• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Malatya : -6 °C
  • Ankara : -7 °C
  • İzmir : 4 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • Elazığ : -4 °C
  • Adıyaman : 0 °C

Sen Hele Bir Büyü Çocuk

15.02.2010 15:16
Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Altı çocuklu bir ailenin, 8 yaşındaki kızı Nurcan"ın, annesi ile birlikte çöp toplama haberini kimimiz yüreğimiz burkularak okuduk,

Belki de kimimiz yoğun işlerimiz(!) arasında sadece bir göz atabildik…

O da gözümüze çarptığı için okuyup geçtik…

Kimimizin içi burkulup gözleri nemlense de, diğer haberlere göz atmakla birlikte unutuverdik gittik küçük Nurcan"ın dramını…

Sıradanlaşmış bir haberdi bizim için belki de…

Sıradanlaşan haberler değil,

Sıradanlaşan bizleriz oysa…

Gerçekten sıradanlaştık…

Duyarsızlaştık…

Duygudan, şefkatten, merhametten her geçen gün daha da yoksunlaşıyoruz…

Bir şeyin edebiyatı ne kadar çok yapılırsa o şey sıradanlaşmaya mahkûm kalır…

Empatinin, sevginin, aşkın, eşitliğin, hak ve hukukun çokça dillendirildiği günümüz dünyasında yaşananlar karşısındaki suskunluğumuz, lakaytlığımız, tavrımız, hissiyatımız ne kadar sıradanlaştığımızın göstergesi değil midir?

Ağlamayı bile unutuverdik…

Ağlamayı âr sayar oluverdik…

Hâlbuki acziyetin, çaresizliğin ifadesidir gözyaşları…

Olup-bitenler karşısında eli bağlı, dili bağlı kalmanın mahcubiyetini ve acziyetini Yaratan"a sunmaktır gözyaşları…

Kelimelerin kifâyetsizliği karşısında Hakk"a sunulan gönül dilekçesidir, gözyaşları…

O kadar sıradanlaştık ki bizlere dokunmadığı müddetçe bir başkası için ağlayamaz olduk…

Kendimizle, vicdanımızla, gerçeklerle yüzleşmeye cesaret edemiyoruz birçoğumuz maalesef…

Evet, sıradanlaştığımızdan dolayı, Nurcan"ın haberini okuyup geçtik…

Bir gün sonra haberlerde yine Nurcan gözüme ilişiveriyor…

Annesi ile birlikte çöp toplayan 8 yaşındaki Küçük Nurcan"a Malatya Milli Eğitim Müdürlüğümüz sahip çıkmış…

Öncelikle insanı merkeze alan böyle bir haberden dolayı İHA"yı, sonrada Milli Eğitim Müdürlüğümüzü tebrik etmek lazım…

İyi ki bakıp da geçmemiş muhabir arkadaş…

Ve okuyup geçmeyerek sahiplenmekle de ne güzel etmiş Milli Eğitim Müdürlüğümüz…

Küçük Nurcan"ın, “okuyup doktor olacağım” sözlerinin peşine taılıp hayaller dünyasına daldım…

İstikbale doğru yol alıyorum…

O da ne?

Karşım da gelişmiş, boy atmış üniversite kapısında bekleyen genç bir kız…

Hanım hanımcık bir kız…

Başı da kapalı…

Belli ki kendisine iyi bakılmış…

Anne-babası bizim gibi olmasın, tez elden bir meslek sahibi olsun; hem bize de birkaç kuruş faydası olur beklentisine kapılmış…

Bir meslek lisesine kaydetmişler…

Ama o da ne?

O da tıpkı Küçük Nurcan gibi, “illa da doktor olacam” diyor…

İşte tam da bu ana kadar kendisini sahiplenen, okutan baba bir cellât kesiliveriyor birden…

“İstediği gibi giyinmeyen, istediğiyle evlenmeyen kızını canlı canlı mezara gömen, töreye karşı gelenin sonu ölümdür” diyen cani bir baba gibi o da şahin kesilmiş…

“Okuyamazsın bu halinle” diye engel oluveriyor…

Genç kız ne hayallerinden vazgeçmeyi göze alabiliyor, ne de kendisini bu güne kadar sahiplenip koruyup kollayan babasından…

İki cami arasında bi namazsız gibi kalıyor…

Bunalımlar, küskünlükler, hayal kırıklığı, çatışmalar…

Annesiyle yalın ayak çöp topladığı günlere sığınıyor…

“Niçin bana bunu yaptın babaaaa!!!…” diye feryat ediyor…

“Madem yıkacaktın hayallerimi,

Ne diye hayal kurdurdun bunca yıl bana” diye feryat ediyor…

Anne çaresiz, okutulması beklenen kardeşler çaresiz, genç kız çaresiz…

Nuh diyor Peygamber demiyor baba…

Anlamak mümkün değil…

………….

Derken birden kendime geliveriyorum…

Çok şükür gördüklerim bir hayalden ibaretmiş meğer…

Ama hayalde olsa böyle bir kâbusun etkisinde kalıyor insan işte…

Tekrar Küçük Nurcan"ın haberine dönüyorum…

Nurcan"ın “Okuyup doktor olacağım” Sözlerini okurken bu kez sardı beni bir hüzün, endişe, kaygı…

Gayri ihtiyari “acele etme çocuk…” kelimeleri dökülüyor ağzımdan…

Hayallerine kaptırma kendini hemen öyle…

Sen henüz saf ve masumsun…

Hayallerinle oynaşıyorsun…

Kendinle barışıksın…

Sen daha küçüksün…

Hele bir büyü...

Bu ülkenin kendisine has gerçeklerini bir gör…

Hedeflerini daha realist ortaya koyarsın…

Çünkü hayallerin balyozlar ile yıkılmasını sen henüz nedir bil(e)mezsin…

Başörtülü ablalarının, hayallerinin nasıl yıkıldığı sen bil(e)mezsin…

İnancından dolayı okuldan uzaklaştırılıp evine dönen, gurbete çıkanları sen bil(e)mezsin,

Kimliğinden, ırkından, inancından, mezhebinden, dilinden, giyim kuşamından dolayı dışlanmanın; işinden, eşinden, psikolojisinden olmanın ne olduğunu sen henüz bil(e)mezsin…

Katsayı zulmünü anlatsam da anla(ya)mazsın…

Kamusal alan nedir? Mahalle baskını nedir? Hele sen anlayamazsın henüz…

Sen hele bir büyü…

Büyüyüp inancın gereği örtünmeye kalktıysan,

“Din ve vicdan özgürlüğü istiyorum,

Eğitimde fırsat eşitliği istiyorum,

Katsayı zulmünün bitmesini istiyorum,

Irkından, inancından, giyim-kuşamından, dilinden dolayı kimsenin kınanmasını istemiyorum…

Hiç kimse unvanında, makamından dolayı ayrıma tabi tutulmasın…

Herkes kanun önünde eşit olsun…” dediğinde;

“Yahu nedir sizden çektiğimiz…

Keşke çöp toplamaya mahkûm kalsaydınız…

Sizlere yüz verdikçe siz de astar istiyorsunuz…

Sizi kim bu hale getirdi…

Ne işi var böylelerinin bu okullarda…

Kapanacaksanız gidin evinizde kapanın…

Cumhuriyet neyinize yetmez nerden çıktı bu “demokrasi” “ hak ve hukuk” “eşitlik” “kanun” “hukuk” edebiyatı…"" diye azar işittiğinde, kapılar yüzüne kapandığında,

“Bugün anlayamazsın” deyip de anlat(a)madığımı sen o zaman anlarsın…

Bu gün “okuyup doktor olacağım” sözleriniz karşısında neden hüzne kapıldığımın cevabını o gün almış olacaksın…

Ama yine de bu güne bakıp da sakın yes"e kapılma çocuk…

Sen daha çocuksun…

Kişi zulmeder ama kader zulmetmez

Zaman birçok derde en güzel devadır…

Zamanla kemale ereceksin…

Hem kemale yalnız sen ermeyeceksin ki…

Mevla"m göreyim neyler

Neylerse güzel eyler…”

Sen henüz bir çocuksun…

Hele sen bir büyü çocuk…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İhsan KALENDER
17 Şubat 2010 Çarşamba 02:27
ÖĞRETMENİMİZ DEMİŞTİ Kİ..!..
KAFANIZIN dışını değil, içini süsleyiniz demişti. Başörtüsü, MÜSLÜMAN HANIMLARA yakışan bir aksesuar değil,onun, AKLININ KALBİNİN RUHUNUN NEFSİNİN İSLAMİ ve İMANİ ZİYNETLERLE DONATILMIŞ olduğunun İŞARETİ ve SEMBOLÜ olmalıdır.
İhsan KALENDER
17 Şubat 2010 Çarşamba 02:18
* BİR BAYAN * KIZIMIZI TEBRİK
NURCAN kızımızın yaşamını dramize ederek istikbalde sistem zorbalarından neler çekeceğini gören-bilen HAKKI gardaşımızı tebrik ederken, adını saklı tutarak ÇOK ÖNEMLİ bir YORUMA imza atan hanım kızımızın da TESBİTLERİNE deyinmeden geçemeyiz. Maalesef İSLAMİ ŞUURDAN yoksun, kalbi ve aklı MAGAZİN resimleriyle dolup-taşan Bİ-ŞUUR kızlarımızı görünce çok üzüldüğümü ifade etmeliyim. Sağda-solda etrafta BAŞÖRTÜLÜ olarak Bİ-HOŞ resimler veren bu nev'i kızlarımız var. BAŞÖRTÜSÜNÜN anlam ve önemini adeta SABOTE edercesine şurda-burda uygunsuz resimler veren bu kızlarımız bizleri çok üzüyor.
abdulvahap
16 Şubat 2010 Salı 14:32
zaman heşeyin ilacı
Dediklerinize katılmamak imkansız. Dünyada böyle zikzakların inanılmaz boyutlarda olduğu bir ikin ülke var mı bilmiyorum. Ve halkını bu derece hakir gören idareciler. Milletiyle hiç bir diyaloğu olmayan yöneticiler...Sözü fazla uzatmaya gerek yok. Gerçekten anlatılacak herşeyi köşenizde anlatmışsınız. Duamız Rabbim ülkesini Bayrağını ve insanlarını seven idareciler nasip etsin...
adnan er
15 Şubat 2010 Pazartesi 22:53
başörtü ve töre
önceyazıya yorum yapan bayan arkadaşa biraçıdan katılmıyorum çünkü hakkı beyin bahsettiği konu gerçekten baskı altında kalmadan inancı gereği örtünen, başı kapalıyken pantolun vs.giyen bayanlar için değil okuma azmi olupta hiçe sayılan genç kızlarvar ülkemizde.keşke bazı değerlerimizi kaybetmesek yanı başımızda neolup bittiğine bir baksak yaradanı sevsek yaradandan ötürü anlayışına vakıf olsak insanların başı açık veya kapalı olduğuna değilde başlarının içindekiyle ilgilensek önyargıları yok etsek cennet ülkemize sahip çıkıp dış güçlerden korusak fenamı olur vatanımıza hizmet gayesi olupta bir çivi çakan kim olursa olsun saygıyla eğilsek neolur ne kaybederiz. çöp toplayıp geçinmeye çalışan çocuğumuz ile diri diri gömülen çoçuğumuzun haberi elbette bizi çok üzdü sıradanlaşan bir haber gözüyle değilde sıra dışı bir haber gözüyle baksak daha çok yol alacağımız maalesef belli ne olur vatanımıza insanımıza sahip çıkalım bu vatanda bizim bu millette...
BİR BAYAN
15 Şubat 2010 Pazartesi 20:09
GÖSTERMELİK YAPMAYALIM
Sayın yazar,siz insanları kılık kıyafetlerine göre ayırmasak diyorsunuz ama yazınızda hanım hanımcık bir genç kız derken de onun başının da örtülü olduğunu belirtiyorsunuz. Aslında o genç kızımızın başının açık veya kapalı olması önemli değil,önemli olan gerçekten inançları doğrultusunda ve bilinçli olarak kapanması,bakın ben 25 yaşındayım,başım kapalı,beş vakit namazımı iki yıldır kılıyorum,ailemin asla baskısı veya örtünmem konusunda bir talebi olmadı,ancak ben kendim isteyerek kapandım,ama esas sorun aile baskısı ile ve etraf ne der diye örtünmekle yani baskı ile örtünmekle başlıyor,şimdi beni rahatsız eden konu şu,insanların giyim tarzı beni hiç ilgilendirmez,açıkmış kapalı imiş,ben karşımdaki insanın kafa yapısına ahlakına,dürüstlüğüne bakarım,şimdi ben iki sefer kuran ı hatmetmiş bir genç kızım,ben kapalıyım ve şu anda işim de var çalışıyorum ancak kapalı kızlarımıza bakıyorum da sadece saçlarını kapamışlar,rengarenk giysiler,yüzlerinde makyaj fevkalade ve hatta hatta sokakta erkek arkadaşı ile nahoş görüntüler sergiliyorlar,şimdi soruyorum bu çok okumak isteyen kızlarımıza ve sürekli baş örtüsünü bahane ederek kızlarımızı okutamıyoruz diyen ana baba ve bunlar gibi düşünen her kesimdeki insanlara,olay sadece saçı kapamakla bitiyor mu?önemli olan sadece saçmı,sokaktaki tavırlar önemli değilmi,daracık pantolonlar içinde ama başı kapalı olunca olayın boyutu değişiyormu,lütfen arkadaşlar,örtünüyor isek her konuda yani giyim,kuşam,hal ve hareket konularında da dikkatli olalım,ben şahsen kapalı bir kız olarak hemcinslerimin aykırı davranışlarından rahatsız oluyorum ve diyorum ki yaptığımız hiç bir şeyi göstermelik yapmayalım,ya göründüğümüz gibi olalım ya da olduğumuz gibi görünelim yoksa baş açıkmış kapalı imiş sorun olmamalı,saygılar
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim