Aksa Tufanı'nın 3'üncü yıl dönümünde üniversiteli gençler Gazze için yürüdü

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Öğrenci Toplulukları, 7 Ekim Aksa Tufanı'nın 3'üncü yıl dönümü münasebetiyle yürüyüş düzenledi. Hukuk Fakültesi önünde bir araya gelen Kudüs sevdalısı öğrenciler, tekbir ve sloganlar eşliğinde basın açıklamasının yapılacağı Ö

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Öğrenci Toplulukları, 7 Ekim Aksa Tufanı'nın 3'üncü yıl dönümü münasebetiyle yürüyüş düzenledi.

Hukuk Fakültesi önünde bir araya gelen Kudüs sevdalısı öğrenciler, tekbir ve sloganlar eşliğinde basın açıklamasının yapılacağı Öğrenci Yaşam Merkezi'ne doğru yürüyüşe geçti.

Basın açıklamasını Dicle Üniversitesi Öğrenci Toplulukları adına diş hekimliği 3'üncü sınıf öğrencilerinden Emre khan Kubilay okudu.

"7 Ekim onlarca yıldır süren sistematik işgale karşı meşru bir varoluş ve özgürlük haykırışıdır"

7 Ekim Aksa Tufanı'nı modern tarihin en büyük kırılma noktası olarak nitelendiren Kubilay; Batı merkezli "insan hakları" masalının Gazze enkazının altında kaldığını, küresel düzenin ilmek ilmek söküldüğünü ve tarihin yön değiştirdiğini belirtirken Gazze'de yazılan destansı direnişe, siyonist barbarlığın gerçek yüzüne ve Müslüman dünyasının omuzlarındaki ağır sorumluluğa dikkat çekti.

7 Ekim'in sebepsiz bir patlama veya dönemsel bir sınır çatışması olmadığını kaydeden Kubilay "Onlarca yıldır süren sistematik işgale, mülksüzleştirmeye, Mescid-i Aksa'ya yönelik saygısızlıklara ve Gazze'ye uygulanan gayriinsani ambargoya karşı meşru bir varoluş ve özgürlük haykırışıdır. Aksa Tufanı; telleri, duvarları, uyduları ve istihbaratıyla insanlığı teslim almaya çalışan küresel kibir kalesinde geri dönülemez bir gedik açmış; dünyanın en gelişmiş askeri sistemlerine sahip olduğu iddia edilen işgalci rejimin, inanç ve kararlılık karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. Unutturulmak ve 'normalleşme' anlaşmalarıyla kurban edilmek istenen Filistin davası, bu hamleyle yeniden küresel siyasetin merkezine oturmuştur." dedi.

"Gazze artık coğrafi bir nokta olmaktan çıkmış, küresel vicdanın adresi haline gelmiştir"

Kubilay "7 Ekim'den bu yana geçen süreçte dünya, gözü dönmüş bir terör örgütünden farksız hareket eden israil rejiminin gerçek yüzüne bir kez daha şahit olmuştur. Her türlü zalimliğin sergilendiği bu vahşet çemberinde iki aykırı tabloya şahit olduk: Bir yanda batılı güçlerin sınırsız desteğini arkasına alan katil rejimin soykırımı; diğer yanda Gazze halkının eşsiz izzeti." ifadelerini kullandı.

Gazze'nin, topyekûn bir yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmeyerek insanlığın onur kalesi olmaya devam ettiğinin altını çizen Kubilay "Yıkıntıların arasından yükselen bu dik duruş; dev bütçeli orduların, süslü diplomasi masallarının ve sahte küresel güçlerin meşruiyetini tek celsede silip atmıştır. siyonist rejim ve hamileri Gazze'ye bombalar yağdırırken aslında adalet fikrini ve uluslararası hukukun son kırıntılarını da yok etmiştir. Gazze artık coğrafi bir nokta olmaktan çıkmış, küresel vicdanın adresi haline gelmiştir. Batı kentlerinde sokaklara dökülen vicdan sahibi insanlardan üniversiteli gençlere kadar tüm dünya halkları, siyonizmin maskesini düşürmüştür." şeklinde konuştu.

"siyonist rejim, siyasi yalnızlığın karanlığına gömülmeye mahkûmdur"

İşgal rejiminin bugün tüm insanlığın gözünde, dünyadan tecrit edilmesi gereken hastalıklı bir yapıya veya kesilip atılması gereken bir kangrene dönüştüğünü sözlerine ekleyen Kubilay, sokak ve vicdanlarda reddedilen bu işgal rejiminin uluslararası siyasette de tecride mahkûm olduğunu vurguladı.

Kubilay "Diplomatik zırhı parçalanan siyonist rejim, siyasi yalnızlığın karanlığına gömülmeye mahkûmdur. Nitekim New York'ta düzenlenen BM toplantısında Netanyahu kürsüye çıktığında salonun büyük ölçüde boşalması bunun en açık kanıtlarından biridir. Ancak diğer yandan ise Gazze hâla, açlığın ve yıkımın insanlık dışı boyutlara ulaştığı, tarihin en ağır insani krizlerinden birini yaşamaya devam etmektedir. Sözde barışa rağmen bombalar düşmeye devam etmekte, sivil altyapının tamamen kullanılamaz duruma geldiği ve temel yaşam maddelerine erişimin feci şekilde kısıtlandığı Gazze'de insanı ayakta tutacak un, temiz su ve tıbbi malzemeleri taşıyan yardım tırlarının girişi son derece yetersiz kalmaktadır. Öyle ki bu yardım koridorlarından geçen miktar, halkın hayatta kalma ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşılayabilmektedir." ifadelerine yer verdi.

"siyonist rejim; toprağı, izzeti ve Mescid-i Aksa için direnen bir halkı asla teslim alamayacaktır"

Açıklamanı devamında Kubilay, şu ifadeleri kullandı:

"Rabbimizden niyazımız odur ki; Rezzak ismi hürmetine kardeşlerimizi katından en güzel rızık ile rızıklandırsın; Fettah ismi hürmetine Gazze için bütün kapıları açsın. Gazze'nin yiğit evlatlarına, sabırlı fedakar ana babalarına katından sarsılmaz bir yardım ve zafer nasip eylesin. Tüm aziz şehitlerin makamını ali kılsın. siyonizme karşı bizlere, direniş ruhu ve sürekli bir boykot bilinci versin. Müslümanların kalplerini ümmet bilinci etrafında birleştirsin ve bizlere Mescid-i Aksa'nın özgürce ibadete açıldığı günleri görmeyi nasip etsin."

Kubilay "siyonist rejim ne kadar yakıp yıkarsa yıksın; toprağı, izzeti ve Mescid-i Aksa için direnen bir halkı asla teslim alamayacaktır. Gazze'deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana kadar, Mescid-i Aksa'nın üzerindeki işgal gölgesi kalkana kadar ve Batı'nın çifte standartlı düzeni yerine, insan onurunu merkeze alan adil bir dünya kurulana kadar buradayız, ayaktayız ve Filistin halkının yanındayız. Dicle Üniversitesi öğrencileri olarak ilk günden beridir soykırıma karşı sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz. Ve bu soykırım devam ettiği müddetçe sesimizi en gür seda ile haykırmaya devam edeceğiz." dedi.

"Dayanışmamızı göstermek için hep birlikte bilinçli bir boykot iradesi ortaya koyalım"

İşgal rejimi ve destekçilerinin ürünlerini boykot etme çağrısında bulunan Kubilay "Buradan tüm öğrenci arkadaşlarımıza bir çağrıda bulunuyoruz: Gazze'de yaşananlara karşı sessiz kalmamak, dayanışmamızı yalnızca sözlerle değil, günlük tercihlerimizle de göstermek için hep birlikte bilinçli bir boykot iradesi ortaya koyalım. Tüketim tercihlerimizin birer mesaj olduğunu hatırlayarak, işgale ve savaş politikalarına destek verdiğini düşündüğümüz şirket ve markalardan uzak duralım. Bizler, dayanışmanın gücüne inanıyor; adalet, barış ve özgürlük için sesimizi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz. Çünkü değişim, yan yana duran ve ortak bir irade ortaya koyan insanların mücadelesiyle mümkün olacaktır." ifadelerini kullandı.

Kubilay "siyonist işgal rejimi, denize dökülüp haritadan silinene kadar azim ve kararlılıkla Kudüs davasını savunmaya devam edeceğiz. Gazze'nin kahraman halkına, izzeti kuşanan liderlerine, siyonist işgale direnen mücahitlere selam olsun. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun." şeklinde konuştu. (İLKHA)