• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Malatya : 31 °C
  • Ankara : 24 °C
  • İzmir : 28 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Elazığ : 30 °C
  • Adıyaman : 30 °C
  • Trabzon : 23 °C

Ötekileşen kim, Bay Çelik?

20.01.2010 10:03
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

İşte AKP"nin, Türkiye Cumhuriyeti"ni getirdiği son nokta...

Türkiye"de iktidar partisi A-KA-PE"nin genel başkan yardımcısı sıfatını taşıyan Van Milletvekili, eski Kültür ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, “ötekileştirmeden” dem vururken, bakınız 30 Ekim 2001 tarihinde kendi adına yayın yapan internet sitesinde şöyle buyuruyor:

“-1923"te Cumhuriyet kurulurken, o günkü şartlarda belki hemen demokratik bir vasfa kavuşturulması zordu. Ancak bugün böyle bir zorluk ve mazeret mevcut değildir. Cumhuriyetimizi demokratikleştirmemiz gerekirken dogmatikleştirmememiz gerekiyor.”

Ve, aynı Çelik 10 Ocak 2010 tarihinde diyor ki;

“-Cumhuriyetle birlikte gayrimüslimleri, Kürtleri, Alevileri, köylüleri ve dindar insanları ötekileştirdik!”

Adana"da söylenen ve tüm yurtta yankılanan bu sözler, eski Bakanın “Demokrasi Kültürü” konulu dersinden! 

Ey Yüce Türk milleti,  görüyorsunuz değil mi A-KA-PE zihniyetinin 2001"den 2010"a 9 yılda geldiği değişimini?

Çelik Beyefendi, aklınca Cumhuriyet"i karalayacak ya 1946 yılına kadar köylüleri Ankara"da Ulus ve Kızılay"a sokmayanları kılıf olarak alıyor ve Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleşen Cumhuriyetimize dil uzatıyor.

Hedef, kafaları iye karıştırmak!

Ama yağma yok!

Cumhuriyeti kendilerine maske edip Türkiye"yi yönetmeye talip olanların önce Atatürk"ün 

Cumhuriyet anlayışını iyi ezberlemeleri gerekiyor.

İşte bu nedenle de Yüce Önderimizin Cumhuriyet ile ilgili sözlerini bir kere daha dikkatlerine sunmak istiyorum:

• Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir. (1924)

• Cumhuriyet rejimi demek demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)

• Cumhuriyet yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. (1925)

• Bugünkü hükümetimizin devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)

• Türk Milletinin tabiatına ve geleneklerine en uygun olan yönetim cumhuriyet yönetimidir

• Cumhuriyet yeni ve sağlam esaslariyle Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. 1936 (Atatürk'ün S.D. I S. 372)

• Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız. 1923 (Atatürk'ün S.D. III S. 71)

• Onlar kolaylıkla anlayacaklardır ki çürümüş bir hanedanın halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak surette muhafazasının mecburî kılan bir devlet şeklinde cumhuriyet idaresi ilân olunsa bile onu yaşatmak mümkün değildir. 1927 (Nutuk II S. 831)

• Bugünkü hükûmetimiz devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilâtı ve hükûmettir ki onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır. 1925 (Atatürk'ün S.D. II S. 230)

• Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet istidat idrak kendi hakkında kötü fikir besleyenlerin ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak görünüşe düşkün insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz haiz olduğu özelliklerini ve liyakatini hükûmetinin yeni ismiyle medeniyet dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeğe muvaffak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti cihanda işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.

• Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda tereddütsüz yürümeğe devam edecektir. 1926 (Atatürk'ün S.D. III S. 80)

• Cumhuriyet rejimi demek demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. 1933 (Afetinan Atatürk Hakkında B. H. S. 251)

• Cumhuriyet düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimî ve meşru olmak şartiyle her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muarızlarımızın insaflı olması lâzımdır. 1923 (Atatürk'ün S.D. III S. 71).

Şimdi de Yüce Atatürk"ün 1 Mart 1922 tarihinde TBMM üçüncü toplanma yılı açış konuşmasından bir bölüm aktaralım:

“-Türkiye"nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını derhal birlikte verelim: Türkiye"nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür.

O halde, herkesten çok refah, saadet ve servete layık olan köylüdür. Binaenaleyh, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin iktisadi siyaseti, bu temel hedefi gerçekleştirmektir.

Efendiler! Diyebilirim ki bugünkü felaket ve sefaletin tek nedeni bu gerçeğin gafili bulunmuş olmamızdır. Filhakika; yedi asırdan beri dünyanın çeşitli bölgelerine sevk ederek, kanlarını akıttığımız, kemiklerini topraklarında bıraktığımız ve yedi asırdan beri emeklerini ellerinden alıp israf eylediğimiz ve buna mukabil daima horlayarak karşılık verdiğimiz ve bunca fedakarlık ve ihsanlarına karşı nankörlük, küstahlık, zorbalıkla uşak derecesine indirmek istediğimiz bu asli sahibin huzurunda bugün büyük utanç ve saygı ile gerçek duruşumuzu alalım.

Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki mesaisini çağdaş iktisadi tedbirler ile azami ölçüye ulaştırmalıyız. Köylünün mesaisinin sonuçlarını ve faydalarını kendi menfaati lehine azami ölçüye vardırmak iktisadi siyasetimizin esas ruhudur.”

Behey Çelik Efendi, Atatürk"ün Cumhuriyeti"nde Ulus"a ya da Kızılay"a sokulmayan Türk köylüsü bu mu?

Yazımızı yine Yüce Atatürk"ün sözleriyle tamamlayalım:

“-Gelecek nesillerin Türkiye"de Cumhuriyetin ilanı günü ona en merhametsizce hücum edenlerin başında cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis Türkiye'nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tesbitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.”

Ve, son sözüm; anlaşılmayan bir şey var mı? Ötekileşen sizler misiniz yoksa...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
aprikent
26 Ocak 2010 Salı 11:58
utanıyorum
cumhuriyetin anlamını bilmeden cumhuriyeti eleştirenlerde, her türlü olanağı varken dinini Recep Tayyip beyde öğrenenlerde, Ahmet Altan gibi kanı bozuğun ortaya attığı Türk silahlı kuvvetleri karalama kampanyasını gerçekmiş gibi algılayanlarda,Atatürk deyince deli danaya dönenlerde, yetim hakkını kendinden başka kimseye yedirmeyeceğini üstü kapalı vaaz edenlerde, tüm bilgi dağarcığını hayatta bihaber kalarak sadece tayyibin süslü söylemleriyle dolduranlarda, ve sadece tayyipten derlemelerle kendini dev aynasında görenlerden hem utanıyor hemde nefret ediyorum.
sayın Durmuş gibi şehrimin karanlık beyinlerine ışık tutanlara minnettarım.iyiki varlar.
İhsan KALENDER
23 Ocak 2010 Cumartesi 01:22
SİYASET SİYASETÇİLERİN İŞİDİR
Sn. KOLUKISA, ben sayın DURMUŞ'UN yazılarını severek isteyerek okurum. Ancak SİYASET benim işim değil , o işi siyasiler zaten yeterince icra ediyorlar.Sn. DURMUŞ da bu görevin gereğini ifa ediyor ve edecektir. Burada ÖZEL bir durum söz konusu . Yetiştirme yurtlarından yetişme olan ÇELİK KARDEŞLERİN YIKICI-BÖLÜCÜ akımlara karışmadan ÜLKESİNE yararlı ve hayırlı ADAMLAR olarak yetişmesi kolay olmamıştır. * ARABIN ACEME ACEMİN ARABA ÜSTÜNLÜĞÜ TAKVA İLEDİR * esası ile ŞOVENİZME hayır diyen zihniyete saygı duyulmalıdır. Zaten ÇELİK kardeşler bu esası çok iyi bilirler.CUMHURİYET ve DEMOKRASİ nara-ları atıp EZANI KUR'ANI yasaklayanları ne çabuk unutalım..!..
İhsan KALENDER
23 Ocak 2010 Cumartesi 01:19
SİYASET SİYASETÇİLERİN İŞİDİR
Sn. KOLUKISA, ben sayın DURMUŞ'UN yazılarını severek isteyerek okurum. Siyasilerin eleştiri haklarına saygımız var. Ancak insaf ölçütleri içinde kalınması gerek. CUMHURİYET ve DEMOKRASİ nara'ları atıp KUR'ANI EZANI yasaklayanlar, EZANI ve KUR'ANI orijinal haliyle okuyanlara İŞKENCE yapmadılar mı..?..Bu işkenceden nasibini alanlardan birisi de benim rahmetli babamdır.Şimdi HÜSEYİN ÇELİK, YAŞANMIŞLARA atfen diyorsa (ki diyor) yalan mı..?..
Alper karaali
23 Ocak 2010 Cumartesi 00:20
Huşu içinde olalım
İcranın başı hükümet ise uygulamaları eleştirilmeyecek diye bir yasa mı var? Çelik karşısında dayanamazsınız iddiası çok komik.
Değerli hemşehrim ben camime huşu içinde gidiyorum, ben evimin camına şerefle ay-yıldızlı bayrağı dalgalandırıyorum.
Kader diye birşey olduğuna imanımız tam... hatarlatmak istedim..
Utku Kolukısa
22 Ocak 2010 Cuma 14:04
Eğri oturalım Doğru konuşalım
Ramazan Bey,
güzel yazmışsın ama İhsan Kalender Beyefendi sizden daha kısa ifadelerle daha detaylı ve güzel yazmış. Ben doğrusu Cumhuriyet yürüyüşlerinden sonra Cumhuriyet tabirini dillerine dolayan bazı çevrelere ihtiyatba bakmaya başladım. Adamlardan neler neler çıktı? Krallıkla (daha doğrusu kıraliçe tarafından) idare edilen İngiltere de daha iyi bir yönetim var. Varsın adı Krallık olsun. Demekki kelimelerden ziyade İhsan beyin dediği gibi uygulama önemli imiş. Şu son "balyoz darbecileri"ne bakın. Halkı galeyana getirmek ve hükümeti yıkmak için camilerde bomba patlatacaklarmış. Bazıları Ç.D'nin dediği gibi, olur mu bunlar onlar tatbikat diyebilir, ancak 1977 veya 1978 de Malatya Olayları sırasında biz benzer olayları kendi ilimizde yaşamadık mı? Söğütlü camiinin önünde bomba patlatılıp namazdan çıkan halk cezmi kartay caddesine doğru sevkedilmedi mi? O zaman elimizi vicdanımıza koyalım, hangi demokrasiden ve cumhuriyetten bahsediyoruz? Ramazan Bey, iktidarı eleştirecekseniz bir sürü icraatlarından eleştirebilirsiniz. Yoksa, Kemal Kılıçdaroğlu nasıl ki Bülent Arınç'ın karşısında tartışırken Arınç ın akçeli işleriyle ilgili belge bulamayıp sazı Arınç'a verdiğinde, dersim olaylarını diline dolayacak olan Arınç'ın karşısında mum gibi erirse siz de konuşma konusunda sizi bizi beşe ona katlayacak olan aynı zamanda şair ve edebiyatçı olan Eski MEB ve Turizm Bakanının karşısında dayanamazsınız. Lütfen gündemle ilgili yazılar yazın. Şimdi ben ne düşünüyorum biliyor musunuz? Büyük camilerde huşu içinde cemaatle vakit ve cuma namazlarını kılmaktan korkuyorum , çünkü bana muhtaç henüz yetişmemiş çocuklarım var. Lütfen bu korkumu giderecek yazılar yazın. Zira ben 1978 de yukarıda bahsettiğim Söğütlü camiinde idim.
Not: Sayın Editör: Başlık olarak yazılan iki kelimeden fazla uzun kelimeler neden tam olarak çıkmıyor?
CEVAP: Sistem gereği belirli harf sayısından fazlası yayınlanamıyor. Bilginize. (Editör)
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : www.malatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim