Erkeklerde prostat kanseri riski hangi yaşta artıyor? Uzmanından önemli uyarılar

Batman'da özel bir hastanede görev yapan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ekrem Yıldırak, İLKHA muhabirine verdiği röportajında, prostat hastalıkları, prostat büyümesi ile prostat kanseri arasındaki farklar, risk faktörleri ve erken teşhisin önemi hakkında değerlen

Batman'da özel bir hastanede görev yapan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ekrem Yıldırak, İLKHA muhabirine verdiği röportajında, prostat hastalıkları, prostat büyümesi ile prostat kanseri arasındaki farklar, risk faktörleri ve erken teşhisin önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Prostat hastalıklarının her yaşta görülebileceğini ifade eden Yıldırak, özellikle prostat kanserinin erken dönemde belirti vermeyebildiğini ve düzenli kontrollerin hastalığın erken tespit edilmesinde önemli rol oynadığını söyledi.

Prostat büyümesi ve prostat kanseri farklı hastalıklar olsa da bazı durumlarda aynı kişide birlikte görülebiliyor. Uzmanlar, özellikle belirli yaşlardan sonra düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi ve şikâyet olmasa bile erken teşhis amacıyla üroloji uzmanına başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Ekrem Yıldırak

"Prostatın görevi ve hastalıkların görülme yaşı"

Prostatın erkek üreme sisteminin önemli organlarından biri olduğunu belirten Yıldırak, organın işlevi ve prostat hastalıklarının görülme yaşı hakkında şu bilgileri verdi:

"Prostat, bütün erkeklerde bulunan ve idrar kesesinin hemen çıkışında, idrar kanalının etrafını saran bir organdır. Bu organın görevi, meninin içerisine katılan bazı salgıları üretmektir. Bu salgılar, menideki spermlerin hareketliliği ve beslenmesi başta olmak üzere çeşitli işlevlere yardımcı olur. Prostat hastalıkları her yaşta görülebilmekle birlikte, özellikle iyi huylu prostat büyümesi ve prostat tümörleri açısından 45 yaşından sonra belirtiler ortaya çıkmaya başlayabilir. Bu durum, prostatın normalden daha fazla büyümesi ve idrar yolunu tıkaması şeklinde görülebilir. Ancak prostat enfeksiyonları da dâhil olmak üzere prostat hastalıkları her yaşta ortaya çıkabilir."

"Aile öyküsü prostat kanserinde önemli risk faktörü"

Prostat kanserinde aile öyküsünün önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Yıldırak "Özellikle prostat kanserinde aile öyküsü, en önemli risk faktörlerinden biridir. Bu durum genetik faktörler kapsamında değerlendirilebilir. Aile öyküsü, prostat büyümesi açısından da önemli bir risk faktörüdür. Prostat büyümesi ile prostat kanseri birbirinden çok farklı hastalıklardır. Ancak her iki hastalık aynı kişide aynı anda görülebilir. Prostat kanseri, çok küçük prostatlarda da çok büyük prostatlarda da ortaya çıkabilir." dedi.

"Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir"

Prostat kanserinin görülme sıklığındaki artışta yaşam süresinin uzamasının ve gelişen tanı yöntemlerinin etkili olduğunu belirten Yıldırak, hastalığın ilerleyen evrelerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.

"Günümüzde prostat kanserinin yaygınlığı artmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, erkeklerin beklenen yaşam sürelerinin uzamasıdır. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte prostat kanserinin görülme sıklığı da artmaktadır. Ayrıca yeni görüntüleme ve tanı yöntemleri sayesinde bu hastalıklar daha fazla tespit edilebilmektedir. Prostat kanseri erken dönemde genellikle belirti vermez. İleri evrelerde ise kanserin kemiklere yayılması sonucu kemik ağrıları ortaya çıkabilir. Ayrıca böbreklerde meydana gelen hasara bağlı belirtiler de görülebilir. Hastalık tedavi edilmediğinde, diğer birçok kanser türünde olduğu gibi ileri evrelerde yaşamı tehdit edebilir."

"40 ve 50 yaşından sonra düzenli kontrol uyarısı"

Prostat kanserinin erken evrede belirti vermemesinin düzenli kontrolleri daha önemli hâle getirdiğini belirten Yıldırak "Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerin 40 yaşından sonra, aile öyküsü bulunmayan erkeklerin ise herhangi bir şikâyeti olmasa bile 50 yaşından sonra düzenli olarak, yılda bir kez kontrole gitmesi gerekir. Prostat kanserinin erken dönemlerinde işeme fonksiyonları genellikle fazla etkilenmez. Prostat büyümesi durumunda ise idrar yapma fonksiyonları etkilenebilir. Prostat kanseri ile prostat büyümesi farklı hastalıklar olduğu için işeme problemleri daha çok prostat büyümesine bağlı olarak görülür. Prostat kanserinde ise idrar yapma sorunları her zaman belirgin olmayabilir." ifadelerini kullandı.

"Erken teşhis tedavi seçeneklerini artırıyor"

Prostat kanserinin erken evrede tespit edilmesinin tedavi süreci açısından önemli avantajlar sağladığını ifade eden Yıldırak, hastalığın evresine göre farklı tedavi yöntemlerinin uygulanabildiğini belirterek erkeklere düzenli kontrol çağrısında bulundu.

"Prostat kanseri erken evrede tespit edildiğinde tedavi seçenekleri daha kolay uygulanabilir. Tedavide ilk seçeneklerden biri ameliyat, diğer bir seçenek ise ışın tedavisidir. İleri evrelerde ise kemoterapi veya akıllı ilaçlar gibi farklı tedavi yöntemleri devreye girebilir. Özellikle ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerin 40 yaşından sonra, aile öyküsü bulunmayanların ise 50 yaşından sonra düzenli olarak üroloji polikliniğinde kontrol yaptırmaları önerilir. Erken teşhis hayat kurtarır." (İLKHA)