanımızda yer alan höyükleri de bu bilgilere bağlı kalarak yaşlandıracak olursak; Akçadağ'ın, çok eski dönemlerin izlerini taşıdığını söyleyebiliriz.

Akçadağ yerleşmesi, Eski çağlardan beri yerleşile gelmiş ve ismi, tarihi kaynaklarda çok defa "Arka", "Argos", "Arega" ve "Arca" olarak geçmiştir. "Arca" ve "Arega", Peutinger Tablosunda (Roma İmparatorluğu"nun yol ve yerleşmelerini gösteren çizelge), Antoninus rehberinde ve Piskoposlar listelerinden bazılarında adı anılan bir Kapadokia kentçiğidir. Kastedilen yer Malatya iline bağlı bir ilçe merkezi olan Arga / Akçadağ kasabasıdır (Umar,1993: 95 ).

"Arega", "Arca", "Arga"; "Komana'dan Melitane'ye giden yol üzerinde Kapadokya'da bir ilk çağ kentidir" (Ramsey,1960:67). Argos "Kapadokya'nın güney yanında, Toroslara yakın bölgede tahkim edilmiş bir yer " olarak geçmektedir (Strabon-1987 s.9). Ayrıca Strabon'un adı geçen eserinde ekte verilmiş olan haritada da bugünkü Akçadağ'a karşılık gelmektedir. Arga denilen yer Ramsey'in adı geçen eserinde Roma şehri ve Piskoposluğu olarak bahsedilmektedir (Ramsey,1960:348). Fakat, M.S.140'ta varlığından bahsedilen Arga'nın sınırları içinde Piskoposluğun varlığına dair herhangi bir kalıntıya rastlanılma-maktadır.

Merkez Höyük ve çevresindeki diğer höyükler ile tarihi kaynaklarda adı geçen "Arga"; kasabanın çeşitli dönemlerde iskan edildiğinin en büyük delilidir. Yukarı Mezopotamya ve Orta Anadolu arasında, ticaret ve kültür alışverişinin yapıldığı önemli bir mevkie sahip olan Malatya ve çevresi  bu özelliği ile tarih ve kültürel önemini her dönem korumuştur. Malatya ve çevresi, 1517'de Mısır'ın Osmanlılar tarafından kesin olarak alınması ile Osmanlı topraklarına katılmıştır (Tuğlacı-1985, s.227). Malatya, Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra idari bakımdan devamlı bir değişime uğramıştır. Anadolu ve Malatya"nın yerleşim tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan Akçadağ ilçesi de bu gelişmelerden etkilenmiştir (Arslan,2002: 99).

CUMHURİYET ÖNCESİ DÖNEMLERDE AKÇADAĞ İLÇESİNİN İDARİ YAPISINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER

Akçadağ ile ilgili ilk idari bilgilere Osmanlı Devleti"nin XVI. Yüzyılda hazırlamış olduğu Kanunî Devri Malatya Tahrir Defterleri"nde rastlanılmaktadır. Bu kaynağa göre, inceleme sahamız Malatya Sancağının Keder Beyt Nahiyesi olarak ismi geçen alana karşılık gelmektedir. 1560"da Keder Beyt Nahiyesi"ne bağlı 89 köy ve mezra yerleşmesi bulunmaktadır (Yınanç, Elibüyük,1983:137–162).

Daha sonraları ise Osmanlı Devleti"nin 19. Yüzyılda düzenli bir şekilde tutmuş olduğu Devlet Salnamelerimdeki bilgiler ışığında alanımızla ilgili M.1850-1913 yılları arasında bilgilere ulaşılabilmektedir. Bu kaynaklarda; 

M.1850 (H.1266) Devlet Salnamesi"nde Akçadağ, Harput Eyaleti"nin Malatya Livasına bağlı bir Nahiye (Nahiye-i Akçadağ) olarak geçmektedir.

Daha önce müstakil bir liva (sancak) olan Malatya, M. 1854–1855 (H.1271) Devlet Salnamesi"nde Harput Livasının bünyesinde yer almıştır. Akçadağ"da Malatya gibi aynı konumda karşımıza çıkmıştır.

M.1855-1856 (H.1272) Devlet Salnamesi"nde Akçadağ, Harput Eyaletine bağlı Harput ile Malatya livası (Liva – i Harburut maa Malatya) içinde kaza olarak geçmektedir.

M.1862-1863 (H.1279) Devlet Salnamesi"nde yine Harput Eyaletine bağlı Harput ile Malatya livası içinde yer alan bir kazadır.

M.1866-1867 (H.1283) Devlet Salnamesi"nde Harburut Eyaletinin Harput livası içinde yer alan Harburut, Malatya, Arabkir, Eğin, Çemişgezek ve Şiro gibi, Akçadağ da bir kaza durumundadır (IŞIK, 1998:153-154-155)

Araştırma alanımız, yukarıda saydığımız idari özellikleri yanında kendi içinde de bazı değişikliklere uğramıştır. Akçadağ Kasabasının ilçe (kaza) merkezi statüsü kazanması aslında 1867 tarihinde gerçekleşmiştir. Osmanlı idaresinde, 1850 yılında Akçadağ Kazasının Levent Bucağında teşkilatlandırılan ve 1867'de yeni düzenlemelerle yönetim, şimdiki yeri olan Arga'ya nakledilmiştir (H. 1310 tarihli Mamuret ül Salnamesi, s. 208).  1867 tarihine kadar Akçadağ ilçesinin yönetim merkezi bugünkü Levent Nahiyesi iken “İdare-i Vilayet Kanunu”nun çıkması ile yer değiştirmiş ve Arga 'da teşkilatlandırılmıştır. Kuşkusuz bu değişiklik Akçadağ'a (Arga"ya) yeni bir görünüm kazandırmıştır.

M.1868-1869 (H.1285) Devlet Salnamesi"nde Diyarbekir Vilayeti karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni vilayet nizamnamesi ile mülki taksimatta yeni düzenlemeler yapılmış olmasıdır. Vilayetler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar nahiyelere, nahiyeler de köylere bölünmüştür (Duman,1982:117).

Bu dönemde belirtilmesi gereken önemli bir husus; vilayet nizamnamesinde nahiyelerin idaresiyle ilgili önemli hükümlerin konulmuş olmasına rağmen, uygulamada nahiyelere yeterince yer verilmemiş olduğunun farkına varılmasıdır. Bu nedenle nahiyelerle ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bu düzenlemelerden yani söz konusu nizamnamenin yayınlanmasından ancak sekiz yıl sonra salnamelerde kazalara bağlı nahiyelerin isimleri yer almaya başlamıştır.

M. 1889–1890 (H.1307) Salname–i Devlet – i Aliyye-i Osmaniyye"de Akçadağ Kazası"nın 162 köyü (kura) ve 7 nahiyesi bulunmaktadır.

M.1894–1895 (H.1312) tarihli devlet salnamesinde Akçadağ Kazası"nın 148 köyü ve Kürne, Ayvalıdere, Hekimhan adlı 3 nahiyesi vardır. M. 1896 – 1897 (H.1314) tarihlerinde de yine üç nahiyeye sahiptir.

M.1895–1896 (H.1313) tarihli devlet salnamesinde Akçadağ Kazası"nın 148 köyü ve Kürne, Ayvalıdere, Hekimhan adlı 3 nahiyesi vardır.

M. 1896 – 1897 (H.1314) tarihlerinde de yine üç nahiyeye sahiptir.

M.1897-1898 (H.1315) tarihli devlet salnamesinde Akçadağ Malatya Sancağı"nın bir kazası konumunda olup, bu kazaya bağlı 7 nahiye 122 köy bulunmaktadır. Bu köylerden 25"i Hekimhan Nahiyesi"ne, 21"i Ayvalı Nahiyesi"ne, 15"i Kürne Nahiyesi"ne, 10"u Hasançelebi Nahiyesi"ne, 22"si Levendoğlu Nahiyesi"ne, 11"i Polad Nahiyesi"ne ve 18"i Kasımoğlu Nahiyesi"ne aittir.

M.1899 (H. 1316) ve M. 1906 (H.1323) arasında hazırlanan tüm salnameler de Akçadağ"ın idari durumu aynıdır.

M.1910 (H.1326) tarihli Salname-i Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye"de Malatya Sancağı"na bağlı Akçadağ Kazası"nın 154 köyü (karye) ve 7 nahiyesi bulunmaktadır. Bu köylerden 53"ü Hekimhan Nahiyesi"ne, 25"i Kürne Nahiyesi"ne, 15"i Hasançelebi Nahiyesi"ne, 10"u Levendoğlu Nahiyesi"ne, 22"i Polad Nahiyesi"ne ve 11"i Kasımoğlu Nahiyesi"ne ve 18"i Kürecik Nahiyesi"ne aittir.

M.1911-1912 (H.1327) tarihli Salname–i Devlet–i Aliyye-i Osmaniyye"de Malatya Sancağı"na bağlı Akçadağ Kazası"nın 143 köyü ve 6 nahiyesi bulunmaktadır. Bu köylerden 53"ü Hekimhan Nahiyesi"ne, 25"i Gelengeç Nahiyesi"ne, 15"i Hasançelebi Nahiyesi"ne, 10"u  Levend Nahiyesi"ne, 22"i Polad Nahiyesi"ne ve 18"i Kürecik Nahiyesi"ne aittir. Merkez kaza Arga"dır.

M.1912-1913 (H.1328) tarihli Salname–i Devlet–i Aliyye-i Osmaniye"de Malatya Sancağı"na bağlı Akçadağ Kazası"nın 174 köyü ve 7 nahiyesi bulunmaktadır. Bu köylerden 42"si merkez kaza olan Arga"ya, 25"i Hekimhan Nahiyesi"ne, 36"sı Gelengeç–Kürne Nahiyesi"ne, 11"i Hasan Çelebi Nahiyesi"ne, 20"si Levend Nahiyesi"ne, 10"u Polad Nahiyesi"ne ve 30"u Kürecik–Kepez Nahiyesi"ne aittir. M.S. 1917 – 1918 tarihli salnamelerde de Akçadağ, Malatya Sancağı"nın kazasıdır.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE AKÇADAĞ İLÇESİNİN İDARİ YAPISINDA

MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER

Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise bütün sancaklar vilayet statüsüne dönüştürülmüş olduğundan Malatya sancağı da bir vilayet (il) olmuştur. Bu dönemde; Akçadağ kazası dört nahiyeden (Merkez, Doğanşehir, Kürecik, Levent) oluşmaktaydı.

Bu kısımda değişiklikleri daha iyi bir şekilde gözler önüne serebilmek amacıyla, ilçeye bağlı köy yerleşim yerleri baz alınmış ve bugün artık bucak merkezi statüleri olmayan fakat mülki idare teşkilatı içerisinde bucak merkezliği görevi devam eden yerleşim birimlerine bağlı kalınarak idari bölünüşteki gelişmeler verilmeye çalışılmıştır1.

1927 yılında Akçadağ ilçesine bağlı 127 yerleşim birimi bulunmaktaydı. 1935 yılı nüfus sayımına göre Akçadağ ilçesine bağlı olan köy sayısı 94"tür.  Bugün bir ilçe merkezi durumunda olan Doğanşehir kasabası, 1935 yılında Akçadağ ilçesine bağlı bir bucak merkezidir. 1935 yılında merkez bucakta 45, Doğanşehir bucağında 21, Kürecik bucağında 23 ve Levent bucağında 14 köy idari alanı bulunmaktaydı. Ancak 1940 yılından itibaren hem ilçe sınırları içinde yer alan bucaklar arasında,  hem de inceleme alanımızdan ayrılıp farklı yerleşmelere bağlanan köylerle birlikte, 1946 yılında ilçe statüsü kazanan Doğanşehir, idari yapıda değişikliklere yol açmıştır. Bu sebeple 1935 yılından itibaren belirli periyotlarla yapılan nüfus sayımlarına göre belirli dönem aralıkları tespit edilmiş ve idari yapıdaki gelişmeler verilmeye çalışılmıştır.

Merkez Bucak Alanındaki İdari Gelişmeler

1935-1940 Arası Dönem:

1935"de 45 köy idari alanına sahip olan merkez bucak, 1940"a gelindiğinde 11 köy eksilerek bu sayı 34"e düşmüştür.1935"de var olan, Avşaroğlu, Sincik (Sincik daha sonra Gölpınar"dan ayrılarak köy statüsü kazanan Altınlı"nın Bir mahallesi olmuştur.) ve Çiftçibaşı köyleri; Gölpınar"a, Büber; Dedeköy"e, Kalender, Ziyaret ve Kırkhan; Bahri"ye, Muhacir; Akçadağ merkeze bağlanmış ve köy statülerini kaybetmişlerdir. Zeyve köyü 1940"da Şıhlar adını almıştır (Köy adlarındaki bu değişiklikleri burada belirtmememizdeki neden, köy listelerindeki farklılıkları gösterebilmek amacını taşımaktadır). Yine bu dönemler arasında Pertek ve Şavikli köyleri daha sonraki yıllarda tekrar kazanmak üzere köy tüzel kişiliklerini kaybetmişlerdir (Türkiye Mülki İdari Bölümleri,1976:109).

1940-1945 Arası Dönem:

1940"da 34 olan köy sayısı, 1945"de 36"ya yükselmiştir. Buna neden, Gölpınar"dan ayrılan Keremis"in (Altınlı) köy statüsü kazanması, 1940"da köy statüsünü kaybeden Pertek ve Şavikli"nin tekrar bu hakkı kazanmalarından kaynaklanmaktadır.

Ayrıca 1940"da var olan Kırpınar 1945"de köy statüsünü kaybetmiştir. 

1945-1950 Arası Dönem:

Merkez bucakta en büyük idari değişiklik hiç kuşkusuz 1946"da Doğanşehir bucağının ilçeden ayrılması ve beraberinde merkez bucaktan bazı  köyleri de bünyesine almasıdır. 1945"de merkez bucağa bağlı Dedefengi, Karaterzi, Suçatı ve Şavikli (Yuvalı) köyleri Doğanşehir ilçesinin köyleri durumuna gelmiştir. Ayrıca bu dönemler arsında Pertek köyünün statüsü geçici bir süre ellerinden alınmıştır. Fakat 1945"de köy statüsü elinden alınan Kırpınar 1950"de tekrar köy olmuştur. Bu değişiklik ile 1945"deki 36 köy yerleşmesi sayısı 1950"de 33"e düşmüştür.

1950-1955 Arası Dönem:

1950"de 33 köy sayısına sahip olan Merkez bucak 1955"de 39 köy yerleşmesine merkezlik yapmıştır. 1950"de Kürecik bucağına bağlı olan; Aliçeri ve Penik köyleri, Levent bucağına bağlı olan; Ancar ve Resuluşağı köyleri 1955"de merkez bucağa dahil edilmişlerdir. 1950-1955 dönemleri arasındaki bir diğer önemli idari gelişim ise; 1950 öncesi birkaç kez köy statüsünü kaybeden Pertek köyünün tekrar köy statüsü kazanması olmuştur. Yine bu dönemler arasında Keller köyünden ayrılarak köy statüsü kazanan Büyükçimiş de köyünün de adı Keklikpınarı olarak değiştirilmiştir. 

1955-1960 Arası Dönem:

1960"da Ören"den ayrılan Kalikasa, Dedeköy"den ayrılan Kömekavak yerleşmeleri köy statüsü kazanmışlardır. Bu sebeple 1955"de 39 olan köy sayısı 1960"da 41"e yükselmiştir. Ayrıca bu dönemde birçok köyün adı da değiştirilmiştir. Keremis"in Altınlı, Beskenbere"nin Bölüklü, Bahri"nin Çatyol, Ancar"ın Derinboğaz, Musturu"nun Duranlar, Pertek"in Göktarla, Eğin"in Güzyurdu, Tevük"ün Kesmece, Heküge"nin Pınarlıgeçit, Şemşir"in Yalınbudak, Penik"in Yalınkaya ve Kacikli"nin de yeni adı Yaylımlı olarak değiştirilmiştir.

1960-1965 Arası Dönem:

Bu dönemler arsındaki değişiklik; 1960"da Kürecik bucağına 1965-1985 Arası Dönem:

Bu yirmi yıllık dönemde Merkez bucak alanında idari açıdan hiçbir değişiklik olmamış, 1965"de 43 olan köy idari alan sayısı 1985"e kadar 43 olarak kalmıştır.

1965-1985 Arası Dönem: 

Bu yirmi yıllık dönemde Merkez bucak alanında idari açıdan hiçbir değişiklik olmamış, 1965"de 43 olan köy idari alan sayısı 1985"e kadar 43 olarak kalmıştır

1985-1990 Arası Dönem: 

1985"de 43 olan köy sayısı 1990"a gelindiğinde 39"a düşmüştür. Bu dönemler arasında meydana gelen en önemli idari gelişme; Merkez bucağa bağlı olan Duranlar, Göktarla ve Kırkpınar köylerinin Malatya Merkez bucağa bağlanmasıdır. Bu değişik, adı geçen köylerin Malatya Merkezi bucağına ulaşımının daha kolay sağlanıyor olması sonucu yapılmıştır. Bu idari değişiklik Merkez bucağın alansal değişimine yol açmıştır. 1985-1990 dönemleri arsında Kotangölü, Akçadağ kasabasına bağlanarak bir mahalle olmuştur. Ayrıca bu dönemler arasında Şıhlar"dan ayrılan Aksaray mahallesi bir köy olurken, daha önce Ören"den ayrılarak köy olan Hisardere (Kalikasa) 1990"da tekrar Ören"e bağlanarak bir mahalle olmuştur.1990"da Kesmece köyünün adı Fatih olarak değiştirilmiştir.

1990-1997 Arası Dönem:

Bu dönemler arasında ki idari değişiklik Pınarlıgeçit köyünün Çatyol köyüne bağlanarak belediyelik olması ve 1993"de Altınlı"dan ayrılan Sahilköy"ün yeni bir köy ünitesi oluşturmasıdır. Günümüzde de Merkez bucak aynı köy yerleşmelerine merkezlik yapmaktadır.

 SONUÇ

İnceleme sahamız, tarihi kaynaklarda XVI. Yüzyılda Malatya sancağının Keder Beyt Nahiyesi ismi ile karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde 89 köy ve mezra yerleşmesinin oluşturduğu sınır, Tohma Çayının güneyine karşılık gelmekte ve bugünkü Akçadağ ilçe sınırları ile örtüşmektedir. Fakat buna karşın, tarihi kaynaklarda “Ağce Dağ” adıyla anılan yer, Tohma çayının kuzeyine karşılık gelmekte ve bu dönemde inceleme sahamızla isim benzerliği dışında hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

XIX. yüzyıla gelindiğinde Akçadağ adıyla anılan yer, Osmanlı devletinin idari teşkilat yapısı içinde sürekli değişik bölümlemelere ve statü değişikliklerine uğramıştır. Bu idari düzenleme cumhuriyet döneminde de devam etmiştir ve ilçe sınırı birçok düzenlemeden sonra günümüzdeki şeklini almıştır.

1850 yılına kadar Nahiye-i Akçadağ olarak tarihi kaynaklarda yerini alan inceleme sahamız bu tarihten sonra kaza statüsü kazanmıştır. Fakat kaza merkezi bu dönemde, bugünkü Akçadağ ilçesinin Levent Köyünde teşkilatlandırılmıştır. Daha sonra ise idari bir değişiklikle 1867 yılında merkez, bugünkü yeri olan Akçadağ"a (Arga) nakledilmiştir. Kuşkusuz bu değişiklik ilçe idari düzenlemesi yönünden isabetli olmuştur. Bugünkü yönetim merkezi, Levent köyüne göre avantajlı bir konumda olup ilçe sınırları içindeki yerleşmelere ulaşılabilirliği daha elverişlidir.

1921 yılında Hekimhan"ın, 1946"da da Doğanşehir"in Akçadağ"dan ayrılması ve ilçe statüsü kazanması ile inceleme sahamızın idari yönetim sınırı büyük bir değişikliğe uğramıştır.

Bugün Akçadağ ilçesi 1.193 km2 yüzölçümü ile alansal olarak Malatya iline bağlı ilçeler içinde; Hekimhan (1.844 km2), Darende (1.356 km2) ve Doğanşehir"den (1.290 km2) sonra dördüncü sırada yer almaktadır. İlçeden ayrılan Hekimhan ve Doğanşehir"den daha küçük bir alana sahiptir. Bu düzenleme ile ilçe alanı küçülmüş fakat, idari yönetim açısından kolaylık sağlanmıştır.

Lutfen polat ile ilgili yeni bilgileri olan paylaşsın. ihmal ede ede bugünleri yaşıyoruz, unutmayalım.

Uzun tarihi kronolojiyi, güzel bir Polat şiiri ile noktalayalım. Polat, ancak bu kadar güzel anlatılır ki, şiirin sahibi Yaşar Aksoy"u da yürekten kutluyorum. Buyurun hep birlikte okuyalım:

POLAT

 

Kilitli taş olmuş Polat yolların

Beypınarı can katıyor canına

Etrafında kekik kokan dağların

Acıpınar şan katıyor şanına.

 

Akpınar Ülger"in bağrından çağlar

Alıcıkkavağı bahçeler bağlar

Körmenlinin suyu kaladan çağlar

Pa...tırdayan can katıyor canına.

 

Homanız"la Uzunok"un arası

Serin olur şu Polat"ın havası

Tarihi anıdır Kral Tepesi

Adatepen orman ister bağrına.

 

Sırakaya sıra sıra bağların

Dertlere şifadır çiçek balların

Lale sümbül nergiz kokar dağların

Kozlu deren can katıyor canına.

 

Yerli Gedik, Karagüney, Haramı

Hani nerde göster Gani Ağanı

Gucur Ali, Ali Paşa, Ali Yamanı

Kimler kondu göçtü Polat bağrına…

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yılmaz Esen
08 Aralık 2009 Salı 20:28
Malatyanın Şeriye Siciller
Hocam, Polat Milliyetçiliğinden bahsederken aşağıda anlatacağım hususları yazmak istedim ancak kısa kestim. Yoksa kuru milliyetçilik yapıyorsunuz demek istemedim. Bu arada tarihi nakil konusundaki duyarlılığınıza hayranım. Bir önceki Ç.F. yazınızı gözyaşları içinde okurken, acaba beyazperdeye aktarmak mümkün mü diye düşünmekten kendimi alamadım.

Eğer Osmanlıca bilen elemanalarınız varsa Malatyanın Şeriye (Kadı) Sicillerini Milli Kütüphaneden, Vakıf Sicillerini Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Daire Başkanlığından, Tahrir Sicillerini de Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden temin edip tarihe bakan bölgemizin fotoğrafını netleştirebiliriz. Bu konuda İÜ Prof.larından Hasan Beyden de yardım alınabilir. Ancak Osmanlıca el yazılarını okumasını iyi bilen elemanlara ihtiyaç var. O zaman Malatyanın eskiye ait sosyal ve kültürel yapısını da ortaya çıkarma imkanı bulunur. Merhum Özal Başbakan iken belli bir döneme ait Malatyanın tahrir kayıtlarını yeni harflerle yazdırtmış. Devlet Arşivlerinden istedim , ellerinde herhangi bir fazla nüsha kalmadığını ifade ettiler. Bir sürü dernek var Malatya ismi ile anılan. Onlardan yardım alınarak bu tahrirler yeniden basılabilir. Belediyemizin de sanırım Kültür Dairesi var, oradan da yardım alınabilir. Diğer Şeriye ve Evkaf Kayıt Defterlerini ise günyüzüne çıkarmak için İÜ Tarih Bölümünün vb akademisyenlerin ve eski kültürümüze vakıf insanların ve zenginlerin desteği lazım. Bilvesie en iyi dileklerimle sağlık ve Malatya Tarihi konusunda başarılarınızın devamını dilerim. Y.Esen
süleyman turan
05 Aralık 2009 Cumartesi 10:07
polatın geleceği
sayın durmuş bugüne kadar yapmış olduğunuz araştırmalarla bizlere geçmişten günümüze ışık tuttunuz bilmediğimiz gercekleri günyüzüne cıkararak bizleri aydınlattınız .polatta elle tutulur tarihi kalıntılar olmamakla birlikte sizinde bahsettiğiniz gibi ilk çağlardan kalma tarihi eserler zaman zaman bazen defineciler bazende köylüler tarafından bulunmaktadır.kraltepesi ile ilgili halk arasında ceşitli rivayetler olmakla beraber bence araştırmasya değer bir yer hatta tepenin altının mağara olduğu söylenir halk arasında bende inanıyorum çünkü tepenin üzerinde taşa vurulduğunda cok derinlerden ses gelmekte buda altının boşluk olduğunu göstermiyormu bence yetkililer bunu araştırmalı varsa tarih belkide bilinmeyen tarih öncesine ait hazineler ortaya cıkarılmalı hem polat hemde ülkemiz için bu değerler insanlığa kavuşturulmalı saygılarımla.
Yazarın notu
04 Aralık 2009 Cuma 00:53
Çarpıtmayınız
Polat milliyetçiliğinden söz eden değerli okuruma Polat'ın dünü ile bugününü kıyaslamasını öneriyorum. Bu kasaba kendi kendisine ihanet ede ede küçülmüş bir virane köye dönmüştür. Bu aktardıklarım, değerli araştırmanın tamamı değildir. Bilgilerinize...
Yılmaz Esen
03 Aralık 2009 Perşembe 23:00
Bilgiler yeyide muhtaç.
Polatlı Milliyetçiliği nihayet Doğanşehir ve Akçadağ'a da sıçradı. Ancak bilgiler benim büyüklerimizden duyduğum bilgilerle örtüşmüyor. Mesela, Hekimhanda Kurşunlu diye bir nahiye var oranın tarihi Hekimhandan daha eski. Ancak sizin salnamelerde adı dahi yok.
ŞAHİN
03 Aralık 2009 Perşembe 13:04
POLATT
POLATIN GEÇMİŞİ İLE İLGİLİ OLARAK YAPTIĞINIZ ÇALIŞMALARDAN ÖTÜR BİZ GENÇLERİ AYDINLATTIĞINIZ VE IŞIĞIMIZ OLDUĞUMUZ İÇİN TEŞEKÜRLER
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : www.malatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim