• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Malatya : 2 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İzmir : 5 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Elazığ : 1 °C
  • Adıyaman : 7 °C

Sayın Valimizin Ağaçlandirma Kampanyasına

07.10.2009 10:20
Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Sayın Valimizin Ağaçlandirma Kampanyasına Dair Mülahazalar

İl Genel Meclisi'nin Ekim ayı ilk toplantısının bir bölümüne katılan Sayın Valimiz Doç Dr. Ulvi Saran Malatya"da bulunduğu üç ayllık süre içerisinde ilimizle ilgili gözlemlerini aktarmış.

Malesef olumsuz izlenimler...

Sayın Valimiz köyden şehre göçün, en fazla hayvancılığı vurduğunu belirtmişler. Bu darbenin faturasını da kilosu 25 TL'ye çıkan kuzu etini göstermiş. Faaliyet alanı tarım olmayan ülkelerde tarımsal faaliyetler daha fazla olduğunu ifade etmişler. Malatyamızın tek ürüne dayalı bir ürüne dayalı tarım faaliyeti yapmasının sakıncalarını ifade etmişler.

Bu değerlendirmeler ve izlenimler daha çok hükümetlerin, yöneticilerin, idarecilerin takip ettikleri politikalarla alakalı olduğundan ve etraflıca değerlendirmesi gerektiğinden bu konuya girmek istemiyorum. Sonuçlarını sağlıklı değerlendirmek için neticeyi doğruveren sebep ve süreci bilimsel veriler ışığında değerlendirmek lazım. Biz bizi ilgilendiren asıl konuya gelelim.

Sayın valimiz de, “gitmezsek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdür” deyip uzaktan uzağa Malatya"ya olan hayranlığını yıllar yılı “Yeşil Malatya” “Doğunun Yıldızı/Parisi” diye ifade eden ve hasbel kader ayağı bu şehre düşen bir çok kişi gibi hayal kırıklığına uğramış olmalı...

Sayın Valimiz Malatya'nın yıllar önce 'Yeşil Malatya' olarak anılmasına rağmen, şimdi bunu göremediklerini, vadiye ve dağlara kafanızı kaldırıp bakınca Yeşil Malatya cümlesine layık manzarayı görmeniz lazım. Ancak göremiyoruz" demişler. Bundan dolayı da ağaçlandırma kampanyası başlatacaklarını ve bu konuda herkesten destek istediklerini dile getirmişler.

Yaşım itibariyle aynel yakin “Yeşil Malatya”ya şahit olduğumu söylemem çok zor. Ancak Malatya"dan uzak yaşadığım yerlerde bir çok kişinin “nerelisin hemşehrim” sorusuna “Malatya"lıyım” deyince “Hımm Yeşil Malatya... Özal"ın memleketi...” dediklerine yüzlerce defa şahit oldum.

Bana öyle geliyor ki Sayın Valimiz de dışarıda duyduğu “Yeşil Malatya” yı göremeyince hayal kırıklığına uğramış. Ancak bu hayal kırıklığı karşısında şehri olduğu haliyle kabullenme yoluna gitmeyip, “Hayallerimizdeki yeşil Malatya"yı oluşturmak için ne yapabilriz” diye düşünmeye ve eylem adına böyle bir ağaçlandırma kampanyasına yönelmesini ben şahsen son derece önemli görüyorum.

 Böyle bir kampanyanın arefesinde “Böyle bir yeşillendirme kampanyasını başlatmak tek başına yeterli midir?” Sorusu önemini koruyor...

Neden bu soru önemlidir?

Çünkü, zihniyet ve işleyişle alakalı ciddi problemlerimiz var bu konuda...

Bizim yaşlılarımız bir zamanlar Beydağının ağaçlarla bir gelin gibi süslenmiş olduğunu, içlerinde envai çeşit kurdun kuşun barındığını günümüz nesillerine gözleri nemli,  iç çekerek akatarırlarken kendilerinin ihmalkârlıklarını hiç hatırlamazlar belki de...

Onları dinleyen nesilller hayretler içerisinde “vay insafsızlar... Nasıl da yok ettiniz bunca ağacı...” derlerken de yarınki nesillere bırakacak bir yeşillik bırakmak gibi mesuliyetlerinin olduğunu pek düşünmezler...

Kendisiyle yüzleşmenin ve mesuliyetin hissedilmediği bireylerde bu gibi ifadeler bir kör döğüşüne dönüşmekten öteye gitmiyor malesef...

 Bu günün nesli ağaçlandırma kampanyası çerçevesinde başlatılan kampanyalar dışında belkide bir çoğu hayatı boyunca bir ağaç dikmeye teşebbüs etmemişlerdir, etmiyorlar. İşin edebiyatını yapmaktan belki de fidan dikmeye fırsat bulamıyoruz. Buna “Elinde kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz” hadis-i şerifi dillerinde vird-i zebun eden dindarlarımız, diyanet camiamız dahil…

Kim bilir belki de  yıllar yılı köy hayatı ve köye ait her şeyi tu kaka edişimiz, hor gördüğümüz ve kendimizce cahil olarak gördüğümüz insanları köylü olarak yaftalamış olmanın şuur altında oluşturduğu olumsuz imajdan; şehirli olmanın kişiye verdiği imtiyaz ve ayrımcılıktan olsa gerek ki bir çoğumuz köye ve köye ait herşeye sırtımızı dönmüşüz. Bunu dil ile doğrudan ifade etmezsek de eylem ve icraatlarımızla kabul ediyoruz aslında...

Elbette yıllar yılı köy ve köylerimiz hakkında oluşuveren olumsuz imajın oluşmasında geçmişteki yanlış politikaların, yatırımların, alt yapının eksikleri, hizmetin gitmeyişi, eğitim ve sağlıktan yeterince faydalanılamayışı...vb. bir çok nedenler var... Bunların sorgulanması lazım. Yoksa niye benim köylüm elinde onlarca-yüzlerce dönüm arazisini, köye dair neyi varsa bırakıp asgâri ücrete talip olmak için şehre gelsin ki... Bu sosyolojik bir saha... Sosyologlarımıza çok iş düşüyor bu alanda...

Ama biz iğneyi kendimize batırmaya devam edelim...  

Belediyelerimizi, yerel yönetimleri “yeşil alan oluşturmuyorlar” diye onları eleştirilerken kendi arsamız üzerinde bir metre kare daha geniş bir eve sahip olmak için bir iki ağaç dikecek, çocuklarımızn ayaklarının toprağa temas etmesini sağlayacak bir iki metre kare boş alan bırakmayışımız birbirimizden farkımızın olmadığına bir göstergesi değil midir sizce? Asıl mesele, zihniyet proplemi...

 Çok merak ediyorum. Zorunlu ağaçlandırma faaliyetleri kapsamında ilimiz de, siz buna bölgemizi de katabilirsiniz acaba kaç kişi diktiği ağacanın sulamasını, bakım ve budamasını, yaptı ve şu an da dikili bir fidanı olmanın verdiği huzur ve mutluluğyula gidip de gölgesinde çağa çoluğu ile piknik yapıyor ve evlatlarına gurula “bu ağaç filan feşmekan tarihte gerçeklerştirdiğimiz ağaçlandırma faaliyetleri çervesinde elimle dikmiş olduğum ağaçtır” diyebiliyor.

Ben bu bayramda köye gittiğimde babam gurur ve hüzün ile ümmi olan dedemin ve onun ümmi olan babasının diktiği ağaçları gösterirken benim birazcık mürekkep yalamış biri olarak hem de “kıyamet kopacak olcağını bilseniz de elinde fidanı olan diksin... Savaş durumunda dahi ağaçların boş yere kesilemeyeceğini...” emreden nice buyrukları okuyan bir ilahiyatçı olarak çocuklarıma altında gölgelenecek bir dikili ağacımın olmayışı Sayın Valimizin kampanyasının önemini açıklamaya yetiyor zannımca...

Bu tür kampanyalar önemli olmakla birlikte bazı olmazsa olmaz tedbirlerin alınması gereklidir.

 Ağaçlandırma kampanyasını yaparken öncelikle kişide bir aidiyet duygusu oluşturmak elzemdir. Bana öyle geliyor ki aidiyet duygusu oluşturulmadan gerçekleştiren her bir kampanya niyetler samimi olunsa da dostlar pazardan görmekten öteye gitmiyor malesef...

O halde ne yapmalı...

Bu konu da alterneatif sosyal projeler üretilmelidir. Fonlar ve destekler sağlanmalı, ağaçlandırma teşvik edilmelidir.

Yapılamaz mı, oluşturulamaz mı böyle aidiyet duygusu?

Bence yapılabilinir...

Destekler verilerek, projeler üretilerek bu kampanyalar cazip hale getirilebilinir.

Marifet iltifata tabidir.

Son derece önemli olan ve sadece insanları değil bütün canlıları, dünyamızı ilgilendiren çalışmalara, projelere gerekli özen ve ihtimam gösterilmezse; kişilere, katılımcılara, keseye yük ve külfet getirmekten öteye geçmiyor.

Sadece bununla da kalmıyor daha sonra yapılan, gerçekleştirilmesi istenilen bu tür girişimler önünde en büyük engel geçmişteki başarısız ve kötü kampanyalar oluveriyor...

Bence Sayın valimiz ağaçlandırma kampanyasından önce bu tür projeler üzerinde kafa yoracak ekip oluşturması daha yerinde olcaktır...

Bu mümkün müdür?

Neden olması...

Yeter ki ihtiyaç hissedilsin...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İZZET ÇELEBİ
07 Ekim 2009 Çarşamba 22:07
YEŞİL MALATYA HAYALİ
SAYIN HAKI BEY ! Bizim insanımız çereye karşı çok duyarsızdır ,siz bakmayın dağ taş kaysı ekilmiş, işin ucunda para olmasa emin olun kimse yeşillik olsun diye o yabana ağaç dikip tenekeyle sulamaz . 60 LI - 70 LI Yıllarda kireçocağı mahallesi ,statla orduzu çatyol arası bahçeydi ,yeni şire pazarının yeri ve aşağısı birinci sınıf tarım arazisiydi. Şimdi yerinde beton yapılar var . 37 yıldır istanbul'da yaşamama rağmen malatya'daki gelişmeyi yakından takip ediyorum ,özllikle dikkat burun HAKI BEY yerleşimin yuğun olduğu kesimde doğru dürüst bir park bile yok . park denilen yerlerse istanbul'daki sıradan bir sitenin park alanı kadar bile yok . özellikle son yıllarda oluşan yeni semtlerde ise binalar yanaşık düzende ve yol çizgisiyle bitişik yapılmış göstermelik bir kaç cılız ağaççık dikilmiş o kadar , ayıp olmasın diyede bir kaç salıncaklı mini parklarda yapılarak göz boyaması yapılmıştır . sayın VALİ BEYİN öncelikle bu park surununu haletmesi gerekir . MALATYA'DA ormanlık alanlarsa genelde baltalık ve ağaç türü ise meşedir . orman içi köylülerini elinde baltayla ormana giderken çok gördüm fakat elinde fidanla ormana gideni hiç görmedim , zaten bakanlık olmasa kimse bir fidan dikmez ormanlara . ben bu konuyu çoook yakından biliyorum . birinci sınıf tarım arazileri imara açılarak gelecek nesillere çıplak dağlardan başka bir şey bırakmamaya kararlı olanların surumlu davranması gerekir aksi halde malatya ovası beton yığını, etrafıda çıplak tepelerle tipik bir çöl şehrine benzer .saygılarımla
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim