Haymana’daki baskının tanığı baba: Torunlarımın gözü önünde oğlumu ve gelinimi vurdular

Ankara’nın Haymana ilçesinde 23 Haziran gece saat 03.00 sıralarında gerçekleştirilen ve DAİŞ’e yönelik olduğu belirtilen operasyonun ardından yaşanan olayla ilgili tartışmalar sürüyor. Operasyon sırasında oğlu Muhammed Kavi ve gelini Nazan Kavi’nin polis

Ankara’nın Haymana ilçesinde 23 Haziran gece saat 03.00 sıralarında gerçekleştirilen ve DAİŞ’e yönelik olduğu belirtilen operasyonun ardından yaşanan olayla ilgili tartışmalar sürüyor.

Operasyon sırasında oğlu Muhammed Kavi ve gelini Nazan Kavi’nin polis tarafından vurularak öldürüldüğünü öne süren baba İzzet Kavi, olayın kendi gözleri önünde ve evde bulunan 3 ve 6 yaşındaki iki torununun gözü önünde yaşandığını iddia etti.

23 Haziran'da kanserden ölen kızının cenazesini defnettikten birkaç saat sonra evine döndüğünü ve gece saat 03.00 sıralarında kapısının çalındığını anlatan İzzet Kavi, karşısında polisleri gördüğünü söyledi.

Kavi, polislerin oğlunu sorduğunu, kendisinin ise Muhammed Kavi’nin içeride uyuduğunu belirterek onu kendi eliyle kaldırıp teslim etmek istediğini ancak buna izin verilmediğini iddia etti.

Kavi, operasyon sırasında yaşananları anlatırken özellikle iki küçük çocuğun olayın ortasında kaldığını belirterek, “Adalet istiyorum” dedi.

Kavi, olayın ardından yaralı olarak ambulansa bindirildiğini söylediği oğlunun Haymana Devlet Hastanesi’ne, ardından Ankara’ya sevk edildiğini belirterek, müdahale ve sevk sürecinin de araştırılmasını istedi.

Babanın gözleri önünde kanlı baskın

Yaşanan olayla ilgili İlke Haber Ajansı (İLKHA) muhabirine konuşan Kavi, "Ben İzzet Kavi, Muhammed Kavi'nin babasıyım, Nazan'ın da kayınbabasıyım. 23 Haziran'da kızım kanserdi, vefat etti. İlk önce cenazeyi gömdük. Cenazeden sonra saat gece 12 oldu eve geldim. Başım ağrıyordu eve geldim. Uyudum, gece kapı çalındı. Saatime baktım saat 3. Dış ışığı yaktım, kapıyı açtım karşımda iki tane polis var. 'Muhammed Kavi' dedi. 'Ben babasıyım' dedim. 'Muhammed nerede?' dedi. 'İçeride yatıyor' dedim. 'Durun kaldırayım, size getireyim' dedim. 'Kaldırma Muhammed'i muhtarı ara' dedi. Benim telefondan muhtarı aradım. 'Muhtar polis burada' dedim. Telefonu elimin içinden aldı. 'Muhtar biz de operasyondayız' deyip telefonu kapattı. 'Bize yatın' dedi. Bizi yere yatırdılar. Yerde bunları seyrediyorum. 2-3 kişi içeri gitti. Koridorumuz 'z' harfi. Namluyu uzattılar 'Muhammed' dediler direkt ateş açtılar. Ben dedim ki 'İki tane çocuk yanlarında yatıyor.' 'Çocuklara bir şey olmaz.' dediler. Ben ayağın altından kalkıyorum, odaya koşuyorum, kapıyı ben açıyorum. Biri kapının arkasına düşüyor, biri de burada yerde. Gelin burada duruyor, oğlan orada. Gelinin kafası patlmış, oğlanın ağzı patlamış. Zaten gelin yerde can veriyordu ve oğlan bana eliyle dedi ki 'Nazan'ı kaldır.' Nazan'ı gösteriyor bana. Gelin de yerde can veriyordu. Ondan sonra oğlanı kaldırdılar kendi ayağıyla ambulansa bindi. Annesine ellini kaldırıp 'ben iyiyim Nazan'a bakın' dedi. Nazan zaten burada can verdi." ifadelerine yer verdi.

Kavi’den yetim kalan iki çocuk için adalet çağrısı

Konuşmasının devamında Kavi, şunları aktardı: "Ondan sonra ambulansla Haymana'ya götürdüler. Haymana'dan Ankara'ya götürdüler, 40 kilometre süratle ambulans Ankara'ya gidiyor. Bir traktör mü sürüyorsun, sen can taşıyorsun, yaralı taşıyorsun. Var mı öyle bir şey? Ve Sayın Bakanlarıma söylüyorum. Müfettiş istiyorum, adalet istiyorum. Gelsinler bu iki tane çocuğa (yetim ve öksüz) cevap versinler. 'Anne, baba' diye ağlıyorlar. Burada bir terörist varmış gebi gösterdiler, bu çocuğa leke attılar. Bu iki tane çocuğun yarın geleceğini de karartıyorlar. Böyle bir katliam yok bu ülkede. Biz milletimizi, devletimizi seven insanlarız. Her taraf araştırılsın. Kendiniz görüyorsunuz çevreyi. Var mı, kaçabilecek bir yeri var mı? Bu yatak odasında iki tane çocuk nasıl kaçabilir? Kaçma şansı yok. Bir kere yatıyor. Bir bekçi de gelse o çocukları götürür. Ben polise 'dur kaldırayım, kendi elimle sana getireyim' diyorum. Bırakmıyor ki ben çocuğumu kaldırayım. Benim gözümün önünde, ufak çocukların gözü önünde çapraz ateşle bu çocukları katlediyorlar. Var mı böyle bir şey? Adalet istiyorum. Açığa çıksın. Bakanlarıma sesleniyorum, Cumhurbaşkanıma sesleniyorum. Gelsin bu iki tane çocuğa cevap versin, onlar konuşsun. Çocuklar şu anda eve giremiyor, psikolojileri bozudu. 'Anne, baba' diye bağırıyorlar. Sayın Bakanlarım gelsin, çocuğu izlesinler."

6 yaşındaki çocuğun ifadesi: “Babamın elinde silah yoktu”

Kavi, "Olay sonrası çocuk kendi ayağıyla ambulansa bindi, götürdüler. Onlar Haymana Devlet Hastanesi'ne götürdüler, oradan Ankara'ya sevk ettiler. Ben burada dedim ki, Haymana'da doktor yok, Ankara'ya sevkini yapın dedim. Bunlar tuttular Haymana'ya götürdüler. Yavaş yavaş araba gidiyor, yani sanki bir traktör gidiyor. Ondan sonra beni başsavcılığa götürdüler. Orada ifademi verdim. Buradaki olayı nasıl size anlattıysam, savcıya da anlattım. Ve savcı 6 yaşındaki bebeğe soruyor. 'Kızım ne oldu?' diyor. Diyor ki: 'Babamın ağzından kan geliyor, annemin kafasından kan geliyor. Babamın elinde silah yoktu.' Bizim evde silah ne arasın, ekmek bıçağı biz zor buluyoruz. Biz gariban insanlarız, gelin araştırın. Müfettiş gelsin, Bakanım gelsin, Cumhurbaşkanım gelsin. Böyle bir katliam olamaz. İncelenmek üzere kapımızı polisler götürdü. Karşı tarafta acaba mermi izi var mı yok mu, ateş eden var mı... Ateş eden yok, ses çıkaran yok!  'Muhammed' deyip, ateş açtılar. Gelin yere düşüyor. Çocuklar da gelin yere düşerken başında bekliyorlar. Biri 3 yaşında, biri 6 yaşında. Elleri gözleri kan içinde. Böyle bir adalet olmaz." ifadelerine yer verdi.

“Suçlu da olsaydı, böyle bir katliam olmamalıydı”

Yetkililere adalet çağrısında bulunan Kavi, "Son olarak yetkililere çağrım; adalet istiyorum, gelsinler bu iki tane yetime adalet versinler. Bakanımdan bekliyorum, savcımdan bekliyorum, Cumhurbaşkanımdan bekliyorum, bakanlardan bekliyorum... Herkes de bekliyorum. Böyle bir katliam varsa ben kabulüm Türkiye'de. Dünyada yok böyle bir katliam. Gelin çocuklarıma cevap verin. Bu acı zor bir acı. Böyle bir şey yaşanmamıştır. Annesinin babasının gözü önünde, çocukların gözü önünde infaz edildiler. Böyle bir infaz var mı? Bizim gibi garibanlardan ne istediniz? Suçlu da olsaydı, her şey de olsaydı böyle bir katliam olmamalıydı." şeklinde belirtti.

“Çocuğuma sahip çıkmak için köye getirdim”

Geçimsizlik nedeniyle yaklaşık 70 gün önce öldürülen çocuğu, gelini ve iki torununu yanına köye aldığını belirten Kavi, "Muhammed Ankara'daydı. Dedi ki 'Baba ben geçimimi sağlayamıyorum, iki tane çocuğum var, evim kira. Geçimimi sağlayamıyorum.' Ben de dedim ki 'Oğlum, o zaman karınla konuş. Ben sizi köye getireyim, bir sene idare edin. 10-15 tane hayvanımız var, onları satayım, size bir ev alayım. Siz de rahat edin, ben de rahat edeyim.' Var mı bunda kötü bir şey? Sayın Bakanım var mı? Çocuğuma sahip çıkmak istedim. Geldiler burada katledildiler. 2 ay 10 gündür çocukları ben köye getirmiştim. Hayvanları otlatıyordu. Oradan alabilirdin, evin önünde alabilirdin, köyün içinde alabilirdin. Muhammed suçlu olsaydı bile gelinimden ne istediniz? Gelinim suçluysa oğlumdan ne istediniz? Var mı böyle bir şey? Bir çoban gelseydi benim oğlumu evinden alırdı. Bir de televizyonda 'Terörist evi' diye göstermişler. Böyle bir şey kabul edilemez. Böyle bir vicdansızlık olamaz. O yayını yapandan ben davacıyım. Kesinlikle ve kesinlikle davacıyım. Suçsuz insanları lekelemek nasıl olabilir, çocukların geleceğini sen karartıyorsun. Yarın bu çocuklar okula gidecek. Böyle bir yayın olabilir mi? Böyle bir adaletsizlik olabilir mi? Sayın Bakanlarım size sesleniyorum. Varsa söyleyin. Başka söyleyecek kelimem yok." dedi.

“Astsubayı merdivenlerden aşağı attı”

Son olarak operasyona gelen ekip ile Sındıran Karakolundan gelen jandarma arasında olay gecesi yaşananlarla ilgili de konuşan Kavi, "Sındıran Karakolundan geldiler, astsubay geldi. Israrla 'Ben içeri gireceğim' dedi. Astsubayın gırtlağından tuttu, duvara yapıştırdı. 'Gidemezsin içeri giremezsin' dedi. 'Nereye gidersen git şikayet et sıkıntı yok' dedi. Bir daha astsubay ısrar edince gırtlağından tuttu merdivenlerden aşağı attı. 'S… git sen giremezsin. Sen kimsin? İstediğin yere git şikayet et' dedi. Ondan sonra merdivenlerden aşağı attı." diye konuştu. (İLKHA)