450 derecelik ateşin başında ekmek mücadelesi: Fırıncılar nöbetçi sistem istiyor

Hava sıcaklığının 45 dereceyi bulduğu Diyarbakır'da en zor mesleklerden birini icra eden fırıncılar, yüzlerce derecelik taş fırınların karşısında ekmek mesaisini sürdürüyor. Yaz aylarında daha da ağırlaşan çalışma koşullarına rağmen vatandaşın ekmeksiz ka

Hava sıcaklığının 45 dereceyi bulduğu Diyarbakır'da en zor mesleklerden birini icra eden fırıncılar, yüzlerce derecelik taş fırınların karşısında ekmek mesaisini sürdürüyor. Yaz aylarında daha da ağırlaşan çalışma koşullarına rağmen vatandaşın ekmeksiz kalmaması için çalışan ustalar, mesleklerinin kutsal olduğunu ancak yeterli değeri görmediğini ifade etti.

Ağır çalışma koşulları ve sosyal yaşamdan uzak bir çalışma düzeni nedeniyle gençlerin fırıncılık mesleğine ilgi göstermediğini belirten ustalar, gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde gelecekte nitelikli usta yetiştirmenin daha da zorlaşacağı hatırlatmasında bulundu. Belediye ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan fırıncılar, haftalık nöbetçi sisteminin hayata geçirilmesiyle hem çalışanların dinlenme imkânı bulacağını hem de mesleğin sürdürülebilirliğine katkı sağlanacağını ifade etti.

"Pandemide bile ekmek üretmeye devam ettik"

30 yılı aşkın süredir fırıncılık yapan Cüneyt Gezen, mesleklerinin toplum için vazgeçilmez olduğunu belirterek, en büyük sıkıntılarının sosyal hayattan tamamen uzak kalmaları olduğunu söyledi.

Cüneyt Gezen

Sabah saat 05.00'te başlayıp akşam 20.00'ye kadar çalıştıklarını ifade eden Gezen "İnanın, 30 yıldan fazladır bu işi yapıyorum. Fırıncılığın en büyük zorluğu sosyal hayatınızın olmamasıdır. Biz savaşta bile ekmek çıkardık. Pandemiyi hatırlıyorsunuz değil mi? Sokağa çıkma yasağı vardı, biz yine ekmek üretiyorduk. Halka hizmet ediyoruz. Fırıncılık kutsal bir meslek ama artık kıymeti kalmamış. Sabah saat 05.00'te geliyoruz, akşam 20.00'ye kadar çalışıyoruz. Nasıl zor olmasın? Bayramdan bayrama ancak dinlenebiliyoruz. Yazın herkes deniz kenarında tatil yaparken biz sıcağın içinde ekmek çıkarıyoruz. Yanımızda vantilatör çalışıyor ama hiçbir etkisi olmuyor, sadece sıcak hava üflüyor. Dışarısı 45 derece, fırının önü yaklaşık 60 derece. Fırının içi ise 420 derece. Dereceyi burada görebiliyorsunuz. Eskiden bir ustamız anlatırdı; 'Ben karanlıkta fırına geliyorum, karanlıkta eve gidiyorum." ifadelerini kullandı.

"Çocuklarımız bizi göremeden büyüyor"

Yoğun çalışma temposu nedeniyle ailelerine yeterince zaman ayıramadıklarını anlatan Gezen "Çocuklarım beni tanımıyor. Eski ustalarımızdan bir tanesinin çocuğu annesine 'Bu kim?' diye soruyor. O da 'Babanız' diyor.' Gerçekten eski ustalar gece 03.00'te işe başlıyordu. Ben de bir gün akşam eve gittiğimde çocuğum annesine, 'Bu kim?' diye sormuştu. O da 'Baban' demişti. Çünkü ben karanlıkta gidiyor, karanlıkta geliyordum. Şimdi çırak da bulamıyoruz, usta da yetiştiremiyoruz." dedi.

"Çırak yetişmiyor, meslek geleceğe taşınamıyor"

Mesleğin ağır çalışma şartları nedeniyle gençlerin fırıncılığı tercih etmediğini belirten Gezen, artık çırak ve usta bulmakta büyük sıkıntı yaşadıklarını söyleyerek son olarak şu ifadeleri kullandı:

"Böyle giderse bu meslek zamanla yok olacak. Sosyal hayat olmayınca kimse bu işi yapmak istemiyor, kimse çocuğunu fırında çalıştırmıyor. En azından hafta sonu bir gün tatil olsa, insanlar sosyal hayatlarına zaman ayırabilse bu meslek devam eder. Aksi halde bu meslek çürümeye mahkum."

"Bizim de bir pazar günümüz olsun"

Yaklaşık 15 yıldır fırıncılık yapan Kadir Kartal da sıcaklığın yaz aylarında dayanılmaz seviyelere ulaştığını belirterek, ailelerinden çok iş arkadaşlarını gördüklerini söyledi.

Kadir Kartal

Sabah erken saatlerden akşam saatlerine kadar çalıştıklarını ifade eden Kartal "Fırıncılık kutsal ama çok zor bir meslek. Ailemizi değil, iş arkadaşlarımızı daha fazla görüyoruz. Dışarısı 40 derece, içerisi ise rahat 80 dereceyi buluyor. Vantilatör çalışıyor ama hiçbir faydası olmuyor. Sıcakla mücadele ederek ekmek paramızı kazanıyoruz. Ne belirli bir mesaimiz var ne de tatilimiz. Sabahın erken saatlerinde işe geliyoruz, akşam saat 20.00 olduğunda ancak işimiz bitiyor. Bizim de haftada bir gün tatilimiz olması gerekiyor. Herkesin pazar günü var, bizim de olsa ailemizle vakit geçiririz. Sosyal hayatımız hiç yok." dedi."

"Fırınlarda da nöbetçi sistemine geçilsin"

Kuaför, eczane ve bazı meslek gruplarında uygulanan nöbet sisteminin fırınlarda da hayata geçirilmesini isteyen Kartal "Kuaförlerde olduğu gibi bir düzenleme yapılabilir. Haftada bir gün nöbetçi fırın sistemi olsa çok iyi olur. Her caddede bir fırın açık kalsa, diğerleri tatil yapsa herkes ailesiyle vakit geçirir, pikniğe gider, dinlenir. Ama böyle olmayınca ancak bayramdan bayrama tatil yapabiliyoruz. Hastalansanız bile çalışmak zorundasınız. İşe gelmediğiniz gün kazancınız da olmuyor. Kışın soğuk, yazın sıcak bizi zorluyor. Aslında soğuk havada çalışmak bizim için daha rahat. Ama ne olursa olsun mecburen çalışıyoruz. Başka bir mesleğimiz yok. 2008'den beri bu işi yapıyorum. Yaklaşık 15 yıldır fırındayım. Berberlerde, kuyumcularda, eczanelerde olduğu gibi nöbetçi sistemi olsa çok iyi olur. Çünkü kendi başınıza bir gün kapatsanız bütün müşterinizi kaybedersiniz. Ama yasal bir nöbet sistemi olsa kimse kuralları ihlal edemez." ifadelerini kullandı.

"Yetkililer çözüm üretmeli"

Ağır çalışma koşulları nedeniyle gençlerin mesleğe ilgi göstermediğini belirten Kartal "Biz eve gittiğimizde çocuklar uyumuş oluyor, sabah geldiğimizde de yine uyuyorlar. Belediyenin ya da valiliğin bu konuda bir çözüm üretmesi gerekiyor. Fırıncıların da sosyal bir hayatı olmalı. Artık çırak da bulamıyoruz. Bir eşiniz dostunuz sizi bir yere davet etse kesin söz veremiyorsunuz. 'O gün geleceğim' diyemiyorsunuz. Çünkü yerinize çalışacak kimse yok. İnsanlar 'İş yok' diyor ama aslında iş var. Sadece kimse bu kadar zor bir mesleği yapmak istemiyor. Bu yüzden usta da yetişmiyor." şeklinde konuştu. (İLKHA)