Merkez Sur ilçesindeki Ulu Cami önünde cuma namazı sonrası, İslami sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasına Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan katıldı. Başörtülü öğrencilerin eğitim haklarının engellenmesine tep
Merkez Sur ilçesindeki Ulu Cami önünde cuma namazı sonrası, İslami sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasına Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan katıldı. Başörtülü öğrencilerin eğitim haklarının engellenmesine tepki gösterilen açıklamada, Azerbaycan makamlarına uygulamaya son verilmesi çağrısında bulunuldu.
Düzenlenen kitlesel basın açıklamasını Diyarbakır İslami Sivil Toplum Kuruluşları adına İdeal Eğitim Vakfı Genel Başkanı Fatih Taş okudu.

Fatih Taş
"Son günlerde Azerbaycan'da okul kıyafeti yönetmelikleri, kurumsal standartlar ve laiklik gerekçesiyle ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarına başörtülü kız öğrencilerin okul binalarına alınmadığı, eğitim haklarının fiilen engellendiği ve ailelerin baskılara maruz kaldığı yönündeki haberler, vicdan sahibi kamuoyu tarafından derin bir endişe, üzüntü ve hassasiyetle takip edilmektedir." ifadeleriyle basın açıklamasına başlayan Taş, şunları kaydetti:
"Güçlü İslam medeniyet mirasımız başta olmak üzere İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi de dâhil tüm uluslararası hukuk metinlerinde inanç özgürlüğü ve eğitim hakkı dokunulmaz temel haklar arasında yer almaktadır. Bir öğrencinin dini inancı gereği tercih ettiği kılık ve kıyafet sebebiyle eğitim hakkından mahrum bırakılması adalet anlayışıyla açıkça çelişmektedir."
"Biz bu filme yabancı değiliz, bu senaryoyu daha önce yaşadık"
Azerbaycan'daki kız öğrencilerin yaşadığı kısıtlamaların Türkiye'de geçmişte yaşanan acıları yeniden hatırlattığını vurgulayan Taş "Türkiye'deki Müslümanlar olarak, Azerbaycan'da okul kapılarından başörtüleri sebebiyle geri çevrilen, 'okul üniforması' bahanesiyle sıralarından koparılan gencecik kızlarımızın haberlerini aldıkça yüreğimiz sızlamakta, derin bir acı hissetmekteyiz. Zira biz bu filme yabancı değiliz, bu senaryoyu daha önce yaşadık." diye belirtti.
Türkiye'de 28 Şubat sürecinde öğrencilerin okul kapılarında yaşadığı mağduriyetler ve ikna odalarında uygulanan psikolojik baskıları hatırlatan Taş "28 Şubat sürecinde başörtüsü yasağı sebebiyle evlatlarımızın uğradığı zulümleri, okul kapılarında yaşanan mağduriyetleri, ikna odalarında uygulanan psikolojik baskıları ve eğitim hakkı elinden alınan binlerce gencimizin yaşadığı travmaları çok iyi biliyoruz. Tam da bu acı tecrübe sebebiyle, Azerbaycan'daki kız evlatlarımızın karşı karşıya kaldığı bu kısıtlamalar toplumumuzda derin bir yankı uyandırmış ve haklı bir tepkinin doğmasına yol açmıştır." dedi.
"Azerbaycan'da başörtülü kız evlatlarımızın okullardan dışlanmasına sessiz kalmak ikiyüzlülüktür"
Dünyanın neresinde olursa olsun insan hakları ihlallerine ve dini özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı çıkmanın insani sorumluluğun ve kardeşlik hukukunun gereği olduğu belirten Taş "Tüm bunlar yaşanırken, ne yazık ki, Azerbaycanlı bazı siyasi yetkililerin bu vicdani tepkileri 'iç işlerine müdahale' şeklinde nitelendirmesi son derece talihsiz bir yaklaşım olmuştur. Hukuk normları ve evrensel ahlak ilkeleri açıkça ortaya koymaktadır ki, dünyanın neresinde olursa olsun insan hakları ihlallerine ve dini özgürlük kısıtlamalarına karşı çıkmak, bir ülkenin iç politikasına müdahale değil; insani sorumluluğun ve kardeşlik hukukunun doğal bir gereğidir." ifadelerini kullandı.

Afganistan'da kız çocuklarının eğitim hakkına ilişkin gelişmelerin uluslararası kamuoyunda gündeme taşınmasına karşın Azerbaycan'daki başörtülü öğrencilerin durumuna yeterince tepki gösterilmediğinin altını çizen Taş "Bugün küresel kamuoyunun ve bazı uluslararası kuruluşların; Afganistan'da eğitim kurumlarında yapılan düzenlemelere karşı çıkarak kız çocuklarının eğitim hakkından mahrum bırakıldığını iddia edip bu konuyu dünya gündemine taşırken, yanı başımızdaki Azerbaycan'da başörtülü kız evlatlarımızın okullardan dışlanması karşısında derin bir sessizliğe bürünmesi tam bir küresel ikiyüzlülük ve çifte standarttır." şeklinde konuştu.
"Azerbaycan'daki Müslüman kardeşlerimizin inanç ve eğitim haklarını savunmak vicdani borcumuzdur"
Dünyanın farklı bölgelerindeki mazlumların hakları savunulurken Azerbaycan'daki Müslümanların inanç ve eğitim haklarının da savunulması gerektiği kaydeden Taş "Nasıl ki Gazze'de yaşanan soykırıma ses çıkarıyor, Doğu Türkistan'daki asimilasyon politikalarına karşı duruyor, Suriye, Afganistan ve dünyanın muhtelif bölgelerindeki mazlumların haklarını uluslararası platformlarda savunuyorsak; aynı hukuki ve insani sorumlulukla Azerbaycan'daki Müslüman kardeşlerimizin inanç ve eğitim haklarını savunmak da vicdani borcumuzdur." dedi.
Azerbaycan'ın geçmişte Sovyetler Birliği'nin baskı ve yasaklamalarına rağmen İslami kimliğini koruduğu ifade eden Taş "Tarihi gerçekler göstermektedir ki, Azerbaycan Kafkas İslam Ordusu'nun duası ve fedakârlığıyla ayağa kalkmış; Sovyetler Birliği döneminin 70 yıllık ağır ve sistemli baskılarına, camilerin kapatılmasına ve dini eğitimin yasaklanmasına rağmen İslami kimliğini ve manevi değerlerini muhafaza etmeyi başarmış köklü bir medeniyetin temsilcisidir. Kızıl Ordu'nun asimilasyon politikalarına boyun eğmeyen bu aziz halkın evlatlarına günümüzde başörtüsü yasağı uygulanması; tarihi mirasa, sosyolojik gerçekliğe ve ortak medeniyet değerlerimize ihanettir." diye belirtti.
"Cumhurbaşkanımız başörtülü öğrencilere yönelik bu haksız uygulamaya karşı gerekli girişimlerde bulunmalı"
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihi, dini ve kültürel bağlara dikkat çeken Taş, Cumhurbaşkanı ve devlet yetkililerine çağrıda bulunarak "Bilindiği üzere Türkiye ile Azerbaycan hem köklü İslami ve tarihi bağlarıyla hem de sarsılmaz duygusal ortaklığıyla birbirine yakın iki kardeş ülkedir. Her iki ülkenin devlet yönetimleri de son derece yakın ve güçlü bir diyalog içerisindedir. Bu doğrultuda, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve devlet yetkililerinin, Azerbaycan makamları ile olan bu bağlarından ve aralarındaki kardeşlik hukukundan doğan nüfuzlarını kullanarak başörtülü öğrencilerimize yönelik bu haksız uygulamanın ve zulmün bir an önce son bulması adına diplomasi ve kardeşlik zemininde gerekli girişimlerde bulunmalarını istirham ediyoruz." dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümete de çağrıda bulunan Taş, başörtüsü özgürlüğünün hiçbir şüpheye ve geriye dönüşe mahal bırakmayacak şekilde anayasal güvence altına alınması çağrısında bulunarak "Uzun yıllar başörtüsü engelinin acı faturasını yaşamış ülkemizde başörtüsü özgürlüğü maalesef hâlâ Anayasal bir güvence altına alınmış değildir. Mevcut serbestliğin idari karar ve yönetmeliklerle adeta pamuk ipliğine bağlı olması, yarın bir gün keyfi uygulamalarla yeniden benzer engellerin çıkarılabilme riskini barındırmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümet, başörtüsü özgürlüğünü hiçbir şüpheye ve geriye dönüşe mahal bırakmayacak şekilde Anayasa güvencesi altına almalıdır." ifadelerini kullandı.
Diyarbakır İslami Sivil Toplum Kuruluşları adına basın açıklamasını okuyan İdeal Eğitim Vakfı Genel Başkanı Fatih Taş, son olarak şunları kaydetti:
"Unutulmamalıdır ki, zulüm ile abad olunmaz. Bu doğrultuda, Azerbaycan makamlarını evrensel insan haklarına, uluslararası hukuk normlarına ve kardeşlik hukukuna uygun hareket etmeye; okul kapılarındaki yasakçı uygulamalara derhal son vererek kız öğrencilerimizin mağduriyetlerini gidermeye davet ediyoruz." (İLKHA)