ARSLANTEPE’NİN GÖLGESİNDE BİR AKADEMİK GİZEM: 11 YILDIR TEK BİR LİSANS ÖĞRENCİSİ BİLE OLMAYAN ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ!

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, binlerce yıllık tarihin fışkırdığı Malatya Arslantepe Höyüğü’nün hemen yanı başında, akıllara durgunluk veren bir "akademik hayalet" hikayesi yaşanıyor.

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, binlerce yıllık tarihin fışkırdığı Malatya Arslantepe Höyüğü’nün hemen yanı başında, akıllara durgunluk veren bir "akademik hayalet" hikayesi yaşanıyor. İnönü Üniversitesi bünyesinde 2015 yılında kurulan Arkeoloji Bölümü, aradan geçen 11 yıla rağmen kapısından tek bir lisans öğrencisi bile sokamadı. Ancak öğrencinin olmadığı bu bölümde, akademik unvanlar yükselmeye ve kadrolar büyümeye devam ediyor.

​Öğrenci Yok, Sınav Yok Ama Unvanlar Havada Uçuşuyor!

​Üniversite bünyesinde büyük umutlarla açılan ve bölge tarihi açısından kritik bir öneme sahip olması beklenen Arkeoloji Bölümü, kuruluşundan bu yana adeta derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. Ne bir vize, ne bir final ne de "hocam kağıdıma yeniden bakar mısınız?" diyen tek bir öğrenci sesi...

​Buna karşın, bölümde görev yapan akademik personelin kariyer basamaklarını hızla tırmanması dikkat çekiyor. Öğrencisiz sınıflarda geçen yıllara rağmen, doçentlikten profesörlüğe uzanan unvanlar ve akademik yükselişler hız kesmeden devam ediyor. Kamu kaynaklarının ve akademik kadroların bu denli verimsiz kullanımı, akıllara ciddi soru işaretleri getiriyor.

​"Tarihi Gün Yüzüne Çıkarmak İçin Kurulup, Kendi Eğitim Sistemini Tarihe Gömmek"

​En büyük tezat ise coğrafyanın kendisinde saklı. Altından medeniyet fışkıran Malatya'da, Arslantepe gibi bir dünya mirasının yanı başında yer alan bir bölümün adeta "uyku modunda" olması tam bir kara mizah örneği teşkil ediyor. Tarihi toprağın altından çıkarmak misyonuyla kurulan bir yapının, kendi eğitim ve öğretim sistemini sessizce tarihe gömmüş olması kamuoyu vicdanını yaralıyor.

​Rektörlükten ve Yetkililerden Cevap Bekleniyor

​Eğitimin asıl öznesi olan "öğrenci" olmadan, sadece unvanların ve kadroların varlığıyla ayakta tutulan bu yapay düzen daha ne kadar devam edecek? Geleceğin arkeologları bir gün bu üniversiteyi kazdıklarında "Bu amfiler neden boştu?" sorusuna nasıl bir yanıt bulacaklar?

​Başta İnönü Üniversitesi Rektörlüğü olmak üzere, yetkili tüm mercilerden bu trajikomik akademik tabloya ilişkin tatmin edici ve şeffaf bir açıklama bekleniyor. Kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve akademik ciddiyet adına bu sessizliğin bir an önce bozulması gerekiyor.