Gaziantep'te domates hasadı sürerken, üreticilerin artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle yaşadığı sorunlar gündemdeki yerini koruyor. Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, domates üreticisinin tarlada verdiği emeğin karşılığını ala
Gaziantep'te domates hasadı sürerken, üreticilerin artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle yaşadığı sorunlar gündemdeki yerini koruyor.
Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, domates üreticisinin tarlada verdiği emeğin karşılığını alamadığını belirterek, üretim maliyetleri ile tüketici fiyatları arasındaki makasa dikkat çekti.
"Kırk beş derece sıcaklığın altında çalışmayı gördük"
Çolak, domates üreticisinin gübre, ilaç, mazot ve işçilik başta olmak üzere yüksek maliyetlerle üretim yaptığını, buna rağmen ürününü düşük fiyatla satmak zorunda kaldığını ifade ederek "Emeği gördük, masrafı gördük, işçiliği gördük. Kırk beş derece sıcaklığın altında çalışmayı gördük. Meyve birinci sınıf olarak meydana gelmiş; bunun sevincini yaşamamız gerekirken hale götürdüğümüzde kilogramını sadece 8 liraya satıyoruz." dedi.
"Bir işçinin yevmiyesi bin 200 lira"
Domates hasadında işçilik maliyetinin de üreticinin yükünü artırdığını belirten Çolak, bir işçinin günlük yevmiyesinin bin 200 liraya ulaştığını ifade etti.
İşçinin kendi maliyetini karşılayabilmesi için yaklaşık 150 kilogram domates toplaması gerektiğini belirten Çolak, 45 derece sıcaklık altında çalışan işçilerin ve çiftçilerin emeğinin karşılığının verilmesi gerektiğini dile getirerek, "Bugün bir işçinin yevmiyesi bin 200 lira. Bir işçinin kendi maliyetini karşılayabilmesi için yaklaşık 150 kilogram domates toplaması gerekiyor. Bakınız, 45 derece sıcaklığın altında çiftçilerimiz çalışıyor. Bunun karşılığını mutlaka görmemiz lazım." ifadelerini kullandı.

"Gübresi var, ilacı var, mazotu var, işçisi var, alın teri var "
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının kabul edilemez boyuta ulaştığını belirten Çolak, domatesin tarlada ve halde düşük fiyattan satılırken market ve manavlarda çok daha yüksek fiyatlara ulaştığını söyleyerek, "Ben özellikle sahayı gezdim, marketleri ve manavları gezdim. 45 liranın altında domates yok. Çiftçi üretiyor; gübresi var, ilacı var, mazotu var, işçisi var, alın teri var. Ürününü 8 liraya satıyor. Hale, markete, manava gittiğinde vatandaş bunu en az 45 liradan, büyük marketlerde ise 60 liradan tüketmek zorunda kalıyor." şeklinde konuştu.
"Çiftçinin köyde kalması için öncelikle üretimden para kazanması gerekir"
Çiftçinin köyde kalması için öncelikle üretimden para kazanması gerektiğini vurgulayan Çolak, sürekli zarar eden üreticinin zamanla tarımdan uzaklaştığını ifade ederek, "Burada çiftçiye 'Köyde kal' deniliyor. Çiftçi nasıl köyde kalacak? Çiftçinin köyde kalabilmesi için öncelikle para kazanması, emeğinin karşılığını alması gerekiyor. Çiftçi bir yıl zarar ediyor, bir önceki yıl zarar ediyor, ondan önceki yıl yine zarar ediyor. Her zarar ettiğinde çiftçi biraz daha köyden uzaklaşıyor." dedi.

Ali Çolak
"Gençler tarımdan uzaklaşıyor"
Tarım sektöründe üretici yaşının giderek yükseldiğine dikkat çeken Çolak, gençlerin tarıma ilgi göstermediğini kaydederek,"TÜİK'ten aldığımız verilere göre çiftçinin yaş ortalaması şu anda 58,5 civarında. Biz sahada bunun daha da üzerinde olduğunu tahmin ediyoruz. Bakınız, sahada neredeyse bir tane genç çiftçi yok. Çiftçiyi köyde tutabilmemiz için maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyor." dedi.
"Çiftçiye mazot desteği verilmeli"
Çiftçinin en önemli girdi maliyetlerinden birinin mazot olduğunu belirten Çolak, üretimin sürdürülebilmesi için mazot desteğinin artırılması gerektiğini söyledi.
Çiftçiye daha uygun fiyatla, hatta vergisiz mazot verilmesi gerektiğini ifade eden Çolak, tarımsal üretimde kullanılan mazot maliyetinin üreticiyi zorladığını belirttirek, "Çiftçiye yeşil mazot verilmesi lazım. Yatlara, katlara nasıl mazot desteği veriliyorsa çiftçiye de mazotun çok daha uygun fiyatla, hatta vergisiz verilmesi gerekiyor. Biz bugün 83 liradan mazot alıp bu domates bahçelerini suluyoruz." açıklamasını yaptı.
"Beş yıl sonra tarlaları ekecek çiftçi bulamayacağız"
Çiftçinin kâr edememesinin gençlerin tarıma yönelmesinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu dile getiren Çolak, gençlerin tarımda tutulamaması halinde üretimin geleceğinin tehlikeye gireceği uyarısında bulundu.
Çiftçinin sürekli zarar etmesi durumunda çocuklarını da tarımda tutamayacağını belirten Çolak, 'Köyde kalın' çağrılarının ekonomik koşullar düzeltilmeden sonuç vermeyeceğini ifade ederek "Çiftçiye kar ettirilmediği takdirde gençlere ne kadar çağrı yaparsanız yapın, ne kadar 'Köyde ev yapacağız.' derseniz deyin, çiftçi kar etmediği zaman çocuğunu yanında tutmaz. Gençler de tarıma rağbet göstermez. Önümüzdeki yıllarda bugün ekilen tarlalara baktığımızda, mevcut çiftçilerin yaşını da düşündüğümüzde belki beş yıl daha tarım yapabilecekler. Genç nesil arkadan gelmediği takdirde beş yıl sonra bu tarlaları ekecek çiftçi bulamayacağız." ifadelerini kullandı.
"Birinci öncelik çiftçiye kâr ettirmek olmalı"
Devletin tarım politikalarında çiftçinin karlılığını öncelik haline getirmesi gerektiğini belirten Çolak, "Devletimizin bunun çaresine bakması lazım. Ne yapacak? Çiftçiye kâr ettirecek. Çiftçi kâr etmediği takdirde kesinlikle tarımda kalmaz. Hiçbir yatırımcı kâr etmediği bir işe bir sene daha, bir sene daha devam etmez. Biz yirmi yıldan beri, otuz yıldan beri her sene 'Önümüzdeki sene inşallah kar edeceğiz.' diyoruz. Ama hep zarar ediyoruz. Bizim de artık buramıza kadar geldi. Artık yeter." şeklinde konuştu.
Çolak, çiftçinin ürününü düşük fiyata satarken şehir merkezindeki tüketicinin aynı ürünü çok daha yüksek fiyatlarla almak zorunda kalmaması gerektiğini belirterek şöyle devam etti: "Burada hükümetimizin çiftçilerimize hatırı sayılır bir destek vermesi gerekiyor. Birinci öncelik çiftçiye kar ettirmek olmalıdır. Ben ürünümü 8 liraya satarken şehir merkezindeki vatandaş bunu 40-50 liraya tüketmemeli. Ben en az 15 liraya satabilmeliyim, vatandaş da bunu 20 liraya tüketebilmeli. Burada aracılarla ilgili düzenleme yapılması gerekiyor."

"Aracı kazanıyor, çiftçi masraf ediyor"
Çiftçinin zarar ettiğini, buna karşılık bazı aracılık noktalarında kar elde edildiğini ifade eden Çolak, sistemde düzenleme yapılması gerektiğini dile getirerek, "Aracı kazanıyor, çiftçi masraf ediyor. Zarar eden çiftçi, emek veren çiftçi; kar eden ise manav, market ve haldeki komisyoncular oluyor. Bunun önüne geçilmesi lazım." dedi.
"Mazot ve gübre desteği mevcut haliyle üreticinin maleyetini karşılamıyor"
Mazot ve gübre desteğinin mevcut haliyle üreticinin gerçek maliyetlerini karşılamadığını savunan Çolak, destekleme sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini ifade ederek, "Mazot desteği de temel destek adı altında değiştirildi. Eskiden mazot-gübre desteği vardı. Şimdi bunların nasıl hesaplandığını anlamıyorum. Bir dekar buğday tarlasına yaklaşık 8,5 litre mazot gidiyor. Bunu bizden sormuyorlar. Ankara'dakiler veya buradaki yetkililer 'Şu kadar mazot kullanılıyor.' diye hesaplama yapıyorlar. Tarlanın nasıl sürüldüğünü, kaç litre mazot harcandığını bilmiyorlar; buna göre destek veriliyor." ifadelerini kullandı.
"Verilen destek karşılığını karşılamıyor"
Çiftçiye mazot ve gübre maliyetlerinin yarısının destekleneceğinin söylendiğini ancak uygulanan desteğin gerçek maliyetleri karşılamadığını belirten Çolak, destek ödemelerinin bir sonraki yıl yapılmasının da üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi.
Çolak, "Bize 'Mazotun yüzde 50'si sizden, yüzde 50'si bizden; gübrenin yüzde 50'si sizden, yüzde 50'si bizden.' denildi. Ama verilen destek bunun karşılığını karşılamıyor. Üstelik aldığımız destekle bir önceki yılın desteğini bir yıl sonra alıyoruz. Böyle olur mu?" şeklinde konuştu.
"Çiftçinin parasının eylül ayında hesabına yatması lazım"
Destek ödemelerinin zamanında yapılmasının üreticinin yeni sezon hazırlıklarını sürdürebilmesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Çolak, "Benim çiftçimin parasının eylül ayında hesabına yatması lazım. Aksi durumda çiftçi bu arazileri ekemez duruma gelir "Bugün mazotun litresi 83 lira. Bu maliyetlerle çiftçinin üretime devam etmesi her geçen gün daha da zorlaşıyor." dedi. (İLKHA)