• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Malatya : -1 °C
  • Ankara : 0 °C
  • İzmir : 7 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Elazığ : -2 °C
  • Adıyaman : 4 °C

Kültür Bakanlığı’na ihbarımdır!

01.06.2010 01:47
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

10 asırlık Poladın nazlı Gıral Depesi

Ellere galmış bakın yeri yurdu hepisi

Tarih gokan Poladın beş asırlık tapısı

Gorkuduyor bizlerli ipotekmi olmuş ne?

 

“Kral Tepesi” ya da Polat Ovası insanın “Gral Tepesi” dilden dile zenginlikleri ile dolaşır durur da yetkililerin ruhu hiç duymaz!

Malum, “Kral Tepesi” Anadolu"muzun birçok yerinde vardır ama Polat Ovası"nın “Gral Tepesi” bir başkadır. Yurdumun bu tepelerinde tarihi zenginlikler biliniyor, görülüyor. Ama bu bizim “Gral Tepesi” bir başka... Diğerlerinde arşın arşın kazılar devam ederken Polat Ovası"nın Kral Tepesi"nde kazılar yıllar yılı el altından sürdürülür durur!

Kral Tepesi"nin yaşadığım, duyduğum bilinen öyküleri var da Google Hazretleri"nde neler ar diye şöyle bir bakayım dedim; bakın neler çıktı:

“…Kasabanın güneyindeki Kral Tepesi denilen tarihi kalıntılar mevcut olup henüz yeterli bir inceleme yapılmamıştır. Ancak Romalılar devrinde yapılmış gözetleme kulesi olduğu sanılmaktadır. Zaman zaman çeşitli kalıntılar çıktığı gibi ayrıca para, çömlek ve çanak gibi şeylere de rastlamak mümkündür.”

Dahası var; Malatya Kültür Müdürlüğü"nün raporlarında şöyle denilir:

“…İlçelerde kültür ve tabiat varlığı olarak tescile değer görülebilecek yerler arasında Damlataş Mağarası (Polat Kasabası) ve Kral Tepesi (Polat Kasabası) da bulunmaktadır.”

Ve, yeni bulduğum bir başka belge: Bir sınır davası münasebetiyle Danıştay 8. Dairesine verilen dilekçede Polat"ın tarihi ile ilgili aynen şöyle denilmektedir:

“…En küçük bir tarihsel incelemeden anlaşılacağı şekilde Polat kasabası, Büyük roma İmparatorluğu"nun ikiye ayrıldığı tarih olan M.S. 395 senesinde bile, o zamanki değişik adları alan (Züpetra, Zapetra, Zipetra, Subadra) diye anılan bugünkü Doğanşehir ile birlikte mevcuttu.

O zamanki Doğanşehir Kalesi önemli bir gözetleme kulesi teşkil ediyordu. (Bakınız: A. Vahap Kaygusuz ve Metin Günaydın tarafından yazılan “Doğanşehir ilçesi”-1986, Sayfa: 7-8,

Fütühu"l Büldan adlı tarihi eserin (Bakınız: El-Belâzuri-ölümü 892"den çeviren Prof. Dr. Mustafa Fayda, Türkçesi, “Ülkelerin Fetihleri birinci baskı, Ankara 1987) 260 ve 276"ncı sayfalarında İslam akıncıları Anadolu"yu fethettiklerinde Zibatra (Doğanşehir) ile Zibatra"nın uç şehri olan Polat da Müslümanların eline geçmiştir.

Birçok defalar el değiştirilerek yakılıp yıkıldığı için olmalı, Anadolu Selçukluları zamanında Viranşehir adını alan bu bölge ve Polat, o dönemin doktorları bakımından da bir “Sanatoryum” için gereken hava şartlarına sahip olması nedeniyle ve “Hava değişimi” için, özel olarak Viranşehir"e gelen Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1. İzzettin Keykâvus 1219 yılında burada ölmüştür.”

İşte, Kral Tepesi e Polat Ovası için raporlar böyle…

5-6 yaşlarında idim; rahmet olsun adıyla bilmez idik Gezgez Emmi"nin bu tarihi tepenin eteklerinde bir üzüm bağı vardı. Rahmetli, bir yandan köyde bulunan oteline müşteri beklerken bir yandan da her gün o üzüm bağının yolunu tutardı. Sonra bir gün kocaman bir küp buldu ve bu küpü de uzun süre otelin önünde sergileyip durdu. Şimdi nerelerdedir bilinmez; köyde kimsecikleri de kalmadı. Yine söz konusu tarihi tepenin bir bölümünde daha parça parça üzüm bağları bulunuyordu.

Sonra yıllar geçti; kadastro geldi ve Polat Ovası yeniden şekillendi… Parçacıklar gocaman oldu ve bugünlere gelindi.

Kıymetli okurlarım bu bir dertleşme yazısı ve gecikti. Mart ayı sonlarında geçmişimin ruhuna bir mevlit okutmak için gittiğim Polat"ta duyduklarım karşısında bu yazıyı yazmak ve dilimin döndüğünce Kültür Bakanlığı"nın dikkatini çekmek istemiştim. Hayat sürprizlerle dolu, meliti okutup geldim ama söz konusu yazı şimdi kısmet oldu.

Şimdi bu Kral Tepesi bir özel çiftlik(!) olmuş... Kasabaya ait olması gereken tarihi tepe, bir grubun eline düşmüş... Meyve bahçesi olmuş, çıkmış! Dahası, bu tepeye çıkmak için de sahipsiz mezarlar yakılmış ve araç yolu yapılmış...

İçim parçalanmıştı... Sahibini bekleyen ve eteklerinden kışın kızak kaydığımız Kral Tepesi Polat Ovası"nın elinden uçup gitmiş; hiç ilgisi olmayanların eline kalmış!

Şaşkınım, öfkeliyim ve Polat Ovası"nı yönettiğini sanan dünün ve bugünün belediye başkanlarına da sitem doluyum.

Allah aşkınıza, “Kral Tepesi tarihi hazinedir” diyeceksiniz sonra da bu tepeye sahip çıkmayacaksınız! Bu nasıl mantık, bu nasıl yöneticilik?

Serzenişimi ve Kültür Bakanlığı"na ihbarımı Polat Ovası"nın bir yiğit delikanlısı Bahattin Yıldırım kardeşimin Polat"ıma ve Polat Ovasına sahip çıkmayanlara serzenişini dile getirdiği uzun şikayetnamesi ile noktalıyorum:

Buyurun, Bahattin Yıldırım"ı dinleyelim:

 

Gurtpaşam cevizin oluda geçti

Siz gedeli köyün dadıda gaçtı

Devrentte laleler, sümbüller açtı.

Gayrı kimse küşküş nedir bilmiyo

Şakşak"tan sarı lale, nergiz gelmiyo.

 

Sığırcıda galmadı. “Goğurunha” diyen yok.

Şeher ekmeği çıktı gınalıyı yiyen yok.

Pileke, darıekmeği tarihe mi garıştı

Çökeliği kim bula gayrı yannık yayan yok.

 

Ne patoz var ne patoza asılan çocuk.

Boranının adıda değişmiş cacık.

Sümbül, sındı, dırmığı unutan varsa

Saban okluğuyunan dah edin acık.

 

Hokoku, Çandı, Minçoş, Güvercinin taklası

Hoşhoş, Dokuzaylık bu kimin çağası?

Tek top yeri lisenin torpak sahası

Gemtli topu kim bukı gelip oynasın

 

Mezerlikde gışın gızak gayardık.

Adadepede yazın incirinen doyardık.

Fehmi, Nazim ganala ambargo gorsa

Pamuklukdan Patırdayana dorgu gayardık

 

Bize deniz deryaydı aşağı çay olmuş harık

Baloğ İsmail apaçi elinde cemekli sırık

“Hellolovello” sılogan düşman kimdir bilinmez.

Fişenk Mahmıd cin sanmış çayın gırağına enilmez

 

Mamı Mahmıt dediki: “Bu dere bizim durun”

Varolun elinde sırık: “Bu Aşağı Obalıya vurun”

Su debbosunda gapış gayrı olur mu bilmem

Daha da neler, neler ben anlatam siz sorun.

 

Antenden dağın atacağı yapan çocuk varmola?

Serum sülgel, yaymanı bilen çocuk varmola?

Gara memmedin düggan harabe olmuş getmiş.

Gız govalayan, çıtbıtı, alan çocuk varmola?

 

Köşger Bayram İncoğa teze potin getirmiş.

Benim mekabı dikerken bir tekini yitirmiş.

Çefteli Yaşar gamışı dipden ergi kesince

Gılik Üzer hem yorgan, hem döşeğide batırmış.

 

Ziya Doğan gedeli Münüre ablada gelmiyo

Hılbaçdakı şahreyi yeni yetme bilmiyo

Postal Hayce de geddi, Abızaroğ ne güle

Oğlu Emoş düşünüp de “baba evlen” demiyo

 

Köp köp köpürceğinen un bulgur toplaması

Toplanan bulgurunan püsgüvüt, goflet alması

Camcı Nihat Emminin sarı kepek elması

Nede hoş oluyodu gizli gizli çalması

 

Elimizde bir bocit Beypınarıdan geçtik

Sağırların bakcada davar ayranı içtik

Haytabdılla kirvemin nazlı Yayladeresi

Fındığınan Poladın iki sınır arası

 

Hüssük Emmim gideli oğlu Apo gelmemiş

Gücük Şaben şen olan obada dad galmamış

İnmeci Cumo, Kisdoğ emmi aman sizde getmeyin!

Şaş Mahabla, Turisi sakın keyif etmeyin.

 

Müntaz emmi nerdesin?  Kimene"ye ne oldu?

Senden soğna Kimene İsak Çağan"a galdı

Ete de güç yetmiyo, kebab yemek ne mümkün

Az çorbayınan, çif ekmek hepsi mazide galdı.

 

Panoğ Duran gedeli rakı kebap yenmiyo

Yeni çıkan şişeler fıçı tadını vermiyo

Mekanım Çilem 44 gapıların gapanmış

Ne Uğur ne Hotalı borca bira vermiyo.

 

Postoğ Halil veresiye defterin yırtmış.

“Canınız bedeniniz sağ ola gakın!

Bir sene beleşden bira içdiniz.

Mıkdarda olamadık bu köyü yakın!”

 

Şen olasın Aboğ emmi sende mi geddin?

Asırlık Gara Hacıehmet dügganı netdin?

Potin çıktı gara lastiği kim geye gayrı?

Hacasan Mıstafa dügganı bakkal mı ettin?

 

Gadoğ emmi göçeli guyu vuran olmuyo

Kirvemin değirmene un üğüden gelmiyo

Alıyaman emmimin körüğü yalan oldu.

Demirci Ali netsin? kimse dehre almıyo.

 

Sela uzun Almancı mı öldü ne?

Halil Emmimdeki şu sese bakın.

Gayrı möylütletler de oldu yahnısız

Hele şu anfinin fişini dakın.

 

Galoğ Hafıs Hocamız senin sesin gaç oktan?

Sakallı hocada vardı oda yol almış çokdan

Genis Mahmıt emmimin ders evi de gapanmış

Giden geri gelmiyo rahmet diyelim Haktan

 

İnekler çekilirken gij gij demezsek dutmaz

Keş Emmim de küsmüş meydanda balık satmaz

Şahin Abim cevizli sucuk şeker getirmiş.

Ne Cem Yılmaz ne Beyaz Körbekir Hacıyı dutmaz.

 

Çapan Seyfi şeherden baklava mı getirmiş?

Kişin oğlu Sabri de gırağını bitirmiş.

Azmi Atif guzenler otuzar datlı yeyince

Nafi"nin elinde boş tepsi evin yolunu yitirmiş.

 

Nevzat gene çok gızmış milligüvenliğe yazıyo

Birde Doğanımız çıktı çatılarda geziyo

Miracımız bir idi çok şükür ikiledik

Doğan itfayeyi gaçırmış zorunan yakaladık.

 

O esgidendi Atom yılbaşında yayın yok

Şimdi yayını kim nede? internette dansöz çok

Depedeki çanaklar ekmek sacına dönmüş

Ne Akdaraç, Oklava heç birini bilen yok.

 

Asim emmi de çökmüş palanları kim dike?

Köylüler motor almış, semerin yüzüne kim baka?

Bakır tasda ayranı hor etmeyi özledik

Hakkı emmi ne edsin? cam bardak galay duta.

 

Ne gatgatı ne gazel toplayan yok çürümüş

Diritli Kemal emminin bellilik de gurumuş

Kenger, Çildirim, Narpız hepside anı oldu

Dağın, Sürsülük, Alıç sene seksende galdı.

 

Saime sultan gedeli Memoğ emmim gülmüyo

Düğünler hep dımtıslı davul bile gelmiyo

Gırıkhan, Dokuz hokga oynayan yok kim çala?

Yeni nesil emocu Ciccilloğa kim baka?

 

Garaosman"ın gınalı kekliği susmuş.

Gayrı bizim köye leylek gelmiyo

Goreli"nin gurduğu duzak bozulmuş

Gurtlar bile bizim köyü bilmiyo.

 

Nurettin gururumuz Mevlam yanına aldı.

Daniboğ Vefa gardaşım haber askerde geldi.

Ünal abi sen geddin sanmakı seni unudduk?

Necatimin bahdıda, boyundan gısa galdı.

 

Hey gidi İnce Memmed sen söyle biz ağlayak.

Keşkeş Abdılla gelsin gene gazel söyleyek.

Berber Mısdafa dedi türküler çalınıyo!

Dere ağzı Poladın Arguvan yanılıyo.

 

Deli Durdu velimiz, galiyeni, yağlığı

Sır oldu Güggük"deki mağarası, varlığı

Hasan Ağa etekden şipşak resim çekerdi

Deli Şeref neşemiz ne maniler yakardı.

 

Fort bitti Garamıstoğ  bir Transit almaz mı?

ÖTV çıktı desek Çefteli Güngör gelmez mi?

İzzedinin emminin Vangılı hayal meyal aklımda

Yeni nesil bunları anlatsak da bilmez ki?

 

Gulübümüz çok esgi mavi beyaz formamız

Ünal, Said, Copcu, Tevabil ilk seneki garmamız

Uludağ, Gidik, Kenan; Celal Alkan Hocamız

Zabıta Seçkin oldukça unutulmaz armamız.

 

Hasan Hulki Erdoğan dün duydum oda getmiş

Halkın teveccühüyle iki dönem başkanlık etmiş

Hem hoşgörülü hemde, göğnü zengin biriydi

Danacı Mıstafa üsdadı Hasan gayrı gel dedi.

 

Çağdaşımız Hasan"ı köye mıkdar eyledik

Biz gediyok şimdilik sen nöbetci gal dedik

Kilitlidaş yollara ne de gözel oturmuş.

İsmet Başkan hele sen bu dönemde gal dedik.

 

Hasan abimin gahve değişmiş market olmuş

Hasan abim gedeli mektepli yalnız galmış

Gılıç Memmet, Bıyıklı Zeki erken göçüp geddiler.

Demek ki bu günleri o zamandan bildiler.

 

Şeker Ehmet fasülye işini bitirmiş

Yerine fenni yem, çivit getirmiş

Hükümet beleşden inek verince!

Yem borcundan millet yolu yitirmiş.

 

Atif abim akıra soba gurdurmuş

“Benim danalarım asiri” diyo

Gara besi yap dedik Acı Pınarda

“Oralar da çok yüksek mal üşür” diyo.

 

Gosga Emmi düdüğünün nokudu düşe

Aloğ Ali gıra gelmesen göbeğin şişe

Ne gır galdı ne gırana sahap bekcimiz

Güleybekir gakıp gelse ne der bu işe.

 

Fındığın üsyana teze baraj gurulmuş

Fındığınan asırlık dava döğüş durulmuş

Rezilliği siz esgiler çekdiniz emme!

Gilgiloğa, Devrende eller sarılmış.

 

Tütünler para etti Poladımız şen ola

Gorkarım! Adıyaman demedi ucuzdan ala

Bu kafaya hizmete devam edersek eğer

Uzunokla Devrendin alayı onlara gala.

 

Adıyaman dedik gülünde geçin

Tallayı, Tumudu onlara açın

Çok değil üç-beş sene sonunda

Elinizi guşgananıza dutunda gaçın.

 

10 asırlık Poladın nazlı Gıral Depesi

Ellere galmış bakın yeri yurdu hepisi

Tarih gokan Poladın beş asırlık tapısı

Gorkuduyor bizlerli ipotekmi olmuş ne?

 

Mamo Halil boşuna demedi durun!

Gafanızı Ülgerin punara vurun

Dönüşü olmaz bak bu işin yarın

El sarmaz yaramızı biz sarmayınca.

 

Kör Apdıllanın Kekede, Gavcı Mıstoğun Gadir

Hepsi köyü unutmuş bu özlemsizlik nedir?

Mahmıt Çavış herslenip size “ekolit” dese

Hak ettiniz vallahi bu vefasızlık nedir?

 

Hele gelin bi gedek köyümüze ne olmuş?

Ülgerimiz çukurda, teze park yüksekte galmış.

Hatır, gönül hoşgörü, şen şakrak esgi günler

Mustafa Ürkmez hocanın mısralarında solmuş.

 

Gahveci Ömer sen er gelki çayımızı demleyen

Gıdik Hasan sende gop gel yaramızı emleyen

Vakas Emmi, Şahin bizi dinlemez oldu

Babasısın sana desin, sen derdini anlayan.

Haydin bizde gayrı birlik olalım

Ramazan Durmuş"a da müjde salalım

Gurulsun meydanda goca bir şenlik

Adınıda tütün savım festivali guralım.

 

Aloğ Yaşar abimiz gene birde gakıyo

Gendi çokdan tergedi gayrı oğlu bakıyo

Surhanızı salıpda muhacir üsdü gelmeyin

Oğlu Mısdafa cin gibi tek tek dolmuşlara bakıyo.

 

Daha gaç kıta diyem Polat sığmaz şiire

İşim dalgıçlığıdı döndürdünüz şaire

Ben hangı birinızi diyem hepiniz ayrı gözel

Destan yazdırsayıdınız bu acemi şaire.

 

Yaş otuzüç Polatlıyım, bir günde ellibir kıta

Nazım geçti yazdım adın belki olmuşdur hata

Benim adım Bayidin, Gırıkcı Hacısmayılın oğluyum.

İçinizden biriyim Çalloba doğumluyum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İhsan KALENDER
02 Haziran 2010 Çarşamba 21:31
DEĞERLİ OZAN BAHATTİN 'E
Bu muhteşem mısralarınızda vede deyişlerinizden her birinde KENDİMİ buldum. ÖZDEYİŞLER ve YÖRESEL ŞİVENİZDE KENDİMİ BULDUM. Hatta bazı dörtlüklerinizi beş-altı defa yeniden oludum. HAYRANLIĞIMI nasıl ve ne şekilde ifade edeceğimi bilemedim. ÖYLE SAMİMİ, öylesine içten bir seslenişle kaleme almışsınız ki anlatamam. Şahsen POLAT'I hiç görmedim. Amma POLAT'A ve POLATLILARA karşı aşırı bir sempati ve yakınlık hissettim. Hatta BORCA şişe vermeyen UĞUR ve HOTALI'yı bile sevdim. PANOĞ DURAN'a da SİTEM ETMEDİM DESEM YALAN OLUR HA..!.. bANA KALIRSA polatlılar SENİN GİBİ genç ve dinamik bir OZANLA GURUR DUYMALIDIR. Buradan yani İstanbul'dan , tüm POLATLILARA selam saygı iletiyor, size de en derin selam ve saygılarımı sunuyorum.
benbaha44
02 Haziran 2010 Çarşamba 01:21
POLATLI OLMAK
ihsan abi: yorumunuz benim için gurur vericiydi. çok savolun. polatlı olmak, küsgüçle çiğdeme gitmek, cemekle balık avlamak, gülden şurup gazoz hazırlayıp çatıya asmak, bayramcalığa sarılıp arefe günü sabahı zor etmek, hangibirini anlatayım. polatlı olmak çok güzel bir duygu. oğlumunda en azından bu kültür ve folkloru bilmesini istiyorum. Ramazan Abide bunun mücadelesini veriyor onuda yanlız bırakmamalıyız. acısıyla tatlısıyla polatlı olmak çok ama çok güzel.
süleyman turan
01 Haziran 2010 Salı 18:47
kraltepesi
sayın durmuş polat için bence cok önemli bir konuya dikkat cekmişsiniz yazınıxza katkı olsun diye yazıyorum kral tepesine inen bir merdiven olduğu söyleniyor şu an toprakla kapalı fakat yerini bilenler var hatta yedi basamak kazmışlar girişin önünü neden acılıp bakılmaz üsten taşla vurduğunda sizde bilirsinizki alttan ses gelir neden duyulmaz bu ses inşallah bir duyan cıkar saygılarımla.
İhsan KALENDER
01 Haziran 2010 Salı 13:21
GIRAL DEPESİ' ne gelince..!..
Hem sizin, hem de ÇALLOBAL'LI OZAN BAYADİN'İN dediği gibi DEPE elden çıkmış..!.. DEPE'nin TAPISI verilmiş..!.. Yarin - öbürgün KÜLTÜR BAKANLIĞI depeyi gözden geçirip tetkik ederse, burası tarihi bir mirasdır derse; o takdirde TAPI sahiplerine BEDEL ödeyecektir. Bu yazının İLGİLİ mercilerin dikkatini çekmesi dileğimizdir.
İhsan KALENDER
01 Haziran 2010 Salı 13:08
SAĞ OL VAR OL ÇALLOBAL-LI BAYADİN
ÇALLOBAL-LI BAYADİN , UZUN ETMİŞ..!.. AZ YAZMIŞ..!.. / TÜKENMEZİ TÜKENMİŞ, KAĞIDI GALMAMIŞ..!.. / POLAD'I POLATLI'YI ÇOK DA EYİ ANLATMIŞ..!../ .....

YÖRESEL şivesiyle, yöresinde, gelmiş-geçmiş herkesi anmış. Anlaşılan o ki; ADINI-SANINI anmadıklarım, unuttuklarım varsa onlarda bana darılmasın küsmesin, bir daha ki POLAT DESTANI şiirmde onlara da yer vereceğim demek istemiş. Benim merak ettiğim şey şudur ki; ÇALLOBA'LI BAYADİN , GENÇ OLMASINA RAĞMEN yöresel TABİRLERİ nasıl öğrenmiş..?..
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim