The Guardian tarafından yayımlanan kapsamlı soruşturmaya göre, Trump yönetimi döneminde açlık grevine başlayan en az 10 göçmenin iradesi dışında zorla tıbbi müdahaleye tabi tutulması için sessizce hukuki süreç işletildi. Soruşturmaya göre, 2025 ve 2026 yı
The Guardian tarafından yayımlanan kapsamlı soruşturmaya göre, Trump yönetimi döneminde açlık grevine başlayan en az 10 göçmenin iradesi dışında zorla tıbbi müdahaleye tabi tutulması için sessizce hukuki süreç işletildi.
Soruşturmaya göre, 2025 ve 2026 yıllarında en az üç göçmen zorla beslenirken, iki kişinin daha benzer uygulamalara maruz kaldığı değerlendiriliyor. Beş göçmenin ise zorla müdahale tehdidi nedeniyle açlık grevini sonlandırdığı belirtiliyor.
İnsan hakları örgütleri tarafından uzun süredir işkence veya kötü muamele kapsamında değerlendirilen zorla besleme uygulamasının, ICE'nin artan gözaltı politikalarıyla birlikte daha sistematik hale geldiği aktarılıyor.
Mahkeme kayıtları ve çok sayıda tanık beyanına dayandırılan soruşturmaya göre, uygulamalar yalnızca zorla beslemeyle sınırlı kalmadı. Açlık grevcilerine damar yoluyla zorunlu sıvı verilmesi, rızaları dışında kan alınması ve idrar örneği toplanması gibi işlemlerin de gerçekleştirildiği açıklandı.
En dikkat çeken vakalardan birinde, Teksas'taki Port Isabel Gözaltı Merkezi'nde tutulan Kürt bir sığınmacının yaklaşık sekiz ay boyunca zorla beslendiği, uygulamanın ancak sınır dışı edilmesiyle sona erdiği aktarıldı. Aynı merkezde bulunan başka bir göçmenin ise yaklaşık altı ay boyunca benzer müdahalelere maruz kaldığı ifade edildi.
Florida'daki Krome Gözaltı Merkezi'nde tutulan bir başka göçmene de yaklaşık üç ay boyunca zorla tıbbi müdahale uygulandığı belirtilirken, Washington ve Teksas'taki iki ayrı merkezde de benzer vakaların yaşandığı kaydedildi.
Soruşturmaya göre, İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), bu işlemler için federal mahkemelerden hızlandırılmış kararlar aldı. Ancak incelenen altı dosyada göçmenlerin mahkemelerde herhangi bir avukat tarafından temsil edilmediği, çoğu zaman kararların göçmenler itiraz edemeden verildiği ifade edildi.
Hak savunucuları, özellikle İngilizce bilmeyen ya da ABD hukuk sistemine yabancı göçmenlerin fiilen savunma hakkından mahrum bırakıldığını savunurken, süreçlerin büyük ölçüde gizli yürütülmesinin olası hak ihlallerini görünmez hale getirdiğini belirtiyor.
Göçmen hakları avukatı Eunice Cho, Trump yönetiminin açlık grevindeki göçmenlere karşı zorla besleme kararlarına başvurmasının, göçmenlere yönelik sert politikaların yeni bir örneği olduğunu belirterek uygulamaları ağır sözlerle eleştirdi.
Colorado Üniversitesi Biyoetik Merkezi Direktörü Dr. Matthew Wynia ise bilinçli bir hastanın açık iradesine rağmen zorla tedavi uygulanmasının tıbbi etik ilkeleriyle bağdaşmadığını söyledi. Wynia, açlık grevindekilerin intihar amacı taşımadığını, ellerindeki tek protesto aracını kullandıklarını vurgulayarak sağlık çalışanlarının devlet adına baskı aracına dönüştürülmesinin tehlikeli bir emsal oluşturacağı uyarısında bulundu.
Mahkeme kayıtlarına göre ICE yetkilileri ise müdahalelerin gözetimleri altındaki kişilerin yaşamını korumak, gözaltı merkezlerinde düzeni sağlamak ve olası güvenlik sorunlarını önlemek amacıyla gerekli olduğunu savundu. Belgelerde ayrıca bir açlık grevcisinin yaşamını yitirmesinin kurumun kamuoyu algısını olumsuz etkileyebileceğine ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı aktarıldı.
Öte yandan DHS ve ICE, The Guardian'ın soruşturmadaki sorularına herhangi bir yanıt vermedi. Soruşturma ayrıca kurumun 2026 mali yılı için açlık grevleriyle mücadele kapsamında ekipman ve tıbbi malzemelere yaklaşık 169 bin dolar bütçe ayırmayı planladığını ortaya koydu.
İnsan hakları savunucuları, göçmen gözaltı merkezlerinde yürütülen bu kapalı süreçlerin bağımsız denetimden uzak olması nedeniyle zorla tıbbi müdahalelerin gerçek boyutunun hâlâ bilinmediğine dikkat çekerek, ICE'nin uygulamalarına ilişkin şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu. (İLKHA)