Hindistan ile siyonist rejim arasındaki ittifakın arkasında ne var?

Hindistan ile siyonist rejim arasındaki ilişkiler, yalnızca iki ülkenin diplomatik yakınlaşmasıyla açıklanamayacak kadar çok boyutlu. Hindistan, uzun yıllar Filistin halkının haklarını savunan ülkeler arasında yer alırken, Başbakan Narendra Modi ve Hindi

Hindistan ile siyonist rejim arasındaki ilişkiler, yalnızca iki ülkenin diplomatik yakınlaşmasıyla açıklanamayacak kadar çok boyutlu.

Hindistan, uzun yıllar Filistin halkının haklarını savunan ülkeler arasında yer alırken, Başbakan Narendra Modi ve Hindistan Halk Partisi'nin (BJP) 2014’te iktidara gelmesiyle siyonist yönetimle ilişkiler daha açık ve stratejik bir nitelik kazandı.

Gazze’ye yönelik saldırılar bu yakınlaşmayı durdurmadı aksine siyasi ilişkiler, savunma iş birliği ve karşılıklı destek açıklamaları daha görünür hale geldi.

Peki Hindistan siyonist rejime neden yaklaşıyor ve Tel Aviv yönetimi Hindistan’da ne buluyor?

Savunma ve istihbarat iş birliği yakınlaşmanın temelini oluşturuyor

Hindistan’ın siyonist rejime yönelmesindeki en önemli etkenlerden biri, askeri teknolojiye ve istihbarat kapasitesine duyduğu ihtiyaç.

Tel Aviv yönetimi, insansız hava araçları, füze sistemleri, hava savunması, radar ve gözetleme teknolojileri gibi alanlarda Yeni Delhi için önemli bir tedarikçi konumunda. Hindistan da geniş savunma bütçesi ve modernizasyon programıyla siyonist rejimin silah sanayisi açısından büyük bir pazar oluşturuyor.

Bu ilişki yalnızca silah alım satımıyla sınırlı değil. Hindistan ve siyonist rejim, güvenlik ve istihbarat alanlarında da iş birliğini geliştiriyor.

Hindistan açısından bu ortaklık, özellikle Pakistan’la yaşadığı gerilimler ve sınır güvenliği meselelerinde teknolojiye erişim anlamına geliyor.

Siyonist rejim açısından ise Hindistan, askeri ürünleri için büyük bir müşteri ve Asya’da uzun vadeli stratejik ortaklık kurabileceği güçlü bir ülke niteliği taşıyor.

Hindutva ile siyonizm arasındaki siyasi yakınlık

İlişkilerin derinleşmesinde ekonomik ve askeri çıkarların yanı sıra ideolojik etkenler de rol oynuyor.

Narendra Modi’nin liderliğindeki Hindistan Halk Partisi (BJP), Hindistan’ın siyasi ve toplumsal kimliğinde Hindu milliyetçiliğini öne çıkaran Hindutva düşüncesine dayanıyor.

Siyonizm ile Hindutva aynı ideoloji olmasa da bazı araştırmacılar, her iki siyasi yaklaşımın da ulusal kimlik, tarihsel aidiyet ve güvenlik söylemleri üzerinden birbirine yakınlaştığına dikkat çekiyor.

Hindistan’daki bazı Hindu milliyetçisi çevrelerin siyonist rejimin güvenlik politikalarına duyduğu hayranlık da bu yakınlaşmayı besliyor.

Keşmir’deki güvenlik politikaları ve Pakistan’la yaşanan çatışmalar bağlamında, siyonist rejimin uygulamalarını örnek gösteren söylemler öne çıkıyor.

Analistler, siyonist rejimin sürekli güvenlik tehdidi altında bulunan bir "ülke" olarak sunulmasının, Modi hükümetinin iç politikadaki güvenlik söylemiyle örtüştüğünü belirtiyor.

Bu yaklaşımın Müslümanlara yönelik siyasi söylemlerle kesişmesi de tartışma konusu. Ancak Hindistan ve siyonist rejim arasındaki yakınlaşmayı yalnızca dinî veya ideolojik benzerliklerle açıklamak eksik kalır; savunma, teknoloji, ticaret ve bölgesel güç hesapları da ilişkinin temel bileşenleri arasında bulunuyor.

Siyonist rejim Hindistan’da ne buluyor?

Tel Aviv yönetimi için Hindistan’ın önemi, 1,4 milyarı aşan nüfusunun oluşturduğu pazardan çok daha geniş.

Hindistan, Asya’nın önemli ekonomik ve askeri güçlerinden biri olmasının yanı sıra uluslararası platformlarda etkili bir diplomatik aktör.

Siyonist rejim, bu ülkeyle ilişkilerini geliştirerek hem savunma sanayisine yeni pazarlar kazandırıyor hem de uluslararası alandaki siyasi yalnızlığını azaltabilecek bir ortaklık elde ediyor.

Gazze’ye yönelik saldırılar nedeniyle siyonist rejime yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı dönemde Hindistan’ın üst düzey temasları sürdürmesi, Tel Aviv açısından ayrıca önem taşıyor.

Modi’nin Şubat 2026’daki ziyareti de bu açıdan dikkat çekti. Ziyaretin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun uluslararası alandaki konumunu güçlendiren siyasi bir destek niteliği taşıdığı değerlendirmesine yer veriliyor.

Gazze ilişkileri neden değiştirmedi?

Gazze’deki yıkıma rağmen Hindistan’ın siyonist rejimle ilişkilerini sürdürmesi, Yeni Delhi’nin dış politikasında stratejik çıkarların belirleyici konumunu gösteriyor.

Hindistan’ın savaş sırasında siyonist rejime silah ihracatı yaptığına ilişkin araştırmalara da dikkat çekiliyor.

Buna karşılık Hindistan yönetimi, diplomatik açıklamalarında Filistin için iki devletli çözümü ve insani yardımların ulaştırılmasını desteklemeyi sürdürüyor.

Hindistan’ın bu politikası, Filistin’e yönelik geleneksel desteği ile Tel Aviv’le geliştirdiği stratejik ortaklık arasındaki mesafeyi büyütüyor.

Yeni Delhi, bir yandan Filistin devletine desteğini dile getirirken diğer yandan siyonist rejimle askeri ve ekonomik iş birliğini koruyor. Bu durum, Hindistan’ın Filistin meselesinde söylem ile somut adımlar arasında nasıl bir denge kurduğu sorusunu gündeme getiriyor.

Sonuç olarak Hindistan-siyonist rejim yakınlaşmasının arkasında üç temel dinamik öne çıkıyor: Hindistan’ın askeri teknoloji ve istihbarat ihtiyacı, Modi yönetiminin siyasi-ideolojik yönelimi ve siyonist rejimin büyük bir pazarla birlikte uluslararası diplomatik destek arayışı.

Gazze ise bu ortaklığın önüne geçmek yerine, Hindistan ve siyonist rejimin siyasi tercihlerinin ve stratejik hesaplarının ne ölçüde örtüştüğünü daha görünür hale getirdi. (İLKHA)