Carney, salı günü yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin ciddi bir müzakere yürütmek istemesi halinde ticaret görüşmelerinin yeniden başlayabileceğini söyledi. Ancak Washington’ın müzakere masasına getirdiği koşulların kabul edilmesinin Kanada sanayisinin za
Carney, salı günü yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin ciddi bir müzakere yürütmek istemesi halinde ticaret görüşmelerinin yeniden başlayabileceğini söyledi. Ancak Washington’ın müzakere masasına getirdiği koşulların kabul edilmesinin Kanada sanayisinin zamanla tasfiye edilmesi ve ABD şirketlerinin kontrolüne girmesi anlamına geleceğini savundu.
"Amerikalılar meme paylaşmayı, laf sokmayı ve güçlü görünmeye çalışmayı bırakıp bu görüşmeler konusunda ciddi olduklarında, biz de görüşmeye hazırız." diyen Carney, Trump yönetiminin yaklaşımını yapıcı olmayan bir tutum olarak nitelendirdi.
Carney’nin açıklamaları, 21 Ağustos’ta çöken ABD-Kanada ticaret görüşmelerinin ardından Washington’dan gelen yeni saldırıların gölgesinde geldi.
Trump, Kanada’ya yönelik siyasi ve ekonomik baskısını artırırken Ontario Gölü’nün adını "Lake America" olarak değiştirme fikrini gündeme taşıdı ve sosyal medya üzerinden Kanada ile dalga geçen paylaşımlar yaptı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise Kanada ekonomisinin ABD ekonomisinden yaklaşık 13 kat küçük olduğunu hatırlatarak Ottawa’nın Washington’a misillemeye misillemeyle karşılık veremeyeceğini savundu.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de Kanada ordusunu sosyal medya üzerinden hedef aldı. Hegseth’in, Britanya Kolumbiyası’ndaki bir eğitim merkezinde bulunan iki kadın askeri öğrencinin fotoğrafını "this is real" ifadesi ve Kanada bayrağıyla paylaşması Ottawa’nın tepkisini çekti.
Carney, söz konusu paylaşımı makamlarının ve görevlerinin seviyesinin altında olarak nitelendirdi.
Ancak Pentagon, Hegseth’in paylaşımından geri adım atmadı ve yalnızca "X paylaşımı kendisini anlatıyor." açıklamasını yapmakla yetindi.
Washington ile Ottawa arasındaki söz düellosu bununla da sınırlı kalmadı. Bessent, Fox News’e yaptığı açıklamada Carney’nin Hegseth ve kendisi tarafından sözlü bir dayak yediğini ileri sürerek tartışmayı diplomatik zeminden kişisel sataşma düzeyine taşıdı.
Carney ise ABD’nin müzakere yaklaşımının Kanada’nın önemli sektörlerini Amerikan şirketlerinin fiili yan kuruluşlarına dönüştürebileceğini veya Kanada’daki sanayilerin yavaş yavaş tasfiye edilerek ortadan kaldırılmasını beraberinde getirebileceğini söyledi.
"Bu koşulları elbette kabul etmeyeceğiz." diyen Carney, Washington’ın özellikle otomotiv sektörü açısından Kanada için rekabetçi olmayan bir anlaşma dayatmaya çalıştığını belirtti.
Kanada Başbakanı ayrıca ABD’nin Fransızca diline ve Kanada’nın kültürel politikalarına ilişkin düzenlemelerde değişiklik talep ettiğini, bunun yanı sıra Ottawa’nın gelecekte yapacağı ticaret anlaşmalarına da sınırlama getirmeye çalıştığını söyledi.
Carney, Washington’a Kanada’nın egemen bir devlet olduğunu hatırlatarak "Kanada egemen bir devlettir. Serbest ticaret anlaşmalarını yapmak istediğimiz ülkelerle yapacağız." ifadelerini kullandı.
Trump’ın Kanada’ya yönelik baskısı ticaretle sınırlı da kalmıyor. ABD Başkanı daha önce defalarca Kanada’nın ABD’nin "51. eyaleti" olması gerektiğini savunmuş, bu söylemi Ottawa’da egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirmişti.
Kanada İşçi Kongresi Başkanı Bea Bruske de salı günü yaptığı açıklamada, Carney’nin sendika liderlerine ABD ile ilişkilerin yakın zamanda normale dönmesinin beklenmemesi gerektiğini söylediğini aktardı. Bruske, iki ülke arasındaki mevcut tabloyu uyum sağlamamız gereken yeni normal olarak tanımladı.
Carney ise iç politikada da Trump karşısındaki pozisyonunu güçlendiren bir gelişme yaşadı. Kanada’daki Liberal Parti, pazartesi günü düzenlenen üç ara seçimin tamamını kazanırken, Quebec’teki Chicoutimi-Le Fjord bölgesinde Muhafazakar Parti üçüncü sıraya geriledi.
Sonuçların ardından Liberaller, 343 sandalyeli Avam Kamarası’nda 173 sandalyeye ulaşarak Carney’nin Washington karşısındaki elini güçlendirdi.
Toronto Üniversitesi emekli siyaset bilimi profesörü Nelson Wiseman, Trump’ın Kanada’yı ilhak etme yönündeki söylemlerinin özellikle Quebec’te ciddi kaygıya sebep olduğunu belirtti. Wiseman’a göre böyle bir senaryoda Quebec’in Fransızca dilini ve kültürel kimliğini kaybetme riski, bölgedeki seçmenler açısından meselenin ekonomik boyutunun çok ötesine geçiyor.
ABD-Kanada ticaret görüşmelerinin anlaşma sağlanamadan çökmesinin ardından Trump yönetimi yaklaşık 20 milyar dolarlık Kanada ürününe yüzde 50 gümrük vergisi uygulamaya başladı. Kanada’nın buna karşı yaklaşık 20 milyar dolarlık ABD ürününe getirdiği yüzde 15 ila yüzde 50 arasındaki misilleme vergilerinin ise 8 Eylül’de yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Böylece Washington ile Ottawa arasındaki anlaşmazlık, diplomatik nezaket sınırlarının giderek daha fazla zorlandığı, Trump’ın sosyal medya çıkışları ile ekonomik tehditlerinin iç içe geçtiği yeni ve sert bir döneme girmiş bulunuyor.
Trump’ın Kanada’yı ABD’ye bağlama yönündeki ısrarı ve ticaret görüşmelerindeki baskıcı yaklaşımı, iki ülke arasındaki uzun süreli müttefiklik ilişkisinin yerini giderek daha gergin ve çatışmacı bir tabloya bırakmasına neden oluyor. (İLKHA)