Azerbaycan'ın giriş yasağı kararına Oğraş'tan tepki: Hakikatin sözcüsü olmaya devam edeceğiz

Azerbaycan'da eğitim kurumlarında başörtüsü ve tesettüre yönelik kısıtlamalar tartışılmaya devam ederken HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Eğitim İşleri Başkanı Yahya Oğraş, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Azerbaycan yönetiminin ülkeye girişini ya

Azerbaycan'da eğitim kurumlarında başörtüsü ve tesettüre yönelik kısıtlamalar tartışılmaya devam ederken HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Eğitim İşleri Başkanı Yahya Oğraş, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Azerbaycan yönetiminin ülkeye girişini yasakladığı 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı arasında yer alan Oğraş, başörtüsü yasağının inanç özgürlüğü, toplumsal huzur ve kardeşlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Oğraş, hem başörtüsü yasağına hem de bu konuda açıklama yapan kişilere yönelik alınan kararlara tepki gösterdi.

"Eğitim kurumlarında temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması kabul edilemez"

Eğitim kurumlarındaki temel hak ve hürriyetlerin uluslararası standartlarda genel kabul görmüş haklar olduğunu belirten Oğraş "Eğitim ve eğitim kurumlarındaki temel hak ve hürriyetler, bütün uluslararası standartlarda genel kabul görmüş haklardır. Peki, temel hak ve hürriyetler dediğimiz haklar nelerdir? Bunlar dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez temel haklardır. Dolayısıyla hangi ülke olursa olsun, eğitim kurumlarında bu tür temel haklara ve özgürlüklere yönelik kısıtlayıcı uygulamaların olması kabul edilemez. Baskıcı unsurların tahkim edilmeye çalışılması kabul edilemez." dedi.

HÜDA PAR olarak temel hak ve hürriyetlerin hiçbir baskı ve zulme maruz kalmadan kullanılmasını savunduklarını kaydeden Oğraş "Biz, HÜDA PAR olarak her zaman temel hak ve hürriyetlerin hiçbir baskı altında kalmadan, hiçbir zulme maruz bırakılmadan, en doğal hâliyle kullanılmasını ısrarla dile getirmeye çalışıyoruz. Gelişmiş ülkelerde de durum aynıdır. Gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde de benzer hakların hiçbir şekilde kısıtlanmadan, baskı altına alınmadan kullanılabilmesi gerekir." diye belirtti.

"İnsani ve inançla alakalı bir mesele söz konusu olduğunda tepkimizi en güçlü şekilde dile getirmeye çalışırız"

Azerbaycan'da bugüne kadar eğitim kurumlarında başörtüsü ve tesettürün sorun olarak görülmediğini ifade eden Oğraş, mevcut uygulamanın neden hayata geçirildiğinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Alınan kararı doğru bulmadıklarını vurgulayan Oğraş "Şimdi burada temel soru şudur: Bugüne kadar Azerbaycan'daki eğitim kurumlarında başörtüsü ve tesettür problem değilken ne oldu da bir anda böyle bir karar alındı? Biz bu kararı doğru görmediğimizi ifade ettik ve etmeye devam ediyoruz. Bu kararın insani, inanca dayalı ve vicdani açıdan hiçbir karşılığı yoktur. Dolayısıyla bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Bizim bir ülkenin iç işlerine karışmak gibi bir derdimiz yok. Elbette her ülkenin kendi iç meselelerinde siyasi olarak serbest olma özelliği vardır. Ancak bizim karşı olduğumuz nokta şudur: İnsani ve inançla alakalı bir mesele söz konusu olduğunda biz ses oluruz, tepkimizi en güçlü şekilde dile getirmeye çalışırız." ifadelerini kullandı.

"Azerbaycan yönetimi despotizm ve diktatörlük kokan bu uygulamalardan vazgeçmeli"

Başörtüsü yasağına ilişkin açıklamalarının ardından Azerbaycan yönetiminin, aralarında kendisinin de bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ülkeye giriş yasağı getirdiğini belirten Oğraş "Bu açıklamalarımıza bağlı olarak bugün Azerbaycan yönetiminin ilgili bakanlıkları, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu konuyla ilgili açıklama yapanlara ülkeye giriş yasağı getirmiştir. Önceki açıklamalarımda da bunun ilkel bir tutum ve davranış olduğunu söyledim. Azerbaycan yönetiminin despotizm ve diktatörlük kokan uygulamalardan vazgeçmesi gerektiğini ifade ettim. Çünkü bu uygulamaların toplumda bir infiale yol açabileceğini dile getirmiştim. Bugün de aynı şeyi söylüyor, aynı noktada duruyoruz. Diyoruz ki bu tür uygulamalar, şu anda yaşadığımız ve muasır medeniyet olarak ifade ettiğimiz dönemde alınabilecek kararlar değildir. Bu tür uygulamaları geçmişte Türkiye Cumhuriyeti'nde de yaşadık. Farklı gelişmiş ülkelerde de kısıtlayıcı ve baskılayıcı uygulamalar söz konusudur ve biz bunların hepsine ses oluyoruz." dedi.

"Tesettüre bürünmüş olan kardeşlerimizin gördüğü zulmü kabul etmiyoruz"

Müslümanların birbirlerine karşı sorumluluklarını hatırlatan Oğraş "Bizim Azerbaycan yönetimine özel olarak herhangi bir hasmane tutumumuz, söylemimiz veya girişimimiz söz konusu değildir. Biz Azerbaycan'ı kardeş ülke ve Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı bir ülke olarak kabul ediyoruz. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in bu konuda bir hadisi vardır: 'Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşinize yardım edin.' Biliyorsunuz, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi Vesellem bu sözü ashabının bulunduğu bir mecliste ifade ederken sahabelerden biri 'Ya Resulallah, mazluma yardım etmeyi anladım da zalime yardım etmeyi anlamadım.' diyor. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem ise zalimi yaptığı uygulamalardan vazgeçirmenin de ona yardım etmek olduğunu, onu o işten alıkoymanın da ona yardım etmek anlamına geldiğini söylüyor. Bizim duruşumuz budur. " şeklinde konuştu.

İnançlarının gereği olarak tesettüre bürünen Müslümanların gördüğü zulmü kabul etmediklerini belirterek sözlerine devam eden Oğraş "Biz, oradaki Müslüman kardeşlerimizin, inançlarının gereği olarak tesettüre bürünmüş olan kardeşlerimizin gördüğü zulmü kabul etmiyoruz. Azerbaycan değil, hangi ülke olursa olsun aynı şeyleri söyleriz. Aynı noktada olduğumuzu ifade etmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bu tür uygulamalar gerçekten de çağ dışıdır. Bu tür uygulamalar, bu asırda kesinlikle kabul edilebilecek şeyler değildir. Çünkü şunu da gördük: Şu anda Azerbaycan'da bu mağduriyeti yaşayan halk, Azerbaycan yönetiminin uygulamalarına tepkisini gösteriyor. Sokakta eylemlerini sürdürüyor, farklı ortamlarda seslerini yükseltiyor. Biz de oradaki kardeşlerimizin sesi olmaya çalışıyoruz. Bir zulüm var ve biz bu zulmün yaşanmaması için mücadele ediyoruz." diye belirtti.

Oğraş, Azerbaycan'da yaşanan mağduriyetlerin dinlenmesi ve kamuoyuna duyurulması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Şunu da söylüyoruz: Tek millet, iki devlet anlayışına sahibiz. Elhak, doğrudur. Onlar da bizim milletimizdir. Biz o milletin sesine elbette kulak vereceğiz. Onların yaşadığı mağduriyeti elbette dinleyecek ve duyuracağız. Dolayısıyla mağduriyet yaşayan kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz. Çünkü biz Rabbimizden korkuyoruz. Yarın mahşerde, Allah'ın huzurunda, 'Neden onlara ses olmadınız?' sorusu sorulduğunda verecek bir cevabımız olsun istiyoruz. Dolayısıyla bu tür kısıtlayıcı uygulamaların ve ülkeye girişle ilgili getirilen yasakların bizim için çok da bir ehemmiyeti yoktur. Bu yasakları duyduk, tepki gösteriyoruz ve kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu konuda kendi açıklamalarımızı, duruşumuzu ve tutumumuzu ısrarla sürdürmeye çalışacağız inşallah."

"Toplumun huzurunu ve kardeşliğini bozmayın"

Türkiye'nin geçmişte yaşadığı 28 Şubat sürecinden ders çıkarılması gerektiğini belirten Oğraş, benzer mağduriyetlerin Azerbaycan toplumunda da yaşanmaması gerektiğini vurguladı.

Azerbaycan'daki başörtüsü uygulamasının toplumun temel dinamiklerine zarar verebileceği uyarısında bulunan Oğraş, şunları kaydetti:

"Yaklaşık 30 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşadığımız bu mezalimin Azerbaycan toplumunda da yaşanmaması gerekir. Buradan ders çıkarmaları lazımdır. Neden? Çünkü orada da toplumun temel dinamiklerine dinamit yerleştirmiş olursunuz. Toplumsal bir infiale sebebiyet verirsiniz. Toplumun kardeşliğini bozmayın, toplumun huzurunu bozmayın. Düne kadar tesettür, eğitim kurumlarında başörtüsü sorun değilken bugün çıkıp bunu dile getirmeniz, toplumda ayrıştırmaya gitmeniz, toplumu kutuplaştırmanız ve ötekileştirmeniz anlamına gelir. Peki, bu ne demektir? Bu, toplumsal infial demektir. Toplumda ciddi anlamda bir travmanın yaşanmasına sebebiyet vermek demektir. Bu da ileriki yıllarda oradaki Müslüman halkımızın, bizim yaşadığımız travmaların benzerini yaşaması demektir. Biz diyoruz ki bu tür uygulamalardan vazgeçelim, toplumun içindeki mevcut münasebetleri bozmayalım. Kardeşliği bozmayalım, huzuru bozmayalım, kardeşliğe zarar vermeyelim. Bu uygulamalar Azerbaycan halkının kendi içinde kutuplaşması demektir. Bunun, ülkenin geleceği açısından bir tehlike unsuru olarak görülmesi gerektiğini söylüyoruz. Tekrar ediyoruz: İnşallah bu uygulamadan vazgeçerler. Bu çağrımızı tekrar tekrar dile getirmek istiyoruz."

"Doğru bir adım attık, açıklamalarımız yerindedir"

Azerbaycan'a giriş yasağı getirilen 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı arasında kendisinin de bulunmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Oğraş "İnançları gereği olarak kardeşlerimizin yaşadığı mağduriyeti dile getirdik. Doğru bir adım attık. Aldığımız karar da doğruydu. Söylemlerimiz de yerinde ve isabetli söylemlerdir. Azerbaycan'ın aleyhinde, Azerbaycan halkının temel duygularına zarar verecek herhangi bir açıklamamız söz konusu değildir. Tam tersine, onları bütünleştirici, ülke ile halkı bütünleştiren uygulamaların hayata geçirilmesi hususunda ses olduk. Bu anlamda doğru bir şey yaptığımız için bizimle ilgili alınan kararı da açıkçası bizim açımızdan sevindirici bir duygu olarak görüyoruz." dedi. (İLKHA)