HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi, TBMM'ye sunulan 12. Yargı Paketi ve Şeyh Said Efendi'nin şehadet yıl dönümüne ilişkin de
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi, TBMM'ye sunulan 12. Yargı Paketi ve Şeyh Said Efendi'nin şehadet yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Yargı paketi beklentileri karşılamaktan uzaktır"
Haziran 2026'da TBMM'ye sunulan 12. Yargı Paketi'ni değerlendiren Demir, "Büyük beklentilerle Meclis'e sevk edilen 12. Yargı Paketi, bazı teknik düzenlemeler içermekle sınırlı kalmıştır. Toplumun uzun süredir beklediği temel sorunların çözümü bir kez daha ertelenmiştir. Özellikle yıllardır adalet tartışmalarının merkezinde yer alan süresiz nafaka meselesine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemesi önemli bir eksikliktir. Aynı şekilde aile yapısını ve çocukların üstün yararını doğrudan ilgilendiren, sözde cinsiyet değişikliği adı altındaki cinsiyet iptali süreçlerinin sıkı şartlara bağlanmasına yönelik beklentiler de karşılıksız kalmıştır." dedi.
"Toplumun adalet beklentisini karşılayacak reformların ertelenmesini doğru bulmuyoruz"
Toplumun adalet beklentisini karşılayacak reformların ertelenmesini doğru bulmadıklarını belirten Demir, "Bunun yanında, infaz hukukunda yıllardır ciddi eleştiri konusu olan çoklu infaz sistemi korunmuş; suçun niteliğine göre farklı infaz rejimleri yerine adalet ve eşitlik ilkelerini esas alan, ayrımcılığa yol açmayan, tek ve adil bir infaz sistemine geçiş yönünde herhangi bir irade ortaya konulmamıştır. HÜDA PAR olarak toplumun adalet beklentisini karşılayacak reformların ertelenmesini doğru bulmuyor; aile kurumunu güçlendiren, hukuk güvenliğini artıran ve infaz sisteminde eşitliği sağlayan düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz." diye konuştu.
"Şeyh Said Efendi ve dava arkadaşlarının hatırasına saygı gösterilmelidir"
Şeyh Said'in büyük bir âlim, kâmil bir mürşit ve halkının inancı ve kimliği uğruna mücadele eden cesur bir önder olduğunun altını çizen Demir, "Mevlânâ Halid-i Şehrezorî'nin manevi çizgisinden beslenen Şeyh Said Efendi, yalnızca dinî bir rehber değil, aynı zamanda halkının dertleriyle hemhâl olan sosyal ve siyasi bir önder olmuştur. Şeyh Said, hayatı boyunca işgale, zulme ve haksızlığa karşı durmuş; akrabaları, müntesipleri ve talebeleri ile birlikte Rus işgaline karşı cihad etmiştir." şeklinde konuştu.
"Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının hatırası, İslam ümmetinin vicdanında yaşamaya devam etmektedir"
1925 yılında İstiklal Mahkemelerince verilen kararla Şeyh Said Efendi ve dava arkadaşlarının darağaçlarında idam edildiğini hatırlatan Demir, "Ancak ne idamlar ne de yıllarca sürdürülen karalama kampanyaları onları halkın gönlünden silebilmiştir. Aradan geçen bir asrı aşkın zamana rağmen Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının hatırası, Kürtler ile birlikte bütün bir İslam ümmetinin vicdanında yaşamaya devam etmektedir." diye konuştu.
"Yaşatılan mağduriyetler nedeniyle resmi özür dilenmeli"
Başta Şeyh Said Efendi olmak üzere İslam âlimlerine ve öncülerine yapılan haksızlıklarla yüzleşilmesi, hatıralarına yönelik inkâr ve karalama politikalarının terk edilmesi gerektiğini belirten Demir, şöyle devam etti:
"Yaşatılan mağduriyetler nedeniyle resmi özür dilenmeli ve gizli tutulan mezar yerleri açıklanmalıdır. Bu yönde atılacak adımların, adalet duygusunun güçlenmesine, toplumsal hafızanın onarılmasına ve Kürt-Türk kardeşliğinin tahkim edilmesine katkı sunacağına inanıyoruz. Bu vesileyle Şeyh Said Efendi'yi, Melekanlı Şeyh Abdullah'ı, Palulu Şeyh Şerif'i, Hanili Salih Bey'i, Seyyid Abdülkadir Efendi'yi, Dr. Fuad Bey'i, Şeyh Eyyüp Efendi'yi ve Diyarbakır Dağkapı Meydanı'nda şehadete yürüyen bütün dava arkadaşlarını rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Allah hepsine rahmet eylesin. Ruhları şâd olsun."
"NATO, küresel sömürgeciliğin ve işgal politikalarının silahlı gücü olarak hareket etmiştir"
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'ne ilişkin de açıklamalarda bulunan Demir, "NATO, kurulduğu günden bu yana küresel sömürgeciliğin ve işgal politikalarının silahlı gücü olarak hareket etmiştir. Afganistan, Irak, Libya ve daha başka yerlerde sebep olduğu katliamlar, yıkımlar ve geride bıraktığı istikrarsızlıklar ortadadır. 1952'den beri bu ittifakta yer alan Türkiye, artık şu gerçeği net olarak görmek zorundadır; ülkemize yönelik en somut tehditler, bizzat NATO çatısı altındaki sözde müttefiklerden ve onların koruyup kolladığı, 'üye olmayan en sadık müttefik' olarak adlandırılan siyonist terör şebekesinden gelmektedir." dedi.
"Bugün gelişi övgüyle duyurulan Trump, Türkiye'yi geçmişte yaptırımlarla hedef aldı"
NATO'nun patronu konumundaki ABD'nin, Gazze'de asrın en büyük soykırımını yapan işgal rejimi israile silah ve finansman sağlayarak bölgeyi kaosa sürüklediğine dikkat çeken Demir, şunları söyledi:
"Bugün gelişi övgüyle duyurulan Trump'ın, Türkiye'yi geçmişte yaptırımlarla hedef aldığı ve bu yaptırımların birçoğunun hâlâ yürürlükte olduğu gerçeği, sözde müttefikliğin gerçek yüzünü gözler önüne sermektedir. Adı geçen şahıs, 'Belirlediğim sınırların dışına çıkarsa Türkiye'nin ekonomisini mahvederim' diyen kişidir."
"Türkiye'yi kuşatma çabasının en somut göstergeleridir"
Türkiye'nin, savunma sanayiinde kendi kendine yeterli hâle gelmeye çalıştığı her dönemde NATO üyesi ülkelerin sistemli engellemeleriyle, ambargolarla ve gizli-açık yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını anımsatan Demir, "Kendi göbeğini kesmeye çalışan bir Türkiye'yi düşman gören bu yapının, muhtemel bir çatışmada safını hangi yönde belirleyeceği açıktır. Fransa'nın Güney Kıbrıs'taki hukuksuz üsleri ve Yunanistan ile kurulan ittifaklar, Türkiye'yi kuşatma çabasının en somut göstergeleridir." açıklamasını yaptı.
"Dışa bağımlılığı reddeden güçlü bir bölgesel iş birliği mekanizmasına öncülük etmeliyiz"
Türkiye'nin, Batı merkezli bu yapıya enerji harcamayı bırakması çağrısında bulunan Demir, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
"Beyin ölümü gerçekleşmiş, yalnızca ABD ve siyonizmin çıkarlarına hizmet eden bu köhne güvenlik şemsiyesine bağımlı kalmak ve ona gereğinden fazla önem atfetmek, Türkiye için bir güvenlik zafiyetidir. Türkiye, Batı merkezli bu yapıya enerji harcamayı artık bırakmalı; kendi güvenlik paradigmasını inşa etmelidir. Çözüm; bölge gerçeklerine dayanan, coğrafyamızın ortak güvenliğini esas alan, dışa bağımlılığı reddeden güçlü bir bölgesel iş birliği mekanizmasına öncülük etmektir." (İLKHA)