Turan Güzel

Turan Güzel

MANKURTLAŞTIRILAN MALATYA

A+A-

Aslında yazacaklarım minumum (mikro ) ölçekte Malatya'yı kapsıyor gibi görünse de, başlangıç  prospektüsü ve komplikasyonları kabilinden tüm ülkeyi ve milletin mankurtlaştırılma sürecini resmetmektedir.

Yaklaşık elli yıl evvelinden başlayan bu süreç, özellikle de Turgut ÖZAL'ın 141, 142 ve 163 maddeleri değiştirmesini fırsat bilen AB ve ABD, sakallı, şalvarlı, sarıklı ve kara çarşaflı aparatları eliyle hızlı, bilinçli ve kapsamlı bir mankurtlaştırma operasyonu içerisine girmiştir.

Bu mankurtlaştırmannın kısa zaman içerisinde son derece hızlı, etkin ve derin izler bırakarak ilerlemesinin en büyük gerekçesi DİN üzerinden ve Din merkezli haraket noktası oluşturulmuş ve bu elverişli sahanın kullanılmasıyla elde edilmiştir.

Din, sahici bir güç olmasının yanısıra uyuşturucu bir etkiye de sahip olması dolayısıyla hem yapısı hem zemini ve hem de işlerliği bakımından son derece verimli bir alan ve kalkış noktasıdır. 

Özellikle de Cumhuriyet tarihi boyunca din ile ilişkilerin kesildiği algısı, şu kadar sarıklı, bu kadar alim, bu kadar hocanın asılması; şu kadar mektep, medrese, cami ve mescitlerin ahırlara çevrildiği dezenformasyonu önemli bir alıcı kitlesi ile buluşunca, mankutlaştırma çalışması için en elverişli zemin ve zaman da elde edilmiş olmaktaydı.

Bütün bu yalan, yanlış, hakkaniyetten uzak vaveylaların küçük, yalnız ve adeta birilerinin insafına terk edilmiş Malatya'da önemli bir avlanma (!) sahası ve imkanlarının kullanılmaya pek elverişli bir ortamın içerisine sokmuştur.

Özellikle de Doksanların başından ikibinlerin ortasına kadar son derece verimli, efektif ve rantabl kullanılan DİN ve MALATYA, sıkı, sağlam ve hızlı bir şekilde mankurtlaştırılma programına tabi tutulmuş ve halk dernekler, vakıflar, tarikatlar, cemaatler eliyle mankurtlaştırılmıştır.

Bu süreç devam ederken doksanların ortalarını geçmiş olan Malatya, henüz soran, sorgulayan, tartan, tartışan ve bütün bunları bilimsel şekilde ve aklın ve vahyin rehberliğinde yapmayı terk etmemiştir. 

Bu özelliği dolayısıyla, münevverler şehri Malatya vurgusu,  taltif ve yakıştırmasının da anlamlı ve değerli bir alt yapısını üzerinde taşıyan mümtaz şehirlar arasında en üst yerlerde ki yerini muhafaza etmekteydi.

Önüne konulan parti programını, dinsel bir iddiayı, tarihi bir vaveylayı, menkıbe ya da bir efsaneyi vahiy ve aklın klavuzluğunda tez, sentez ve antitez sarmalına alan, olayı profilden inceleyen ve irdeleyen Malatya tarikatlar, vakıflar, cemaatlar ve dernekler eliyle değiştirilmeye ve dönüştürülmeye başlanmıştır.

Adeta gençler istila altına alınmış, evler birer karargah haline dönüştürülmüş, çeşitli sosyal yardımlar (!) eliyle duygu dünyası iğfal ve istismar edilmiş Malatya halkı yavaş yavaş bu mankurtların Allahsız, izansız, insafsız ve son derece çirkin emelleri altında yontulur ve bambaşka şekillere sokulur hale getirilmiştir.

Birbirinden çarpıcı ve değerli (!) isimler altında kurulan dernekler, vakıf ve cemaat yapılanmaları, milletin  blok halinde intibak ve intisap edişlerinde son derece etkili olmuşlardır. 

Bir çoğunu yakınen tanımam, tanışma ve teşriki mesaim olması dolayısıyla çalışma prensiplerinden nihai hedef ve amaçlarının ne olduğuna varıncaya kadar hakim olduğum bu pislik kurum ve kuruluşlar, geldiğimiz süreçte bir karabasan gibi şehrin üzerine çökmüş, tüm maddi ve makamsal değerlerini adeta bir domuz gibi semiren, sömüren ve dahiüzerinde hayasız şehvet tepinişleri yapan kişiler, guruplar ve yapılanmalardır.

Kendileri, zamanın ruhuna uygun dini ayinler eşliğinden kazanılmış mal, mülk, servet, şöhret ve şehvet sarhoşluğunu en doruklarda yaşarlarken, insanların bütün değerlerini, bütün kıymetlerini alabildiğince seviyesizleştirmiş,, Malatya halkının tüm algısını yerle yeksan etmiş ve bütün bunlar yetmezmiş gibi inanç ve güven duygularını da kökünden tırpanlamış aşağılık yapılanmalardır.

AB - ABD ve pek tabi ki yerli aparatları ile değerleri, algıları, sorgulama yeti ve özellikleri yerle yeksan edilmiş bu halk, tüm savunma gücünü yitirmiş, mankurtlaştırılma evresini tamamlamış, önüne konulmuş tüm yalanları, arsızlık, hırsızlık, yolsuzluk, nepotizm gibi İslam'ın tamamen karşı çıktığı ve şiddetle reddettiği büyük günahlara karşın duygusuz, tepkisiz ve hissiyattan yoksun yığınlar haline dönüştürülmüştür.

bir sonra ki yazımız da bu duygusuzluğun, tepkisizliğin,hissiyatsızlığın gerekçeleriüzerine önemli nokta atışlarında bulunacağım. Ve elbette Malatya'nın daha evvel ki soran, sorgulayan, yargılayan ve nihai sonucu hakkaniyet zeminine kavuşturan bir Malatya'nın tevarüs etmesi için yazmaya, haykırmaya ve çalışmaya devam edeceğim.

 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT