HÜDA PAR GİK Üyesi Tanrıkulu, 12. Yılında 6-8 Ekim Katliamını değerlendirdi

2014 yılında HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanı Tanrıkulu, 6-8 Ekim saldırılarında İslami kesimin topyekûn hedef alındığını hatırlattı. Gerçekleştirilen katliamlara rağmen bölgedeki İslami yapıların PKK'ya baş eğmediğini belirten Tanrıkulu, yaşanan acı olayl

2014 yılında HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanı Tanrıkulu, 6-8 Ekim saldırılarında İslami kesimin topyekûn hedef alındığını hatırlattı.

Gerçekleştirilen katliamlara rağmen bölgedeki İslami yapıların PKK'ya baş eğmediğini belirten Tanrıkulu, yaşanan acı olaylardan hala ders çıkartılmadığını ifade etti.

Tanrıkulu, "Evet, aradan 12 yıl geçti. Hâlâ acılar ilk günkü gibi yerinde duruyor. O günlere gittiğimiz zaman belki de İslami hareket ve Müslümanlar açısından tarihsel bağlamda ilk kez karşılaşılan toptan bir yok edilme durumu vardı. Çünkü güç zehirlenmesi yaşayan PKK ve ona destek veren emperyalist ülkelerin direktifleri doğrultusunda bölgeyi İslamsızlaştırmak için bir girişim vardı." dedi.

PKK'nın 6-8 Ekim saldırılarından önce de bölgedeki Müslümanları yine hedef alarak, adres belirleyerek ortadan kaldırmayı hedeflediğini kaydeden Tanrıkulu, "Bunun için de belki bir yıl öncesinden, hatta 2013 yılında başlayan 'çözüm süreci'yle birlikte kırsala dayalı 'şehir gerillacılığı' adı altında bir örgütlenmeye gitmişlerdi. Şehirlerdeki hedeflerinden ilk sırasında da HÜDA PAR ve çevresi, yani İslami kesim oluyordu. Ve Kobani'de yaşananları bahane ederek, bir vesileyle bölgedeki Müslümanları etkisiz hâle getirmek; evlerini, iş yerlerini, arabalarını yağmalamak için bir çalışma içerisine girmişlerdi." ifadelerini kullandı.

"Partimizin 200'den fazla il ve ilçe teşkilatlarımızla beraber üyelerimiz hedef alındı"

Tanrıkulu, "6-8 Ekim'de gerçekten çok korkunç olaylar meydana geldi. Vahşice, barbarca cinayetler işlendi. İslami kesim topyekûn olarak hedef alındı. İslam'ın şiarları hedef alındı. Camiler, medreseler, sivil toplum kuruluşları ve aynı zamanda partimizin 200'den fazla il ve ilçe teşkilatımızla beraber üyelerimiz hedef alındı. Çünkü hedeflerine ulaşabilmeleri için önlerinde görmüş oldukları en büyük engel İslam ve İslami kesimdi. Allah'a hamdolsun ki hedeflerine ulaşamadılar. İslami kesimin basiretli yaklaşımı ile onların hile ve tuzakları tamamen etkisiz hâle getirildi." şeklinde konuştu.

O dönemde yaşananların perde gerisindeki güçlere işaret eden Tanrıkulu, şöyle konuştu:

"Hatırlarsanız, 2013-2014 yıllarına gittiğimizde büyük şeytan ABD'nin Adana Konsolosu Espinoza ne zaman Diyarbakır'a geldiyse -ki bu kişi HDP ve PKK'lılarla görüşüyordu- ve bu görüşmelerden sonra yine partimiz, İslami sivil toplum kuruluşları da hedef alınıyordu. Amerika; bölgenin İslamsızlaştırılmasını, İslami bir bilincin olmamasını, komünist ve materyalist bir düşünceye sahip, aynı zamanda cinsi sapıklığı savunan bir düşüncenin Kürtler arasında yaygınlaşmasını istiyordu. Buna da karşı duracak olan İslami kimliği benimseyen Müslümanlardı. Dolayısıyla emperyalist ülkeler PKK'yı kullanarak buradaki Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak istiyordu... O yıllarda özellikle Suriye üzerinden TIR'larla tonlarca silah göndermesi, onlara eğitim vermesi, hepsinin bir amacı vardı!"

"PKK-HDP Müslüman Kürt halkından özür dilemedi, özeleştiri yapmadı"

Tarihsel sürece bakıldığında pişmanlıklarını dile getiren bazı HDP çizgisindeki kişiler olduysa da genel olarak bir değerlendirme yapıldığında yaşananlardan bir ders çıkarıldığına şahit olmadıklarını söyleyen Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı:

"Dolayısıyla Müslüman Kürt halkından özür dilenmedi. Muhasebe yapmadılar veya onların deyimiyle bir özeleştiri yapmadılar. Bazılarının hâlâ belki hukuki süreçleri devam ediyor. Fakat bunlar, halkımızın vicdanında ve tarihsel anlamda mahkûm edilmişlerdir. Çünkü kendi yaşadığı coğrafyada insanına, komşusuna çok vahşi bir şekilde saldırıların olması, iş yerlerinin ve arabaların yakılması, mal ve mülkün talan edilmesi... Ben böyle ciddi bir muhasebe yaptıklarına da inanmıyorum. Böyle de görmedik."

Kendilerinin, şiddet ve çatışmaya karşı olduğunu vurgulayan HÜDA PAR Genel İdare Kurulu üyesi Şeyhmus Tanrıkulu, halkın desteğini almak için fikirsel anlamda çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:

"(PKK'nın) İnsanlara vadettikleri karşılığında yüz bine yakın Kürt hayatını kaybetti"

"Elinizdeki silah ve askeri güçle kendi ideolojinizi başkalarına kabul ettirmeye çalışmak ve kabul etmeyenleri ortadan kaldırmaya çalışmanın sonucu ne olur? İşte bugün geldikleri nokta odur. Suriye'de rezil ve rüsva oldukları gibi Türkiye'de de rezil ve rüsva oldular. 50 yıl önce yola çıktıkları hedefleri, stratejileri nerede… İnsanlara vadettikleri karşılığında yüz bine yakın Kürt hayatını kaybetti, çok ciddi anlamda bedeller ödendi. Şu an geldikleri noktada, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyorlar."

"Onların silah bırakması barbarca cinayetler işlemeyecekleri anlamına gelmez"

İçinde bulunulan süreci de değerlendiren Tanrıkulu, PKK'ya duyulmayacağını vurgulayarak, "Şunu unutmayalım ki, PKK gibi jakoben, despot ve marksist düşünceye sahip olan bir örgüt, eline ne zaman fırsat geçerse benzer sokak çatışmalarını veya vahşi cinayetlerini işlemeye hazırdır… Bugün kendilerini feshetmeleri veya silahı bırakmaları demek, yarın tekrar böyle vahşice, barbarca cinayetler işlemeyecekleri anlamına gelmez. Her zaman tedbirli olmak gerekiyor. Ben bir kez daha şehitlerimize Allah'tan rahmet; ailelerine, sevdiklerine ve dava arkadaşlarına sabırlar diliyorum." şeklinde konuştu. (İLKHA)