• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • Malatya : -3 °C
  • Ankara : 3 °C
  • İzmir : 8 °C
  • İstanbul : 14 °C
  • Elazığ : -4 °C
  • Adıyaman : 4 °C
  • Trabzon : 10 °C

Uludağ Ekonomi Zirvesi

14.03.2015 14:33
Uludağ Ekonomi Zirvesi
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Başaran-Symes:

BURSA (AA) - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes, "Türkiye'nin G20 başkanlığını da çok önemsiyoruz. Burada Türkiye özellikle, ortak akıl almış konuların hayata geçmesi konusunda bir liderlik yapıyor" dedi. 

Başaran-Symes, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin "Liderin Sürdürülebilirlik Ajandası" konulu oturumundaki konuşmasında, liderlerin ajandalarında "kapsayıcı büyüme ve gelir dağılımı, dijital ekonomi ve bunun getirdiği değişim, iklim değişikliği ve küresel yönetişim" olmak üzere dört başlığın öne çıktığını belirtti. 

Kapsayıcı büyüme konusuna değinen Başaran-Symes, "İş dünyası müthiş bir büyüme motivasyonuyla çalışır, dün Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan büyüme tahminlerimizi, ileriye dönük birtakım reformları yaparsak, bu büyümeleri daha ileriye taşıyabileceğimizi son derece net söyledi. Burada bir şeyi sanıyorum hep birlikte fark ettik artık. Yüksek de büyüseniz, kesintisiz de büyüseniz, dışarıda bıraktığınız kesimler varsa, bu büyüme maalesef refahı getirmiyor. Kimseyi dışarıda bırakmadan büyüyeceğiz" diye konuştu.  

Başaran-Symes, TÜSİAD'ın geçmişten bu yana, şu anda Türkiye'nin gündeminde olan kadınlarla ilgili bütün sorunları hazırladıkları raporlarla her açıdan ele aldıklarını hatırlatarak, gelir dağılımı konusunda da önemli çalışmalar yaptıklarını belirtti. 

- "Bugün ihtiyacımız olan iş birliği ve koordinasyon"

Küresel krize değinen Başaran-Symes, şunları kaydetti:

"Küresel krizden sonra kurumlara olan güven hala tahsis edilmedi. Özellikle dün toplantının açılışına da biraz bağlamak lazım. Yani bütün tartıştığımız bu konular; aslında bu kurumlara olan güvenin de tahsis edilememesi, nitekim Sayın Babacan haklı olarak 'toto oynuyoruz' dedi. Yani her an her şey olabilir, çünkü bir küresel yönetişim, bir küresel koordinasyon birçok konuda zor. Burada aslında sanıyorum şöyle bir şey oluyor; 'eski öldü yeni doğmadı' söylemindeki yeninin doğması geciktikçe, eskinin ölmesi bir o kadar gecikiyor, geriye gidiş, çözümleri eski araçlarla arama riski gün geçtikçe artıyor, oysa bugün ihtiyacımız olan iş birliği ve koordinasyon. Bence sadece açıkçası suçu belli kurumlara belki de yıkmadan iş dünyası olarak işbirliği ve koordinasyonu ne kadar yapıyoruz diye de biraz pay çıkarmakta da fayda var."

Başaran-Symes, Türkiye'nin G20 başkanlığına işaret ederek, şöyle devam etti: 

"Türkiye'nin G20 başkanlığını da çok önemsiyoruz. Gerçekten dün Sayın Babacan da bahsetti. Burada Türkiye özellikle, ortak akıl almış konuların hayata geçmesi konusunda bir liderlik yapıyor. Türkiye'nin 2015 G20 dönem başkanlığı önerileri sırasında biz TÜSİAD olarak bir çalışma yaptık ve burada da açıkçası öne çıkardığımız bu kapsayıcı büyüme ve yolsuzlukla mücadele konularının, -çünkü bunlarda sürdürülebilir büyümenin çok önemli engelleri- gündemde olmasından da açıkçası son derece mutluyuz. Ümit ediyoruz ki; Türkiye'nin G20 döneminde bu konularda ciddi şekilde bir aşama kaydedebiliriz."

UN Global Compact'ın (BM Küresel İlkeler Sözleşmesi) Türkiye'de faaliyetlerine başladığından beri genel sekreterliğini TÜSİAD'ın yaptığını belirten Başaran-Symes, bunun fazla bilinmediğini, kendilerini daha fazla anlatmak için çalışacaklarını vurguladı. 

Başaran-Symes, olimpiyat halkaları gibi her kurumun yaptığını katlayarak yapacaklarını ifade ederek, "Mutlaka farklı kurumlara ihtiyacımız var. Buradan sakın bir yanlış anlaşılma çıkmasın. Beni ziyarete gelen Sayın TOBB Başkanı, İSO Başkanı, hepsiyle çok keyifli sohbetler yaptık. Onlara şunu dedim; farklılıklarımız zenginliğimiz ama ortak alanlarda mutlaka proje üreteceğiz" ifadelerini kullandı. 

Gençlikle ilgili projelerine bir isim aradıklarına da değinen Başaran-Symes, "Proje hazır ama ben "Geleceğin liderleri" falan gibi tükenmiş isimleri kullanmak istemiyorum. Sizlerden bu projeye bir isim bulmanızı ve bizimle paylaşmanızı rica ediyorum" dedi. 

- "Yılda 27 bin ton su tasarrufu yapıyoruz"

TAV Üst Yöneticisi (CEO) Sani Şener de hava limanı işletmeciliği sektörünün, çevresel sürdürülebilirlik açısından çok eleştirilen bir sektör olduğunu belirterek, dünyadaki karbondioksit emisyonu salınımının yüzde 2'sini hava limanı işletmeciliği ve uçakların çıkardığını kaydetti. 

Şener, bu yüzden daha duyarlı olduklarını ve ciddi çalışmalar yaptıklarını vurgulayarak, "Uçak üreticileri çok ciddi şekilde gövde tasarımları yapıyorlar, malzeme teknolojisine çok büyük paralar ayırıyorlar. Uçağın gövde ağırlığını düşünüyorlar. Motorlarda bioyakıta geçiyorlar. Bizler de yağmur suyuna 'yeşil su', lavabo suyuna 'gri su' diyoruz. Bunları ayrı topluyoruz, yağmur suyuyla bahçe sulaması yapıyoruz. Yılda 27 bin ton su tasarrufu yapıyoruz. Yılda 586 bin kilovat/saat elektrik üretiyoruz güneşten" diye konuştu.  

- "Kirlenmeyi, yaratanlara yükleyen bir ekonomik sistem"

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı da sürdürülebilirlik konusunun çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarının bulunduğunu, çevresel boyutta son yıllarda iklim değişikliğiyle mücadelenin ön plana çıktığını, giderek artan bu tehdidin öneminin anlaşılmaya başlandığını söyledi. 

Burada konuşma yapacağını öğrenen BM'deki dostlarının, kendisine gönderdiği bir davetiyeyi paylaşmak istediğini ifade eden Eczacıbaşı, aslında Nuh'un ikinci gemisine biniş kartı olan davetiyede "BM Paris 2015 İklim Zirvesi sonuçlarına sizin endişelenmenize, harekete geçmenize gerek yok. İklim değişikliğiyle mücadelenin iş dünyasına getirdiği fırsatlar karbon fiyatlaması gibi ekonomi politikaları sizi ilgilendirmiyor, düşük karbon ekonomisi modeli sizi bağlamıyor, yatırımlarınıza yüksek karbon modeliyle devam edebilirsiniz. Sizin Nuh'un gemisine davetiyeniz var" yazdığını belirtti.  

Eczacıbaşı, iklim değişikliğinin gerçekleşmekte olan bir olay olduğunu, buna insanların yol açtığını ve insanlığın sonunu getirebilecek ölçüde önemli bir tehdit içerdiğini vurgulayarak, "Bu konularda hepimiz hemfikiriz mi acaba? Bunun böyle olmadığını da biliyoruz. Hemfikir olmayanların olduğunu biliyoruz. Hemfikir olmayanların arasında dünyada çok önemli insanların olduğunu biliyoruz. Örneğin Amerikan politikasına yön veren insanların olduğunu biliyoruz. Yakın dostlarımız da vardır mutlaka" diye konuştu. 

Bilim insanları arasında bu konudaki mutabakatın yüzde 98'i bulduğuna dikkati çeken Eczacıbaşı, kamuoyunda bu konunun öneminin farkında olmayanların oranının çok daha yüksek olduğunu belirtti. 

Eczacıbaşı, ortada kocaman bir maliyetin bulunduğunu ancak bu maliyetin hesaplara yansımadığını belirterek, "Günde 90 milyon ton karbondioksit atmosfere salınıyor. Bu gaz kokmuyor, görünmüyor, göremediğimiz için yokmuş gibi davranabiliyoruz ve bu maliyetler hiçbir şekilde hesaplara girmiyor. Bu maliyeti, kirlenmeyi yaratanlara yükleyen bir ekonomik sistem mutlaka her yerde uygulanmaya konulmak zorunda. Bunun yolunun karbon fiyatlamasından geçtiğini biliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. 

- "İnsanlar topluma faydalı markalara daha çok değer veriyor"

Borsusan Holding Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve Üst Yöneticisi (CEO) Agah Uğur da firma olarak "başarılı" ve "faydalı" şirket kavramlarını çok önemsediklerini vurgulayarak, "Bizi tanıyan herkesi iki kelimeyle bizi ansın istiyoruz; faydalı bir şirket ve başarılı bir şirket. Başarılı olmak için varsınız ama faydalı olmak başka bir şey. Batıda çok daha fazla var bizde de büyük bir trend var. İnsanlar topluma faydalı şirketlere, markalara kesinlikle daha çok değer veriyorlar ve bu giderek de artacak" ifadelerini kullandı. 

- "Karbon ayak izimizi de ölçmeye başladık"

Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı da firma olarak sürdürülebilirlik anlamında çok önemli çalışmalar yaptıklarını belirtti. Yiğitbaşı, şunları kaydetti: 

 "2007 yılında Küresel İlkeler Sözleşmesi'ni de imzaladık. 2009'dan bu yana sürdürülebilirlik raporlarımızı da yayınlıyoruz... Karbon ayak izimizi de ölçmeye başladık. 10 şirketimizde bunların eğitimini verdik ve bu doğrultuda her yıl karbon ayak izimizi azaltma hedefleri koyduk. 2020 yılına kadar yüzde 15 azaltma hedefledik fakat bu sene yüzde 8,66 azaltmayı başarabildik. Bu da bize gösteriyor ki; karbon ayak izimizi daha önce yüzde 15'lerde azaltabileceğiz. Bu sene su ayak izimizi de ölçmeye başladık." 

Oturumun moderatörlüğünü yapan AVEA Üst Yöneticisi Erkan Akdemir de hiçbir kurumun sürdürülebilirliği erteleme lüksü olmadığına dikkat çekerek "Hayatı ve temsil ettiğimiz kurumların varlığını korumak, yaşadığımız ekosistemi büyütüp güçlendirmek, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için sürdürülebilirliğe değer veriyoruz. Yaşadığımız toplum, çevre ve tüm paydaşlarımız için değer yaratmanın yolu bu anlayıştan geçiyor" dedi.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : www.malatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim