• BIST 107.196
  • Altın 151,513
  • Dolar 3,6807
  • Euro 4,3300
  • Malatya : 21 °C
  • Ankara : 21 °C
  • İzmir : 26 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Elazığ : 22 °C
  • Adıyaman : 25 °C
  • Trabzon : 19 °C

“Neden Mareşal!”

08.12.2011 23:35
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

 

Başbakan’ın “Mehmetçiğim sen de bu işlere daha fazla girme. Yeter o kadar...” demesi meğer

“Sen bu işe karışma, konuşma” demek değilmiş; özellikle de “Sus emri” hiç değilmiş!

İsim sildirme krizine giren AKP Milletvekili Mehmet Metiner’in sözleri bunlar...

Başbakan’ın ifadesinden sonra hala uyarı almadığını söyleyen bu zat, Sabiha Gökçek isminden sonra Mustafa Fevzi Çakmak’ın da ismini ağzına aldı! Mehmet Metiner, gazetelere yansıyan ifadesinde Mareşalimizi de “Dersim katliamı ile özdeşleşmiş isimler” arasında tutuverince bugünkü nesillere Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak’ı anlatmak şart oldu dedim kendi kendime...

Tam hazırlanmıştım ki kıymetli ülküdaşım Alperen Burak’tan “Neden Mareşal!” başlıklı uzunca bir bilgi notu aldım.

Bu nedenle söz konusu yazıyı bugün, Yüce Türk milletinin ve özellikle de gençliğimin dikkatine sunuyorum. Gelin birlikte okuyalım, değerlendirelim:

“-Son günlerin en çok tartışılan isimlerinden biri Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak’ı tanımak faydalı olur düşüncesiyle, Onun hayatına ilişkin bilgileri dilimin döndüğünce paylaşmak istedim.

1895 yılında teğmen rütbesi ile Osman Ordusunda göreve başlayan Fevzi Çakmak, disiplini, ahlakı ve imanı ile hep gözde bir asker oldu. Balkan Savaşlarında, Çanakkale’de, Doğu Cephesinde, Kafkasya’da ve Suriye-Filistin Cephelerinde komutan olarak en önde savaştı. Cepheden cepheye koştu. 1.Dünya Savaşını kaybeden Osmanlı Devleti’nin Erkan-ı Harbiye Riyasetine atandı. Harbiye Nazırlığı yaptı. Ülkenin işgal edildiği günlerde ordu adına en yetkili kişi olmasına rağmen elinden bir şey gelmemesinin ızdırabını en derinden hissetti. 1920 yılının Nisan Ayında, Osmanlı Devleti’nin en yüksek askeri makamını, eline verilen tüm yetkileri ve rütbelerini İstanbul’da bırakarak, hakkında verilecek idam kararını bile bile, o güne kadar gizliden destek verdiği Milli Mücadeleye katıldı. Ankara’da coşkulu bir şekilde karşılandı. Milletvekili olarak kurucu Mecliste görev aldı.

Savaş Tecrübesi, disiplinli yapısı ve Ordu mensuplarının kendisine gösterdiği teveccüh ile Kurtuluş Savaşının en etkili 3 isminden biri olmayı başardı. Savunma Bakanlığı yaptı. Bakanlar Kurulu Başkanlığı yaptığı 1922 yılında Büyük Taarruzun Hazırlıkları için bu görevini bırakarak cepheye geri döndü.

“İstiklal Harbi günlerinde, Sakarya Meydan Muharebelerinin en kritik dönemlerinde, top seslerinin Ankara'dan duyulmaya başlandığı ve Büyük Millet Meclisi'nin Kayseri’ye nakledilmesinin bile düşünüldüğü günlerde Atatürk, günlük çalışmalarının büyük bir kısmını yürüttüğü ve bugün müze olarak değerlendirilen Ankara Tren İstasyonundaki evde, bir sabah erken kalktığı bir sırada Çavuş Ali Metin'e: “Acele olarak Fevzi Paşa'yı telefonla ara, bul ve hemen buraya gelmesini söyle” diyor.

Ali Metin, Fevzi Paşa'yı telefonla arayıp bulduğunda, Fevzi Paşa da Atatürk’ün yanına gelmek üzere, hemen evden çıkmakta olduğunu söylüyor. Fevzi Paşa Atatürk’ün yanına girince, Atatürk ona bir kâğıt kalem uzatıp:

Bugün gördüğün rüyayı yaz ve bana ver, diyor.

Kendisi de bir kâğıt kalem alıp aynı şekilde o gün gördüğü rüyayı, Fevzi Paşa’ya vermek üzere yazmaya başlıyor. Yazma işi bittikten sonra, her iki Paşa da karşılıklı olarak yazdıklarını alıp okuyorlar ve okuma işi bittikten sonra birbirlerine bakıp sevinçle gülümsüyorlar.

Her ikisinin de yazdıklarını kendi kâğıtlarından okuyan Ali Metin, her iki kâğıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görüyor:

Hz.Peygamber (s.a.v) Efendimiz, Hacı Bayrâm-ı Velî’ye diyor ki:

"-Mustafa’ya söyle, korkmasın, sonunda zafer onların olacak."

Bilindiği gibi, aynı gecede rüyalarında Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizi, Hacı Bayrâm-ı Velî’ye bu sözleri söylerken gören o iki muzaffer kumandanın o günkü isimleri, ''Mustafa Kemal'' ve ''Mustafa Fevzi''dir.”

Fevzi Çakmak, Atatürk’ün en yakınındaki isimlerden biridir. Atatürk’te aynı şekilde itikatlı ve samimi bir Müslüman olarak gördüğü Fevzi Çakmak’a çok güvenmekte ve Onun olduğu zamanlarda sofrada içki servisine müsaade etmemekte, Fevzi Paşa’yı incitecek her tavır ve sözden kaçınmaktadır. Atatürk'ün Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak'ın anlattığına göre Atatürk, kendisinin halefi olarak Fevzi Çakmak'ı görmekteydi. "Şüphesiz ki, konuşma ve seçme hakkı TBMM'ye aittir ancak bu konudaki düşüncelerimi belirtmek isterim. Akla ilk olarak İsmet Paşa gelmektedir; kendisi bu ülkeye büyük katkılarda bulunmuştur. Ancak, bir nedenden dolayı kamuoyunun teveccühünü kazanamamış gibi görünüyor. Mareşal Fevzi Çakmak da ülkesine büyük katkılarda bulundu ve bununla birlikte herkesle de iyi geçinebilmekte. Üslerinin düşüncelerini her zaman takdir etmiş ve kimse ile kavga içerisinde değil. Bu sebeplerle kendisi devletin başı için en uygun adaydır." dediği halde O, Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü ile çatışmak istemediği ve bir kriz oluşturmayı doğru bulmadığı için Cumhurbaşkanlığı konusunda ısrarcı olmamıştır.

50 seneden fazla sürdürdüğü askerlik hizmetinde hep zirvede olan, girdiği her savaşta yaptığı üstün hizmet ve disiplinle adından söz ettirmeyi başaran, Türk Milletinin selametinden başka bir şey düşünmeyen, ihlâslı ve vefalı bir komutandır Fevzi Çakmak…

O, İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı gibi bir makamı bırakıp kurtuluş mücadelesine girerken kazandığı bütün rütbe ve güçleri; cumhuriyet sonrası askerliğe dönmek isterken savunma bakanlığını; DP’den istifa ederken iktidarın gücünü bırakabilmeyi bilmiştir. Çünkü O sadece ve sadece Allah’ın Rızasını, Devletin Bekasını ve Milletin Selametini düşünerek hareket etmiş ve siyaset üstü bir şahsiyet olarak tarihteki yerini almıştır.

Bugün Mareşal Fevzi Çakmakla ilgili konuşacak herkes Onun hayatını okumalı ve hakkaniyet penceresinden değerlendirmelidir. Onu tanıdıkça neden tartışıldığını da anlamış oluruz.

Selam ile... Tanrı Türk’e Yar Olsun!”

Anladınız mı Mehmet Metiner ve bu çürük düşünceyi savunanlar... Fevzi Çakmak’ı Türk milletinin kalbinden silebileceğinize inanıyorsunuz yanılıyorsunuz!

Yazıma, Yüce Türk Atatürk’ün bir sözü ile nokta koyalım...

ATATÜRK DİYOR Kİ

“- Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Şahinbey
13 Aralık 2011 Salı 22:48
Bilgi Notu...
Atatürk'ün en güvendiği büyük eğitimci hemşerimiz Mustafa Necati...!!!
1894 yılında İzmir'de doğdu. İstanbul Hukuk Okulu'nda okudu. İzmir Öğretmen okulunda kısa bir süre öğretmenlik, Özel Şark okulunda müdürlük yaptı (1915-1918). Avukatlık yaptı. İzmir, Yunanlılar tarafından 15 Mayıs 1919'da işgal edilince, Balıkesir Cephesindeki çete savaşlarına katıldı. Anzavur kuvvetlerine karşı, Kuvayı Milliye komutanı olarak savaştı. Yunanlılara karşı girişilen savaşlarda da bulundu. Balıkesir'de, İzmir'e Doğru gazetesinde Milli Kurtuluş Savaşını destekleyen yazılar yazdı. Saruhan Milletvekili oldu (1920). İstiklal Mahkemesi başkanlığı yaptı. Millet Meclisi'nin ikinci dönemine, İzmir Milletvekili olarak girdi. Mübadele ve İmar ve İskan bakanlığına (1923) daha sonra da Adliye bakanlığına getirildi (1924). İki yıl kadar Öğretmenler Birliği başkanlığında bulundu. 1925 yılından, ölünceye kadar da Milli Eğitim Bakanlığı (Maarif Vekilliği) yaptı. Hayatının en önemli ve en etkili görevi budur. 1929'da Ankara'da öldü.
Mustafa Necati, 1928'da eğitimimizi daha üstün bir duruma getirmek için acele alınması gereken tedbirleri düşünmüş ve kanun haline getirmişti. İlk defa temelli olarak ve çok sayıda öğretmen yetiştirmekle zorunlu ilköğrenimi gerçekleştirme yolunu açtı. Onun zamanında kabul edilmiş kanunlarla öğretmenlik, bir meslek haline geldi. 1928'de Türk harflerinin kabul edilmesiyle eğitimimizde görülen gelişme de onun zamanında gerçekleşti.
Mustafa Fevzi Çakmak(Mareşal)...!!! 3 Mayıs 1920'de Kozan milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine katıldı; aynı gün de Milli Savunma Bakanlığına ve İcra Vekilleri heyeti reisliğine getirildi. 1920 sonlarında Erkânı Harbiye'si Umumiye vekil vekiliydi. 1921'de II. İnönü Savaşı'ndan sonra Korgenerallik rütbesiyle Genelkurmay Başkanlığına getirildi. Sakarya Zaferi'nin ardından da Meclis'ten mareşallik rütbesini aldı. İlk yıllarda aynı zamanda milletvekiliydi ama 1925'te askerlikle siyaset arasında bir seçim yapma durumunda kalınca asıl mesleğinde karar kıldı ve 1944 yılında yaş haddinden emekliye ayrılıncaya kadar Genelkurmay Başkanlığında kaldı. En büyük başarısı Atatürk ile İnönü'nün de kesinlikte aynı görüşte olmalarından güç alarak, orduyu siyaset dışında bırakabilmesiydi.
II.Dünya Savaşının en zor zamanında eski dostlar Türkiye Cumhuriyeti için bir araya gelmişti. Cumhurbaşkanı İsmet Paşa,Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Paşa, Milletvekilleri ve Bakan Kazım Karabekir Paşa ve Ali Fuat Paşa…Onları bir araya getiren Vatan Sevgisi idi...
Mert
13 Aralık 2011 Salı 21:57
Göğsüm daralıyor, yüreğim yanıyor
Ramazan Bey kardeşim ! F 16'lara verilen yanlış koordinat haberini okumuşsunuzdur. 2. Ordu'ya bildirilen koordinatların değiştirilerek uçaklara yanlış koordinat verildiği meselesi. Hem de bir kez değil tam 18 kez... Milliyetçi kardeşim ve ülküdaşım ! Gel de bunu kabul et... Bunlar gerçekse bunun adı ne olur ? İhanet olmaz mı ? Yüreğim yanıyor, göğsüm daralıyor. Şimdi 30 yıldan beri 3-5 çapulcunun neden bitirelemediğini sorguluyorum. Heron ihaneti kanıma dokunuyor. Ya sizin kardeşim...
ARSLANBEY44
13 Aralık 2011 Salı 12:23
TEBRİK
GÜZEL KARDEŞİM YAZDIKLARINA AYNEN KATILIYORUM BÖYLE BİR KONUDA GEREKLİ DUYARLILIĞI GÖSTERDİĞİN İÇİNDE SİZİ TEBRİK EDİYORUM.MEHMET METİNERİN KİM OLDUĞUNU MERAK EDİYORUM MÜMKÜNSE ONUDA TANITIRSANIZ SEVİNİRİM.MİLLET VEKİLİ OLDUĞUNU BİLİYORUM.KİMDİR NEDİR BU ÜLKE İÇİN NELER YAPMIŞTIR BİLELİM HAKINI YEMİYELİM DEMİ.KOCA BİR HİÇ Mİ YOKSA.TANIMAK İSTİYORUM. ALLAH KOLAYLIK VERSİN.
ARSLANBEY44
13 Aralık 2011 Salı 10:31
TEŞEKÜR
GÜZEL KARDEŞİM BÖYLE BİR KONUYU ELE ALDIĞIN İÇİN SENİ TEBRİK EDİYORUM.BÖYLE ÖNEMLİ KONULAR GÖZ ARDI EDİLMEMELİ HELEDE BÖYLE SANCILI DÖNEMLERDE.MAREŞAL MUSTAFA FEVZİ ÇAKMAK'IN KİM OLDUĞUNU TARİH İYİ BİLİR.ŞU ADIYAMAN MİLLLET VEKİLİ MEHMET METİNER KİMDİR NEDİR ONUDA TANIYALIM.MERAK ETİM BİR VATANDAŞ OLARAK.
Reis Salim Mersin
11 Aralık 2011 Pazar 23:22
Vurdum duynaz bir toplum olduk yazık
Ramazan Ağabey bunlar kendilerinden olmayan tüm Türk Büyüklerinin isimlerini ve içraatlarını silep unutturmaya çalışacaklar amaçları bu nasıl olsa arkalarında yüzde ellilik bir destek var böylede olunca istedikleri gibi at koşturuyorlar bunların fetbaz düşünce ve söylemlerini al aşağı edecek olan Ülkücü Hareket bunlara fırsat vermeyecek buna inanın Allaha emanet olun
Mahmud
09 Aralık 2011 Cuma 14:12
Bilgi talebi
İsmet Paşa ile Atatürk son iki sene küs imişler. O yüzden 1937 senesinin Başbakanı Celal Bayar olmuş. Acaba Fevzi Çakmak bu iki Paşanın dargınlıklarında hangisinden yana tavır sergilemişti? İsmet Paşa'dan yana olmuş olsaydı sanırım ölümü Devlet Radyosundan yayınlanırdı. Bir de Fevzi Paşa ile Maarif Nazırı hemşehrimiz Mustafa Necati (aslen Darendeli) arası nasıldı? Çünkü Mustafa Necati ateist bir Bakan idi. Bu modern çağda dini inançların kaldırılması kanunu hazırlıyordu ki genç yaşta ölüverdi. Fevzi Çakmak ise son derece dindar bir Paşa idi. Bu iki zıt kutup aynı çatı altında nasıl durabiliyordu aralarında herhangi bir olay olmuş mu? Bir de Halifelik kaldırılınca Fevzi Paşa'nın tavrı nasıl olmuş. Gerçekten merak konusu. Çünkü Paşa benim mantığıma göre buna onay vermez gibi idi. Keza bunu da bilen varsa bizimle paylaşsın. İnsan tarihçi olmayınca okur-yazarlardan medet bekliyor. Çünkü dünyanın 1/4 (dörtte biri) kadar psikolojik gücü arkasında barındıran halifelik gibi bir müessese kaldırılırken dindar olan bir Paşanın muhakkak bir tavır sergilemesi gerekirdi. Yoksa o dönemde aktif görevde değil miydi? Sözlerimde herhangi bir fitme çağrışımı hatırlatacak bir husus yok. Gerçekten bu önemli hususları merak ettiğim için aynı zamanda tarihçi intibaı veren yazarımızdan istiyorum.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : www.malatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim