Gazze'de 1000'inci gün soykırıma karşı Mardin'de basın açıklaması düzenlendi

Cuma çıkışı Şakir Nuhoğlu Camii'nde düzenlenen basın açıklamasına sivil toplum kuruluşları temsilcileri, partililer ve vatandaşlar katılım gösterdi. Basın açıklamasını Mardin Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Dönem Sözcüsü Kadir Üründü okudu. Üründü, Gaz

Cuma çıkışı Şakir Nuhoğlu Camii'nde düzenlenen basın açıklamasına sivil toplum kuruluşları temsilcileri, partililer ve vatandaşlar katılım gösterdi.

Basın açıklamasını Mardin Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Dönem Sözcüsü Kadir Üründü okudu.

Üründü, Gazze'de 1000 gündür devam eden soykırıma dikkat çekerek, Gazze'de işgal rejimi tarafından uluslararası hukukun çiğnendiğini, milletlerarası antlaşmaların yok sayıldığını, hiçbir ahlaki ve hukuki sınır tanımadan havadan, karadan ve denizden bombardımana tabi tutulduğunu vurguladı.

Aksa Tufanı'ndan bu yana 100 bin civarında Gazzeli Müslümanların şehit edildiğini belirten Üründü, "Tam 1000 gün oldu. Tam bundan 1000 gün önce siyonist israil çeteleri, başta ABD olmak üzere küresel güçleri arkasına alarak Gazze’deki vahşi katliamlarını seriye bağladılar. siyonist israil tarafından uluslararası hukuk çiğnendi, milletlerarası antlaşmalar yok sayıldı, hiçbir ahlaki ve hukuki sınır tanımadan Gazze’yi havadan, karadan ve denizden bombardımana tabi tuttular. Yüzbinlerce bina yerle bir edildi, su kaynakları, gıda ambarları, zeytinlikler, çocuk parkları, okullar, hastaneler, Birleşmiş Milletler çalışma ofisleri bombalandı, alt yapı çökertildi ve 2 milyon insan evinden-yurdundan sürüldü. 100 bin civarında Gazzeli masum kardeşimiz şehit edildi, 200 yüz binden fazla kişi de yaralandı. Yaralıların ve hastaların tedavisi engellendi ve daha da ötesi, insani yardımlardan bile mahrum bırakıldılar… Ama izzet ve onur abidesi Gazze halkı, siyonist çetelere teslim olmadı. Zillet içinde diz çökmektense, izzet içinde şehid olmayı tercih etti." şeklinde konuştu.

"Şanlı direniş bütün dünya mazlumları için bir cesaret ve motivasyon kaynağı olacaktır"

Gazze'deki kararlı direnişe dikkat çeken Üründü, "Tarihte yaşanan kimi olaylar bir milad olarak, bir sembol ve nişane olarak unutulmayacak izler bırakır. Bu izler mazlumlar ve kimsesizler için, haklı davalarına sadakatin ve ödenen ağır bedellerin ödülü olarak insanlık hafızasına nakşedilir. İnançlarından dönmedikleri için ateş çukurlarına atılarak yakılan Ashab-ı Uhdud. Tevhid inancından vazgeçirmeye zorlanan Hazreti İbrahim'in ateş çemberine maruz bırakılmasına rağmen şirke ve Nemrut'da direnmesi, Hazreti Muhammed aleyhisselam ve ashabının başta Mekke müşrikleri olmak üzere birleşik güçlere karşı Bedir ve Uhud’ta destansı direnişleri, Çanakkele’de iman ve istiklal aşkına sergilenen zorlu savunma. Kurtuluş savaşında işgalci 7 düvele karşı, her türlü kıtlık ve yokluğa rağmen Kuvayı Milliye’nin tarihi direnişi, Sırp ve Hırvat çetelerine karşı Boşnak halkının her türlü yalnızlık ve ihanete rağmen şanlı direnişleri gibi müstesna tarihi olayları nasıl unutulmadıysa; bu hadiseler nasıl ki mazlumların ve kimsesizlerin cesaret ve karalılığını besledi ise Gazze halkının destansı direnişi ve haklı davaları için maruz kaldıkları ağır bedeller de asla unutulmayacaktır. Bu şanlı direniş bütün dünya mazlumları için bir cesaret ve motivasyon kaynağı olacaktır." ifadelerini kullandı.

"56 İslam ülkesi olmak üzere, devletler düzeyinde maalesef yeterli tepki verilmedi"

Onlarca İslam ülkelerin bu konudaki sessizliğini eleştiren Üründü, "Soykırımcı israil ve yardakçıları için, zalim ve işgalci güçler için de ebedi bir zillet ve lanet vesilesi olacaktır. siyonist çeteler ve onlara yardım edenler ile bu ağır cürümler karşısında kör, sağır ve dilsiz kalanlar da alınlarındaki kara bir leke kalacaklardır. Buna binaen, Gazze direnişinin sembol isimleri ve mekanları bundan böyle, doğan çocuklarımıza isim olmalı. İşyerlerimize, mekanlarımıza, meydanlarımıza, cadde ve sokaklarımıza tarihi Gazze destanını hatırlatacak adlar, semboller ve işaretler verilmelidir. Dünya’nın dört bir yanından, farklı ülke ve coğrafyalarından, farklı dil,  din, mezhep, kültür, ve etnik mensubiyeti olan vicdan ve adalet sahibi insanlar Gazze’nin haklı ve onurlu mücadelesine destek vermek ve bu mazlumların sesini dünyaya duyurmak için ölümü göze alarak, defalarca karadan ve denizden yol alarak duruş sergilediler. İşte bu duruş, Gazze’lilerin haklı davasının ve onurlu mücadelesinin küresel düzeyde vicdanlarda ve halkların nezdinde kabul ve destek görmesidir. Ancak başta 56 İslam ülkesi olmak üzere, devletler düzeyinde maalesef yeterli tepki verilmedi. Tarih, hiç kuşku yok ki vicdanlı halkları da susan devlet ve hükümetleri de not etmektedir." ifadelerini aktardı.

"Boykot uygulanmasına özenle ve ısrarla devam edilmelidir"

Boykota da değinen Üründü, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şehirleri yerle bir ederek ve insanlarını katlederek teslim alamadıkları Gazze’yi masa başında sergiledikleri hile ve kurnazlıklarla mağlup etmeye çalışıyorlar. Düşük yoğunluklu ve lokal saldırılarla israil ve ABD dünya kamuoyunu oyalamak ve uyutmak istiyor. Buna karşı teyakküz halinde olmalıyız. Küresel işgal ve saldırganlığa karşı küresel direniş ve dayanışmayı sürdürmeliyiz. İnsanlık suçu işlediği Uluslararası Adalet Divanı tarafından tescillenen soykırımcı israile karşı uluslararası hukukun işletilmesi ve soykırımcı siyonistlerin cezalandırılması için bütün devlet ve hükümet yetkililerinin harekete geçmesi sağlanmalıdır. israil ile diplomatik, siyasi, askeri ve her türlü ilişkinin sonlandırılması ve uluslararası toplumdan izole edilmesi için çabalar artırılmalıdır. Soykırımcı israilin ve işbirlikçilerinin şirket ve firmalarının ürettikleri ürünlere boykot uygulanmasına özenle ve ısrarla devam edilmelidir. Roman, hikaye, şiir, müzik, tiyatro, sinema ve dizi film gibi sanat ve edebiyat alanında soykırımcı israilin barbarlığı ve onurlu Gazze halkının haklı direnişi etkin ve yaygın şekilde işlenmelidir. Bütün dualarımızda, etkinliklerimizde ve gündemimizde Gazze destanı hatırlanmalı ve anılmalıdır. Bundan bin gün önce israilin başlattığı haksız, hukuksuz ve vahşi saldırıları karşısında mazlum ve onurlu Gazze halkının yalnızlaştırılmasına, unutulmasına ve kendi haline bırakılmasına asla izin vermeyeceğiz." (İLKHA)