ABD'nin Küba’ya yaptırımları BM'de sorgulanıyor: Ambargo oylaması yapılacak

Washington yönetiminin, ambargoyu ağırlaştırmanın yanı sıra askeri müdahale tehdidini de gündeme taşıyarak Havana üzerindeki baskıyı artırması, ABD'nin Küba'nın egemenliğine yönelik politikalarına ilişkin uluslararası eleştirileri yeniden gündeme getirdi.

Washington yönetiminin, ambargoyu ağırlaştırmanın yanı sıra askeri müdahale tehdidini de gündeme taşıyarak Havana üzerindeki baskıyı artırması, ABD'nin Küba'nın egemenliğine yönelik politikalarına ilişkin uluslararası eleştirileri yeniden gündeme getirdi.

BM Genel Kurulu'na 34 yıldır sunulan karar tasarısı, ABD'nin Küba'ya yönelik "azami baskı" politikasına karşı uluslararası toplumun tepkisini ortaya koymayı amaçlıyor. Geçen yıl yapılan oylamada 165 ülke tasarı lehinde, 7 ülke aleyhinde oy kullanırken, 12 ülke çekimser kalmıştı. Bu yıl da tasarının geniş destekle kabul edilmesi beklenirken, Trump yönetiminin oylama öncesinde yürüttüğü diplomatik girişimlerin sonuçları merak ediliyor.

Hukuken bağlayıcı olmayan kararlar, uluslararası toplumun ABD ambargosuna ilişkin tutumunu ortaya koyması bakımından önem taşıyor.

ABD'nin baskı politikası Küba'daki krizi derinleştiriyor

Washington yönetiminin onlarca yıldır sürdürdüğü ekonomik ve mali kısıtlamalar, Küba'nın ekonomik sorunlarını ağırlaştıran temel etkenler arasında yer alıyor. Trump'ın ocak ayı sonunda Küba'ya petrol satan veya petrol tedarik eden ülkelere gümrük tarifeleri uygulama tehdidinde bulunması da ada ülkesindeki enerji krizini derinleştirdi.

Söz konusu tehdit, Küba'ya yakıt tedarikini fiilen kesintiye uğratırken ülke genelinde elektrik kesintilerinin yaygınlaşmasına yol açtı. Elektrik kesintileri yemek pişirme, su temini, internet ve telefon hizmetleri gibi günlük yaşamın temel ihtiyaçlarını da olumsuz etkiliyor.

Ekonomik baskıların yanı sıra Trump'ın geçen hafta ABD savaş gemilerinin İran'daki savaşın ardından dönüş yolunda Küba'ya uğrayabileceğini söylemesi, Washington'un askeri müdahale ihtimalini de gündemde tuttu. Bu açıklama, ABD'nin Küba üzerindeki baskısının yalnızca ekonomik yaptırımlarla sınırlı kalmayabileceğine ilişkin kaygıları artırdı.

BM'de ABD ile Küba arasında sert tartışma

Washington ile Havana arasındaki gerilim, BM Genel Kurulu'ndaki tartışmalara da yansıdı. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ile Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, ambargoyu kınayan karar tasarısının ele alındığı salı günkü oturumda karşı karşıya geldi.

Waltz'ın Küba'nın sosyalist yönetimini eleştirmesinin ardından kürsüye yaklaşan Rodríguez, ABD'li diplomatı yalan söylemekle suçladı ve söz almak için oturum başkanına başvurdu.

Waltz ise Rodríguez'e hitaben, kürsüden uzaklaşmasını isteyerek kendisinin sindirilemeyeceğini savundu. BM güvenlik görevlileri ve personelin müdahale etmeye çalıştığı tartışma, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimin boyutunu gözler önüne serdi.

Rodríguez, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin BM Genel Kurulu'nda dile getirdiği iddialarla Küba'ya yönelik ekonomik saldırganlığını ve enerji ablukasını haklı çıkarmaya çalıştığını belirtti. Kübalı bakan, ABD'li temsilciye hitaben, açıklamalarını Beyaz Saray'daki bir ulusal güvenlik toplantısında değil, BM'de yaptığını hatırlattı.

Bir hafta önce de Waltz ile Küba'nın BM temsilcisi Ernesto Soberón Guzmán arasında, ABD'nin ev sahipliğinde Kübalı muhalifler ve eski mahkumların katıldığı bir etkinlik öncesinde benzer bir gerginlik yaşanmıştı.

Ambargo 1960'tan bu yana sürüyor

ABD, Küba Devrimi'nin ardından, Fidel Castro liderliğindeki hareketin diktatör Fulgencio Batista'yı devirmesi ve ABD vatandaşları ile şirketlerine ait mülklerin kamulaştırılması üzerine 1960'ta ambargo uygulamaya başladı.

Aradan geçen onlarca yıla rağmen yürürlükte kalan kısıtlamalar, Küba'nın ekonomik ve mali sorunlarını ağırlaştırırken, Trump yönetiminin son dönemde attığı adımlar ülkenin enerji ve temel hizmetler alanındaki kırılganlığını daha da artırdı.

BM Genel Kurulu'nda yapılacak oylama, ABD'nin Küba'ya yönelik ekonomik baskı politikasının uluslararası toplum nezdinde ne ölçüde destek bulduğunu göstermesi açısından önem taşıyor. Oylamanın sonucu, Washington'un ambargoyu sürdürme politikasına yönelik diplomatik itirazların boyutunu bir kez daha ortaya koyacak. (İLKHA)