Gülebak: Hazreti Hüseyin'in davası bizim için çok değerlidir

Şanlıurfa Mustazaflar Cemiyeti tarafından düzenlenen "Çağımızın Kerbela’sı Gazze" temalı Aşure programı, Akabe TOKİ Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Kerbela hadisesinin günümüze yansımalarının ele alındığı programda, Gazze'de yaşanan insanlık dramın

Şanlıurfa Mustazaflar Cemiyeti tarafından düzenlenen "Çağımızın Kerbela’sı Gazze" temalı Aşure programı, Akabe TOKİ Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Kerbela hadisesinin günümüze yansımalarının ele alındığı programda, Gazze'de yaşanan insanlık dramına da dikkat çekildi.

Yoğun katılımın olduğu program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Tilavetin ardından Özlem Ajans sanatçıları tarafından seslendirilen ilahiler salonda manevi bir atmosfer oluşturdu.

Programın devamında Araştırmacı-Yazar Osman Gülebak, günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma yaptı. Gülebak konuşmasında, Kerbela hadisesinin yalnızca matem ve acı yönüyle değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, Hazreti Hüseyin'in ortaya koyduğu hak, adalet ve direniş mücadelesinin doğru anlaşılması gerektiğini ifade etti.

Kerbela'nın insanlık tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Gülebak, Hazreti Hüseyin'in zulme boyun eğmeyen duruşunun asırlar geçmesine rağmen insanlığa örnek olmaya devam ettiğini söyledi.

Günümüzde Gazze'de yaşanan zulmün de benzer şekilde hak ile batıl mücadelesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gülebak, Filistin halkının topraklarını, inançlarını ve özgürlüklerini korumak adına büyük bir direniş sergilediğini ifade etti.

Konuşmanın ardından Özlem Ajans sanatçıları tarafından ilahi dinletisi gerçekleştirildi. Katılımcılar seslendirilen ilahilere zaman zaman eşlik ederken, salonda duygu dolu anlar yaşandı.

Programın ilerleyen bölümünde Kerbela ve Gazze temalı tiyatro gösterisi sahnelendi. Hazreti Hüseyin ve beraberindekilerin Kerbela'da verdiği hak mücadelesi ile Gazze'de yaşanan insanlık dramını konu alan gösteri, izleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi. Duygusal anların yaşandığı tiyatro gösterisi, katılımcılardan büyük beğeni topladı.

“Kerbela'nın başka bir sayfası vardır”

Kerbela’nın 2 sayfası olduğunu, bir sayfanın karanlık diğer sayfanın ise beyaz olduğunu vurgulayan Gülebak, “Kerbela hadisesini doğru anlamamız konusunda, inşallah önemli bir konuya değinmek istiyorum. Aşure vakasının, Kerbela tarihinin iki yönü vardır, iki sayfası vardır. Birincisi beyaz ve nurlu, diğeri ise karanlık ve siyah bir sayfadır. Kara sayfa yüzünden biz Kerbela olayına baktığımız zaman da Kerbela olayı bir cinayet, bir trajedi ve bir matemdir. Bu sayfada günahsızların, gençlerin, süt emen çocukların öldüğünü görürüz. Ölenlerin cenazelerinin üzerinde atların gezdirildiğini, insanlara su verilmediğini, kadın ve çocukların kamçılarla dövüldüğünü görürüz. Bu açıdan bakıldığında olayın kahramanı kimdir? Açıktır ki hadiseye sadece bir cinayet, bir matem gözüyle baktığımızda o zulme uğrayan insanlar kahraman olarak görünmezler. Kısacası biz olaya bir matem, bir yas olarak bakarsak da öyle anarsak ve öyle anlarsak, bizler o anlamda değerli kardeşlerim, biz o zulmü yapanları istemezsek de övmüş oluyoruz, onları bir kahraman olarak göstermiş oluruz. Oysa Kerbela'nın başka bir sayfası vardır. Ben beyaz, nurlu ve Peygamberi bir duruş içeren bir sayfası vardır. O sayfanın kahramanı artık Yezid değildir, Ziyad'ın oğlu değildir, Sa'd'ın oğlu değildir. Bu sayfada kahraman Ali'nin oğlu Hüseyin'dir. Bu sayfada artık cinayet ve trajedi yoktur. Bu sayfada sadece direniş, Allah'a teslimiyet ve iftihar vardır. Bu sayfada insanların kendisiyle gurur duymaya hakkı vardır. Kara sayfada ise insanlığın başının eğik olduğunu görürüz.” ifadelerini kullandı.

“Hazreti Hüseyin bir bedenden ibaret değildir ki tarih sayfalarında kaybolsun”

Hazreti Hüseyin Kerbela’da o kahramanca duruşu göstermeseydi beklide bugün onu anmıyor olacaklarını söyleyen Gülebak, “Tıpkı ayet-i kerimede meleklerin Allah-u Teâlâ'ya verdiği cevaptaki gibidir kardeşlerim. Hazreti Âdem yaratılırken melekler diyorlar: ‘Biz seni takdis ve tenzih ederken sen kan dökecek, fitne çıkaracak birini mi yaratacaksın?’ Evet, melekler insanın ve insanlığın sadece bir yönüne bakıyordu, bir yönünü görüyorlardı. Ama Allah-u Teâlâ ne dedi? ‘Ben sizin bilmediğinizi biliyorum.’ Evet, insanın başka bir yönü vardır. İşte Hazreti Hüseyin'in kahramanlığı o yönü tefsir ediyor, değerli kardeşlerim. Tarih boyunca tüm şehitler gibi Hazreti Hüseyin'in de şehadeti bu ayetin en büyük tanığı gibidir. Evet, Allah-u Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de, ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler, ama siz bunu anlayamazsınız.’ buyuruyor. Evet, Hazreti Hüseyin Kerbela'da bedeni paramparça edilmiş olabilir, başı bedeninden koparılmış olabilir. Ama Hüseyin sadece bir bedenden ibaret değildir ki o tarih sayfalarında kaybolsun. İşte Allah-u Teâlâ'nın buyurduğu gibi şehitler ölmez. Onlar Allah katında yaşıyorlar ve onlar kendisinden sonra gelen toplumların vicdanlarında ve kalplerinde yerini koruyarak yaşamaya devam ediyorlar. İşte bugün bizim burada toplanmamızın en büyük sebebi de bu değil midir? Hazreti Hüseyin o gün Kerbela'da bu kahramanca direnişi göstermeseydi, kendi canını hakkın ve hakikatin uğrunda, Allah'ın yolunda feda etmeseydi, biz bugün buraya gelip Hazreti Hüseyin'i anmıyor olacaktık.” ifadelerine yer verdi.

“Hazreti Hüseyin'in davası bizim için çok değerli bir davadır”

Hazreti Hüseyin’in bütün insanlık ve Müslümanlar için bir kahraman olduğunu belirten Gülebak, “Bazı kahramanlar vardır belirli bir zümreye, belirli bir millete, bir kayyum olarak ortaya çıkarlar ve onlar için mücadele eder, ya onların kahramanları olurlar. Ama Hazreti Hüseyin bütün insanların ve Müslümanların kahramanı hâline gelmiştir ve şunu söylüyordu: ‘Ben bozgunculuk ve makam talep etmek, fesatlık ve zulüm için yola çıkmadım. Ceddimin ümmetini ıslah etmek için yola çıktım.’ Yani Hazreti Hüseyin yola çıkarken kendisini görmedi, o yalnızca halkı ve hakikati gördü. Bundan dolayı da Hazreti Hüseyin'in davası bizim için çok değerli bir davadır. Bugün Gazze'ye baktığımız zaman herhangi bir yerden toprak ele geçirebilmek için değil, kendi ülkesine, kendi sınırlarını çoğaltmak için değil veya farklı bir hesap içerisinde bu mücadeleye girişmemiştir. Gazze, yüzyıldan fazladır devam eden siyonist emperyalist zulmün sona ermesi için, kendi dillerini, kendi inançlarını özgürce kendi topraklarında yaşamak için bu mücadeleyi veriyorlar. Yine değerli kardeşlerim, iki yöne baktığımız zaman bu davanın kutsiyetini... Evet, bu tür davalar gerçekleştiğinde hiç kimsenin ümit taşımadığı özel şartlarda ve zamanlarda ortaya çıkıyorlar. Bu davaların böyle bir özelliği var.” şeklinde konuştu.

“israilin ordusu yenilmez değildir”

Filistin’deki mücadelenin siyonist ve ABD ordularının yenilmez olmadığını tüm dünyaya gösterdiğini ifade eden Gülebak, “Hazreti Hüseyin'in dönemine baktığımız zaman, Kerbela'nın yaşandığı döneme baktığımız zaman Emeviler öyle bir saltanat kurmuşlardı ki Muaviye ile birlikte adeta orada onların aleyhine ses çıkarabilecek hiç kimse kalmamıştı. Muhalefet edebilecek kimse kalmamıştı. Ehlibeytten bir söz aktarmak, bir şey söylemek için yedi kapının arkasına insanlar gizleniyor, birbirlerine yemin ettirip Hazreti Ali'den bir söz söylüyorlardı. O kadar çok zorlu ve herkesin susturulduğu ve sindirildiği bir dönemde... Evet, Ali Şeriati'nin de belirttiği gibi, zer, zor ve tezvirin hâkim olduğu; yani kimisini zorla susturmuşlardı, kimisini parayla susturmuşlardı, kimilerini de hadisler uydurarak susturuyorlardı. İşte böyle bir dönemde Hazreti Hüseyin ne yapmış, değerli kardeşlerim? Karanlıkların içerisinde doğan bir güneş gibi adeta ümmetin karanlık bir sayfasına doğmuş ve ümmete bir ışık tutmuştur. Gazze'ye baktığımız zaman, herkesin ‘Amerika yenilmez.’ dediği bir dönemde, herkesin ‘israilin gücünün karşısında kimse duramaz.’, ‘Silahlarımız yok, uçaklarımız yok.’ dediği bir dönemde bir de bakıyoruz ki çok kıt imkânlar içerisinde, Urfa'nın Sur ilçesi dâhil içerisindeki küçücük bir şehir, bütün dünyanın kendisinden korkup çekinip bütün bölge krallıklarının önünde boyun eğdiği o Netanyahu ve onun çetesine karşı mücadele ettiler ve Hazreti Hüseyin'in Kerbela'da yaptığı kahramanca direniş gibi bir direniş gösterdiler. Bütün insanlara şunu ispat ettiler. israilin ordusu yenilmez değildir. Amerika'nın ordusu yenilmez değildir. 'Eğer siz Allah'a iman eder, eğer sizin inandığınız bir dava olursa ve siz ona gerçekten bağlı olursanız, Allah size yeter.' diyerek bütün insanlığı uykudan uyandırdılar. Ve bu öyle bir uyanış ki İslam coğrafyasındaki Müslümanları, bizleri belki çok etkilememiş olabilir. Belki bizlerin gaflet uykusu çok büyük olabilir. Ama Avrupa'nın sokaklarını görüyorsunuz, Londra'nın, Washington'un, Paris'in sokaklarını görüyorsunuz. Müslüman olmayan nice insanların sokaklara döküldüğünü ve insanların İslam'la tanıştığını, teker teker Müslüman olduklarını görüyoruz. İşte bunlar Gazze'nin mübarek direnişinin bir sonucudur.” dedi.

Program, yapılan duanın ardından sona erdi. (İLKHA)