Çevre Mühendisi Evirgen: Çevre dostu binalar geleceğin şehirleri için önemli bir yatırım

İLKHA'ya konuşan Çevre Mühendisi ve Sağlık-Der Çevre Komisyonu Başkanı Mürşide Çetin Evirgen, planlama aşamasından yıkım sürecine kadar çevresel sürdürülebilirliği esas alan çevre dostu (yeşil) binaların enerji verimliliği, su tasarrufu ve sağlıklı yaşam

İLKHA'ya konuşan Çevre Mühendisi ve Sağlık-Der Çevre Komisyonu Başkanı Mürşide Çetin Evirgen, planlama aşamasından yıkım sürecine kadar çevresel sürdürülebilirliği esas alan çevre dostu (yeşil) binaların enerji verimliliği, su tasarrufu ve sağlıklı yaşam alanları sunduğunu söyledi.

Sürdürülebilir şehirleşmenin yaygınlaşması için teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi ve çevre dostu yapılaşmanın desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, bu yapıların uzun vadede hem ekonomiye hem de çevreye önemli katkılar sağladığını dile getirdi.

Evirgen, "Çevre dostu bina, yeşil bina da denir buna. Planlama aşamasından yıkım aşamasına kadar tüm döngüsünde çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan yapılardır. Benim de vakti zamanında 2010 yılında görev yaptığım Küçükçekmece Belediyesi, Türkiye'nin ilk yeşil sertifikalı kamu binasıydı. O zaman çok fazla duyulmamışken ben orada çalışma gibi bir nimete sahip oldum. Şu an değerini ve kıymetini anlıyorum." dedi.

"Bu binalarda ısıtma, soğutma, aydınlatma ihtiyaçları minimize edilir"

Konuşmasının devamında çevre dostu binaların önemine değinen Evirgen, şunları aktardı:

"Çevre dostu binalarda tasarruf nasıl olur dediğimizde, temel özellikler, en önemlisi enerji verimliliği. Bu binalarda ısıtma, soğutma, aydınlatma ihtiyaçları minimize edilir. Aydınlatma için binanın en çok güneş alacak yere konumlandırılır, camlar ona göre daha büyük camlar kullanılır. Güneş panelleriyle yenilenebilir enerji sistemleri kullanılabilir. Su tasarrufuna baktığımızda, su tasarrufunda da yağmur suları toplanır ve düşük debili bataryalar kullanılır lavabolarda. İnşaat aşamasından binanın bitimine kadar çevreye zarar vermeyecek sürdürülebilir malzemeler tercih edilir ve iç mekanda boya maddesi olarak da kimyasal salınım yapmayan, kimyasal kokusu insanı rahatsız etmeyecek, konforlu ve sağlık açısından belli sertifikalara sahip olan boyalar kullanılır."

"Çevre dostu binalar uzun vadede tasarruf sağlıyor"

Çevre dostu binaların neden tercih edilmesi gerektiği hakkında da Evirgen, "Neden tercih edilir peki bu binalar? Dediğimizde, çevresel faydası bizim için çok önemlidir. Çünkü küresel ısınma etkilerine ve şu an sıkıntı çektiğimiz o mevsimsel değişikliklerin önüne geçmek için bize bir alternatif sunar bu binalar. Ekonomik tasarrufa baktığımızda ilk yatırım maliyetleri bu binaların yüksektir ama süreç içerisinde kendini amorti eder ve düşüktür. Elektrik kullanımı, su kullanımı daha düşüktür. Bu tarz bize faydaları vardır. Bu binalarda yaşayan insanlarda fiziksel sağlıkları ve genel refah düzeyleri daha üst olması beklenilir." ifadelerine yer verdi.

"Yüksek maliyet yeşil binaların yaygınlaşmasını engelliyor"

Evirgen, "Çevresel çevre dostu binalar, çevresel binalar, yeşil binalar neden azdır, neden yaygın değildir? Diye baktığımızda, bu binaların maliyetleri çok yüksektir. İnşaat maliyetleri çok yüksektir, ilk yatırım maliyetleri çok yüksektir. Burada çalışacak nitelikli personel, mimar, mühendis, usta bulunması çok zordur. Türkiye piyasasında daha da zor ve bu konuda yetişmiş kalifiye eleman bulunması yetersiz ve zor olduğu için maliyeti bunlar arttırmaktadır. Yeşil binalarda daha pahalı bir yapı karşımıza çıkıyor. Çünkü neden? Güneş panelleri var, yağmur suyu arıtma sistemleri var, özel yalıtım malzemeleri var, otomasyon sistemleri var, bunlar da bizim maliyetlerimizi kat ve kat arttırmakta ve tipik standart inşaatlarda daha hızlı bu sirkülasyon, satış hızı daha hızlı olurken, bu binalarda ilk yatırım maliyetinin yüksekliği ve benzeri sebeplerden dolayı çok fazla tercih edilmez. Maliyetinin geri dönüşü bize çok zor olur, onun için daha zor ve uzun vadede olur." diye konuştu.

"Devletin veya yerel yönetimler tarafından sağlanan vergi indirimleri ve teşvikler çok fazla değil"

Konuşmasının devamında Evirgen, şunları aktardı:

"Nitelikli iş gücü dediğimizde de bu dediğim gibi mühendis ve mimar bulunmada sıkıntı var. Yetişmiş kalifiye eleman bulunmasında sıkıntı var. Bu tarz şeylerden tercih edemiyoruz. Ayrıca malzemeler, ekolojik geri dönüşümü olan malzemelerin bulunması zor. Türkiye şartlarında ve uzak mesafelerden getirtiliyor, bu da nakliyeyi ve dolayısıyla bizim inşaatımızın maliyetini arttırıyor. Devletin veya yerel yönetimler tarafından sağlanan vergi indirimleri ve teşvikler çok fazla olmadığı için cazibeyi bu da düşürüyor. Ayrıca burada bu sistemler büyük odalar, büyük yerler teşkil ettiği için bunlar arsa maliyetlerini de etkiliyor. Biz şu an metropollerde arsalar çok yüksek fiyatlarda. Bu arsaların meblağını karşılamakta da sıkıntı çektiğimiz için yeşil binalar, çevre dostu binalar şu an çok fazla karşımıza maalesef bu etkenlerden dolayı karşılaşılmıyor ve çok fazla yapılmıyor, tercih edilmiyor."

"Sürdürülebilir şehirleşme nasıl olmalı?"

Son olarak Evirgen, "Sürdürülebilir şehirleşme nasıl olmalı? Sürdürülebilir şehirleşmede çevre, ekonomik, sosyal dengenin gözetildiği, kaynakların verimli kullanıldığı ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını riske atmadan bütüncül bir kent sistemi kullanılmalıdır. Yani enerji verimliliği, enerji tasarrufu, yenilenebilir enerjiler, akıllı ve kapsayıcı ulaşım sistemleri, döngüsel ekonomi, atık yönetimi, afetlere karşı yapılaşma, yeşil alan ve biyolojik çeşitlilik, bunların hepsi bir bütün olarak tercih seçilmeli ve öyle o şekilde yürünmelidir. Aslında biz şu an akıllı sistemler, işte sürdürülebilir sistemler yaparken modernleşmeden önceki hayatımıza bakıyoruz, işte anneannelerimizin, dedelerimizin yaşadığı ahşap evler, herhangi bir doğaya zararları yok. İşte şu an çok moda atıksız mutfak, atıksız ev. Zaten onların yaşadığı modeller şu an bizim ulaşmaya çalıştığımız seviye aslında. Eskiden ahşaptan, kerpiçten, doğaya zarar verilmeden evler yapılırdı. Bir şekilde onlar yıkıldığında yakacak olarak kullanılırdı, bir yerde bir şekilde değerlendirilirdi. Biz şu an bu kadar modernleşmeyle, bu kadar gelişimle o standartları tekrar yakalamaya çalışıyoruz. Yeni yeni çözümler geliştiriyoruz, beğenmiyoruz tekrar yapıyoruz. Aslında acaba özümüze dönmeli, köy yaşamına yeniden geri dönmeli miyiz? Diye ben de düşünüyorum, sizlerin de düşünmesini istiyorum." ifadelerine yer verdi. (İLKHA)