Gölgedeki komutan: Muhammed Deyf’in hayatı, mücadelesi ve mirası

Filistin direniş hareketinin sembol isimlerinden biri olan Deyf, yıllar boyunca basının önüne çıkmadan, görüntü vermeden ve kimliğini gizleyerek yürüttüğü faaliyetleri nedeniyle uluslararası basında "gölge komutan" olarak tanımlandı. Siyonist rejimin ist

Filistin direniş hareketinin sembol isimlerinden biri olan Deyf, yıllar boyunca basının önüne çıkmadan, görüntü vermeden ve kimliğini gizleyerek yürüttüğü faaliyetleri nedeniyle uluslararası basında "gölge komutan" olarak tanımlandı.

Siyonist rejimin istihbarat birimleri tarafından en öncelikli hedeflerden biri olarak gösterilen Deyf, onlarca yıl süren takip ve suikast girişimlerine rağmen Kassam Tugayları'nın askeri yapılanmasının başında kaldı.

Aralarında İzzeddin el-Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri gibi 12 direniş grubunun oluşturduğu Ortak Operasyon Odası'nın genel komutanlığını yapan Deyf, konuştuğu ile değil daha çok yaptıkları ile adından söz ettirdi.

Üstün askeri yeteneği ve stratejik hamleleri ile Gazze direnişinin en etkili komutanlarından biri olarak öne çıkan İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed Deyf, Filistin direniş tarihinin en fazla takip edilen şahsiyetleri arasında yer aldı.

Yıllar boyunca gizlilik prensibiyle hareket eden Deyf, askeri alanda geliştirdiği yöntemlerle sadece Filistin sahasında değil, uluslararası basında da hakkında en fazla haber yapılan isimlerden biri oldu. Siyonist rejim güvenlik kurumları, onu Gazze'deki askeri kapasitenin gelişiminde kilit isimlerden biri olarak değerlendirdi.

Filistinli direniş gruplarının 7 Ekim’de işgal rejimine yönelik başlattığı Aksa Tufanı operasyonu, sadece siyonist rejimle ilgili algıları yıkmadı. Kartondan kaplan rejimin ve destekçilerinin yıllar yılı Müslümanlara aşıladığı ümitsizlik prangalarını da kırdı.

İslam düşmanı şer cephenin yoğun silah ve istihbarat desteği verdiği, dünyanın dört bir yanından destekçilerin yardımına koştuğu işgal rejimi, Gazze’nin tünellerinde büyük bir direnişle karşı karşıya kaldı.

Mukaddes belde Kudüs’ün özgürlüğü ve Filistin’in kurtuluşu için mücadele eden direniş yapılanmasının askeri lideri Deyf, 2021 yılındaki Kudüs’ün Kılıcı operasyonuyla Filistin direniş tarihinde yeni bir dönemin kapısını araladı.

Bu süreçte direniş grupları, yalnızca saldırılara karşılık veren bir yapı olmadığını, gerektiğinde stratejik operasyonlar düzenleyebilecek kapasiteye sahip olduğunu gösterdi. Aksa Tufanı operasyonuyla birlikte direniş güçleri, işgal altındaki Filistin topraklarına yönelik kapsamlı bir operasyon başlattı. Operasyon sırasında bazı bölgelerde kontrol sağlandı, bazı siyonistler esir alınarak Gazze’ye götürüldü.

Aksa Tufanı operasyonu, sonraki süreçte bölgedeki askeri ve siyasi dengeleri değiştiren gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçti.

Misafir Muhammed

Gerçek adı Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri’dir. Ebu Halid künyesini kullanan Deyf, Filistinliler arasında "Muhammed Deyf" yani "misafir" anlamına gelen lakabıyla tanındı.

Bu lakabın ortaya çıkışının, 1990’lı yıllarda siyonist rejimin istihbaratından korunmak amacıyla sürekli yer değiştirmesi ve farklı evlerde kalmasından kaynaklandığı aktarılır. Güvenlik nedeniyle hiçbir yerde uzun süre kalmayan Deyf, adeta sürekli misafir olarak yaşadığı için bu isimle anılmaya başladı.

Aksa Tufanı operasyonunun ardından Muhammed Deyf ismi dünya kamuoyunda daha fazla duyuldu. Ancak uluslararası basının yıllarca hakkında haber yaptığı bu komutanın hayatı boyunca çok az görüntüsü yayımlandı. Bu durum, onun bilinçli bir gizlilik politikasıyla hareket ettiğinin en dikkat çekici göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.

Muhammed Deyf, 1965 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’a bağlı el-Kubeybe köyünde dünyaya geldi. Babası Hacı Diyap el-Mısri’nin gözetiminde İslami bir eğitim alan Deyf, gençlik yıllarında Filistin direniş hareketleriyle tanıştı.

HAMAS kurulmadan önce İhvan-ı Müslimin Hareketinin Filistin yapılanması içerisinde yer alan Deyf, 1987 yılında başlayan Birinci İntifada sürecinde aktif rol aldı. HAMAS’ın kuruluşundan itibaren hareket içerisinde faaliyet gösteren Deyf, Filistin direnişinin farklı aşamalarında görev üstlendi.

1989 yılında siyonist rejim tarafından esir alınan Deyf, yaklaşık 16 aylık esaretin ardından serbest bırakıldı. Bu dönemden sonra askeri yapılanma içerisinde daha etkin görevler almaya başladı.

1991 yılında Şehid Salah Şehade öncülüğünde kurulan HAMAS’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın teşkilatlanma sürecinde yer alan Deyf, askeri mühendislik, operasyon planlama ve örgütlenme alanlarında çalışmalar yürüttü.

Filistin direnişinin önemli isimlerinden mühendis Yahya Ayyaş ile birlikte Kassam Tugayları'nın askeri kapasitesinin geliştirilmesi sürecinde rol alan Deyf, 1996 yılında Yahya Ayyaş’ın siyonist rejim tarafından düzenlenen suikastla şehid edilmesinin ardından Kassam Tugayları içerisinde daha belirgin bir konuma yükseldi.

Yaşayan Şehid

2002 yılında İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın kurucusu Salah Şehade’nin siyonist rejim tarafından şehid edilmesinin ardından Muhammed Deyf, Kassam Tugayları'nın askeri komutanlığı görevini üstlendi.

Bundan sonraki süreçte hayatı tamamen gizlilik içinde geçen Deyf, Filistin direnişinin en önemli askeri figürlerinden biri haline geldi. Siyonist rejimin güvenlik birimleri tarafından yıllarca aranan ve "birinci derecede hedef" olarak görülen Deyf, buna rağmen uzun süre yakalanmadan faaliyetlerini sürdürdü.

Uluslararası basında "gölge komutan" olarak tanımlanan Deyf’in en dikkat çekici özelliklerinden biri, yıllarca görüntü vermeden, telefon ve elektronik takip yöntemlerinden uzak durarak hareket etmesiydi. Hakkında çok az bilgi bulunması, hatta uzun yıllar boyunca yalnızca birkaç fotoğrafının ortaya çıkması, onu en gizemli askeri liderlerden biri haline getirdi.

Bütün faaliyetleri büyük gizlilik içinde olan Deyf’in hayatı HAMAS ve İzzeddin el-Kassam Tugayları ile bütünleşmiştir. Kassam Tugayları ne ise Muhammed Deyf de odur.

Tüm hayatını Filistin davasına adadığı belirtilen Deyf, diğer direniş liderleri gibi defalarca suikast girişiminin hedefi oldu. 2001, 2002, 2003 ve 2006 yıllarında kendisine yönelik saldırılar düzenlendi. Helikopterler ve savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırılarda siyonist rejim, hedeflediği sonucu elde edemedi.

Bu saldırılardan birinde ağır yaralandığı, bir gözünü ve bir bacağını kaybettiği iddia edildi. Ancak HAMAS, Deyf’in sağlık durumu hakkında hiçbir zaman ayrıntılı bilgi paylaşmadı. Bu durum, onun hakkında oluşan "yaşayan şehid" tanımlamasını daha da güçlendirdi.

Deyf’in yıllarca hayatta kalması, siyonist rejimin askeri ve istihbarat kapasitesine karşı direniş yapılanmasının güvenlik anlayışının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Siyonist rejimin en gelişmiş takip sistemlerine, hava saldırılarına ve istihbarat operasyonlarına rağmen uzun süre bulunamaması, onun adını Filistin direniş tarihinde özel bir yere taşıdı.

Dünyanın en çok konuştuğu isimlerden biri haline gelen ve işgal rejimi ile ABD’nin arananlar listesinde yer alan Deyf’in bugüne kadar yalnızca birkaç fotoğrafı kamuoyuna yansıdı.

2011 yılında annesi Halime Hanım vefat ettiğinde taziyesine katılmadığı aktarıldı. Bazı Filistinliler ise onun cenazeye kimliğini gizleyerek katıldığını ileri sürdü. 2022 yılında babası Hacı Diyap el-Mısri vefat ettiğinde de HAMAS Siyasi Büro üyeleri cenaze töreninde yer aldı ancak Deyf yine kamuoyu önüne çıkmadı.

Ağustos 2014’te siyonist rejim ile Filistinli gruplar arasında Gazze’de savaş devam ederken, Muhammed Deyf’in ailesinin bulunduğu ev savaş uçakları tarafından bombalandı.

Saldırıda Muhammed Deyf’in eşi Vidad Asfura, kızı Sare ve 7 aylık oğlu Ali şehid edildi.

Siyonist rejim saldırının hedefinin Muhammed Deyf olduğunu açıkladı. Dönemin siyonist rejim askeri istihbarat yetkilileri, saldırıda ağır bombalar kullanıldığını ve Deyf’in hedef alındığını duyurdu. Ancak saldırıdan sağ kurtulması, onun yıllarca devam eden gizlilik ve güvenlik yöntemlerinin bir başka örneği olarak değerlendirildi.

Bazı analizlerde ise saldırının yalnızca Deyf’i hedef almakla kalmadığı, ailesinin de hedef alınarak direniş lideri üzerinde psikolojik baskı oluşturulmaya çalışıldığı ifade edildi.

Saldırı sonrası Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde yaptığı açıklamada, "Ateşkes girişimi düşük yaptı ve bugün şehid edilen Ali ed-Deyf ile birlikte defnedildi." ifadelerini kullandı.

Deyf’in ailesinin verdiği kayıplar, onun direniş çizgisinden vazgeçmediğinin bir göstergesi olarak sıkça dile getirildi. Kayınvalidesi de saldırı sonrası yaptığı açıklamada, "Ben kızımı o büyük komutana verirken elbette bütün bunların hesabını yapmıştım." ifadeleriyle ailesinin bu yoldaki kararlılığını anlattı.

Düşmanını çok iyi tanıyordu

İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın kurulduğu 1991 yılından itibaren siyonist rejimin hedefinde olan Deyf, yıllar boyunca düşmanının askeri kapasitesini, istihbarat yöntemlerini ve zayıf noktalarını analiz eden bir komutan olarak tanımlandı.

30 yılı aşkın süre boyunca siyonist rejimin en önemli hedeflerinden biri olan Deyf, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Aksa Tufanı operasyonunun duyurusunu yapan isim oldu.

Uzman değerlendirmelerinde, operasyonun yalnızca askeri bir saldırı olmadığı, uzun yıllar boyunca Gazze’de oluşturulan askeri yapılanmanın, istihbarat ağlarının ve operasyon kabiliyetlerinin sonucu olduğu belirtildi.

Deyf, 2017 yılında HAMAS’ın Gazze sorumluluğuna getirilen Yahya Sinvar ile birlikte hareket etti. Askeri ve siyasi kanat arasında kurulan koordinasyonun, Filistin direnişinin stratejisinde önemli bir unsur olduğu ifade edildi.

Ortadoğu uzmanı Filistinli gazeteci Abdulbari Atvan da konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

"Geçtiğimiz yıllar boyunca Filistin milleti, güçlü, bilgili ve düşmanını iyi tanıyan bir liderlik eksikliğinden kaynaklanan büyük bir boşluktan acı çekti. Ancak gelinen aşamada Yahya Sinvar ve İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın komutanı Muhammed Deyf, Filistinliler için bu liderliği oluşturmayı başardı. Bu iki kişinin öne çıkan özelliklerinden biri de siyonist düşmanı çok iyi tanımalarıdır."

Az konuşur çok iş yapardı

HAMAS hareketinin kuruluşundan bu yana Filistin özgürlük mücadelesinin içerisinde yer alan Muhammed Deyf, kamuoyunun karşısına çok az çıkan, açıklamalarını genellikle ses kayıtları aracılığıyla yapan bir komutan olarak bilindi.

Yıllar boyunca görüntü vermekten kaçınan Deyf, askeri liderliğini sessizlik ve gizlilik üzerine kurdu. Uluslararası basında hakkında yapılan değerlendirmelerde, onun en belirgin özelliklerinden birinin "görünmeden etkili olabilmek" olduğu vurgulandı.

Sahadaki etkisi, yaptığı açıklamaların sayısından çok aldığı kararlar ve uygulanan operasyonlarla ölçüldü. Bu nedenle Filistinliler arasında "az konuşan, çok iş yapan komutan" olarak anıldı.

Aralarında İzzeddin el-Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri gibi 12 direniş grubunun oluşturduğu Ortak Operasyon Odası'nın genel komutanlığını yapan Deyf, yıllar boyunca farklı direniş grupları arasında askeri koordinasyonun sağlanmasında önemli rol oynadı.

2014 yılında Filistin ile siyonist rejim arasında yaşanan savaş öncesinde yayımlanan ses kaydında Deyf, "Bizim insanlarımız özgürlük ve onur içinde yaşamadıkça işgal güçleri kendini güvende hissedemeyecek." ifadelerini kullanmıştı.

Bu savaş sürecinde Gazze’den düzenlenen saldırılar ve direniş gruplarının askeri kapasitesi, siyonist rejimin güvenlik algısında önemli değişikliklere neden oldu.

HAMAS’ın kuruluşunun 35’inci yılı münasebetiyle Gazze’de düzenlenen programa gönderdiği ses kaydında da Filistin halkının birlik içerisinde hareket etmesinin önemine vurgu yapan Deyf, siyonist işgalcilere yönelik şu ifadeleri kullanmıştı:

"Ey bizim topraklarımızdaki zavallılar! Sizin atalarınız bile azgınlıklarının zirvesine çıkmalarına ve kirli siyonizm ideolojisine tam bağlılıklarına rağmen yine de halkımızı yurdundan söküp atmayı ve onun kimliğini yok etmeyi başaramadılar. Siz bugün onlardan daha zayıf ve daha korkak durumda iken atalarınızın başaramadığını mı başaracaksınız? Sizin sonunuz bu toprakları terk etmek ve buradaki işgalinize son vermek olacaktır."

Aksa Tufanı'nın sesi oldu

7 Ekim 2023 tarihinde Filistin direniş gruplarının başlattığı Aksa Tufanı operasyonunun duyurusu, Muhammed Deyf'in ses kaydıyla yapıldı.

Yaklaşık 30 yıl boyunca gizlilik içerisinde hareket eden Deyf, o gün yayımlanan mesajında operasyonun başladığını duyurarak, bunun Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılara, Gazze kuşatmasına ve Filistin halkına yönelik uygulamalara karşı bir karşılık olduğunu ifade etti.

Deyf, yayımlanan kayıtta ilk saldırı dalgasında 5 bin füze ve roket atıldığını açıkladı.

İşgalcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarına dikkat çeken Deyf "Bugün El-Aksa'nın, ümmetimizin ve kahraman mücahitlerimizin öfkesi patladı." ifadelerini kullandı.

Aksa Tufanı operasyonu, Deyf’in yıllarca üzerinde çalıştığı askeri stratejinin en büyük hamlesi olarak değerlendirildi. Operasyon, yalnızca askeri sonuçlarıyla değil, bölgede yıllardır devam eden siyasi ve güvenlik dengeleri üzerindeki etkisiyle de uluslararası gündemin merkezine oturdu.

Şehadeti ve geride bıraktığı miras

Muhammed Deyf’in hayatı boyunca yürüttüğü mücadele, 2024 yılında düzenlenen bir saldırının ardından sona erdi.

Siyonist rejim ordusu, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus bölgesine yönelik saldırıda Muhammed Deyf’in hedef alındığını açıkladı. Saldırı sonrasında HAMAS, uzun süre Deyf’in akıbeti hakkında açıklama yapmadı.

Daha sonra Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamada Muhammed Deyf’in şehid olduğu duyuruldu.

Yaklaşık 30 yılı aşkın süre boyunca takip edilen, birçok suikast girişiminden kurtulan ve hayatının büyük bölümünü gizlilik içinde geçiren Deyf’in şehadeti, Filistin direnişi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.

Onu destekleyen kesimler tarafından "yaşayan şehid" olarak tanımlanan Deyf, şehadetinden sonra da Filistin direnişinin sembol isimlerinden biri olarak anılmaya devam etti.

Kassam Tugayları içerisindeki askeri yapılanmanın gelişimi, tünel sistemlerinin oluşturulması, operasyon planlamaları ve direniş grupları arasındaki koordinasyon gibi başlıklarda adı geçen Deyf, Filistin tarihinde en fazla konuşulan askeri liderlerden biri oldu.

"Kılıcı kılıcın önüne koy..."

Muhammed Deyf’in adı, Filistin direniş marşları ve sloganlarında da yer aldı.

"Kılıcı kılıcın önüne koy, bizler Muhammed Deyf’in adamlarıyız" sloganı, bir bağlılık ifadesi olarak kullanıldı.

Bu slogan, Filistin direniş taraftarları tarafından bir komutana duyulan güvenin ve mücadeleye bağlılığın sembollerinden biri haline geldi.

"Kılıcı kılıcın üstüne koy, biz Muhammed Deyf’in adamlarıyız."

Kılıca yönel, kılıcını kullan.

Biz Muhammed Deyf'in adamlarıyız.

Ölümden korkmaz halde yaratıldık.

Aslımızda var kılıca bağlılık. (İLKHA)