ABD Adalet Bakanlığı savcıları, Huawei'yi yaklaşık 20 yıllık süreçte birden fazla suça karışmakla suçlarken, şirketin Amerikan şirketlerine ait teknolojileri ele geçirdiğini, ABD finans sistemini kötüye kullandığını ve İran İslam Cumhuriyeti yönetiminin v
ABD Adalet Bakanlığı savcıları, Huawei'yi yaklaşık 20 yıllık süreçte birden fazla suça karışmakla suçlarken, şirketin Amerikan şirketlerine ait teknolojileri ele geçirdiğini, ABD finans sistemini kötüye kullandığını ve İran İslam Cumhuriyeti yönetiminin vatandaşlarını izlemesine yardımcı olduğunu öne sürdü.
Brooklyn'deki federal mahkemede görülen davanın açılış konuşmasını yapan Adalet Bakanlığı avukatı Taylor Stout, Huawei'nin farklı ülkelerdeki faaliyetleri kapsamında bir dizi yasa dışı eylem gerçekleştirdiğini savundu.
Huawei'nin avukatı Brian Heberlig ise savcılığın suçlamalarını reddederek, davanın şirketin yaklaşık 200 bin çalışanından bazılarının münferit davranışlarının bütün şirkete yönelik geniş kapsamlı bir suç komplosu gibi sunulmasına dayandığını söyledi.
Heberlig, savunmasında savcılığın tanıklarının güvenilirliğinin sorgulanacağını belirterek, suç işlemek için oluşturulmuş bir plan bulunmadığını savundu.
İlk tanık İran İslam Cumhuriyeti'ndeki Huawei faaliyetlerini anlattı
Savcılığın ilk tanığı, İran İslam Cumhuriyeti'nde büyüyen ancak daha sonra ABD'ye taşınarak 2000 yılında Amerikan vatandaşlığı alan Parham Baheshti oldu.
Baheshti, 2003'te eşinin ailesine yakın olmak amacıyla İran İslam Cumhuriyeti'ne döndüğünü ve 2009'da ülkenin uzak bölgelerine internet erişimi sağlamaya çalışan küçük bir şirkette çalışırken Huawei ile tanıştığını anlattı.
Huawei ile temasları sırasında ABD hükümetine şirketle ilgili gizli bilgiler aktardığını belirten Baheshti, Çinli teknoloji şirketinin İran İslam Cumhuriyeti vatandaşlarının çevrim içi faaliyetlerini ve davranışlarını analiz etmeye yönelik çalışmalar yürüttüğünü düşündüğünü söyledi.
Baheshti, İran İslam Cumhuriyeti'da hakkında soruşturma başlatıldığının kendisine bildirilmesinin ardından 2011'de ülkeden ayrıldığını ifade etti.
Savunma avukatı Heberlig ise savcılığın bazı tanıklarının Huawei'ye yönelik "eski husumetler" nedeniyle hareket ettiğini ileri sürdü.
"Tek bir çalışanın davranışı şirket çapında komplo göstermez"
Heberlig, savcılığın mahkemede Huawei çalışanlarından birinin rakip bir şirketin ürününün fotoğrafını fuarda çekmesine ilişkin kanıt sunmayı planladığını belirterek, söz konusu çalışanın olayın ardından şirket tarafından işten çıkarıldığını söyledi.
Savunma, söz konusu olayın Huawei genelinde bir suç komplosunun kanıtı olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
Huawei'nin büyümesini ise mühendislik, yatırım, inovasyon ve rekabet alanlarındaki başarısına bağlayan Heberlig, davada şirketin tamamının suç örgütü olarak gösterilmeye çalışıldığını öne sürdü.
Huawei ABD'de kısıtlamalarla karşı karşıya
Dünyanın önde gelen kablosuz telekomünikasyon ekipmanı tedarikçilerinden Huawei, güvenlik riski oluşturduğu gerekçesiyle ABD'deki operatörlere ekipman satışında uzun süredir kısıtlamalarla karşı karşıya bulunuyor.
Şirketin ürünleri, ABD'nin yanı sıra Kanada ve İngiltere gibi bazı Batılı ülkelerde de çeşitli güvenlik gerekçeleriyle kısıtlamalara tabi tutuluyor.
ABD yönetimi, eski Başkan Donald Trump'ın ilk döneminde Huawei'ye yönelik ulusal güvenlik endişelerini artırmış ve Batılı müttefiklerini şirketin yeni nesil yüksek hızlı kablosuz ağlarda kullanılacak ürünlerinden uzak durmaya çağırmıştı.
ABD, Huawei'ye yönelik cezai suçlamaları ilk olarak 2019'da açıklamış, sonraki yıllarda şirkete yönelik iddiaları genişletmişti.
Çinli yetkililer ise Washington'ın Huawei'ye yönelik tutumunu ekonomik zorbalık olarak nitelendirerek, ABD'nin ulusal güvenlik gerekçelerini Çinli şirketlere baskı uygulamak için kullandığını savunmuştu.
Huawei, akıllı telefon ve diğer tüketici elektroniği ürünlerinin yanı sıra son dönemde yapay zeka sektöründeki büyümeyle artan mikroişlemci talebinden yararlanarak çip üretimine de ağırlık veriyor. (İLKHA)