ABD siyasetinde Müslüman temsilinin son yıllarda sembolik düzeyden karar alma mekanizmalarına doğru ilerlediği görülüyor. Kısa süre içinde New York Belediye Başkanlığı'na seçilen ilk Müslüman siyasetçi Zohran Mamdani, Virginia'da eyalet düzeyinde görev k
ABD siyasetinde Müslüman temsilinin son yıllarda sembolik düzeyden karar alma mekanizmalarına doğru ilerlediği görülüyor.
Kısa süre içinde New York Belediye Başkanlığı'na seçilen ilk Müslüman siyasetçi Zohran Mamdani, Virginia'da eyalet düzeyinde görev kazanan ilk Müslüman kadın Ghaza Hashmi ve Michigan'da Senato adaylığı için Demokratların desteğini alan Abdulrahman "Abdul" El-Sayed, bu değişimin öne çıkan isimleri oldu.
Ancak uzmanlara göre söz konusu yükseliş, Müslüman Amerikalıların tek bir siyasi blok halinde hareket ettiği anlamına gelmiyor. ABD'deki Müslüman toplum, etnik köken, siyasi tercih ve sosyal konular bakımından oldukça çeşitlilik gösteriyor.
Müslüman siyasetçilerin yükselişinde belirleyici unsurun "Müslüman kimliği"nin yanı sıra geniş toplum kesimlerinin yaşadığı ekonomik sorunlar olduğu belirtiliyor.
Abdul El-Sayed kampanyasını sağlık hizmetleri, gelir eşitsizliği ve siyasette para etkisinin azaltılması üzerine kurarken, Mamdani yüksek kira fiyatları, ulaşım ve çocuk bakımı gibi kent sakinlerinin günlük hayatını doğrudan etkileyen vaatlerle seçmenin karşısına çıktı.
Bu durum, Müslüman adayların yalnızca kendi topluluklarından değil, farklı etnik ve dini gruplardan da destek alabildiğini gösteriyor.
Gazze siyasi farkındalığı artırdı
Gazze'deki soykırımın ise ABD'deki Arap ve Müslüman seçmenlerin siyasi mobilizasyonunu hızlandırdığı ifade ediliyor.
Özellikle Demokrat Parti içinde Biden yönetiminin Gazze politikasına tepki olarak ortaya çıkan "kararsız/bağlı değil" oy hareketi, Müslüman ve Arap seçmenlerin dış politika konularındaki hassasiyetini görünür hale getirdi.
Michigan gibi Arap ve Müslüman nüfusun yoğun olduğu kritik eyaletlerde Gazze meselesi, seçim tartışmalarının önemli başlıklarından biri haline geldi.
Bununla birlikte uzmanlar, Müslüman siyasal yükselişin Gazze savaşıyla başlamadığını, sürecin yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirtiyor. 2007'de Keith Ellison ile başlayan federal temsil süreci, daha sonra Ilhan Omar ve Rashida Tlaib gibi isimlerle genişledi.
Büyük paraya karşı saha çalışması
Son dönemdeki seçimlerde dikkat çeken bir diğer unsur ise örgütlenme gücü oldu.
Abdul El-Sayed'in kampanyasında binlerce gönüllünün sahada çalıştığı, kapı kapı seçmen ziyaretleri ve yerel örgütlenme faaliyetleriyle destek oluşturulduğu belirtildi.
Bu durum, büyük bağışlara ve siyasi harcamalara karşı taban hareketlerinin etkisini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Siyasi engeller devam ediyor
Müslüman siyasetçilerin yükselişi aynı zamanda siyasi tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı çevrelerde bu adaylara yönelik kimlik temelli eleştiriler yapılırken, destekçileri ise bunun ABD siyasetinde daha geniş bir temsil sürecinin parçası olduğunu savunuyor.
Uzmanlara göre Müslüman Amerikalıların etkisi, yalnızca nüfus oranlarıyla değil, farklı seçmen gruplarını bir araya getirebilen adaylar çıkarabilmeleriyle ölçülüyor.
ABD'de Müslüman siyasetçilerin önündeki en büyük sınav ise topluluk temsilinden çıkarak daha geniş seçmen kitlelerine hitap eden kalıcı bir siyasi güç oluşturup oluşturamayacakları olacak. (İLKHA)