ABD'de ICE'ın ibadethanelerdeki göçmenlik baskınlarına karşı hukuki mücadele sürüyor

ABD Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesinin 20 Ekim'de aldığı karar, Trump yönetiminin göçmenlik uygulamalarına karşı çıkan 27 dini kuruluşun oluşturduğu koalisyonun hukuki mücadelesinin önünü açtı. Kararla, Columbia Bölgesi Federal Bölge Mahkemesinin Nisan

ABD Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesinin 20 Ekim'de aldığı karar, Trump yönetiminin göçmenlik uygulamalarına karşı çıkan 27 dini kuruluşun oluşturduğu koalisyonun hukuki mücadelesinin önünü açtı.

Kararla, Columbia Bölgesi Federal Bölge Mahkemesinin Nisan 2025'te koalisyonun söz konusu politika değişikliğine itiraz etmek için yeterli hukuki dayanağa sahip olmadığı yönündeki kararı bozuldu.

Trump yönetimi, 2025'te Beyaz Saray'a dönmesinin ardından ICE'ın ibadethaneler, okullar ve hastaneler gibi hassas kabul edilen alanlarda gözaltı ve göçmenlik uygulamaları yürütmesine yönelik uzun süredir yürürlükte olan kısıtlamaları kaldırmıştı.

Önceki uygulama, kamu güvenliği veya ulusal güvenliğe yönelik tehditler gibi istisnalar dışında, bu tür alanlarda göçmenlik denetimi kapsamında gözaltı işlemlerini sınırlandırıyordu. Ayrıca düğün ve cenaze gibi hassas etkinliklerde operasyon yapılabilmesi için üst düzey yetkililerin onayını gerektiriyordu.

Dini topluluklar ibadet özgürlüğünün tehdit altında olduğunu savunuyor

Davacılar adına açıklama yapan Georgetown Üniversitesi Hukuk Fakültesine bağlı Anayasal Savunuculuk ve Koruma Enstitüsünün Yüksek Mahkeme direktörü ve davanın baş hukuk müşaviri Kelsi Brown Corkran, temyiz mahkemesinin kararının, İç Güvenlik Bakanlığının hassas alanlara ilişkin politikayı kaldırmasının dini topluluklar üzerindeki gerçek etkilerini tanıdığını belirtti.

Corkran, 30 yılı aşkın süredir ibadethaneleri göçmenlik denetimi faaliyetlerinden koruyan politikanın kaldırılmasının dini topluluklara zarar verdiğini ifade etti.

ABD Katolik Piskoposlar Konferansı davada doğrudan taraf olmamakla birlikte, davacı kuruluşları destekleyen mahkeme görüşü sundu.

Konferans, mahkemeye sunduğu görüşte, hassas alanlara ilişkin korumanın kaldırılmasının dini kuruluşları zor bir tercihle karşı karşıya bıraktığını belirtti.

Görüşte, dini kuruluşların ya cemaat üyelerinin düzenli ibadetlere katılımını sürdürerek zararlı göçmenlik uygulamalarına maruz kalma riskini artırmak ya da ICE operasyonlarına ilişkin korkular nedeniyle yüz yüze dini hizmetleri kısıtlamak zorunda kalabileceği ifade edildi.

Bu durumun dini topluluklar açısından ciddi ve somut zararlar doğurduğu vurgulanan görüşte, söz konusu zararların varsayımsal olduğu gerekçesiyle göz ardı edilmesinin doğru olmayacağı kaydedildi.

Bazı dini gruplar için ayrı yargı kararı

Öte yandan başka bir davada federal bir yargıç, Quakerlar ve davaya katılan bazı diğer dini grupların ibadethanelerinde göçmenlik uygulamalarının yürütülmesini engelleyen karar almıştı. Ancak bu kararın kapsamı, söz konusu davada yer alan dini gruplarla sınırlı kaldı.

Son temyiz kararı ise Trump yönetiminin hassas alanlara ilişkin politikasının kaldırılmasına yönelik itirazın yargı tarafından esastan ele alınabilmesinin önünü açıyor. Karar, politikanın bütünüyle iptal edildiği veya tüm ibadethanelerin ICE operasyonlarına karşı yeniden koruma altına alındığı anlamına gelmiyor. (İLKHA)