USS George Washington uçak gemisinin Pasifik'ten ayrılarak İran operasyonları nedeniyle uzun süredir bölgede bulunan USS Abraham Lincoln'ün yerini almak üzere Orta Doğu'ya gönderilmesi planlanıyor. Böylece Washington yönetiminin İran İslam Cumhuriyeti'ne
USS George Washington uçak gemisinin Pasifik'ten ayrılarak İran operasyonları nedeniyle uzun süredir bölgede bulunan USS Abraham Lincoln'ün yerini almak üzere Orta Doğu'ya gönderilmesi planlanıyor. Böylece Washington yönetiminin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik yaptığı hukuksuz saldırıların uzamasıyla aynı faaliyetleri sürdürme çabası, ABD'nin Çin'e karşı stratejik öncelik ilan ettiği Pasifik'te yeni bir boşluk oluşturuyor.
Washington yönetimi bir yandan Asya-Pasifik'i stratejik açıdan öncelikli bölgelerden biri olarak tanımlarken, diğer yandan bölgedeki en önemli askeri unsurlarından birini İran İslam Cumhuriyeti savaşı için Orta Doğu'ya kaydırıyor. ABD'nin "Asya'ya dönüş" söylemi, İran İslam Cumhuriyeti cephesinin uzamasıyla birlikte giderek daha fazla kâğıt üzerinde kalan bir strateji görüntüsü veriyor.
USS Abraham Lincoln'ün görev süresi de başlangıçta planlanan mayıs ayındaki dönüş tarihinin ötesine uzatıldı. Geminin denizde kesintisiz olarak 240 günden fazla kalması, mürettebatın psikolojik ve fiziksel dayanıklılığı konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirirken, gemideki ruh sağlığı ve ikmal sorunlarına ilişkin endişeler de artıyor.
ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti savaşına hazırlıksız yakalandığı yönündeki değerlendirmeler de dikkat çekiyor. Hudson Enstitüsü savunma analisti Bryan Clark, Washington'ın çatışmanın bu kadar uzun sürmesini öngörmesi halinde uçak gemilerinin konuşlandırılma takviminin farklı planlanabileceğini belirterek, mevcut sıkışıklığın yetersiz hazırlığın sonucu olduğunu ifade ediyor.
Kentucky Üniversitesi'nden ulusal güvenlik ve diplomasi uzmanı Robert Farley ise uzun süreli görevlerin mürettebat üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Farley, personelin yeterince dinlenememesinin operasyonel verimliliği zaman içinde düşürdüğünü belirtiyor.
ABD Donanması'nın elinde 11 uçak gemisi bulunmasına rağmen, bunların aynı anda yalnızca sınırlı bir bölümü operasyonel olarak konuşlandırılabiliyor. İran savaşı nedeniyle bu kapasitenin daha da sıkışması, Washington'ın küresel ölçekte aynı anda birden fazla cephede askeri güç gösterme iddiasını sorgulatıyor.
Üstelik sorun yalnızca uçak gemilerinin denizde tutulmasıyla sınırlı değil. Uzun görevlerin ardından gemilerin bakıma girmesi gerekiyor ve ABD'nin bu dev savaş gemilerini yenileyebildiği yalnızca iki tersane bulunuyor. Bu durum, önümüzdeki yıllarda "bakım borcu" olarak tanımlanan ciddi bir kapasite açığı oluşturabilir.
ABD'nin Pasifik'teki askeri varlığının zayıflaması ise Çin açısından adeta Washington'ın kendi eliyle açtığı bir fırsata dönüşüyor.
Çin bu hafta Endonezya ile deniz tatbikatları gerçekleştirirken, Japonya ve Filipinler'le yaşanan gerilimler de devam ediyor. Pekin ayrıca Güney Çin Denizi'ndeki Scarborough Sığı çevresinde askeri tatbikat düzenledi. Geçen ay ise Çin'e ait güdümlü füze destroyeri Japonya'nın güneyindeki Okinotori Adası açıklarında gerçek mühimmatla tatbikat gerçekleştirdi.
Washington'ın bölgedeki askeri ağırlığının azalması, ABD'nin müttefikleri açısından da güven sorunu oluşturuyor. Güneydoğu Asya Programı Direktörü Greg Poling, Trump yönetiminin daha önce Ortadoğu'dan uzaklaşma hedefi açıklamasına karşın bunun tam tersinin yaşandığını belirterek, ABD'nin İran nedeniyle yeniden Ortadoğu'ya saplandığına dikkat çekiyor.
Poling'e göre Pekin, ABD'nin dikkatinin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelmesinden ve Washington'ın Asya'daki müttefiklerinin yaşadığı belirsizlikten memnun.
Hudson Enstitüsü analisti Clark ise Çin'in ABD'nin bölgedeki gerilemesini kendi propaganda anlatısının bir parçası haline getirdiğini belirtiyor. Buna göre Pekin, Filipinler, Japonya ve Endonezya gibi ülkeleri ABD'nin artık Batı Pasifik'teki en güçlü oyuncu olmadığına ikna etmeye çalışıyor.
ABD'li yetkililer ise Pasifik'in ekonomik ve stratejik öneminin kaybedilemeyecek kadar büyük olduğunu savunuyor. Ancak İran İslam Cumhuriyeti savaşı nedeniyle bir uçak gemisinin bölgeden çekilmesi, Washington'ın söylemiyle sahadaki gerçeklik arasındaki farkı daha görünür hale getiriyor.
Trump yönetiminin uçak gemisi hesabı kabarıyor
Trump'ın ikinci başkanlık döneminde uçak gemileri, İran İslam Cumhuriyeti başta olmak üzere çeşitli saldırıların temel unsurlarından biri haline geldi.
Uzmanlara göre savaş gemileri ve mürettebatı sınırsız bir kapasiteye sahip değil. Dinlenme süresinin azalması, uzun görevler ve sürekli operasyon baskısı, hem personelin sağlığını hem de gemilerin savaşma kapasitesini olumsuz etkiliyor.
Washington'ın önündeki tablo bu nedenle oldukça ironik. Çin'i çevrelemek için Pasifik'e ağırlık vermek isteyen ABD, İran İslam Cumhuriyeti'ne güç yetirememeye devam ettikçe kendi uçak gemilerini Ortadoğu'ya göndermek zorunda kalıyor. Bunun bedeli ise Pasifik'te boşalan askeri alan, yıpranan mürettebat ve önümüzdeki yıllara devredilecek bakım yükü olabilir.
Başka bir ifadeyle, Washington küresel güç görüntüsünü korumaya çalışırken, İran İslam Cumhuriyeti cephesinde uzayan savaş ABD'nin aynı anda her yerde güçlü olamayacağını giderek daha açık biçimde ortaya koyuyor. (İLKHA)