Turan Güzel

Turan Güzel

YENİ VERSİYON DAVA ERLERİ

A+A-

Gün geçmiyor ki Allah bizleri iddiamızdan vurmamış olsun. Haddi aşan ve dolayısıyla işkembe-i kübradan sallanmış her bir söz ve iddianın önemli, anlamlı ve büyük maliyetine dikkat çekmemiş midir Kur'an-ı Kerim? (61/2-3)

Bu ayetler ve daha nicelerinin bizlere haddini bil, daha düne kadar hatırlanmaya bile değmeyen, belli belirsiz bir çiğnemlik et olan sen, bu denli küstah, üst segmentten konuşmaya dair gücü, yetkiyi ve cesareti nereden alıyorsun? ikazını kulakları çınlatırcasına devam edip durmaktadır.

İddialardan; yersiz, mesnetsiz, temelsiz ve hele hele de samimiyetsiz bu iddialar sonucunda vukuu bulmuyor mu iddiadan yana vurulmuş olmak...

Her gün her birimiz iddiamızdan yana  binbir yerimizden derin yaralar alıp kanrevan içerisinde kalışlarımıza rağmen, uyarıdan yana bigane halimiz dolayısıyla '' insan yanlışta ısrar eden ve çok nankör bir varlıktır '' (14/34) tespitinin muhatabı olmaktadır.

Hepimizin, bilmekten öte iliklerimize kadar hissettiğimiz, değerlerin hiçleştirilmesi, içinin boşaltılarak anlamsızlaştırılması süreç ve programı hızla devam etmektedir. Bu plan ve program, profesyonel icracılar eliyle nefes aldırmadan devam ederken temelden, samimiyetten, kararlılık, cesaret ve haktan yana tarafgirlikten nasipsizlerin tel tel dökülüp ağa takıldıkları sürecinde ta kendisidir.

Bu yeni jargon ve bu jargonun ağına takılan mücahidlerin müteahit, tasavvufçuların profesyonel birer tasarrufçu oluşlarının makul (!) zeminidir aynı zamanda...

Son kertede yeni versiyon dava erleri; davanın (!)  etinden, sütünden, kaymağından, derisinden, tırnağından, makam ve mevkiisinden, malından ve mülkünden, evlad-i iyalinin dünyayı hepten kotarmasından, envai tür şan, şöhret, servet ve şehvet pınarından kana kana içtikleri mücahidlerdir.

 

Daha düne kadar Müslüman (!) olduklarına yemin ettiğimiz mücahidlerin tel tel dökülüşlerine ve bu dökülüşten yana zerre kadar hicab ve nedamet hissiyatı içerisinde bile olmayışlarına tanık oluşlarımız, yukarıda bahsini yaptığımız mesnetsiz, temelsiz ve özellikle de samimiyetsiz oldukları sebebiyledir.

Nedamet ya da hicab duymak şöyle dursun; damarlarına, kanlarına ve iliklerine kadar nüfuz etmiş olan şöhret, servet, şehvet ve haram ilişkiler göz, gönül, akıl, şuur, bilinç, vicdan ve utanç erdemleriyle olan ilişkilerini kökünden tırpanlamıştır.

Yakinen tanıdığım, bildiğim ve bir zamanlar deruni saygı duyduğum hocalarımın (!) arkadaşlarımın, dostlarımın, iş dünyası müntesiplerinin farklı farklı yerlere amir, müdür, başkan ve yönetici olarak atanmalarının hemen sonrası gösterdikleri yüksek maharete denk düşen oryantalist figürleri, yabana atılır bir meziyet değildir.

Tekkeler, tarikatlar, camia ve cemaatler olarak üst ve yüksek perdeden konuşma ve atmaların yapıldığı çeşitli toplantı ve organizasyonlardan bugüne öyle uzun bir süre geçmiş değildir.

Ancak!

 İddialarımız, inançlarımız, imanlarımız ve samimiyetlerimizin test edilip patır patır döküldüğü sürecin tam orta yerinde utanmayı da elbirliğiyle öldürdüğümüz sürecin tam orta yerindeyiz

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT