Avrupa yeniden silahlanıyor: Otomobil fabrikaları füze, tank ve İHA üretimine başladı

Tarihin ironilerinden biri Almanya'nın Osnabrück kentinde yaşanıyor. 1648 yılında Avrupa'daki din savaşlarını sona erdiren Vestfalya Antlaşması'nın imzalandığı ve bu nedenle "barış şehri" olarak anılan Osnabrück'te bulunan Volkswagen fabrikası, bugün otom

Tarihin ironilerinden biri Almanya'nın Osnabrück kentinde yaşanıyor.

1648 yılında Avrupa'daki din savaşlarını sona erdiren Vestfalya Antlaşması'nın imzalandığı ve bu nedenle "barış şehri" olarak anılan Osnabrück'te bulunan Volkswagen fabrikası, bugün otomobil yerine askeri sistemler üretmeye hazırlanıyor.

Siyonist rejim merkezli Rafael şirketiyle yürütülen görüşmeler kapsamında fabrikanın Demir Kubbe hava savunma sisteminin bileşenlerini, ağır askeri kamyonları, fırlatma platformlarını ve enerji sistemlerini üretmesi planlanıyor.

Yaklaşık 2 bin 300 kişinin çalıştığı fabrikanın mevcut haliyle kapanması gündemdeydi.

Bu nedenle Volkswagen açısından tercih, otomobil ile silah arasında değil, silah üretimi ile fabrikanın tamamen kapanması arasında yapıldı.

Ancak mesele yalnızca bir fabrikanın kaderi değil.

Avrupa'nın otomotiv devi alarm veriyor

Bir zamanlar Avrupa ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü son yılların en ağır krizlerinden geçiyor.

Volkswagen 2025 yılında faaliyet kârının yüzde 53 eridiğini açıkladı. Şirket aynı dönemde Almanya'da 35 bin kişiyi işten çıkarma planını duyurdu.

Daha çarpıcı tablo ise Peugeot, Citroen, Fiat, Chrysler, Jeep ve Opel gibi markaları bünyesinde barındıran Stellantis'te ortaya çıktı. Şirket 2025 yılında 22,3 milyar avroluk zarar açıkladı.

Bu rakamlar yalnızca şirket bilançolarındaki bozulmayı göstermiyor. Avrupa'nın onlarca yıldır kurduğu sanayi modelinin sarsıldığını da ortaya koyuyor.

Çin, Avrupa'nın evine girdi

Krizin en önemli nedenlerinden biri Çin'in yükselişi.

Bir dönem yalnızca düşük maliyetli üretici olarak görülen Çinli markalar artık Avrupa'nın kendi pazarında Avrupalı üreticilerle rekabet ediyor.

Özellikle Çinli elektrikli araç üreticileri BYD ve Leapmotor son yıllarda Avrupa pazarında hızlı büyüme kaydetti.

Çinli üreticilerin satışları birçok geleneksel Avrupalı markayı geride bırakmaya başladı.

Üstelik Avrupa Birliği'nin ek gümrük vergilerine rağmen Çin araçlarının fiyat avantajı devam ediyor.

Elektrikli araç yatırımları beklenen sonucu vermedi

Avrupalı şirketler milyarlarca avroluk yatırımla elektrikli araç dönüşümüne hazırlanmıştı.

Yeni üretim bantları kuruldu, batarya fabrikaları açıldı, motor teknolojileri geliştirildi.

Ancak tüketici talebi şirketlerin öngördüğü hızda artmadı.

Sonuç olarak firmalar hem elektrikli araçlara yatırım yapmak hem de içten yanmalı motorları üretmeye devam etmek zorunda kaldı. Bu durum maliyetleri katladı.

Trump'ın tarifeleri son darbeyi vurdu

Sorunlar bununla da sınırlı kalmadı.

Donald Trump yönetiminin Avrupa otomobillerine yüzde 25 ek gümrük vergisi getirmesi kıta üreticilerine milyarlarca dolarlık maliyet yükledi.

Volkswagen tek başına milyarlarca dolar zarar açıklarken, birçok şirket ABD pazarındaki rekabet gücünü kaybetmeye başladı.

Tam da bu noktada savunma sanayisi şirketler için cazip bir çıkış yolu olarak ortaya çıktı.

Savaş ekonomisinin cazibesi

Savunma sanayisinin sunduğu imkanlar otomotiv sektörünün sahip olmadığı avantajlar içeriyor.

Devlet garantili siparişler.

10 ila 15 yıl süren uzun vadeli sözleşmeler.

Yüksek kâr marjları.

Sürekli artan bütçeler.

Bu nedenle kapanma riski altındaki fabrikalar için silah üretimi adeta bir can simidine dönüşmüş durumda.

Renault'nun Fransa'daki tesislerinde saldırı tipi uzun menzilli insansız hava araçları üretilmeye başlanması, Alman KNDS şirketinin 175 yıllık tren fabrikasını tank üretim merkezine dönüştürmesi ve Rheinmetall'in otomotiv tesislerini askeri üretime yönlendirmesi bu sürecin parçaları olarak görülüyor.

Avrupa neden yeniden silahlanıyor?

Bu dönüşümün arkasında yalnızca ekonomik nedenler yok.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın güvenlik algısı köklü şekilde değişti.

NATO ve Avrupa ülkelerinin askeri yetkilileri, önümüzdeki yıllarda Rusya ile daha geniş kapsamlı bir çatışma riskinin bulunduğunu savunuyor.

Almanya, Polonya, Baltık ülkeleri ve İskandinav devletleri savunma harcamalarını rekor seviyelere çıkarıyor.

NATO'nun yeni hedefleri doğrultusunda birçok Avrupa ülkesi milli gelirlerinin yüzde 5'ine yaklaşan savunma harcamaları planlıyor.

Bu da savunma sanayisine yüz milyarlarca avroluk yeni kaynak aktarılması anlamına geliyor.

Asıl soru: Bu dönüşün geri dönüşü var mı?

Analizin en dikkat çekici noktası burada ortaya çıkıyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında tank üreten fabrikalar yeniden otomobil üretmeye dönmüştü.

Ancak bugün durum farklı.

Çünkü Avrupa'nın otomotiv sektörü geçici bir durgunluk yaşamıyor; yapısal bir krizle karşı karşıya bulunuyor.

Bir kez savunma sanayisine geçen fabrikanın yeniden otomobil üretimine dönmesi ekonomik açıdan giderek daha zor hale geliyor.

Askeri üretim için kurulan tedarik zincirleri, devlet sözleşmeleri, güvenlik izinleri ve uzman iş gücü zamanla kalıcı bir yapıya dönüşüyor.

Bu nedenle birçok uzman Avrupa'nın yeni bir "askeri-sanayi kompleksi" inşa ettiğini düşünüyor.

Eisenhower'ın uyarısı yeniden gündemde

1961 yılında görevden ayrılan ABD Başkanı ve eski general Dwight D. Eisenhower, Amerikan toplumunu "askeri-sanayi kompleksi" konusunda uyarmıştı.

Eisenhower, savunma sanayisinin zamanla siyaseti ve ekonomiyi yönlendirecek ölçüde güç kazanabileceğini söylemişti.

Bugün bazı analistler Avrupa'nın benzer bir sürece girdiğini savunuyor.

Savunma şirketlerinin Brüksel'deki lobi faaliyetlerinin son yıllarda hızla artması da bu tartışmaları güçlendiriyor.

Avrupa yeni bir döneme giriyor

Volkswagen'in otomobil yerine füze sistemleri üretmeye hazırlanması, Renault'nun saldırı İHA'larına yönelmesi veya tren fabrikalarının tank üretmesi ilk bakışta birbirinden bağımsız kararlar gibi görünebilir.

Ancak bu örnekler bir araya getirildiğinde Avrupa'nın ekonomik ve stratejik önceliklerinde tarihi bir değişim yaşandığı görülüyor.

Kıta, bir yandan Rusya'dan kaynaklanan güvenlik endişelerine karşı hazırlık yaparken diğer yandan sanayi üretiminin önemli bir bölümünü savaş ekonomisine entegre ediyor.

Bugün Avrupa'da birçok fabrika kapanmamak için silah üretimine geçiyor.

Fakat uzun vadede ortaya çıkacak tablo çok daha derin bir soruyu gündeme getiriyor:

Eğer bir ekonominin büyümesi, fabrikalarının çalışması ve milyonlarca kişinin istihdamı giderek savunma harcamalarına bağlanırsa, o ekonomi barış dönemlerinde aynı dinamizmi sürdürebilir mi?

Avrupa'nın önündeki asıl sınav da tam olarak burada başlıyor.

Bu dönüşüm, kıtayı daha güvenli hale getirebilir. Ancak aynı zamanda Avrupa'nın geleceğini, varlığını sürdürebilmek için sürekli tehdit algısına ihtiyaç duyan yeni bir ekonomik düzene de bağlayabilir.

Bu nedenle bugün otomobil fabrikalarında yaşanan değişim yalnızca sanayi politikası değil, Avrupa'nın gelecek on yıllarını şekillendirecek tarihsel bir kırılma olarak görülüyor. (İLKHA)