Hekimhan’da GES Projesine Tepki: “Halkın Sözü Geçmiyor, Belediyeleri Baypas Ettiler”

Hekimhan ilçesinde Kurşunlu Delihasanyurdu Güneş Enerjisi Santrali (GES) Projesi için düzenlenen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısında konuşan Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, mera alanlarının enerji yatırımlarına tahsis edilmesi

Hekimhan ilçesinde Kurşunlu Delihasanyurdu Güneş Enerjisi Santrali (GES) Projesi için düzenlenen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısında konuşan Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, mera alanlarının enerji yatırımlarına tahsis edilmesine tepki gösterdi.
 

Hekimhan ilçesinde yapılması planlanan Kurşunlu Delihasanyurdu GES Projesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı gerçekleştirildi. Bakanlık yetkilileri, kurum temsilcileri, mahalle muhtarları ve bölge sakinlerinin katıldığı toplantıda konuşan Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, enerji yatırımlarının tarım arazileri, meralar, hayvancılık ve yerel ekonomi üzerindeki olası etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bölge halkının endişelerini dile getiren Yıldırım, yenilenebilir enerji yatırımlarına karşı olmadıklarını ancak bu yatırımların yöre halkının yaşam ve geçim haklarını ortadan kaldırmaması gerektiğini belirtti.

“Bir Taraftan Meralar İyileştiriliyor, Diğer Taraftan Enerji Şirketlerine Tahsis Ediliyor”

Konuşmasına tarım ve mera politikalarındaki çelişkilere dikkat çekerek başlayan Yıldırım, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bölgede yürütülen toprak ve mera ıslah çalışmalarını hatırlattı.

Bir taraftan meraların iyileştirildiğini, diğer taraftan geniş arazilerin enerji yatırımlarına tahsis edildiğini savunan Yıldırım, “Tarım Bakanlığı toprak ve mera ıslah çalışmaları yaptı. Muhtarlarımız da bu konuda öncü oldular. Yani herkesin gıptayla baktığı, ne güzel oluyor dediği şeyler bir taraftan toprak iyileştirmesi, mera iyileştirilmesi yapılırken diğer taraftan 7 bin 500 dönüm mera vasıf değiştirilerek enerji şirketine tahsis edildi.” ifadelerini kullandı.

Akbaba Mahallesi’nde de yaklaşık 3 bin dönümlük bir alandan söz eden Yıldırım, Kurşunlu bölgesinde yaklaşık bin dönümlük Hazine arazisinin enerji projesine tahsisine ilişkin ÇED sürecinin yürütüldüğünü söyledi.

“İnsanların Yıllardır Süregelen Geçim Hakları Gözetilmeli”


GES yatırımlarında güneşlenme açısı ve verimliliğin önemli olduğunu belirten Yıldırım, yatırımcıların yüksek verim elde edebilecekleri bölgeleri tercih etmelerinin anlaşılabilir olduğunu ancak yerel halkın haklarının da korunması gerektiğini ifade etti.

Yıldırım, “Tabii ki en verimli projeyi burada uygulamak isteyebilirler. Ama bunu yaparken buradaki insanların yıllardır kadimden gelen yaşam haklarını, geçim haklarını da devletimizin gözetmesi gerekir.” dedi.

Bölge sakinlerinin toplantıda taleplerini saygılı bir şekilde dile getirdiğini belirten Yıldırım, belediye başkanı olarak vatandaşların endişelerini yetkililere aktarmakla sorumlu olduğunu vurguladı.

“Tek Başına Yapacacakları Santral Malatya’nın Kurulu Gücünü Aşıyor”


Konuşmasında enerji yatırımlarının büyüklüğüne ilişkin rakamlar da paylaşan Yıldırım, Malatya’nın kurulu enerji gücünün 220 megavat olduğunu, şirket  tarafından yapılması planlanan güneş enerjisi yatırımının ise 325 megavat kapasiteye sahip olduğunu ileri sürdü.

Kurşunlu Delihasanyurdu bölgesindeki projenin kapasitesini de 57 megavat olarak açıklayan Yıldırım, enerji şirketlerinin fosil yakıt kullanımından kaynaklanan yükümlülüklerini karşılamak amacıyla yenilenebilir enerji yatırımlarına yöneldiğini savundu.

Yıldırım, temiz enerji üretiminin önemini kabul ettiklerini ancak yatırımların gerçekleştirildiği bölgelerde yaşayan vatandaşların haklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

“Hasançelebi Boğuluyor, Hekimhan Zehirleniyor”

Hekimhan’da geçmiş yıllarda gerçekleştirilen madencilik yatırımlarını da gündeme getiren Yıldırım, Hasançelebi bölgesindeki faaliyetlerin çevresel etkilerine dikkat çekti.

Geçmişte madencilik yatırımlarının hayata geçirilmesine destek verdiğini belirten Yıldırım, gelinen noktada yaşanan çevre sorunları nedeniyle vicdani rahatsızlık duyduğunu söyledi.

Yıldırım, “Ben o dönem madenler işletilsin diye ön ayak oldum. Komşular, bugün ben vicdan azabı çekiyorum. Hasançelebi boğuluyor, Hekimhan zehirleniyor. Ve bunu denetlemekle görevli kurumlar hiçbir görevini yapmıyor. Hiçbirisi istisnasız.” diye konuştu.

Denetim mekanizmalarının yeterince işletilmediğini öne süren Yıldırım, bazı işletmelerin denetim yapılacağı günlerde üretim faaliyetlerini durdurduklarını iddia etti.

“Belediyeleri Baypas Ettiler”

Enerji ve madencilik yatırımlarında yerel yönetimlerin yetkilerinin sınırlandırıldığını savunan Yıldırım, daha önce belediyelerin görev alanında bulunan bazı ruhsat ve imar işlemlerinin merkezi idareye devredildiğini söyledi.

Yıldırım, “Maalesef belediyeleri baypas ettiler. Daha altı ay öncesine kadar bize başvuruluyordu ruhsat için, imar için. Enerji Bakanlığı bunların tümünü kendi bünyesine aldı.” ifadelerini kullandı.

Enerji şirketi tarafından planlanan projeden belediyenin ruhsat ve benzeri işlemler kapsamında 200 milyon liranın üzerinde gelir elde edebileceğini ileri süren Yıldırım, bu kaynağın önemli bir bölümünün ilçe halkına hizmet olarak dönebileceğini belirtti.

Ancak mevcut düzenlemeler nedeniyle yerel yönetimlerin bu gelirlerden yararlanamadığını savunan Yıldırım, belediyelere aktarılan paylarda da kesinti yaşandığını ifade etti.

“Belki 4-5 Bekçi Alırlar, Başka Bir Faydası Olmayacak”


Projenin bölge halkına sağlayacağı ekonomik katkıyı sorgulayan Yıldırım, yatırımın yerel istihdama önemli bir katkı sunmayacağını iddia etti.

Yıldırım, “Yani buraya ne belediyesine, ne muhtarlığına, ne mezrada yaşayanına, ne evinde oturanına, ne çobanına, ne çiftçisine hiçbir faydası olmayacak proje. Deniyor ki burada istihdam yaratacağız. Belki dört, beş, altı tane bekçi alırlar.” dedi.

Bölgedeki su kaynaklarının sınırlı olduğunu da belirten Yıldırım, enerji yatırımının mevcut su kaynakları üzerinde ilave baskı oluşturabileceğini savundu.

Yıldırım, hayvancılıkla uğraşan vatandaşların meralarda küçük bir ağıl yapmakta dahi güçlük yaşadığını, buna karşılık geniş arazilerin enerji şirketlerine tahsis edilebildiğini belirterek uygulamalardaki eşitsizliğe tepki gösterdi.

“Toprağımı Kaybedeceksem Niye Bu İşe Razı Olayım?”

Enerji yatırımlarının ülke ekonomisine katkı sağlayabileceğini ancak yerel ekonomiye zarar vermemesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, vatandaşların sağlık, toprak ve yaşam alanlarının korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Yıldırım, “Tabii ki milli ekonomiye katkısı olacak mı? Olacak. Olurken buranın ekonomisine zarar vermemeli. Ben sağlığımı kaybedeceksem, ben toprağımı kaybedeceksem niye bu işe razı olayım? Ben toprağımda özgür gezemeyeceksem niye bu işe razı olayım?” ifadelerini kullandı.

“Hekimhan’a Bir Kuruşluk Yatırımları Var Mı?”


Geçmişte bölgedeki madencilik ve enerji yatırımları kapsamında verilen bazı sözlerin yerine getirilmediğini savunan Yıldırım, şirketlerin sosyal sorumluluk yatırımlarını da eleştirdi.

Yıldırım, “Dediler ki size caminizi yapacağız, cemevinizi yapacağız, okulumuzu yapacağız, hastanenizi yapacağız, lisenizi yapacağız. Hekimhan yöresinde yıllardır madenciler çalışır. Yıllardır da son yıllarda da bu tür enerji yatırımlarını yapanlar sisteme enerjisini satıyorlar. Hiç gördünüz mü? Allah’ın güneşinden faydalanıp para kazananların Hekimhan yöresinde bir kuruşluk yatırımları var mı? Yok.” dedi.

Hekimhan’da düzenlenen çevre ve maden kongresine de değinen Yıldırım, ilgili kurumlara ve madencilik şirketlerine davetiye gönderdiklerini ancak bazı şirketlerin toplantıya katılmadığını söyledi.

Bölgeden her gün 13 bin 500 ton demir cevheri taşındığını ileri süren Yıldırım, madencilik faaliyetlerinden gelir elde eden şirketlerin yerel halkın sorunlarına yeterince duyarlılık göstermediğini savundu.

“İtirazlarımızı Hep Birlikte Yapacağız”


Konuşmasının sonunda ÇED sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, vatandaşlarla birlikte yasal itiraz haklarını kullanacaklarını belirtti.

Yıldırım, “Ben bu konuda kavgasız dövüşsüz, itirazlarımızı nereye yapacaksak hep birlikte yapacağız.” ifadelerini kullandı.

ÇED sürecinde yerel yönetimlerin ve vatandaşların görüşlerinin yeterince dikkate alınmadığını savunan Yıldırım, projenin merkezi idare tarafından onaylanacağını düşündüğünü söyledi.


Yıldırım, “Ankara’dan bu iş bağlanacak. Buraya da ÇED raporu verilir. Onu da size söyleyeyim. Diğerlerine verildiği gibi. Belediyeyi baypas ettiler diyorum. Muhtarlıkları baypas ettiler. Halkın sözü geçmiyor. Halkın sözü geçmiyor.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.