Ramazan Durmuş

Ramazan Durmuş

Aha yazdım gardaş!

A+A-

Biri “Balyoz” diyor!
Diğeri “Bomba!”
“Âdil” olmaktan söz edenlerin adaletsizlikleri gün yüzüne çıkınca hemen sarıldıkları şey; “rejim” endişesi... Darbeler, plânlar, krokiler, vs… vs...
İktidar mensuplarının adaletsizliklerini yüzlerine çarptığım için bir okurum; “Camilerin bombalanması, uçağımızın düşürülmesi konusunda fikrinizi öğrenmek isterdim” diye yakınıyor!
Bir diğeri, “…sizi bizi beşe ona katlayacak olan aynı zamanda şair ve edebiyatçı olan eski MEB ve Turizm Bakanı"nın karşısında dayanamazsınız. Lütfen gündemle ilgili yazılar yazın. Şimdi ben ne düşünüyorum biliyor musunuz? Büyük camilerde huşu içinde cemaatle vakit ve cuma namazlarını kılmaktan korkuyorum...”
Yazılarıma destek veren okurum, ise bu iddiaya şöyle cevap veriyor:
“...İcranın başı hükümet ise uygulamaları eleştirilmeyecek diye bir yasa mı var? Çelik karşısında dayanamazsınız iddiası çok komik. Değerli hemşehrim, ben camime huşu içinde gidiyorum, ben evimin camında şerefle ay-yıldızlı bayrağı dalgalandırıyorum. Kader diye birşey olduğuna imanımız tam... Hatırlatmak istedim...”
Ve, bir diğeri de şöyle diyor:
“…sayın Durmuş gibi şehrimin karanlık beyinlerine ışık tutanlara minnettarım. İyi ki varlar.”
Şimdi, “...Niye yazmıyorsun” diyenlere sözüm şudur:
Ahh gardaş, ben savcı mıyım?
Ah gardaş, ben hakim miyim?
Bu memleket, iş yapmayıp sadece konuşanlardan neler çekti bilmez misiniz?
Bu memlekette her türlü sorun katlana katlana büyüyor ama sizin derdiniz; “adalet” deyip adaletsizlik saçanlara, “kalkınma” deyip fukaralığa yelken açanlara payandalık yapmak!
Yok öyle şey!
Türkiye"de “mahalle baskıları”ndan söz edenlerin şimdi çok büyük “kamplaşma”lar yaşandığını, bunun da sorumlusunun bu iktidar olduğunu nasıl inkar edebilirler?
Görüyorsunuz, Başbakanınız bile hem savcı, hem hakim olup kendilerine gaz verenlerden şikayetçi olmadı mı?
Ne demişti, Başbakan; birlikte okuyalım:
“...Bazı köşe yazarları da kusura bakmasınlar bize gaz vermeye çalışıyor. Bize gaz vermeyin. Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Biz bu yola çıkarken bütün bunların planlarını yaparak çıktık...
...Köşe yazarları hukuk devleti içinde bu işlerin nasıl yürütüleceğini iyi bilsinler.
Önce hukuku öğrenin, biz öyle öfkeyle hareket edenlerden olmayacağız...”
Evet, bu sözler hem savcı, hem hakim olup gündem kirliliği yaratanlara değil mi?
Ben ki, Türkmen ovası Malatya"nın Polat"ından savruldum Yüce Önder Atatürk"ün bozkırdan Başkent yaptığı Ankara"ya.
Hem de dik duranın ezildiği, gaz verenlerin ve yanar dönerlerin köşeler döndüğü bir mesleğin, gazeteciliğin içine!
Neymiş efendim, gazeteciymişim! Neymiş efendim, yazarmışım!
Ne yazık ki bu kutsal mesleği dik duranlar değil, gaz verenler yapıyor!
Cumhuriyeti ötekileştirme gayretinde olanlar, 9 kişilik kadroya 5 tane kendi etrafını yerleştiren belediye başkanları mı suçlu, yoksa haksızlık karşısında susanları dilsiz şeytan olarak nitelendiren Yüce İslam Peygamberinin dediklerini kendine düstur eden bizler mi?
“Balyoz” diyenler, “bomba” diyenler lütfen Türk yargısına güvenmek adına; sussun ve verilecek kararı beklesinler!
Şimdi bir kere daha soruyorum; adalet yerine adaletsiz uygulamalar yapanların partisi mi olur be gardaş?
* * *
Bakın, beni sanal gündeme götürdünüz gerçek gündemi unutturdunuz! Ama yoook, Türkiye"nin gerçek gündemini takibe devam…
Daha geniş bir yazı ile size sesleneceğim ama Yüce Önder, Türk"ün Atası Atatürk"e “Mıstık” diye Anıtkabir Özel Defterine mesaj yazanların sorumlusu kimler dersiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar