İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Dursun, Gazze’de yaşanan soykırıma karşı bir akademisyen olarak sessiz kalmadı. Bu bağlamda “Gazze’nin Kızıl Şafağı” adlı kitabı kaleme aldı. Kitabın ortaya çıkış sürecini ve vermek istediği mesaja iş
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Dursun, Gazze’de yaşanan soykırıma karşı bir akademisyen olarak sessiz kalmadı. Bu bağlamda “Gazze’nin Kızıl Şafağı” adlı kitabı kaleme aldı. Kitabın ortaya çıkış sürecini ve vermek istediği mesaja işaret eden Dursun, kitabı yazarken insani, İslami ve vicdani sorumluluk hissettiğini ve ümmeti yeniden birlik olmaya çağırmayı amaçladığını ifade etti.
“Bir akademisyen olarak tarafsız kalamazdım”

Gazze’de yaşananların insanlığın vicdanını yaraladığını dile getiren Dursun, akademinin soğuk duvarları arasında da olsa bu büyük soykırıma karşı sessiz kalamayacağını söyledi.
Dursun, “Akademinin özellikle kalın ve soğuk duvarları arasında, dünya insanlığının vicdanını kanatan, eşine az rastlanır büyük bir soykırım yaşanıyor. Çocukların cesetlerinin paramparça edildiği, kedilerin ve köpeklerin sokaklarda açlıktan öldüğü Gazze’deki bu soykırım karşısında bir akademisyen olarak insani, İslami ve vicdani açıdan tarafsız kalamazdım. Dolayısıyla belki bu roman, bu kitap silahlara karşı bir mücadele değil ama ben bu eseri kaleme alarak hem şahsi olarak hesap gününde hesabımın kolay olması hem de siyonist katillerin karşısında, bizzat mazlumların yanında yer almak için yazdım.” dedi.
Kitabı, ümmetin yaşanan soykırıma karşı uyanmasına katkı sunmak amacıyla yazdığını belirten Dursun, “Yarın Yevmü’l-Mahşer’de, ‘Ya Rabbi, ümmetin soykırıma uğradığı anda bir akademisyen olarak onların sesini, soluğunu ümmete hatırlatmak ve ümmetin de uykudan uyanması için karınca kararınca çalıştım.’ diyebilmek adına bu kitabı kaleme almayı düşündüm. Gazze’de kanların ve canların aktığı bu süreçte Müslümanları, ümmeti içsel olarak bir uyanışa sevk etmek ve yeniden vahdeti, ümmetin birliğini sağlamak amacıyla vicdanımın sesine kulak vererek yazdım.” ifadelerini kullandı.
“Gazze’nin Kızıl Şafağı artık ümmetin kutsal emanetidir”
Eserin yalnızca kendi adıyla anılacak bir çalışma olmadığını vurgulayan Dursun, kitabı ümmetin vicdanına emanet ettiğini belirtti.
Dursun, “Bu kitap öyle sıradan bir kitap değil. İşin gerçeği, az önce de söylediğim gibi, ben her şeyi göze alarak bu önemli kitabı yazdım. siyonist katillerin ve emperyalist güçlerin hedef aldığı, şehadete ulaşan ümmetin liderlerini ‘Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın’ şiarıyla kaleme aldık. Dolayısıyla Rabbim bu konuda bizlerin yar ve yardımcısı olsun. Gazze’nin Kızıl Şafağı artık Hüseyin Dursun’dan ziyade ümmetin kutsal emaneti olarak onlara tevdi ettiğim bir eserdir.” diye konuştu.
Gazze’nin küçük bir toprak parçası olmasına rağmen direnişiyle tarihe ve edebiyata sığmayan bir mücadelenin adı haline geldiğini söyleyen Dursun, “Gazze, her karış toprağında şehadet kanlarının aktığı ve koktuğu bir yerdir. O mübarek şehitlerin şehadete yürürken akıttığı kanların kıpkızıl olması ve aynı zamanda Gazze’de taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmasa da karanlığın en koyu olduğu zamanın Allah’ın izniyle şafağa gebe olduğuna inanıyoruz.” dedi.
“Karanlığın ardından Gazze’nin üzerine yeni bir şafak doğacak”
Kitabın isminde yer alan “Kızıl Şafak” ifadesinin taşıdığı anlamı da anlatan Dursun, Gazze’de her şeyin bittiğini düşünenlere karşı mücadelenin yeniden başlayacağına inandığını dile getirdi.
Dursun, “Gazze’de her şey bitti diyenlere karşı hayır, Gazze’de Allah’ın izniyle her şey yeniden başlıyor. Yeniden bir silkiniş, yeniden bir destanın yazılacağına inanıyoruz. O mübarek şehit kanlarının manevi gücüyle Gazze’nin üzerine mutlaka şafak doğacak, yeni bir güneş doğacak. Bu güneş hem Gazze’yi hem Kudüs’ü hem Mescid-i Aksa’yı hem de Allah’ın izniyle dalga dalga bütün ümmet coğrafyasını hür ve bağımsız hale getirecek, yeniden ümmetin birliğine vesile olacak.” ifadelerini kullandı.
“Kelimelerin gücü bazen silahtan daha fazla tesir eder”

Her gün haberlerde ve sosyal medyada Gazze’de yaşananlara ilişkin görüntülerin yer aldığı bir dönemde roman yazmanın anlamına değinen Dursun, kelimelerin insanın kalbinde ve vicdanında güçlü bir etki oluşturabileceğini söyledi.
Dursun, “Kelimelerin gücü, yeri geliyor ki silahtan daha fazla yüreklerde, kalplerde ve sinelerde tesir ediyor. Gazze’deki bu soykırım karşısında Batı’daki üniversitelerde görev yapan akademisyenler, Müslüman olmasalar, İslam’la tanışmasalar bile vicdanlarının sesine kulak vererek zulmün karşısında yer aldılar, dilsiz şeytan olmadılar. Biz de yazdığımız kitaplarla, tank gibi insanın yüreğine oturması misali bu kitabı kaleme aldık.” dedi.
Eserini hazırlarken siyonizmin ortaya çıkışından günümüze uzanan süreci ele aldığını belirten Dursun, kitabında 1897 yılında Theodor Herzl’in Basel’de düzenlediği kongreden başlayarak Osmanlı dönemine, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’na, Balfour Deklarasyonu’na ve Sykes-Picot Anlaşması’na kadar uzanan tarihsel gelişmeleri anlattığını ifade etti.
Dursun, “Kitabı kaleme alırken özellikle siyonizmin 1897’de Theodor Herzl’in Basel’de 200’ü aşkın Yahudi’yi bir araya getirerek temellerini attığı süreçten başladık. Daha sonra Osmanlı coğrafyasının borca esir edilmesini, Abdülhamid’e gelişlerini ve Abdülhamid’in şehit kanlarıyla sulanan bu mukaddes davada, ‘Bu toprakları ben size bırakamam.’ demesini ele aldık. Ardından yaşadığı sıkıntıları, zulmü ve vatanından ayrılmasını anlattık.” diye konuştu.
Osmanlı askerleri arasına fitne sokulması, İngilizlerin Balfour Deklarasyonu ve Orta Doğu’da sınırların belirlenmesi sürecine de değinen Dursun, “Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda özellikle Osmanlı askerlerinin içerisine fitne sokuldu. 25 bine yakın mücahit orada katledildi. Daha sonra İngiliz devleti, Balfour Deklarasyonu’yla birtakım Lawrence’ları içimize sokarak ‘Araplar sizi arkadan vurdu.’ diyerek fitne çıkardı. Bir taraftan Osmanlı’ya karşı kışkırtırken diğer taraftan Orta Doğu’da devletçikler vadetti. Sykes-Picot Anlaşması’yla ümmet coğrafyası adeta paramparça edildi. Cetvellerle sınırlar çizildi, bugünkü ulus devletlerin oluşmasıyla hilafet yıkıldı ve ümmet dağıldı.” ifadelerini kullandı.
Filistin’de yaşanan sürgün ve katliamları da anlattı

Kitabında 1948 yılında Filistinlilerin yaşadığı Nekbe felaketine ve sonrasında meydana gelen gelişmelere de yer verdiğini belirten Dursun, yaklaşık bir milyon Filistinlinin yurtlarından sürgün edildiğini ve büyük acılar yaşadığını söyledi.
Dursun, “1948’de emperyalizmin ve siyonizmin lobileri ekonomiyi de devreye sokarak oradaki insanları evlerinden, barklarından, yurtlarından çıkardı. Bir milyona yakın Filistinliyi, çoluk çocuk demeden yurtlarından sürgün ederek büyük Nekbe felaketini yaşattılar. Bu insanların gidecek yerleri yoktu. Lübnan’ın bir kısmında, Sabra ve Şatilla denilen yerde konakladılar ve o zaman büyük bir kıyıma uğradılar. Yıllarca bu insanlara acının en derinini, ölümün en ağırını yaşatan, zulmün her çeşidini reva gören siyonizme karşı ümmetin içinden çıkan liderleri de kitabımda yazdım.” dedi.
Müslüman liderlerin mücadelesine ve birlik çağrısına yer verdi
Eserinde Filistin davasına katkı sunan isimlerin yanı sıra farklı dönemlerde Müslümanların mücadelesinde öne çıkan liderleri de ele aldığını belirten Dursun, Muhammed Mursi’den Kral Faysal’a, Abdülhamid’den İzzeddin Kassam’a, Fetih Şikaki’den Şeyh Ahmed Yasin ve Yahya Sinvar’a kadar birçok ismi kitabına taşıdığını ifade etti.
Dursun, “Bu kitapta Allah’ın izniyle siyonizmin oyunlarının nerede başladığını, nereye ulaştığını ve ümmet olarak bu hastalığın teşhisini ortaya koyduk. Tedavisini de anlattık. Müslümanların kendilerine ait mutlaka bir İslam NATO’su kurması gerektiğini daha önce Rehber Televizyonu’nda her hafta canlı yayınlarda da dile getirdim. Bu kitabımızda da yazdık. İslam NATO’su mutlaka kurulmalı. Kurulmazsa bütün İslam coğrafyası kurtlar sofrasındaki kuzu misali dağılıp gidecek.” diye konuştu.
Ümmetin gücünü birleştirerek Kudüs, Filistin ve Gazze’nin özgürlüğü için birlikte hareket etmesi gerektiğini savunan Dursun, kitabında çözüm yollarına da yer verdiğini belirtti.
“Bu davada sen neredesin, ne yapıyorsun?”

Gazze davasının ümmetin namusu, şerefi ve haysiyeti olduğunu vurgulayan Dursun, kitabıyla Müslümanların kendi sorumluluklarını sorgulamasını ve yeniden inançlarına, akidelerine ve birlik anlayışına yönelmesini amaçladığını söyledi.
Dursun, “Allah’ın nurunu tamamlayacağını biliyoruz. Bu ayet bizi teselli ediyor, teskin ediyor ve içimize ferahlık veriyor. ‘O kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.’ Bütün mesele şu: Allah nurunu tamamlayacaksa bize ne ihtiyaç var? Evet, bütün mesele bu. Kudüs davasında, ümmetin namusu, şerefi, haysiyeti ve onuru olan Gazze davasında sen neredesin ne yapıyorsun ve ne yapman gerekiyor? Kitabı, bütün bunları sorgulayarak kararan vicdanların ve ipleri elinde bulunduran birtakım liderlerin yeniden inancına, akidesine, tevhidine ve uyanışına vesile olması için yazdık.” ifadelerini kullandı.
Kitabı yazarken her şeyi göze aldığını belirten Dursun, siyonizmin ve emperyalizmin hedef aldığı bazı isimleri eserinde İslam’ın kahramanları olarak değerlendirdiğini söyledi.
Dursun, “siyonizmin ve emperyalizmin vatana ihanet eden teröristler olarak gördüğü ümmetin liderlerini ben İslam’ın şerefli kahramanları olarak kitabımda yazdım. Dolayısıyla bir akademisyenin vicdanının sesini dinleyerek bu eseri kaleme aldım. Akademisyen Hüseyin Dursun olarak ölümden başka her şey bizim için vız gelir. Bu kitabı ümmetin vicdanına, inancına, İslami görüşüne ve kutsalına emanet ediyorum. Bizden sonra ümmet bu kitaba mutlaka sahip çıksın. Bu sıradan bir kitap ve roman değildir; ümmetin şerefi, haysiyeti ve namusudur.” dedi.
Sözlerini Gazze’nin özgürlüğüne kavuşması temennisiyle tamamlayan Dursun, “Ya Rabbi, biz bu dünyadan gitmeden Gazze’de Allahuekber nidalarıyla yeniden Gazze’nin hür ve bağımsız olduğunu bize göster.” diye konuştu. (İLKHA)
İLKHA İlke Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.
Yatırım fonlarının tasfiye sürecinde yeni aşamaya geçildi. Olağan tasfiye kapsamındaki ödemelerin büyük ölçüde tamamlanmasının ardından olağanüstü tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımcılara yönelik ara ödemeler 30 Ekim itibarıyla başlıyor. Ödemeler, Tera
Kaş ilçesinde içerisinde 1 kişinin bulunduğu özel teknede yangın çıktığı ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisinin alınması üzerine olay yerine Sahil Güvenlik Botu (KB-115) sevk edildi. Ekiplerin başlattığı kurtarma çalışması sonucunda teknedeki kişi sağ
The New York Times'ın ismi açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Singapur merkezli veri merkezi şirketi Megaspeed'in üst düzey yöneticilerinden Alice Huang'ın Çin'e istihbarat sağladığı öne sürüldü. Kaynaklar ayrıca, Nvidia CEO'su Jensen Hua
ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanlığında (Pentagon) üst düzey görev yürüten Korgeneral Brett Sylvia'nın görevden alınmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Sylvia'yı gizli bilgileri sızdırmakla suçlayan Trump, bilgi sızıntılarından sorumlu kişilere
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Thomas Regnier, AB genelindeki tüm çocuklara eşit düzeyde koruma sağlanmasını amaçlayan "AB Çocuk Yasası" için net bir teklif sunduklarını belirtti. Regnier, teklifin aşamalı bir yaklaşım içerdiğini ve tüm çevri
Yaralananlar arasında zihinsel engelli bir Filistinli de bulunuyor. Filistin Kızılayı'nın açıklamasına göre, Kalendiya Mülteci Kampı'na düzenlenen baskında 15 yaşındaki bir çocuk ayağından gerçek mermiyle, 12 yaşındaki bir çocuk ise şarapnel isabet etmesi
ABD Enerji Bakanlığına bağlı Savannah Nehir Tesisinin (SRS) internet sitesinden yapılan açıklamada, South Carolina eyaletinde bulunan Savannah Nehri Ulusal Laboratuvarı'nda meydana gelen yangının ardından acil durum ilan edildiğini belirtti. Laboratuvarda
Kapadokya'daki Göreme Açık Hava Müzesi girişinde peribacasının çökmesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e yükseldi. Aşırı yağışların neden olduğu toprak kayması sonucu peribacalarından birinin çökmesiyle meydana gelen olayda 5 kişi de yaralandı. Nev
Suriye’de sel felaketi: 4'ü çocuk 5 ölü
AB’den dizel piyasasına enerji hamlesi: 42,6 milyon varil petrol piyasaya sürülecek
03Mersin'de sağanak ve kar yağışı: Siteler Mahallesi'nde dere yeniden taştı
04İzmir'de 76 düzensiz göçmen yakalandı
05Mardin TÜKODER Başkanı Öztürk: Yıllardır hem tüketicinin hem de esnafın "Hal Yasası" konusunda beklentisi var
06Malatya Kitap Fuarı Yazar ve Kitapseverlerden Tam Not Aldı
07Malatya Emniyetine 16 Yeni Araç: Vali Yavuz’dan Suçla Mücadelede Kararlılık Mesajı
Galatasaray A.ş.
Amed Sporti̇f Faali̇yetler
Trabzonspor A.ş.
Beşi̇ktaş A.ş.
Fenerbahçe A.ş.
Kasimpaşa A.ş.
Kocaeli̇spor
Erzurumspor Fk
Arca Çorum Fk
Göztepe A.ş.
Corendon Alanyaspor
İstanbul Başakşehi̇r Fk
Çaykur Ri̇zespor A.ş.
Tümosan Konyaspor
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
Gençlerbi̇rli̇ği̇
Samsunspor A.ş.
Eyüpspor