• BIST 82.013
  • Altın 147,317
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0271
  • Malatya : 2 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 9 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Elazığ : 0 °C
  • Adıyaman : 5 °C

Krizlerle Olgunlaşan Demokrasimiz

28.06.2011 22:25
Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

İçinde bulunduğu atmosferi, mekânı, toplumu, dünyayı iyi okuyabilenler için “krizler” gelişmenin tetikçisidir…

Birçok fert, toplum ve milletin tarihindeki krizler, daha iyiye sahip olmanın “mihenk taşı” olmuştur.

Krizler bir arayışın başlangıcıdır…

Zihnin, alternatif düşünce adına zonklanmasına bir çağrıdır…

Bu böyle olmasına rağmen hiçbir zaman kriz istenmez…

“Krizleri seviyor” “krizden medet ummak” sağlıklı bir bireyin, toplumun, milletin ruh haleti değildir…

Hele krizlerle iftihar etmek akıl ve vicdan sahibi olan hiç kimsenin işi ol(a)maz.

Ama ne yaparsınız ki, hani derler ya, “huyum kurusun ben buyum işte… Seveceksen böyle sev…”

Ülkemiz de krizleri çok seviyor galiba…

Hiçbir seçim, müspet gelişme, özgürlükler, haklar… vs. yoktur ki krizlerle elde edilmiş olmasın…

Her bir seçim öncesinde “ölüm-kalım meseleleri” bitiveriyor…

Seçmenler bu kriz psikolojisinde oyunu kullanıveriyor, kararını veriyor, safını belirleyiveriyorlar çoğu zaman…

Seçmen, vatandaş gönlüne, vicdanına kulak vererek kendince hareket edemiyor…

Hali-hazırdaki mevcut durumu, krizi göz önünde bulundurarak bazen kendine rağmen oyunu kullanmaya, karar vermeye, sevmeye mahkûm oluyor…

Çekişmeli geçen maçlar için “ne çekişmeli bir maçtı” değerlendirmesi bizde “ne çekişmeli bir seçim kampanyasıydı” na dönüştü…

İşin garip tarafı da, her ne kadar kendisine mikrofon uzatılan vatandaş ve ehl-i ilim uzmanlar(!) “yok, efendim vatandaş seçim meydanlarında falan feşmekân sözleri işitmek, manzaralar görmek istemiyor” nevine sözler sarf etseler de, vatandaş krizleri “bal” gibi seviyor ve krizsiz geçen seçimlere –çok şükür mü desem bilmiyorum ki- seçim demiyor…

Ne de olsa “Tv dizilerinde, filmlerde şiddetten şikayetçi olup da şiddet içermeyen dizi ve filmleri izlemeyen, şiddet ve müstehcen haller arz etmeyen görüntüleri tıklamayan ben-i ademleriz…”

Ancak ülkemizin “krizlerle yaşamayı bilme” melekesini kazanması, bağışıklık kazanması “kara-kışa, yağışa-soğuğa aldırmadan sokakta donsuz, yalın ayak, giysisiz gezip de hasta olmayan veletlerin varlığı” kadar güzel olsa gerek…

Sözüm ona demokrasinin duayenleri sayılan birçok millet “Beydağı’nda kar yağınca konforlu evinde hastalanan yeni yetme nesiller” gibi…

Bu durum tabi ki insana çoğu zaman “çok şükür…” dedirttiriyor ve içten içe de fahırlandırıyor…

Ayrıca, bizler “çile ve ızdırabın” insanı olgunlaştırdığına inanan bir kültürün çocuklarıyız…

Bunun için olda gerek Necip Fazıl, “Çilesiz suratlara tükülesim geliyor” der.

Bektaşi’nin yaklaşımı içinde bu kavrama yaklaşılınca nur topu gibi krizlerin doğuvermemesi elden mi?

Tasavvufi yaklaşım içinde “Çile” insanı olgunlaştırırken, Türkiye gerçeğinde de “krizler” “Demokrasimizi olgunlaştırdı, olgunlaştırıyor”

İşte bu pencereden bakınca “krizler bir rahmet” oluveriyor ey okur!…

Atatürk’ün Samsun’a çıkışından tutun da Sivas Kongresine; Tek partili yönetimden tutun da çok partili sisteme geçişe; din dersinin zorunlu hale gelmesinden tutun da 163. Maddenin kalkmasına; Cumhurbaşkanının halkın seçmesinden tutun da 12 Eylül Darbesinin sorgulanmasına kadar… hangi birinin krizsiz gerçekleştiğini söyleyebilirsiniz ki?

Biraz sabır, biraz sağduyu, biraz zaman, biraz empati ile bu günlerde bahara gebe olur yahu!…

Bu erdemler olunca hilekâr, sahte analar er geç kazdıkları kuyuya kendileri düşerler…

Ümitvâr olunuz… 

Çünkü Ahmet Turan Alkan’ın da işaret ettiği gibi halen “itina ile kriz çıkarabilecek cengaverlerimiz” var…

Necip Fazıl ne der:

 “Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..”
der.

Hal böyle olunca da Çetin Altan’ın tavsiyesinden daha güzel size ne önerebilirim ki

“Enseyi karartmayınız…”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mehmet Emin YAĞMUR
29 Haziran 2011 Çarşamba 21:47
Memleketimi Ne Hale Getiriyorsunuz?
Halk kriz istemiyor. Adı malumları seçtirip sonrada, dün sistemin tarafı olanlar - dün bir bayan seçilmiş bir milletvekiline tutuklama kararıda olmayana ağızlarına geleni söyleyenler bü gün sistemi eleştirmelerini hayretle izliyoruz.
adnan er
29 Haziran 2011 Çarşamba 16:30
kriz
krizden çok kriz çıkaran hep aynı düşünce olunca insan pek ciddiye alasıda gelmiyor..hele hele çıkarılan kriz vatandaşın %75'ninden fazlasını ilgilendirmiyorsa çıkarılan krizin pek bir önemide kalmıyor...o zaman kriz değil üreteceğin projeler kabul görmesi gerekir bunuda yapacak alt yapın bilgi birikimin yoksa ya mücadele edecek kazanacaksın yada kabuğuna çekilip razı olacaksın..vatandaş artık problem olan herşeye karşı çıkıyor problem kimse(eğer siyasetçiyse)tabir-i caizse sandığa gömüyor...
İhsan KALENDER
28 Haziran 2011 Salı 23:56
PİŞTİK ELHAMDÜLİLLAH
Pişmesini bilmeyenler ne yapar? Yanar mı dersiniz!..YANDIK ELHAMDÜLİLLAH diyene rastladıkmı?..BİR MÜSİBET BİN NASİHAT MI DERSİNİZ..!..DERTLERİ ZEVK EDİNDİM Mİ DERSİNİZ..!..TÜRLÜ ACILARDAN AL İLACINI MI DERSİNİZ..!..YAŞASIN YOKSULLUK MU dersiniz..!..YAŞASIN İŞSSİZLİK PARASIZLIK MI dersiniz..!..İŞ BULMAK İÇİN YOL PARASINI BULAMAYANLAR MI dersiniz..!..SIKINTIDAN KALP KRİZİ GEÇİRİP VEFAT edenler mi dersiniz..!..SINIFTA AÇLIKTAN BAYGINLIK GEÇİREN ÖĞRENİCİLER Mİ dersiniz..!..KURU EKMEĞE MUHTAÇ MİLYONLAR MI dersiniz..!..HER NE DERSENİZ DEYİNİZ.BU MİLLET PİŞKİNLİĞE DE YANMIŞLIĞA DA ALIŞIR..!..KRİZLERİ sizin kadar gözel YORUMLAMAK bizim işimiz değil HAKKI HOCAM.BU KRİZLERDEN PİŞMEYE HAZIR OLANLAR İLE YANMAYA HAZIR OLAMAYANLARI TEFRİK ETMEYE ÇALIŞTIM... BAŞARAMADIM...Çünkü,PİŞMEYE hazır hale gelmek için EĞİTİM gerek!..Hem de ÇETİN BİR EĞİTİM!...Peki o EĞİTMENLER nerede?...Hadi EĞİTMENLERİ bulduk diyelim,O eğitim yuvaları var mı?...AÇLIKLA YOKLUKLA İŞSSİZLİKLE MÜCADELE DERSLERİ MİLLİ EĞİTİM kurumlarına DERS olarak konulmalı mı?...KRİZLERLE MÜCADELE MÜFREDATI ders kitabı olarak okutulmalı mı?..Hülasa, herkes CEMAAT GÖZLÜĞÜYLE,TARİKAT GÖZÜYLE MÜSİBETLERİ TETKİK edemez...EHL-İ KALB olmak kolay değildir HAKKI HOCAM.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim