MENÜ

Altın Portakal’da beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı

Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden "Bağlar, Kökler ve Tutkular" ile "Doğudan Fragmanlar" seyirci karşısına çıktı. Biri; göçmen kimlikleriyle var olmaya, diğeri ise savaş ve doğa şartlarına karşı hayatta kalmaya çalışan insanların hikây

Yayınlanma: 28 Ekim 2025 09:55 Güncelleme: 28 Ekim 2025 11:25
Altın Portakal’da beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı
Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden "Bağlar, Kökler ve Tutkular" ile "Doğudan Fragmanlar" seyirci karşısına çıktı. Biri; göçmen kimlikleriyle var olmaya, diğeri ise savaş ve doğa şartlarına karşı hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyelerini anlatan iki filmin ekipleri, gösterimler sonrası seyircilerin sorularını cevapladı.
62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ndeki Ulusal Yarışma filmlerinden "Bağlar, Kökler ve Tutkular", Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda seyirci karşısına çıktı. Gösterim sonrası; yönetmen Sunay Terzioğlu, görüntü yönetmeni Serdar Özdemir, yapımcı Yaşar Harzadın ve ortak yapımcı Kemal Genel ile oyuncular Ushan Çakır, Ezgi Yaren Karademir, Barancan Eraslan ve Özgün Çoban seyircilerin sorularını cevapladı.
Bindikleri mülteci botundaki kazadan kurtulan üç kişinin Türkiye’deki hikâyelerini beyazperdeye taşıyan filmin yönetmeni Terzioğlu, kendi göçmenlik geçmişinden de istifade ettiğini söyledi: "1992’de Bulgaristan’dan ailemle göç ettim buraya; 9 yaşındaydım. Beş yıl kaçak yaşadık. O yüzden bildiğim konular, bildiğim mekanlar. Karakterlerime yakın olduğuma ve filmi çekerken de karakterlerime doğru rehberlik ettiğime inanıyorum"
Filmde ‘gerçekçiliğe’ özellikle dikkat ettiklerini ve bunu sağlamak için titizlikle çalıştıklarını belirten yönetmen, "Gerçek mekanlarda çektik, gerçek kostümler bulmaya çalıştık, hatta bit pazarlarını dolaştık, gerçek aksesuarlar aradık" diye konuştu.
Bu ‘gerçekçi bakış’ı, filmin özelliklerinde de sürdürmeyi amaçladıklarını dile getiren Terzioğlu, şunları söyledi: "Film montaj anlamında da farklı bir film; bakan bir göz gibi. Çünkü bu film 30 mm tek lensle çekildi. Çünkü belli bir mesafeden bakmak istedik. Ne yargılamak ne de uzak kalmak istedik. Hiç siyaha düşmüyoruz; başta açılıyor ve jenerikten sonra kapanıyor; gözün açılıp kapanması gibi"

"Sanat tarihine layık bir şeyler çekmek istiyorum"
Terzioğlu, çekimlerde ise gerilla taktiği ile çalışırken çok zorlandıklarından bahsetti: "Basmane’de çekim yaptık. Bir yandan oyuncularımızla çalışırken bir yandan kalabalığı kontrol etmeye çalışıyorduk. Çünkü gerçek mekanlarda, göçmenlerin yaşadığı evlerde çekim yaptık. Onlar odada gündelik hayatlarını yaşarken biz de yan tarafta çekimlere devam ediyorduk. Çekimlere İzmir’de başladık ama Erzincan’da bitirdik. İzmir’de aradığımız doğayı bulamadım. Şuna inanıyorum; sinema kaydedilen anlardır. Okuldan beri öğrendiğim ve yapmak istediğim şey, sanat tarihine layık bir şeyler çekebilmek"
Filmdeki sorunların çözümüne dair fikri sorulan yönetmen, "Hiçbir zaman karamsar bakmadım. Öyle olsaydı şu an bu filmi çekmiş ve karşınızda olamazdım. Yönetmen olarak amacım bu konuyu düşündürtebilmek. Karakterleri bir noktada bırakıyoruz ve sonrasını bilmiyoruz" dedi.
Oyuncu Ezgi Yaren Karademir ise kendi canlandırdığı Hazel karakteri üzerinden aynı soruyu şöyle cevaplandırdı: "Ben Hazel’in çok güçlü bir karakter olduğunu düşünüyorum çünkü başka bir seçeneği yok; güçlü durmak zorunda. Ablayken bir anda anne rolü yükleniyor. Bir yandan kendi özgürlüğünü ararken bir yandan hep engellerle karşılaşıyor. Bu bir son değil sadece onunla ilgilenmeyi bırakıyoruz ve seyirci, karakterin yolunu biraz kendi kafasında çiziyor"

Sinema, hakikati arıyor: Doğudan Fragmanlar
Günün diğer Ulusal Yarışma filmi "Doğudan Fragmanlar"ın gösterim sonrası söyleşisine ise yönetmen Kubilay Erkan Yazıcı, görüntü yönetmeni Vedat Oyan, kurgucu Umut Sakallıoğlu, yapımcı Mahpare Tanın ve oyuncular Güldestan Yüce, Turgay Atalay, Elvin Köse katıldı.
Savaştan kaçan bir kadınla firarî bir Rus generalin birbiriyle kesişen hayatta kalma mücadelelerine tanıklık eden film, yönetmenin kendine özgü üslubuyla dikkat çekti ve yönetmene ilk olarak bu soruldu. Yazıcı, sinema üzerine düşüncelerini ve sinema dilini şöyle açıkladı: "Benim için film sanatı, sanat; özünde bir hikaye anlatma biçimi değil aynı zamanda bir zaman inşâ etme işi. Ben sinemadan zaman-mekân birlikteliği dediğimiz şeyi anlıyorum. Zamanı kronolojik bir akış olarak görmüyorum. Zaman; insanı, düşünmeye, hayal etmeye, hakikatle kendisi arasında bir bağ kurmaya iten bir metafizik varlık esasında. Zamanı yakalayabileceğimiz, ona dokunabileceğimiz tek sanat da sinema ve bu filmde esasen bunu yapmaya çalıştım. Zaman; hakikatin temsil bulduğu bir alan ve mekân da oyuncuların içinde gidip geldikleri bir çerçeve değil zamanı inşâ eden, ona gerçeklik kazandıran, onu varlık haline taşıyan bir yer"
Yönetmenin sinema perspektifi doğrultusunda hazırlıkların da uzun sürdüğünü belirten yapımcı Mehpare Tanın, "Önce farklı mevsimlerde dört defa mekânları gezdik. Mekânların o mevsimlerde nasıl göründüğünü görmek istedi. Karın çok yoğun olabileceği, kardan çıkamama ihtimalimizi de öngörerek alternatif mekânlar belirledik" derken görüntü yönetmeni Vedat Oyan da birkaç ay süren bir ‘resim çalışması’ yaptıklarından bahsetti: "Referans aldığımız ressamlar vardı. Birçok ressamla başladık, eleyerek gittik ve günün sonunda Bruegel’i ayırdık. Bruegel’in tablolarında da karakter ve mekânın, zamanın içinde eridiğini, hiçliğin içerisinde gittiğini görürüz. Keza bizim karakterlerimiz de sürekli aynı mekânlarda dolanıp duruyor; sıfır çizgisine ulaşma ve bunun içinde erime hali var"
Filmin aslında neredeyse her unsuru, özel olarak en baştan tasarlanmış. Kurgucu Umut Sakallıoğlu bunlardan şöyle anlattı: "Şunun altını çizmek lazım: Arka planda bir savaş meselesi, insanî meseleler var. Film dilinde bunun için o yabancılaşmayı, gerginliği ve tedirginliği hep canlı tutmaya çalıştık. Filmdeki müzik kullanımları da alıştığımız kullanımlardan farklı. Görsel, grafik ve yazı kullanımları da farklı. İç mekânlara girilmemesi de bunların hepsi gibi aynı amaca hizmet ediyor. Bizim sinemamızda çok panoramik resimler vardır ama bazen fon gibi kullanılır. Bu filmde manzaranın da farklı bir kullanımı var; manzara size bir haz veren bir şeyin ötesinde"
Filmde sadece dış mekânlarının olmasının sebebine dair sorulan soruya ise yönetmen şu cevabı verdi: "Benim zihnimde gerçeklik alanı ve onun ötesinde hakikate dair bir tefekkür çizgisi var. Hayatta, algıladığımız gerçekliğin ötesinde hakikat dediğimiz bir şey var. Karakterler mekânların içine girdiğinde benim gerçeklik alanım sınırlanıyor. Var ya da yok, oluyor ya da olmuyor gibi bir duygunun içerisinde, izleyiciyi öncel tedirgin edip sonra görmeye zorlamak istedim. Bu, hakikate dair görme beklentim esasında. Kameramı dışarıda tutarak izleyiciye, o gerçeklikle ilgili sınır koyup ‘bunun ötesi hakikattir, buraya bakmamız gerek’ demek istedim"

"Karakterimi çalışırken değil kara çıktığımda buldum"
Oyuncuların, karakterlerine hazırlanırken yaşadıkları da seyircilerin merak ettiği konulardandı. Güldestan Yüce, "Safiye bugüne kadar oynadığım karakterlerden çok başka bir yerde. Bütün renkleri göğsünde taşıyıp mücadele eden ve inatla yürümeye devam eden bir kadın" şeklinde tarif ettiği karakterine dair en çok zorlandığı şeyin, istemeden de olsa birini öldürmek zorunda kalma fikri olduğunu söyledi.
Elvin Köse ise karakterini tam olarak çalışmalar sırasında değil ‘kara çıktığı zaman’ bulduğunu dile getirdi: "Kara çıktığımızda yani doğanın, dağların ve soğuğun karakterime çok şey kattığını düşünüyorum. Mesela Zeynep’in kendini yıkadığı o sahnede; evet, oynuyorum ama bir yandan da aslında oynamıyorum"
Anlattıklarına bakılırsa rol için kendini en çok zorlayan ve en çok zorlanan, general rolündeki Turgay Atalay’dı: "Bu general birçok savaşta vurulmuş, birçok insanı öldürmüş, kirli biri. Pek çok film, belgesel izledim, araştırdım, sonunda yönetmenimize ‘benden ne istiyorsunuz?’ diye sordum. Ondan sonra kendimi yönetmene ve doğaya teslim ettim. Artık diyaloglara bir aidiyetle oynamıyordum; ben bir generaldim! Sadece çok yoruldum. Yönetmenimiz, istediğini almak için çok uğraşıyordu"
Güldestan Yüce ise en çok Safiye’den fakat asıl olaraksa kendini doğaya teslim etmekten destek gördüğünü dile getirdi: "Bir hikâyenin içindeyiz ve hikâyenin içindeki kahramanlar başka hikâyeler anlatıyor! Bu filme dair en sevdiğim şey bu. Ama şöyle enteresan bir şey oldu: Filme çalışırken Safiye benimle iletişime geçti, ‘akşamları bana yaz’ dedi. Bir defter tuttum. Hatta bir gün ben çok korkuyordum. Çünkü Mahpare Tanın; şartlar zor olacak, karın içinde olacağız, yükseklere çıkacağız, demişti. Safiye o zaman bana ‘Biz Allah’ın kızıyız Güldestan, bize hiçbir şey olmaz’ demişti. Ama, diğer arkadaşlarımın da söylediği gibi, doğa o kadar güçlü ki... Ben, doğanın bu kadar güçlü olduğunu ve insanın, doğa karşısında bu kadar çaresiz kaldığını bizzat orada deneyimledim. En basitinden; karda ses kayboluyor! Görüş mesafesini kapatmak gibi asla ses duyulmuyor"
ETİKETLER: Altın, Portakal’da, beyazperdeye,, hayatta, kalma
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

İHA İhlas Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

Beş asırdır hiç terk edilmedi, Sivas’ta tüm camilerde aynı nida yankılandı

Beş asırdır hiç terk edilmedi, Sivas’ta tüm camilerde aynı nida yankılandı

Sivas’ta 5 asırdır tüm camilerde okunan ilahi, bu Ramazan ayının ilk teravih teravih namazında da tüm camilerde okundu.Sivas’ta yaklaşık 5 asır önce, Anadolu’da ki 3 şemsten birisi olarak kabul edilen Şemsi Sivas’i hazretleri tarafından yazılan ilahi, 5 a

Başkan Arslan; "Rahmet, bereket ve paylaşma ayı olan Ramazan-ı Şerif’i mübarek olsun"

Başkan Arslan; "Rahmet, bereket ve paylaşma ayı olan Ramazan-ı Şerif’i mübarek olsun"

Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, Ramazan ayı dolayısıyla yayımladığı mesajda birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu yaptı.Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan yayımladığı Ramazan ayı mesajında, "Rahmet, bereket ve paylaşma ayı olan mübarek Ramazan

Yozgat’ta Ramazan ayının gelişi temsili top atışıyla müjdelendi

Yozgat’ta Ramazan ayının gelişi temsili top atışıyla müjdelendi

Yozgat Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri, 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in gelişini temsili top atışıyla müjdeledi.Ramazan ayının ilk iftarı öncesinde hazırlıklarını tamamlayan ekipler, vatandaşlara mübarek ayın başladığını duyurmak amacıyla temsili

Manisa Büyükşehir Belediyesi 160 bin kişilik iftar sofrası kuracak

Manisa Büyükşehir Belediyesi 160 bin kişilik iftar sofrası kuracak

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu kentin dört bir yanına yaymak için geniş bir program hazırladı. İl genelinde kurulacak iftar sofralarıyla on binlerce vatandaşı buluşturmayı hedefleyen Büyükşehir, ay boyunca sürece

72’nci Sait Faik Hikâye Armağanı başvuruları için son günler

72’nci Sait Faik Hikâye Armağanı başvuruları için son günler

Darüşşafaka Cemiyeti, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları iş birliğiyle her yıl bir öykü yazarına verilen Sait Faik Hikâye Armağanı için başvurular, 27 Şubat Cuma gününe kadar sürüyor.Usta yazar Sait Faik Abasıyanık’ın anısını yaşatmak adına her yıl bi

Ayvalık’ın tarihi yel değirmenleri gün yüzüne kavuşturuluyor

Ayvalık’ın tarihi yel değirmenleri gün yüzüne kavuşturuluyor

Balıkesir’in Ayvalık sırtlarında, Sakarya Mahallesi’nde gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda yel değirmenlerinin temellerine ulaşıldığını belirten Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, yeni kazıların Hamdibey Mahallesi sırtlarında sürdürüldüğünü sö

Türkiye’de azalan eşek sayısına ödüllü semerciden yorum: "Ne semer yapacak eşek kaldı ne de usta"

Türkiye’de azalan eşek sayısına ödüllü semerciden yorum: "Ne semer yapacak eşek kaldı ne de usta"

Türkiye’de tek tırnaklı hayvan varlığı 20 yılda büyük düşüş gösterirken, son semer ustalarından İbrahim Atcı, "Ne semer yapacak eşek kaldı ne de usta. Ben son ustayım" dedi.Türkiye’de son 20 yılda at sayısı yüzde 68 düşüşle 65 bin 339’a, eşek sayısı yüzde

KO-MEK kursiyerlerinden teknoloji bağımlılığına mizahi eleştiri

KO-MEK kursiyerlerinden teknoloji bağımlılığına mizahi eleştiri

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK) uygulamalı tiyatro branşı kursiyerleri, teknoloji bağımlılığını mizahi bir dille ele aldıkları "Cigabaytı Yüksek Oyun" adlı eserle izleyici karşısına çıktı.Halk Evi Genç Sahne’de tiya

Süper Lig Puan Durumu

Takım Puan
Galatasaray A.ş. Galatasaray A.ş.
55
Fenerbahçe A.ş. Fenerbahçe A.ş.
52
Trabzonspor A.ş. Trabzonspor A.ş.
45
Göztepe A.ş. Göztepe A.ş.
41
Beşi̇ktaş A.ş. Beşi̇ktaş A.ş.
40
Rams Başakşehi̇r Futbol Kulübü Rams Başakşehi̇r Futbol Kulübü
33
Kocaeli̇spor Kocaeli̇spor
30
Samsunspor A.ş. Samsunspor A.ş.
30
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş. Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
28
Corendon Alanyaspor Corendon Alanyaspor
26
Natura Dünyasi Gençlerbi̇rli̇ği̇ Natura Dünyasi Gençlerbi̇rli̇ği̇
23
Hesap.com Antalyaspor Hesap.com Antalyaspor
23
Çaykur Ri̇zespor A.ş. Çaykur Ri̇zespor A.ş.
21
Tümosan Konyaspor Tümosan Konyaspor
20
Kasimpaşa A.ş. Kasimpaşa A.ş.
19
İkas Eyüpspor İkas Eyüpspor
18
Zecorner Kayseri̇spor Zecorner Kayseri̇spor
16
Misirli.com.tr Fati̇h Karagümrük Misirli.com.tr Fati̇h Karagümrük
12