• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Malatya : 11 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 15 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Elazığ : 11 °C
  • Adıyaman : 13 °C
  • Sudan Cumhurbaşkanı Yardımcısından FETÖ okulları açıklaması
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “15 Temmuz’un tekerrürüne müsaade etmeyeceğiz”
  • Bakan Kaya: "Bu millet 15 Temmuz’da özgürlüğüne aşık olduğunu gösterdi"
  • Sudan Cumhurbaşkanı Yardımcısından FETÖ okulları açıklaması
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “15 Temmuz’un tekerrürüne müsaade etmeyeceğiz”
  • Bakan Kaya: "Bu millet 15 Temmuz’da özgürlüğüne aşık olduğunu gösterdi"

Ve karar vakti...

30.08.2009 02:01
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ve karar vakti... 

Milliyetçi Hareket"in lideri Devlet Bahçeli, 40"ncı kuruluş yıldönümü münasebetiyle düzenlenen “Çözülen Ülke Türkiye ve Ülkümüz” konulu konferansta tarihi bir konuşma yaptı. Bu tarihi konferanstan saygıdeğer okurlarıma bilgi notları aktarmak istiyorum. Delet Bahçeli"nin, “Örtülmek istenen kefen değil” derken salonda kopan duygu seline tanıklık etmenin onurunu yaşadığımı da belirtmek istiyorum.

2 saat boyunca milletvekilleri, partililer ve parti yöneticilerinin katıldığı konferansta son günlerde tartışma konusu olan Kürt açılımına yönelik mesajlar veren ve ülkücülere seslenen Devlet Bahçeli, bugün partisini sokakta arayanların aslında kendilerine hiç bakmayan ve görmeyenlerden oluştuğuna dikkat çekerken şunları söyledi:

“Ülkücülük ve milliyetçilik marjinal bir anlayış ve sokak hareketi değildir, sokakta bulunmamıştır. Sokakta kaybedilmeyecektir. Ama bozguncuların da bilmesini istediğim şudur; yeri gelirse can feda olsun, Anadolu yeniden fethedilir.”

Ülkücülere “Tarihi aşıp gelen kutlu davaya gönül vermiş, omuz vermiş, can vermiş kahraman ülküdaşlarım, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlığı uğruna ölüm karşısında sınav vermiş vefakar Bozkurtlarım” diye seslenen Bahçeli, Türkiye"nin ülkesi, milleti ve devleti ile yüksek risk ve tehditlere maruz kaldığı bir dönemde olduğunu söyledi. Bahçeli, her milliyetçinin ülkücü olmadığını ancak ülkücü olmak için milliyetçi olmanın şart olduğunu belirtti. Ülkücünün durağan, geride kalmış bir hayatın takipçisi olmadığını, ülkücülük yolunun meşakkatli ve çileli bir yol olduğunu söyledi. “Ülkücülük, "Vatanım, ha ekmeğini yemişim, ha uğruna kurşun" diyebilen, diyebilmiş ve diyebilecek yiğitlerin şeref payesidir. Ülkücüler, milletinin kendilerine ihtiyaç duydukları anlarda ortaya çıkarak millet ve vatan sevgisinin sınavını ölüm ve mahkûmiyet karşısında verebilmişlerdir. Onları ve mücadelelerini unutmak asla ve asla mümkün değildir. Şayet bugün sessiz duruyorsak unuttuğumuz için değil, acılarını, mücadelelerini ve aziz hatıralarını yüreklerimizde taşıdığımız içindir” diyen Bahçeli, konuşmasında “ülkücü şehitleri”de isimlerini sayarak andı ve salon gözyaşlarına boğuldu.  
Yola çıkarken “Horon kadar Karadeniz zeybek kadar Egeyiz, Karşılama kadar Trakyalı, halay kadar, bar kadar, semah kadar Doğuyuz, Güneydoğuyuz Anadolu"yuz" dediklerini ifade eden Bahçeli, ülkücülere “Şimdi tarih size görevimizi bir kez daha hatırlatıyor. En zor şartlar altında bile olsanız bütün kalbimle sizlere inanıyorum ki; bayrağa yine sahip çıkacaksınız.  Vatana yine sahip çıkacaksınız. Başka yerde aramayın. Aradığımız bizde. Ecdadınızda ne varsa sizde de var. Kendinize inanın ve güvenin. Onlar başardı, siz de mutlaka başaracaksınız” diye seslendi.

Ülkücülüğün Türk milliyetçiliğine dayanan yalnızca ideolojik bir duruşun ve tavrın sahibi olmadığını kaydeden Bahçeli, ülkücü görünmenin kolay, ülkücü olmak ve kalmanın ise zor olduğunu belirtti. "Ülkücüyüm" demenin şartları ve sorumluluğunun ağır olduğunu ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:  
“Ülkücüyüm demek ve ülkücü olarak yaşamak için; Büyük Türk milletinin bekası ve yüceltilmesi ülküsüne, hiç bir tereddüt bırakmaksızın gönülden bağlılığa, Milliyetçi-ülkücü davayı milli emanet kabul ederek, etik dışı ilişki ve tuzaklardan esirgeyecek yüksek bir vicdana, ahlâkına ve vicdanına emanet edilmiş davayı ikbal için istismara yeltenmeyecek mizaç ve karakter olgunluğuna, millet varlığının asırlar içinde İslam"ın emrettiği erdemle kaynaştırdığı kusursuz ahlak ve fazilete, Türk milliyetçiliği siyasal çizgisini takip etme konusunda tereddüt göstermeden ulaşılmış sadakate, sahip olduğu maddi varlıklarını açıklayabileceği helal kazanç anlayışına, ülkücü iradenin temeli olan lidere, teşkilata ve doktrine saygı ve sadakatin gerektirdiği öz disiplin ve dayanıklılığa, milli bekanın devamında yol ayrımına gelindiği, ve çarenin tükendiği anlarda kendinden vaz geçecek ilahi fedakârlığa, Türk milletinin bekası için lazım olan mücadeleyi sürdürebilecek sabır, azim, sükunet, kararlılık, alçak gönüllülük, fedakarlık, cesaret gibi çok özel hasletlere, sahip olunmalıdır.”

Sinsi kuşatmaya dikkat çeken Milliyetçi Hareket"in lideri Devlet Bahçeli, Türk milletinin son yıllarda yaşadığı "beka düzeyindeki tehditler"in milliyetçilere ve ülkücülere önemli görevler yüklediğini ifade etti. "Haçlı hayalleri"nin Sevr"den sonraki ilk fırsatı yakaladığına dikkati çeken Bahçeli, yeni sömürgeciliğin milli kültürleri tahrip etmek istediğini kaydetti. Hedeflenenin "kimliksiz, insan yığınlarından ulaşan, kolay idare edilebilir bir dünya" olduğunu da belirten Bahçeli, bu yıkım sürecinin "toplumsal ötenazi"ye doğru yol aldığını söyledi. Tarihin hiçbir döneminde "yeni küresel emperyalizm"in bu kadar pervasız olmadığına dikkat çeken Bahçeli, yeni dünya düzeninin önündeki en büyük engelin milli devletler ve güçlü millet oluşumları olduğunu kaydetti. Bahçeli, “Bugün haritada aramızda mesafe bulunan Washington, Brüksel, Londra, Paris, Erivan ve Erbil sanıldığı gibi uzaklarda değildir. Bu başkentlerin temsilcisi işbirlikçi zihniyetler aramızdadır ve maalesef topluma yön verecek mevki ve makamlardadır. Fabrikada iş adamıdır, mecliste politikacıdır. Üniversitede öğretim üyesi, cemaatin güvendiği kanat önderidir. Medyada patron, gazetede köşe yazarı, devlette bürokrattır” diye konuşurken salonda alkış fırtınası koptu.

“Şark meselesi” adı verilen tarihi emellerin günümüzde “Truva atı” görevini şimdiki yöneticilerin üstlendiğini kaydeden Bahçeli, daha sonra şu uyarılarda bulundu:

“Bu zihniyet, Türk milletini çözmek, Türk devletini bölmek için dayatma projeleri üreten güçlerle "kutsal bir ittifak" halindedir. Türkiye"de uygulanan küresel bir operasyonun son aşamalarına gelindiği anlaşılmaktadır. İşbirlikçi bu iktidarın yönetiminde; Avrupalı milletimizi, Ermeni tarihimizi, aşiret reisleri devletimizi sorgular hale gelmiştir. Her gün başka bir başkentten gelen taciz, azar, aşağılama ve alay hükümet tarafından sineye çekilmektedir. 600 yıl dünyayı titreten kudret, bir avuç eşkıyayı ininde yok etmekten aciz duruma düşmüştür. Türkiye her yönden kuşatılmakta, iç ve dış güvenlik sorunları giderek ağırlaşmakta, milli değerlerimiz hor görülmekte, milli kimliğimiz tartışılmaktadır. Karşımızdaki tehlike, çok yakın, çok büyük ve çok ciddidir.”

Devlet Bahçeli, Türkiye"nin içine düştüğü "sinsi kuşatmayı" yaracaklarını, Türk milletini içine düştüğü darboğazdan kurtaracaklarını ifade ederken hatırlatmaları ile de salonu coşturdu.

Bahçeli, “Dün Çanakkale"de, Dumlupınar"da, Sakarya"da gördük. Emeller aynı, yöntemler benzer, işbirlikçiler tanıdık. Buradan hepsine sesleniyorum: Sakın aldanmayın. Yanlış hesap yapmayın. 94 yıl önce bu hatanın bedelini Çanakkale"de ödediniz. 87 yıl önce Türk"e kefen biçmenin bedelini İzmir"de ödediniz. O günkü ruh ölmedi, bugün burada bu salonda yaşıyor. Hevesiniz boşuna, çabanız beyhudedir... İşte Çanakkale"yi geçilmez yapan ruh bütün asaletiyle bu salondadır. Milli Mücadeleyi gerçekleştiren inanç bugün dimdik bu salondadır. İhanet çemberi ve kuşatma mutlaka kırılacaktır. Türk Milleti mutlaka selamete çıkarılacaktır” derken kopan alkış fırtınası şahlanışa tanıklık yapanların onuruydu.

Ülkücülere “Bu salondan haykıracağınız ses şu olmalı; bir büyük bir aileyiz, biz büyük Türk milletiyiz, ne oyuna geliriz ne de oyun oynatırız, Bozkurt olur engelleri birer birer aşarız” diye seslenen Bahçeli, ülkücülerin her eve her insana ulaşarak kendilerini tanıtmalarını da istedi. MHP lideri konuşmasını, Dedem Korkut"tan ilhamını aldığını söylediği yeni bir “Hayır Duası” ile konuşmasını tamamladı:

“Hak Taala, dirliğimizi bozmasın, birliğimizi dağıtmasın.

Hilalimizi karartmasın, kılıcımızı köreltmesin.

Sancak yere düşmesin, Bayrak leke tutmasın.

Ülkümüzün yolunu açık etsin.

Durdurmasın, düşürmesin, döndürmesin.

Türklüğün  ömrünü daim etsin.

Rüzgarı  hiç tükenmesin, ezelden gelmiş, ebede gitsin.

Varsa bir kusurumuz affetsin, şehitlerim, yiğitlerim, analarım, bacılarım  haklarını helal etsin.

Gönlünüzden ülkü, yüreğinizden sevgi, kalbinizden inanç  eksilmesin.

Nice asırlara doğru, yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun.

Ne mutlu Türküm diyene.

* * *

Bu tarihi konferanstan çıkan önemli mesajları sizlerle paylaşmamı kıskananlara ise “Başka Türkiye yok” diyorum! Gerçekten karar vaktinin çoktan geldiği bir dönemi yaşıyoruz.

Bu arada Türk"ün büyük imtihanı 30 Ağustos Zafer Bayramı"nızı da kutluyor; görkemli tören yapılmasını kıskananları çatlatmak için herkesi tören alanlarına koşmaya davet ediyorum.

Saygılarımla…  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
hasan basri
31 Ağustos 2009 Pazartesi 00:55
saygılarımla
sayın editörüm öncelikle selamlarımı iletirim ben sitede adı geçti diye yorum yazmadım bir yanlış anlama yada benim yanlış anladığım bir konu oldu
ben sadece hayır duasının ramazan beye yorum yaptığı ve sonunda bahs ettiği konuya yorum yazmıştım malatya güncelin dedikodularla işinin olmadığını elbette biliyorum
Hasan Basri Bey
30 Ağustos 2009 Pazar 22:30
Hayret...
CEVAP: SÖZÜNÜ ETTİĞİNİZ KİŞİ İLE İLGİLİ SİTEMİZDE YER ALAN HERHANGİ BİR HABER YER ALMADI O NEDENLE SÖYLEDİĞİNİZ KİŞİ İLE İLGİLİ HABER YAPMAYIDA DÜŞÜNMÜYORUZ. SAYGILAR (EDİTÖR)
İZZET ÇELEBİ
30 Ağustos 2009 Pazar 11:42
ÇIKAR SOFRASI
SAYIN RAMAZAN BEY ! DAHA ÖNCEKİ YORUMUMDA BELİRTİĞİM HUSUSLAR YENİ MAKALENİZLE NEREDEYSE ÖRTÜŞÜYOR .TÜRKİYE dilim dilim ayrılarak doğranarak dünya hegemon sofrasında hakim olanlara sunulmak isteniyor. milli değerlerimizde yanında çerez olarak döşünülüyor .truva sözcüğü her ne kadar yabancı isede olayın mekanı çanakkaldedir .onun içinde bir yorumuma başlık olarak kulandım daha önce .Her zaman ifade ettik ekonumik bağımlılık diğer bağımlılıkları peşinden getirir diye .500 milyar dolar iç dış borcu olan bir ülkenin omurgasız bir siyasettin elinde dış ve iç tehditlere karşı dik doruş sergilemesi imkansızdır diye .borç yiğidin kamçısıdır sözünün ve zihniyetinin yiğitlere ödettiği fatoralardır . Birde bu günkü iktidarın iş başında olması ve son yıllarda milli konulardaki inanılmaz tavır vede eylem değişikliği bilinen çevrelere bulunmaz fırsatlar yaratmıştır..Ama hiç biride Türkün bu konudaki hasasiyetini ve kararlılığını hesaba katmamıştır .geçmiştede oldoğu gibi. bu çıkar sofrasındakilerin atalarına geçmişte yedirdiğimiz yemekleri bir kez daha menü listemizden verelim çanakkale .inönü..sakarya .domlupınar .yakın zamandaki örnekler . yoksa tarihteki örnekleri saymakla bitmez .. Biz bu milli davada siyasi görüşü ne olursa olsun .aynı hasasiyetlere sahip her türk evladını demokratik tepkisini göstermeye davet ediyoruz .ama medenice TÜRKE YARAŞIR ŞEKİLDE . BİZ SADECE ANNE VE BABAMIZIN . BÜYÜKLERİMİZİN VEDE ŞEHİTLERİMİZİN TABUTONU ÖPERİZ . DÜŞMAN POSTALI ÖPMEYİZ ASLAAAAA. ÖLÜMÜ YEĞLERİZ . DEVLETİMİZE SAHİP ÇIKMANIN ZAMANIDIR . BOŞ ŞEYLERLE OYALANMANIN DEĞİL . YÜRÜRKEN BİLE ADIM ATMAYA KORKARIZ ÇÖNKÜ HER YERDE ŞEHİTLER VAR İSİMSİZ . MEZARI BELİRSİZ . BİZİ GÖZLÜYORLAR SESİZ SESİZ .ÇOĞUDA KEFENSİZ .BİR HİÇ OĞRUNA ÖLMEDİLER .ÖNCE VATAN DEDİLER .SONRA BAYRAK DEDİLER O VATANIN TOPRAĞINI KANLARIYLA YOĞURDULAR KANLARINI BAYRAK YAPTILAR VE BİZE BAĞIMSIZ ÖZGÜR BİR VATANI EMANET VEDE MİRAS BIRAKTILAR .BU MİRAS BABAMIZDAN KALAN TARLA DEĞİLKİ SATIP SERMAYE YAPALIM VATAN TOPRAĞININ TİCARETİ OLMAZ ULUSAL DEĞERLERİN PAZARLIĞI OLMAZ OLAMAZZZZZZ .ÇIKAR SOFRASINDAKİLER AÇ KALMAYA MAHKUMDURLAR ONLAR AÇ MİDELERİNİN VE HAYKIRIŞLARIMIZIN SESİNİ DİNLEYECEKLER YADA TÜRKÜN SOFRASINDAN HAK ETTİKLERİ YEMEĞİ YİYECEKLER SAYGILARIMLA...
hasan basri
30 Ağustos 2009 Pazar 03:21
hayret
konuya yorum yapıp kafalarda soru işareti bırakmak
ahmet beyin cevap istediği sorulardan başbuğa ait olduğu söylenen mit yazısı gerçek değildir hem başbuğla hemde devlet beyle 5 yıl çalışmış biriyim o soru 1991 de de çıkarıldığında şu an bir ünv doç olan erzurumlu bir arkadaşda varken başbuğ yanıtını verdi malatyalı olup şu an gazi ünv akademisyen olan 2 kişi daha vardı
annesinin ermeni olması suali olsa ne olur anneyi seçme hakkı kimde var şehit cenazalerine ise siyasi gelindi oy için gelindi ve oradayken sılogon olmasın diye gitmeyen bir insan
artı devlet bey cevap verirmi vermez mi bilmem ama yorumunuza bunu eklemenize sadece hayırdır sıkıntınız ne deyim
ramazan hocamı da kutluyorum
Hayır Duası
30 Ağustos 2009 Pazar 02:37
Güzel Olmuş Ancak....
Hayır duasına 'amin' diyorum. "varsa bir kusurumuz affetsin,şehitlerim,yiğitlerim,analarım,bacılarım haklarını helal etsin" cümlesine de "amin" hem de canı gönülden...Bir not:Sayın Bahçeli'nin kongrede aday olacak Ahmet Reyiz Yılmaz'ın sorularına da cevap vermesi gerekir.Sayın Bahçeli ve MHP'nin bu sorulara cevap vermemesi,suskun kalması insanları şüpheye götürür,akıllar karışır. Yüzlerce haber sitesine konu olan sorulara en kısa sürede tatmin edici net cevaplar verilmezse Sayın Bahçeli'nin son günlerdeki açıklamaları ve Ramazan Durmuş Bey'in yazısındaki açıklamaları inandırıcılığını kaybeder.Saygılarımla.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : www.malatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim