Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgemizde huzur olacaksa israilin fitnelerine rağmen olacak

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı. Bir partinin iç meselesinin, TBMM çatısının ve demokrasinin meselesi hâline getirilmeye çalışıldığın

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Bir partinin iç meselesinin, TBMM çatısının ve demokrasinin meselesi hâline getirilmeye çalışıldığında buna kayıtsız kalamayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiş. Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince 'Cumhuriyet'i biz kurduk', Atatürk'ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz, bu durumun sürdürebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir, iktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “En son İran krizinde, Türkiye'nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkânı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu, hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. israilin bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki, İran krizi sürecinde yaşananlar Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye'nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin, kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar berraklaşmıştır."

“İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en riskli çatışmalardan birinin, partisinin ve ittifaklarının basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare edildiğini vurgulayarak bu zor süreçte başta dışişleri ve güvenlik bürokrasisi olmak üzere tüm kurumların büyük bir gayret ve emek ortaya koyduklarını dile getirdi.

Kimi zaman arka kapı diplomasisiyle, kimi zaman doğrudan tavır alarak, kimi zaman anlaşmazlıklar büyümeden müdahale ederek çok dikkatli bir şekilde müzakere sürecine katkı sunduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Şimdi daha hassas yürütülmesi gereken bir sürecin içindeyiz. israilin en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında, aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade, çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki, herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükle birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dâhil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası hâline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır. Amaçlarına ulaşana kadar her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir.”

"Bölgemizde barış eğer gelecekse israile rağmen gelecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde barış eğer gelecekse israile rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa israilin fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın bölgemizde sulhu sükûnun, adaletin, istikrarın, refahın egemen olmasını, Allah'ın izniyle, engelleyemeyecek. Türkiye olarak iğne ucu kadar bile olsa, barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz."

“Terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı ortakları MHP ile birlikte başlattıkları, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdikleri Terörsüz Türkiye sürecinde önemli merhaleler katettiklerini belirtti.

23 Ekim 2024 tarihinde yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere, süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinde geride bırakılan zamanda ciddi direnç testlerinden başarıyla geçtiklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye'nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara'nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlerle karşılaşmasına rağmen, hamdolsun, başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor, gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi samimi temennimizdir. İran krizi, sürecin, sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müspet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde, Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Burada sadece şunu söylemekle iktifa ediyorum: Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz ilerde daha net görülecektir. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacak. Şunu bir defa artık herkes kabul etmeli: Terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur."

“Terör defteri tamamen kapanınca, 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörün her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engel olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: "Terörün gölgesi çekildikçe, turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz ve göreceğiz. Diyarbakır'ın sokakları, kahvehaneleri bugün cıvıl cıvıl. Hakkâri’nin dağlarında ülkemizin dört bir yanından turistler geziyor. Dicle'nin kenarında serinlemek için herkes sıraya giriyor. Kars'tan Van'a, Batman'dan Ağrı'ya, Mardin'den Şırnak'a her tarafta esnafımızın yüzü gülüyor, bölgeye gelen yeni yatırımlarla özellikle gençlerimizin umudu güçleniyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca, 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar yatırıma harcandıkça, milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye, artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak."

Milletin artık bu sorundan kalıcı biçimde kurtulma isteğinin ortada olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak milletin bu beklentisini karşılamak istediklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gönül ister ki, 50 yıllık bu sorunu süratle çözelim ve geride bırakalım. Maalesef bölgemizin içinden geçtiği dinamik jeopolitik, hem aynı anda pek çok krize vaziyet etmemizi hem de çok hassas olmamızı elzem kılıyor. Gelinen noktada, örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra, fazla da uzatmadan, söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan Meclisin takdirine sunacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe, gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz. Tekrar bir 'Yenikapı Ruhu' aranıyorsa, bunun vücut bulması gereken zemin, Terörsüz Türkiye sürecidir. Siyaset kurumu, tıpkı Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz, İttifak ve iktidar olarak, iradeyse irade, kararlılıksa kararlılık, uzlaşıysa uzlaşı, cesaretse cesaret, üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz." (İLKHA)